beşiktaşın yüzüncü yılındaki şamiyonluğundaki kurgudan, bu sene daha iyi kurgu yapıldığını zikreden ancak çok büyü yanılgı içindeki çıtır yerine konulmuş kişilik. nitekim yüzüncü yılında derbilerde gol yemeyen beşiktaş bu maçta gol yemiştir.
soyadının aksine oldukça yaramaz tavırlar sergileyen fenerbahçe yöneticisidir. takımının her puan kaybettiği maçtan sonra çıkıp hakemleri suçlar , federasyonu suçlar , kimseyi bulamasa rakip takımdan birilerin suçlar. bunu kendine neden huy edindiği ise merak konusudur. halbuki gayet de babacan , tonton bir görüntüsü vardır.
11 nisan 2007 beşiktaş fenerbahçe kupa maçında kendisine çiçek uzatan çocuğu iterek ya da en azından görmezden gelerek kendisine uzatılan eli havada bırakacak kadar garip psikolojideki fenerbahce yöneticisi.
ntvspor.net'teki yeni bir açıklamasında şu denklemi kurmuştur: "(basketbol) federasyonun 3 yabancı kararını bence 5'e çıkartması gerekiyor. bu hesapla düşünürseniz futbolda da bu sayının 10 olması gerekir. basketbolda kadroda 10 oyuncu bulunuyor, bunun yarısı yabancı deseniz, futbolda da kadroyu 20 kişiden düşünürseniz bunun 10 tanesinin yabancı olması gerekir"
bununla yarışabilecek herhangi bir söylem bulamıyorum ve kendisine matematik ve felsefe derslerinden 100 veriyorum.
bir yönetici olarak hatta yöneticilik vasfını hiçbirşekilde taşımayan tipik bir amigo olarak zırvalamayı, saçmalamayı ilke edinmiş demeçlerine gülünecek insan.
bir maç hakem hataları olmasın eşitlik adalet istiyoruz diye haykırıyor. fenerbahçe aleyhine olan kararlarda maç sonunda ağzından tükrükler saçarak konuşuyor. ancak ne hikmetse centilmenlik dersi verdiğini sanan mahmut uslu fenerbahçe lehine verilen hakem hatalarında ne hikmetse hiçbir zaman konuşmayı seçmiyor. böyle saçma sapan bir yöneticilik olmaz. yönetici dediğin takıma maddi manevi her şekilde desteği veren, mikrofonlar uzatıldığında amigodan daha amigo konuşmayan, kişiliği ve karakteri ile futbol camiasına örnek olabilecek kişidir. eğer şeref tirübününde kaçan goller, yapılan fauller karşısında senin ülkenin formasını giyip takımına sayısız başarılar kazandıran futbolculara yöneticilik vasfını taşıdığın halde ''şeref'' tribününde sövüyor, ana avrat küfür ediyorsan, fincanı taştan oyarlar şarkısına ritmik el kol hareketlerinle destek çıkıyorsan hatta rakip takımın başkanının yanında bunu yapmayı kendine yediriyorsan senin yerin şeref tirübünü değil kale arkası tirbünüdür. lütfen artık iki takım taraftarı arasına bu şekilde nifak tohumları serpme. senin gibi yöneticiler olduğu sürece iki takım arasındaki bu aşırı fanatizm hiç bitmeyecek tam aksine artarak devam edicektir. açıklamalarıyla, hareketleriyle türk futboluna centilmenlik adına büyük darbe vurmaktadır.
insanların bazen üstlendikleri görev itibarı ile taratar kimliğinden sıyrılıp soğukkanlılığını muhafaza etmesi gerekliliğine örneklerden biridir.
bu konu sadece fenerbahçe için değil tüm camialar için geçerlidir. taraftar kimliğinden sıyrılamadığın ve efendiliğini muhafaza edemediğin müddetçe seviliyorsun ne yazık ki.
özhan canaydın zamanında aziz yıldırımın elini sıktı diye istenmeyen adam ilan edilmişti. oysa ki başkanın yaptığı sadece galip geleni tebrik etmekti. hazmedemedik, beceremedik...
kendi hakkını aramatan aciz ama iş tuttuğu takımlara gelince ağzından köpükler saçarak kendinden geçen bir milletin evlatlarıyız.
yazık...