maia 

adana çık aradan

  1. yüzüklerin efendisi'nin dünyası olan arda'da yaşayan küçük tanrılar. en ünlüleri olorin(gandalf), sauron ve melian'dır.
    (sindaannun, 12.03.2004 13:24)


  2. valar'ın yardımcılarına verilen isim. hatta balrog da bunlardan biriydi.
    (aqua, 22.02.2005 05:20)
  3. 2. çağdan sonra orata dünyaya gönderilen 5 büyücü (bkz: istari) bu gruba dahildir.
    (bkz: gandalf)
    (bkz: saruman)
    (bkz: radagast)
    (bkz: alatar)
    (bkz: pallando)
    (lord andurien, 24.05.2006 23:44 ~ 23:49)
  4. çoğulu maiar dır.
    (noctis, 24.05.2006 23:48)
  5. orta dünya da yarı tanrılar olarakta bilinir. genelde valar ın yardımcılarından ve orta dünya ya bir amaç için gönderilen kişilerden oluşur.

    (bkz: eonwe) (manwe nin sözcüsü)
    (bkz: ilmare) (varda nın nedimesi)
    (bkz: osse) (dalgaların efendisi)
    (bkz: uinen) (durgun denizlerin efendisi)
    (bkz: melian) (elf kraliçesi)
    (bkz: arien) (güneş)
    (bkz: tilion) (ay)
    (bkz: sauron) (yüzüklerin efendisi)
    (bkz: gothmog) (balrogların efendisi)
    (bkz: thuringwethil) (vampirlerin efendisi)
    (bkz: ungoliant) (örümceklerin efendisi)
    (bkz: draguin) (kurt adamların efendisi)
    (bkz: goldberry) (tom bombadil in karısı)
    (bkz: iarwain ben adar) (tom bombadil)

    ve beş büyücü

    (bkz: olorin) (gandalf)
    (bkz: curunir) (saruman)
    (bkz: aiwendil) (radagast)
    (bkz: alatar)
    (bkz: pallando)
    (dna, 31.08.2006 02:11 ~ 14.08.2007 04:36)
  6. zeus'la evlenip hermes'i doğuran, atlas ve pleione'nin kızıdır kendisi ve yağmur perilerinden bir tanesidir.zeus ile calisto’nun oğlu arkas’a süt ninelik ettiği için hera’nın hışmına uğramıştır.

    günümüzdeki mother, mutter gibi sözcüklerin, aynı zamanda eski yunanca'da "anne" anlamına gelen bir sözcük olan maia'dan türediği sanılmaktadır.

