maltepe dersanesi   

adana çık aradan

  1. fetullah gülen cemaatinin dersaneler zincirinin ankara dergahı.
    (all of nothing, 17.04.2004 01:03 ~ 01:03)
  2. fem dershaneleri ankara şubesi
    (damned, 29.01.2007 20:45)
  3. fethullah gülen in ankaraya uzanan koludur..hem de öyle bir kol ki bu dallanmış budaklanmış sadece dersaneyle sınırlı kalmamıştır..yurtlara,abla abi evlerine ergenlik çağının tam olarak baharında olan gençlere güya(!) kucak açan beyin yıkama merkezlerine kadar uzanır..kendilerini allah yolunda hayır yapıyormuş gibi gösteren bu insanlar amaçlarını gerçekleştirmek için henüz 16 17 yaşında olan gençleri hedef almıştır..sinsice ama kabul etmeliyim ki zekice ulaşırlar amaçlarına..insanların dini duygularını sömürerek..maddi yetersizliklerini fırsat bilerek..
    kız ve erkek öğrencilerin farklı şubelerde ders gördüğü,başarı düzeyi yüksek öğrencilerden para almayan ve bu öğrencileri belli zamanlarda eğitim(!) kamplarına alan,ciddi anlamda kaliteli yayınlara ve başarılı öğretmen kadrosuna sahip dersanelerdir..ancak bu kamplarda verilen eğitim sadece derslerle sınırlı değildir..öğrenci öğretmen diyalogları dini sohbetlere kadar uzanır gider..henüz her türlü etkilenmeye açık yaşta olan öğrencileri yalan yanlış bilgilerle cemaatlerine katmaktır amaç..fetullah gülen tapılası insandır..şeyhtir..babadır onların gözünde..bu insanın adı sık sık anılarak bazı konulardan bi haber olan çocuklara bir iyi niyet abidesi,kader kurbanı gibi gösterilmeye çalışılır..kısaca bu dersaneler türkiyeyi iyiden iyiye sarmış,çepeçevre kuşatmış bir teşkilatın eğitime yansımış parçasıdır..hatta uzun vadeli bakıldığında en önemli parçasıdır..en azından bilinçsizce giden;ya da çocuklarını gönderen insanlar uyanmalı evlatlarını
    bir takım siyasi amaçların piyonu yapmamalıdır..
    (evrenin sonundaki babil balıgı, 14.11.2007 00:11 ~ 16.11.2007 13:49)
  4. lgs/oks ağırlıklı olan, imaj tazelemesi sonucu türeyen kolu için; (gitmeyiniz, sadece bakınız)
    (bkz: yenirenk dersanesi)
    (berrak, 14.11.2007 00:46)
  5. öğretmenlerin işlerini ciddiye aldığı dersanedir, gerekirse saat 23.00 lara kadar etüde kalır, anlatır da anlatırlar. iş yapmaktan çekinmezler, mutlu olur gibi bir halleri de yoktur aslında-sadece huzurludurlar.

    doğrudur, kampa alırlar öğrencileri yılın belli dönemlerinde; 2-3 tane hemcins öğretmen bir ev tutarlar (aslında kendileri tutmaz ama neyse), bol bol kanepe ve çalışma masası tedarik edilir, öğrenciler eve yatılı olarak çağrılır - opsiyonel olarak sabah 8 akşam 6 gidip gelen öğrenciler de vardır. dışarı çok önemli bir işiniz olmadığı sürece çıkamazsınız, izin yoktur. ancak veliniz sizi gelip alırsa oradan ayrılabilirsiniz yatılı kaldığınız sürece. çalışma saatlerinde -çeşitli sebeplerle- gülme krizi geçiren (ya da gürültü yapan) öğrencilere şöyle bir bakılıp çıkılır, olmadı sert bir şekilde uyarılır. öğlen saatleri -tercihimiz namaz vaktidir- namaz kılındıktan sonra öğrencilere, öğrenci ailelerinin veremediği terbiyeyi vermek için didinip durulur, sanki oradaki öğrenciler iffetsizmiş gibi iffetli olma dersleri verilir. sohbet tir bunun adı ama daha çok azara benzemektedir; 3 kadın salonun ortasına sandalyeleri çeker, durmadan anlatırlar "yüce rabbimiz şunu ister, şöyle yapın der," vs...

