|
|
- yabancı memleketlerde manasız yere barbekü diye adlandırılan,türk milletinin ve türk erkeğinin en büyük zevki olan,yakmak için biraz çıra bir çakmak ve kömür bulundurulması gereken,deliklerine geçirilen ızgara ile pirzola,tavuk kanadı,antrikot,çupra gibi şeylerin pişirildiği,yanına açılan buz gibi rakı ve ya bira eşliğinde keyfi sürülen mobil ocak. *
- (bkz. mangal başı)
- cızbız, barbekü. topoğrafya stajında yapmayı düşündüğümüz açık hava ızgarası
- ısınmak için kullanılan,sac,bakır ya da pirinçten yapılan ateş kabı.
- üzerinde pişirildiği nesneden bağımsız olarak her seferinde başarılı sonuç veren nesnedir. kömürün üzerine biraz çıra konursa, işlem kolaylaşır. ilk başta et, balık, vs pişirilmek için kullanılan bu alet, ısısı azalınca, patlıcan, patates, soğan, domates, biber közlemek için kullanılır. burda közlenen patlıcanlarla olağanüstü bir patlıcan salatası oluşturulabilir ( şöyle bol ekşili ). deniz kıyısında ağaçların altında yakılması inanılmaz zevk verir. zira bu alet varsa alkolün olmaması imkansızdır. bu alkol de genellikle rakı olacaktır. buzluğun içerisinde getirilen rakıdan, güneş altında 4-5 duble tüketen bünye, arızaya bağlar, yedikçe yer, içtikçe içer, akabinde kendini denize atarak, süper eğlenir. günün sonuna doğru bu nesne üzerinde çay da yapılabilir. bu da ayrı bir zevktir.
- yaparız mangal, sucuğumuz kangal.
(sidar, 20.03.2005 12:52)
- (bkz: piiz)
- bir de bunun kankası vardır.
(bkz: semaver)(solti, 05.04.2005 21:39 ~ 22:00)
- akla yazı, çimenleri getirir. ve burası benim için olsa gerek; dayımı hatırlarım.
mangal yakmam ama yakılanı iyi kollarım kem gözlerden. hele bir aşıran olsun mangaldaki köfteleri, vallahi gözünün yaşına bakmam.
- mangal türk kültürünün en önemli unsurlarından biridir. elalem balkonunda duvara gömülü, bacaya bağlı beton yığınlarında mangalımsı icatlar türetse de asıl mangal, bulunan en küçük tatilde ormana götürülebilecek ve aileyi doyurabilecek ebatlarda olmalıdır. ateşi yakma süresi karizma belrileyici en önemli kıstastır. kömürle birlikte çıra ve ispirto gibi yardımcı maddelerle ateş kıvamına getirilir. yeni nesil mangalcılar teknolojiyi kullanıp fönle ateşi kuvvetlendirmek isterler. tam bu sırada oluşan kıvılcımlar mangalın görsel zevklerindendir. konulan ilk parti et/sucuk/balık tüm aileye eşit şekilde paylaştırılır. mangal başında duran kişi yediği yemekten pek fazla birşey anlamaz, sürekli bir koşuşturma içindedir fakat onun da en büyük zevki mangal ile uğraşırken atıştırmaktır. eğer varsa sucuk, sonlara doğru konur, birkaç parça biber, ekmeği de üstüne koydunuz mu, alın size muhteşem final. daha sonra hafifleyen ateşte kahve pişirmek farz olmuştur. ocakta pişen kahvenin aksine aheste aheste pişen bu kahvenin tadı da bir başka olacaktır....
(bkz: olsa da yesek)
güzel bir eğlencedir mangal, kendine has duygular barındırır...(misuf, 13.11.2006 20:55)
- (bkz: türkiye nin çevre politikası)
- yakmış olduğu el kadar ateşte "dana pişer be bu ateşte" geyiği yapıp bir müddet sonra alkolün de etkisi ile buna kendini inandıran, yedikçe içilesi gelen, içtikçe coşulası vazgeçilmez muhabbet hastasıyım,o ayrı
- mangal
akşam karanlığında bir şey görünmezmiş
ateşten ve dumandan başka.
kıtlık senelerinde kömürün bolluğu
huzur ve saadet verirmiş çocuk ruhuna
şair arkadaşım oktay rifat'ın...
ve münevver hanım, validesi,
balık pişirirmiş mangalda ve dumanını
mukavvadan yelpazesiyle
genzine doldururmuş arkadaşım.
(1938/insan, 1.10.1938)
(bkz: orhan veli)
- (bkz: mangala düşen köfteyi çıplak elle alan insan)
- yaz aylarının vazgeçilmezi.nerde buldun boş bi yeşillik kuracan hemen mangalı açıcan hemen rakını.
