öğretmenlerin işlerini ciddiye aldığı dersanedir, gerekirse saat 23.00 lara kadar etüde kalır, anlatır da anlatırlar. iş yapmaktan çekinmezler, mutlu olur gibi bir halleri de yoktur aslında-sadece huzurludurlar.
doğrudur, kampa alırlar öğrencileri yılın belli dönemlerinde; 2-3 tane hemcins öğretmen bir ev tutarlar (aslında kendileri tutmaz ama
neyse), bol bol kanepe ve çalışma masası tedarik edilir, öğrenciler eve yatılı olarak çağrılır - opsiyonel olarak sabah 8 akşam 6 gidip gelen öğrenciler de vardır. dışarı çok önemli bir işiniz olmadığı sürece
çıkamazsınız, izin yoktur. ancak
veliniz sizi gelip alırsa oradan ayrılabilirsiniz yatılı kaldığınız sürece. çalışma saatlerinde -çeşitli sebeplerle- gülme krizi geçiren (ya da gürültü yapan) öğrencilere şöyle bir bakılıp çıkılır, olmadı sert bir şekilde uyarılır. öğlen saatleri -tercihimiz namaz vaktidir- namaz kılındıktan sonra öğrencilere,
öğrenci ailelerinin veremediği terbiyeyi vermek için didinip durulur, sanki oradaki öğrenciler iffetsizmiş gibi
iffetli olma dersleri verilir.
sohbet tir bunun adı ama daha çok
azara benzemektedir; 3 kadın salonun ortasına sandalyeleri çeker, durmadan anlatırlar "yüce rabbimiz şunu ister, şöyle yapın der," vs...
siz orada, kendiniz gibi yatılı olmayan arkadaşlarınızla köşeye pısmış oturur, modern fiziğin içinden nasıl çıkacağınızı düşünür,
öss ye sizi böyle yerlere girmek zorunda bıraktığı için saydırır ve kendi iradesizliğinize söverken ("kendin doğru düzgün çalışabilseydin bunlara gerek kalmayacaktı!"), kulaklarınızda hz. muhammed ismi düzenli şekilde çınlar, sonra birden üniversiteye gittiğinizde iffetli olmanız, bilhassa erkeklerin yanında bile durmamanız gerektiğinin dikte edildiğini duyarsınız, başınızı sallarsınız; iç ses çatışma halindedir bu arada:
-kızım, kadın peygamberden bahsediyo sen küfrediyosun o arada başka şeylere?! oldu mu şimdi?
+bi sus, anneme babama söylemediğini bırakmadı zaten, ben bu yaşa geldim anamdan babamdan terbiye almadan da, bunlardan alıcam ha?! bu arada sen o dizi sorusunun içinden nasıl çıkacağını düşün... bırak konuşmayı.
sonra üniversiteyi kazanırsınız - onların yardımı olmadan; iffetlisinizdir zaten, öyle de kalırsınız - onların diktesine ihtiyaç duymadan. ama sizin kadınlık gururunuz, ailenizin gururu... ayaklar altına alınmıştır çoktan. hala istatistik çalışıp o günleri aklınıza getirirken neden o gün ses çıkarmadığınızı düşünür, "sen bana ailemin göya vermediği terbiyeyi vermeye kalkıyorsun, kimsin ki sen?!" demediğiniz için kendinize kızarsınız. bu arada babadan telefon gelir, öğrenirsiniz ki, bunları besleyen adam "kişilik haklarına saldırı" gerekçesiyle talep ettiği tazminatı kazanmıştır.
-şimdi ne yapacağız baba? o kadar parayı...nasıl?
+temyize gideceğim kızım...
telefon kapatılır, sessizce ağlanır - o adamın ticarethanelerine verdiğiniz parayı şimdi o adam sizden geri istemektedir, kat be kat fazlasıyla hem de...