    yine the 4400'deki psişik bir kızın adıdır; bu kız size "yaw iyiydik. yine ne olacakmış ki?" diye sordurur diziyi izlerken.
    (maia, 31.10.2006 17:45 ~ 17:51)
  7. yunan mitolojisi tanrıçalarından biridir..roma mitolojisinde ise verim, bereket tanrıçası olan bona dae ile aynı tanrıçadır..isimleri mayıs anlamına gelen may kelimesine ilham olmuştur..
    (zeus, 05.01.2007 18:54)
  8. dnalarımın aynı olduğu, hayatımın yarısı, ikizim.
    (a fine day to exit, 30.01.2007 09:59)
  9. yara. kaşıma boşuna . o kadar çabuk iyileşeceğini sanıyorsan yanılıyorsun. sen kaşıdıkça o yara yine açılacak. kanar sonra. canın acıyacak.
    korkmuyor musun?
    bırak kabuk bağlasın. yaraların tek ilacı var, zaman. o kabuğu bağlatan zaman. zamana zaman tanı biraz. acele etme. yaranın altı hep yara. hep sıcak .hep kan...
    o kabuk bağlayacak ,sen kaşıyacaksın, ama... o yara kapanmayacak biliyorsun. ama bak yine de kaşıyorsun. kaşı o zaman. kaşı...
    ne açtı bu yarayı? neden hep sen yaralısın peki bu meydan muharebeleri, uzun yol arkadaşlıklarından herkes, her seferinde kazasız belasız kurtulup giderken neden tüm yaralar sen de açılıyor?
    o yaralar canını acıtsa da seni yaşatacak iyi biliyorsun. belki bu yüzden hiç iyileşmesin istiyorsun.
    sen ki yaralarınla var olduğuna inandın bugüne değin. kendi söylediğin bir yalana kandın. zavallı-sın...
    o yüzden sürekli yaralı geziyor, kan kaybediyorsun. kaç dikiş atıldı yaralarına, kaç iz saklı ruhunda. saymayı ne zaman bıraktın. bence yaralarını sarmayı bıraktığın gün saymayı da bıraktın...
    yaralarınla oynama. demeyeceğim.
    oyna, kaşı onları. kanat... bırak kan aksın. seyret önce, acısını çek , derinliğinde hisset. tüm vücudunu sarsın. sonra ilk müdahaleyi mecburen sen yapmalısın.
    kanın tadını duy.
    kırmızı.
    bir hayvan gibi yaşıyorsun madem hayvan gibi kendi ruhuna panzehir ol.
    ne kadar kaşırsan o kadar iz kalacak sonunda. biliyorsun. sen kendi acısına müptela, yaralarını gizli gizli sayıyorsun. herbir yara ayrı bir yaradır diye avutma kendini, hepsinin adresi tek ve aynı; sen.
    ah o sen-sin...
    her yaralanmada “bu son” diyen, “tamam burada bitti”, “yetti” diyen sen. yaralı bir ud çalıyor akan kanının içinde ve sen yaralarınla yaşamaya alışıyorsun her seferinde. bak artık bileklerindeki yaraların üzerini kapatmak için ellerini saklamıyorsun. dizindeki yaraların izlerinde tüy bitmiyor, hala sırtındaki tişörtü çıkartamıyorsun gerçi ama, olsun. sahi bir de kalbin vardı di mi?
    yaralı.
    kanıyor mu hala ?
    bilmiyorsun, tabi. hiç bilmezsin zaten...
    ölmeyi umarken öldürmüyor işte bu yaralar seni.
    büyütüyor. ne kadar yaralanırsan o kadar büyüyeceksin , gibi.
    ya da sana öyle geliyor belki.
    kim açtı bu yaralarını kim yaralıyor her seferinde seni. herkes kıl payı kurtulurken, teyet geçerken,sıyrık almazken neden hep hep ,her defasında sen?
    sormuyorsun di mi? ama cevabını da biliyorsun.
    her aynaya bakışında aynı cevap karşında duruyor. sen en gaddar kendine karşısın. en acımasız , en hoyrat,yaralarına karşı en umursamaz...
    en yaralı...
    o yaralar durduk yere açılmadı. falçatalar, çalımlar ve tüm o umutlar. sahi bir de umutlar var di mi?
    yok deme artık her yaralı hayvanda bir kurtulma umudu vardır.
    kalp ağırdır.
    yarası da öyle mi oluyor ?
    kan akıyor mu peki kaşıdığında kalbini. nasıl da tatlı kaşınır ,biliyorum. ama sen kaşarlanmış bir yaralısın. hayat seni her yaradan sonra daha bir öteliyor, daha bir iteliyor. sinir uçlarında algı bozukluğu bu yaşadığının adı. sinirlerin bozuk olmalı.
    bu soruların bir cevabı olmalı değil mi?
    haydi dinliyorum.
    oynama ama yaralarınla.
    ya da oyna.
    hadi.
    (maia, 21.06.2007 20:37)
  10. (bkz: mai)
    (camel, 15.08.2007 04:01)
  11. yalnızlıktan korkuyor muyum yoksa yalnız mı kalmak istiyorum bilmiyorum. duvarlara, insanların yüzlerine, bedenlerine çarpan sözlerin yankılanmadan bana dönmesinden yoruldum. kim ve ne olduğumuzdan daha derin bir kaygı bu. isimlendiremiyorum... bir kaçsam, bir bitse çok rahatlarım biliyorum; ama bittiğinde bunu istediğimden pişmanlık duyar mıyım karar veremiyorum. kime ve neden kızgınlığım, kırgınlığım... olmuyor, anlamlandıramıyorum... yapmam gereken onca işin arasında nasıl da vaktimden ve kendi hayatımdan çaldığımı fark ediyorum. fark ediyorum ancak durdurmuyorum.

