itü'deki eğitim kadrosu delicesine kaliteli olan, kazandığımda çok az bilgim olmasına rağmen işin içine girdiğimden beri her geçen gün daha çok sevdiğim ve zevkli hale gelen, makinacılar tarafından iş sahalarına büyük ölçüde tecavüz edilen mühendislik dalı.
ilk önce metalurji (metal-urji) mühendisliği ismiyle kurulan, zamanla metalik malzemeler dışındaki diğer malzemelerin de * insan hayatındaki öneminin artmasıyla ismi malzeme mühendisliği olarak değişen, malzemelerle ilgili şekillendirme, içyapı, karakterizasyon, kaplama, vs. konularda eğitimin verildiği "her devrin teknolojisi, o devrin malzemesiyle sınırlıdır" sözüyle öneminin çok iyi anlaşılabileceği mühendislik bölümü ...
anladığım kadarıyla piyasa bu mühendisliği tam olarak tanımıyor.
adam şöyle iş ilanı vermiş:
ısıl işlem konusunda bilgili,
polimer malzemelerin analizinde çalışabilecek
seyahat engeli bulunmayan,
askerliğini yapmış,
hede hödö...
üniversitelerin makine veya endüstri mühendisliği bölümünden mezun arıyoruz. (tercihen, itü, odtü, boğaziçi..)
bu herif resmen malzeme mühendisi arıyor ama farkında değil. o "endüstri" ne iş o daha bir ayrı katliam.
demirden korkmayanların gönül rahatlığı ile icra edebileceği meslek daha doğrusu bilim dalı. dünyayı döndürüler, demir dövenlerin, atomlarla isimler yazıp haritalar çizenlerin mesleğidir. proteinlerin kıçına motor takmayı hayal edenlerin *, nanoteknolojiyi bilen ve yaratanların, hükmedenlerin mesleğidir metallere ve plastiklere, camlara ve seramiklere. teoride ve pratikte, fikirde ve deneyde vardırlar ve olacaklardır da sonuna kadar "çekirdeği demir olan" döndükçe.
hangi bölümde okuduğunuzu soran yaşlı teyzelere metalurji mühendisliği dediğinizde 'hıı mıjmıji mühendisliği' gibi rencide edici cevaplar aldırtan bir bölüm(üm)dür.öss sonrası 'olsun bidaha girersin' tarzı tavsiyeler yağar etraftan.isminin az bilinmesi sadece sokaktaki vatandaş için geçerli değildir.fizik sınavında 41 yaşına gelmiş doçent sınav kağıdının tepesine metalorji mühendisliği yazıyorsa bu mesleğin isminde bir orospuluk olduğu kuvvetle muhtemeldir.ruh sağlığı için,soranlara malzeme mühendisliğinde okuyorum denmesi tavsiyedir . (bkz: psikoz)
bir aileye iki tane fazla geliyor.aman diyim..
ismiyle sınırsızca kelime oyunu ve/veya geyik yapılabilecek mühendislik dalı. dışarıdan bakınca ilginç geliyor da son sınıf olanların artık baydığını tahmin edebiliyorum buradan
ama kabul edin, en az biriniz "itü metaaaaaaaaal" geyiğini yaptı
aralarında "abi meteoroloji değil metalurji" düzeltmesini yapmaktan bıkıp "bugün karayelden keşişleme var abicim, iyi akşamlar dilerim" diye kestirip atanların da okuduğu bölüm.. ha okuluda ilk senesi olanlar sorulmadan "metaruljide okuyom ben, meteoroloji değil ama .. biz demiri çeliği inceliyoz. metalurji metalurji" diye uzatanlar vardır. anneleri babaları çocuklarının okuduğu bölümü adam gibi söyleyemezler konuya komşuya, sınırlıdır böbürlenmeleri..
-bizim oğlanda falanca ünide okuyo işte
+ayyy bizim tançuk da orada okuyo, seninki hangi bölümde?
-metaluforjifü... ay söyleyeliyomda hiç ben bunu ehihihi
+meteoroloji mi?
-yok kız o değil.. meteoroloji diyincede pek kızıyo bizim oğlan..
gibi.
"oğlum gidin işletme filan okuyun lan, manyak mısınız.. oğlum burada herkes abaza lan, içimiz dışımız demir çelik oldu anasını satayım. geçen sınıftan abdulsamet diye bi arkadaş manyayıp kalorifer borusunu yalamaya başladı" diye öğüt verirler küçüklerine ..
not: bu akşam hava yağmurlu, bakın demedi demeyin sonra.üzerinize yağmurluk alın.
