yaşam bağlarının koptuğu bir hal.
bunu bir 6 ay yaşamak demek, o 6 ay'ın nasıl geçtiğini bile bilemeyecek kadar hayattan kopuk olmak demektir. yaşam boyu, sanırım ya da umarım en fazla bir defa yaşanıyordur.
2 ile 2'yi toplamaya bile üşenmek, tuvalete gitmeyi üşenmek, bir şekilde kendini bırakmayan ve intihar düşlerini tetikleyen bir suçluluk, ve sürekli uyuma ile sürer gider.
bu durumu yaşamış biri olarak diyebilirim ki, aslında major depresyon halindeki insan, kendini kurtarmak ister, ama enerjisi o kadar azdır ki, buna herhangi bir teşebbüsü bile gerçekleştiremez. bu halinden ötürü oluşan kendine yönelik kızgınlık da intihar düşüncesini tetikler. bu durumu yaşarken, bendeki intihar düşlerini tetikleyen şeylerin başında, bazı yakınlarımın bana söylediği "ne olacak senden, senden bir bok olmaz, okulu neden bıraktın, kaldır kıçını da bir işe yara..." gibi söylemlerin olduğunu hatırlıyorum. bunlar masum sözler gibi gözükebilir ama söz konusu kişi mevzu bahis durumdaysa, en basit anlamda, "sorumsuzluktur" bunları demek. eğer bir yakınınız major depresyon geçiriyorsa, ki bunu görmemenizin imkanı yoktur zaten, ona mümkün mertebe şevkatli ve anlayışlı olun. zira intihar etmeyi düşünmesine rağmen, buna bile enerjisi olmadığını hatırlayın.
ayrıca antidepresan kullanımı sonrasında kişi biraz kendine geldi mi, intihar teşebbüsünde bulunmak konusunda daha tereddütsüz olabilir. bu da doğası açısından oldukça ilginç ve de bir o kadar tehlikeli bir olaydır.
son olarak belirteyim, major depresyonda en belirgin his,
suçluluk duygusudur. kişi hareket edemeyecek kadar dolmuş ve bırakmıştır, son damlayı taşıracak bir söz, bir davranış, hele ki antidepresanlarla ve diğer ilaçlarla kendine gelme durumuna girdiyse kişi, intiharı kaçınılmaz kılar.
(bkz:
distimi)