    çok gülmek insanı yorar mı acaba? sürekli mutlu, gülen ve ideal kişi olmaktan mı yorgunluğum, bilmiyorum. kendi çok şanslı hissediyorum yine de, kendime karşın. sabahları erken uyanıyorum gün daha uzun sürsün diye. düşerken kimseden yardım istemiyorum; düşmenin sınırı yok ve tekil, öznel, kendi halinde bir süreç biliyorum çünkü artık.

    bu puzzleı bozup, yenisini en baştan yapacağımı biliyorum. içimde bir yerlerde hala var olan güce, benden ve her şeyden üstün güce güveniyorum. büyük bir leğen alıp, kağıttan gemiler yüzdürmek istiyorum yüzeyinde. su gibi aksın hayat diye çabalamak geliyor içimden, yolun neresinde ne zaman hangi molada kaybettiğim sakinliğimi geri getirsin istiyorum bana.

    derin nefesler alıyorum; insanların içlerindeki hırsı sigaradan almalarını anımsıyorum. derin, temiz, kendime ait nefesler alıyorum. onulmayan bir şey yok nasılsa diyorum, kendimi kendimden koruyorum. sahtelikten uzağa götürmek istiyorum kendimi, bir akıl hastanesi mesela. herkesin her şeye alışkın olduğu bir yere.

    ne zamandır bir bir şeylere şaşırmıyorum, ondan mı ileri geliyor bu kayıtsızlığım diye sorguluyorum. hiçbir şaşırmayan insan olmak için her şeyi yaşamış olmak gerek, o kadar deneyimli ve acıya bağışık hissetmiyorum oysa kendimi. tuhaf bir inat olsa gerek bu benimki.

    bunun adı büyümek mi bilmiyorum. bir isim verebilecek kadar çok sözcük kaldı mı diye dönüp bakıyorum içime. anlayamıyorum.

    durup bekliyorum olduğum yerde, geçmesini bekliyorum. inanmak istiyorum sadece. hayatı film ya da kitap iyimserliğinde yaşamaya ihtiyacım olduğunu seziyorum. hangi sıradan nasıl başlamalı diye düşünüyorum.

    kendimi azat ediyorum.
    (maia, 06.12.2007 21:56)
  12. gece yastığa başımı koyduğumda daha bir özlenen eşim, hayatım, aşkım, herşeyim. onsuz bir gece düşünmek üstelik bunu bir askeri koğuşunda düşünmek inan ki daha da zor geliyor ve ağlamamak için insan kendini çok zor tutuyor. her gece allah'ıma dua edip de "nolur bir an önce bitsin bu askerlik ve kavuşalım" şeklinde dualar edip durduğum ruh ikizim. sivil hayatta edilen kavgaların bile değerini insan o 21 kişilik koğuşta gecenin ayazında 2-4 nöbetini tutarken daha iyi anlıyor. atılan her adımda, söylenen her marşta, koşulan her metrede, tırmanılan her dağ kayalarında onun ismini içinden haykırmak ve bunu aleni bir şekilde yapmak istemek ama bölük komutanlarından azar işitmemek için yapamamak çok zor.

    her gece özlemle yatıp özlemle kalktığım tek insan. ama artık 1 hafta da olsa görüp özlem gidereceğim eşim.
    (guenhwyvar, 19.12.2007 00:16)
  13. basçısını lise servisinden tanıdığım yeni yetme bir grup. şimdilik derman ve bulanık isimlerinde 2 adet besteleri var. kişisel fikrime göre derman isimli şarkı güzel, ayrıca stüdyo kayıtlarından derlenmiş videosu da eğlenceli.. (bkz: http://www.maia.gen.tr) adresinden kendilerine ulaşabilir, haklarında fikir sahibi olabilirsiniz..