üç senedir okurum ve yakından da uğraşırım bu güzel bölümle lakin her sene başında bölüme gittiğimde beni aptala çeviren birşey oluyor; gitgide bölümü seçen kızların sayısı geometrik olarak artıyor -hadi biraz abartayım- . bundan bir erkek öğrenci olarak son derece hoşnutum tabiki lakin bu hanımların okulu bitirdikten sonra ne bok yapacakları konusunda derin kuşkularım var. bilenler diyebilir ki "e canım kalite kontrolde çalışırlar , argede çalışırlar ..." yahu türkiye'de hangi fabrikanın kalite kontrol bölümünde 10 tane metalurji mühendisi çalışıyor allasen?
peki ne olacak? hiçbir akıllı işveren kalkıp da dökümhaneye ya da çelikhaneye kadın mühendis falan sokmaz, o ancak ped reklamlarında olur olsa olsa , tabi işverenin uçkuruyla ilgili planları varsa o ayrı. kabul etmek gerekir ki demir-çelik sektörü en eğitimsiz işçilerden oluşan bir iş koludur ve adamın canını çıkarır bir çelikhanede çalışmak. sıcak bir yandan, mühendis baskısı diğer yandan, üstten geçen potaların gürültüsü.... böyle bir ortama kadın falan sokmazlar , gerisi de lafı güzaftır.
bu pek sevgili kız arkadaşlarımız ya tanıdıkları vasıtasıyla fabrikaların kalite kontrol bölümlerine girmeye uğraşırlarki çoğu zaman sonuç vermez. çünkü en basit bir gerilim anında (örneğin üretimin bir aşamasındaki hata) kadın oldukları akıllarına gelir ve elleri ayaklarına dolaşır (yaşanmıştır yaz stajı sırasında) , ikincisi okul sıralarında akılları havada olduğundan mıdır yoksa demirle kömürle kim uğraşacak edasında röfleli saçlarla dolaşmalarından mıdır bilinmez ama bir gerçek varsa, malzeme bilgileri neredeyse sıfırdır bu güzel insanların. o kadar öyledir ki, ne malzemenin nasıl kırıldığını bilirler ne de onu geliştirebilmek için neler yapılabileceğini. sonuç ortadadır, bu bölüm kızlar için fazla ağırdır.
ileride mühendis diplomalı bankacı olmak isterlerse onu bilemem ama eğer durum buysa yazık değil mi alınan onca eğitime? ha bu arada bazen cabbar cevval hanımağalarda çıkabiliyor, onlara sözümüz yok tabi, bizden sayıyoruz. yahu şu başlığa yazı yazan nicklere bir bakın; balta, sarhoş ejderha, yako, kolpatusubasa.... ulan şu nicklere bakan birisi bile seçmez bu bölümü be!
işin klasik metalurji kısmı ile ilgilenen pek kalmadı artık. herkes akıllı malzemeler, biyo-malzemeler, nanoteknoloji, vs. gibi daha seksi konuları çalışıyor. bu bölümün güzelliği her alandan insanın çalışabilmesidir. dolayısı ile çoğu metalurji ve malzeme mühendisliği bölümünde, bu alandan yetişmiş, klasik metalurji çalışanlar azınlıktadır. temel bilimlerde kimyacılar, fizikçiler, görece az da olsa biyoloji ile alakalı çalışan insanlara, uygulamaya yönelik olarak da bütün mühendislik bilimlerine açıktır. bu yüzden artık çoğu yerde sadece malzeme mühendisliği diye anılmaya başladı.
türkiye'de işin metalurji kısmıyla en az 50 sene daha sıka sıka ilgilenilecektir çünkü ab ülkeleri yoğun çevresel baskılar neticesinde emek yoğun ve çevreye son derece zararlı bu sanayi dalını doğuya doğru kaydırmaktadırlar ve bu böyle devam edecektir diyor tüm trendler. türkiye avrupadaki en büyük 6. demir-çelik üreticisidir ve ileriki yıllarda ilk dörde kesinlikle girecektir, bunu da söylüyor istatistikler. ayrıca dünya çeliğe (ve demire ve alüminyuma ve tüm metallere) ihtiyaç duydukça metalurji var olacaktır, arabalar plastikten yapılırsa kalkar belki.
birde bu ülkede nanoteknoloji tabanlı üretim yapılması ya da biyoteknolojiyle yapay enzimlerin üretilmesi hikayedir, okuyan kişiler yurtdışında çalışırlarsa o ayrı tabiki. ikiyüz-üç yüz milyon dolarlarla olacak iş değildir ileri teknoloji tesislerini kurmak.