- bir erkeğin gerçek mutfak hünerlerine tanıklık edebileceğiniz yegane aktivite. er kişi, mangal başına geçmek için gönüllü olduğunda, aşağıda detaylandırılan bir seri olay yaşanır:
1. erkek mangalı ve mangal kömürünü çıkartır.
2. kadın ızgarayı temizler.
3. kadın bakkala gider.
4. kadın kasaba gider.
5. kadın fırına gider.
6. kadın salatayı ve sebzeleri hazırlar.
7. kadın pişirilecek etleri hazırlar.
8. kadın, etleri bir tepsi üzerine, gerekli malzemeler, baharatlar, vs ile dizer.
9. kadın temiz ızgarayı ve hazırladığı tepsiyi, mangalın başında dikilen adama getirir
10. erkek etleri ızgaranın üzerine yerleştirir.
11. kadın içeri geçip, masayı hazırlar.
12. kadın sebzelerin pişmesini kontrol eder.
13. kadın tatlıyı hazırlar.
14. kadın tekrar dışarı çıkar ve kocasına etin yanmakta olduğunu haber verir.
15. adam çok pişmiş eti ızgaradan alır ve kadına verir.
16. kadın tabakları çıkartır, masaya dizer.
17. adam içecekleri doldurur.
18. kadın masayı toplar, kahve hazırlamaya gider.
19. kadın kahve ve tatlı ikram eder.
20. yemekten sonra, kadın masayı toplar.
21. kadın gider bulaşıkları yıkar, mutfağı toparlar.
22. adam mangalı olduğu yerde bırakır, çünkü içinde hala yanan kömürler vardır.
23. adam karısına bugün mutfak işi yapmamaktan dolayı mutlu olup olmadığını sorar.
24. karısının şaşkın bakışları karşısında, kadınları mutlu etmenin imkansız olduğu kararına varır. *
- eğer siz mangalın başındaki kişiyseniz, o dumanın içinde pirzolaları, köfteleri dans ettirebiliyorsanız, eğer mangaldan yayılan kokuyla insanların karınlarını normalden farklı bir şekilde acıktırabiliyorsanız, eğer çevrenizdeki insanlar, birazdan onlara yaşatacağınız eşsiz ziyafetten ötürü size saygı duyup ayak işlerinizi zevkle yapıyorsa ve eğer yanınızda bir duble rakınız varsa ve de sigaranızı, maşa ile aldığınız bir közle yakıyorsanız;
varmıdır dünyada o an için sizden başka ulu bir insan olan?
- 13 ekim pazartesi gününden itibaren hürriyet gazetesi ile birlikte verilecek olan behiç pek, latif demirci, can barslan, cengiz üstün, emrah ablak, bülent üstün ve erdal belenlioğlu tarafından hazırlanan mizah dergisinin adıdır. işin ilginci onmaz bir aydın doğan karşıtı olan leman dergisinde çalışan behiç pek ve can barslan gibi, uykusuz dergisinde çizen cengiz-bülent üstün ve emrah ablak gibi çizerlerin de bu oluşum içinde yer almaları. sen yıllar yılı 3. sayfada aydın doğan'ı kene, kan emici gibi betimleyen karikatürleri çiz sonra onun gazetesine iş yap, hayret. bir hikayeyle bitirelim,
günlerden bir gün bir adam senatonun merdivenlerinde abraham lincoln'e yaklaşır ve halledilmesi gereken bir işi için büyük bir meblağ rüşvet önerir. abraham lincoln adama bakar ve eliyle merdivenlerden aşağıya doğru iter. bunun üzerine adam; "ne oldu düşündüğünüz rakamın çok mu altında oldu teklifim?" der, bunu üzerine lincoln; "bilakis düşündüğüm teklife çok yaklaştınız" diye cevap verir.
demem o ki aydın doğan, arkadaşların düşündüğü teklifi bulmuş anlaşılan. bayram da hürriyet'in lemanyak vermesiyle başlayan ilginç yakınlaşma büyüyerek sürüyor. biz de "vay ulan adamlar ne güzel muhalefet yapıyor" diye hayıflanıyoruz. herkes küpünü doldurmanın derdindeymiş yaşayarak öğreniyoruz.(diazepam, 13.10.2008 00:52 ~ 14.10.2008 00:41)
- hürriyet gazetesinin yeni mizah ekinin ismi.
"hamdolsun" şu kareden sonra gönül rahatlığı ile gidip yatabilirim artık :
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/...
- aydın doğan ile olan ilişkilerindeki ikiyüzlülük bir yana köşede çok kötüydü.
- hangi açıdan yaklaşılırsa yaklaşılsın, rüzgarın anında yön değiştirip, mangalla iştagal olan kişiye esmesiyle kötü dakikalar yaşatır gözlere.
- velev ki mizah değil.
- (bkz: mangal gibi yürek)
|