    siz orada, kendiniz gibi yatılı olmayan arkadaşlarınızla köşeye pısmış oturur, modern fiziğin içinden nasıl çıkacağınızı düşünür, öss ye sizi böyle yerlere girmek zorunda bıraktığı için saydırır ve kendi iradesizliğinize söverken ("kendin doğru düzgün çalışabilseydin bunlara gerek kalmayacaktı!"), kulaklarınızda hz. muhammed ismi düzenli şekilde çınlar, sonra birden üniversiteye gittiğinizde iffetli olmanız, bilhassa erkeklerin yanında bile durmamanız gerektiğinin dikte edildiğini duyarsınız, başınızı sallarsınız; iç ses çatışma halindedir bu arada:
    -kızım, kadın peygamberden bahsediyo sen küfrediyosun o arada başka şeylere?! oldu mu şimdi?
    +bi sus, anneme babama söylemediğini bırakmadı zaten, ben bu yaşa geldim anamdan babamdan terbiye almadan da, bunlardan alıcam ha?! bu arada sen o dizi sorusunun içinden nasıl çıkacağını düşün... bırak konuşmayı.

    sonra üniversiteyi kazanırsınız - onların yardımı olmadan; iffetlisinizdir zaten, öyle de kalırsınız - onların diktesine ihtiyaç duymadan. ama sizin kadınlık gururunuz, ailenizin gururu... ayaklar altına alınmıştır çoktan. hala istatistik çalışıp o günleri aklınıza getirirken neden o gün ses çıkarmadığınızı düşünür, "sen bana ailemin göya vermediği terbiyeyi vermeye kalkıyorsun, kimsin ki sen?!" demediğiniz için kendinize kızarsınız. bu arada babadan telefon gelir, öğrenirsiniz ki, bunları besleyen adam "kişilik haklarına saldırı" gerekçesiyle talep ettiği tazminatı kazanmıştır.

    -şimdi ne yapacağız baba? o kadar parayı...nasıl?
    +temyize gideceğim kızım...