    ayrıca video için:
    (bkz: http://www.youtube.com/...)
    (sansursuz, 19.12.2007 00:28)
  14. suratını astığında suratımı astığım birkaç insandan birisi. yanında insan huzur bulmakta ve düşünceleri ile elleri birbirine dolanmaktadır. yokluğunda özlenen tapılası ve baş tacı edilesi varlık.
    (guenhwyvar, 27.12.2007 17:22)
  15. keremcem ve seden gürel'in ortak albümlerinin adı.. içinde çağırma aşk adlı bir şarkı vardır ki dinlenmesi gerekir..
    (amphitrite, 27.12.2007 18:08 ~ 18:08)
  16. (bkz: @2158409)

    civcivlerle ilgili kötü anılarının olduğunu düşündüğüm yazar.
    (özellikle nick konusunda çok hassas olan yazar, 28.12.2007 12:48)
  17. her saniye özlediğim, güldüğünde güldüğüm, üzüldüğünde üzüldüğüm hayatıma girmiş bir iki kişiden birisi ve iyi ki girmiş diyorum. hayatımın dönüm noktası olan ikinci kadın. birincisi annem diğeri ise maia. ikisini de kaybetme lüksüm yok ve ikisini de üzme lüksüm yok.

    kendimi kaybettiğim zamanlar son aylarda çok olsa da bu iki kadın beni hep düzeltmeye çalıştı. her ikisine de sevgim ve saygım sonsuz hele ki maia'nın sevgisi olmasaydı sanırım çıldırmanın eşiğinden dönemezdim ve kendimi düzeltemezdim bunu insan kendisinden uzaktayken daha iyi anlıyor.

    yanındayken duyduğum ve içime doyasıya çektiğim kendisine has o kokusunu özlediğim tek insan. o koku için neler vermezdim hayır o kokunun sahibi için neler vermezdim sanırsam daha iyi bir istek olur. her gece dua edip uzun ömürler dilediğim eşim. onsuz bir hayatı düşünemediğim hayat arkadaşım, onsuz bir izmir düşünemediğim dert ortağım ve yaşama nedenim. tüm sevgimi ve aşkımı 3 kelimeye sığdıramam ama daha fazlasını da söylemeye kelime haznem yetmez.

    seni çok seviyorum.
    (guenhwyvar, 10.01.2008 17:03)
  18. çocukluğunda şahsımdan korktuğunu yeni öğrendiğim yazar. kendisine teessüf ediyor ve de "balon ister misin?gel bak burda herkes yüzüyor" demek istiyorum.
    (pennywise, 25.02.2008 00:35)
  19. kavga da etsek, gülsek de yanımdan ayırmayacağım en kıymetli insanlardan birisidir.
    (guenhwyvar, 21.03.2008 15:04)
  20. nick altıma yazdığı giriyle bana akupunktur yapmış ve listeme 18.sıradan girmiş yazardır.
    (dynamite, 06.05.2008 01:37)
  21. listemde zamanla ilk 10'u zorlayacak gibi duran yazar.*
    (bkz: aleykümselam)
    (dynamite, 06.05.2008 02:11 ~ 02:11)
  22. seni arıyorum sevdiğim
    adı hasret olan bu şehrin
    ismi gibi özlem duyuran sokaklarında
    şehir hasret, sokak hasret
    gönül sana hasret

    adım garibe çıkmış
    tüm ışıkları sönmüş evimin
    akmıyor hasret ırmağı kurumuş
    gökyüzü yokluğuna inat simsiyah
    evim hasret, ırmak hasret
    gökyüzü hasret

    perdelerim örülü duruyor
    güneş bana inat doğmuyor
    zil bozulmuş olacak kimseler çalmıyor
    güneş hasret, zil hasret
    zaten bundan sonra
    senin adın vuslat
    benimki hasret
    (guenhwyvar, 31.05.2008 11:04)
  23. (hakkında bir şey yazmasam aklıma takılacaktı...) *
    "iyi misin" diye başlayan mesajlaşmaların ardından bi' durum olduğunda seve seve kim olursa olsun uğrunda adam dövmeye, psikolojik savaşlarda askeri olmaya razı olduğum özge insan, sıcak kanlı yazar yaratığı. kankam da yaptım tam oldu.
    (nilay, 05.06.2008 02:15)