    telefon kapatılır, sessizce ağlanır - o adamın ticarethanelerine verdiğiniz parayı şimdi o adam sizden geri istemektedir, kat be kat fazlasıyla hem de...
    (alternatif maliyet, 14.11.2007 01:26)
  6. masumane kancık kuzularını sadece bu dünyadaki değil, öbür dünyadaki sınava da hazırlayan, son teknoloji abdesthaneleri olan, dayadığı sınırsız testleri manevi ödevlerle destekleyen, kayıt yaptırana hoca efendinin 12 cd lik muhteşem setini veren yegane eğitim kurumudur..allah yolunda hızlı ve emin adımlarla ilerlemektedirler..
    (esek hosaftan ne anlar, 06.03.2008 23:12)
  7. malt konusunda yeni bir oluşuma girişmiş olan dersanedir.
    (yakışıklı değil ama karizmatik, 18.04.2008 01:41 ~ 21.04.2008 03:10)
  8. ilkokulda ailem beni liselere giriş sınavı için bi dersaneye kaydetmişti. ancak yakın çevremdeki arkadaşlarımın çoğu bu dersanenin ilkokul versiyonunun kızılay şubesinde olduğu için ağlaya zırlaya kaydımı bu dersaneye aldırmış, her şeyin muhteşem olacağını düşünerek büyük bir hevesle başlamıştım. yalnız bilen bilir, bu dersanelerde kızların ve erkeklerin rehberlik hocası ayrıdır ve her cins kendi cinsiyetinden rehber hocalarla muhatap olmak zorundadır. o gün de çıkışta kızların rehberlik toplantısı vardı. e doğal olarak gitmediğim için ailem aranıp şikayet edildikten sonra her hafta olan bu toplantılardan bi sonrakine katıldım. sızıntı dergisin öve öve bitirilemediği ve döve döve abone edilmek istendiği, kimin namaz kılıp kimin oruç tuttuğunu öğrenmek için kimi zaman kelime oyunlarıyla kimi zaman direkt sorulan sorularla dolu, o zamanlarda hiç duymadığım için bi türlü anlam veremediğim abla/abi muhabbetlerinin en büyük eğlence kaynağı olduğu, arada da akıllarına gelirse kaç soru çözüldüğü sorulan saçma sapan bir vakit kaybına uğramıştım. ondan sonra yalnızca bir kere gittim o toplantılara. gitmediğim her hafta, usanılmadan ailem aranmış, aranmış, aranmış annemin ''gelmiyosa gelmiyo işte yeter aramayın bıktık'' diye çemkirmesine kadar da aramaktan vazgeçmemişlerdi.
    samanyolu kurumlarına ait o zamanlar yeni yapılmış sayılabilecek bir okul vardı incekte. derece grupları gezi amaçlı o okula götürülür, çocukları ''bilmem kaç puan alırsanız bu okulda burslu okursunuz'' diye gaza getirmeye çalışırlardı. ki gelirdik de. çünkü gerçekten güzel görünen bir okuldu. hatta istedikleri puanı alamayacağımı bildiğimden aileme beni oraya parayla da olsa göndermeleri fikrini benimseyebilmeleri için çalışmalara başlamıştım. ama ücreti hayvan kadar bişeydi yanlış hatırlamıyosam 15-16 milyar civarıydı ve daha da komiği orası erkek lisesi olduğundan (pardon, 20 kişilik erkek sınıfına yama olarak alınan 2 kızdan oluşan karma lise) erkeklerden daha az para alınıyordu.
    o sıralarda bir gün sevgili rehber hocam beni çekip neden namaz kılmadığımı sordu. (tekrar belirtmek gerekirse: ilkokuldayım) ''kılmadığım namazların hesabını vermek allahtan önce sizden başlıyo heralde'' diye karşılık verdim. şaka lan, vermedim. nası vereyim anında ailemi arayıp olayı çarpıtıp çurputup başka bi boyutta anlatıyolar, bi de evde onların dırdırını mı çekseydim lgsye hazırlanan halimle. işin kötüsü babam bu dersaneye hiç istemeyerek sırf benim için kaydettiğinden şikayet de edemiyordum.
    neyse; sınava girdik, çıktık belli bir süre geçti puanlar açıklandı falan. ben 450 puan almıştım; o zamanlar afl hariç ankaradaki tüm liselere rahatlıkla girebildiğin bir puan. annemi yalvar yakar o meşhur okulu durum değerlendirmesi için arattım. karşıdaki ukala ses puanı beğenmeyip ancak yüzde elli indirim yapabileceklerini uyuz bi şekilde anlattı. benle aynı puanı alan erkek arkadaşlar beleş gidiyodu aynı okula ama. sonradan bi kız arkadaş lise ikide oraya kaydını aldırdı. ''başlangıç'' olarak feto hocanın cdlerini zorla dinletmişlerdi de isyanlardaydı kızcağız. daha da komiği bu lisede erkeklerle kızların yemekhaneleri ayrı, okul gezileri ayrı, kantinleri ayrı, hatta ve hatta fotokopi odaları bile ayrıydı. beyin yıkamanın türlü çeşitlerinin bu okullarda vuku bulduğunu belki ilkokulda değil ama sonra hikmet çetinkaya’dan, nurettin veren’den ve yaşayanlardan dinleyerek öğrenecektim. yaaa, yaaa.
    bu arada o toplantılara yalnızca bi kere daha gittiğimi söylemiştim ya onu da anlatayım: günlerden bir gün; sınıftaki kızlardan, bi sevinç, bi neşe, bi mutluluk dalga dalga etrafımızı sarmakta. içlerinden birini tutup bu neşenin sebebini sorduğumda, ''çıkıştaki toplantıda kutlama var pasta kesicez yuppiii'' dedi. e ben de çıkışta soluğu toplantı salonunda alarak beklemeye koyuldum tabi bir yandan da merak ediyorum acaba kimin doğumgünü niye benim haberim yok falan diye. neyse kızlar geliyor, pasta geliyor, hala kimin doğumgünü diye kafa patlatmaktayım. ve hoca : ''evvet kızlaarr… bugün, bildiğiniz üzree, peygamberimizin doğum günüüü, hepimizin kutlu doğum haftası kutlu olssuuuuğn!!''
    bu acıklı durumun üstüne beynimin kulağıma çaldığı müziği dinledim bi süre: diririiiiri diriiğri ri ri ri riiiii (deniz fenerinin acıklı fon müziği)
    ve aceleyle pastayı yiyip uzaklaştım.
    (raspberryswirl, 30.07.2008 14:47 ~ 12.08.2008 14:27)