belki ilginizi çeker
  1. · kendini sami yen de mi sandın
  2. · plastik top
  3. · çocukluk dönemi vazgeçilmezleri
  4. · büyüdükçe özlenen şeyler
  5. · 10 dakika daha lütfen
  6. · 80 lerde çocuk olmak
  7. · ninja kaplumbağalar
  8. · arkadaşla oyun oynarken hırs yapmak
  9. · senden elektrik alamadım
  10. · gol atan kaleye
gündem
  1. · tanrıya sorulacak tek soru
  2. · 18 kasım 2009 fransa irlanda cumhuriyeti maçı
  3. · disko kralı
  4. · yeşim salkım
  5. · kurban bayramı vahşeti
  6. · metrobüse para vermeyen tkp li öğrenciler
  7. · annelerin yakışıklı anlayışı
  8. · anneannelerden öğrenilenler
  9. · ben ona dedim ki dedim sen dedim

mahalle maçları*  

 sayfa  / 3
  1. hayatın en umursamaz,en rahat,en güzel döneminde yaptığımız,o an başka hiçbir şey düşünmediğimiz,sadece istediğimiz için oynadığımız süper maçlar.hiçbirimizin topa vuran ayakları milyonlarca dolar değildi,hiçbirimizin o maçlarda attığı goller bize şampiyonluk falan getirmedi,madalya filan da almadık işte bu yüzden güzeldi,çünkü amaçsızdı.
    (headfucker, 13.08.2004 17:41 ~ 17:41)
  2. takım kurmaktan bi türlü vakit bulunup da maça başlanamayan, bu çabaların hep altüst olmuş asfalt üzerinde olduğu eylen girişiminin genel olarak en kısa ifadesidir..
    (gocuklu, 01.11.2004 22:29)
  3. kavga çıkmazsa tadı çıkmayan olaydı bu. direk üstü de gol olmazdı.belki sevinçle elimizi ayağımızı yıkamaya koşmaktı bitiminde bize zevkli gelen, belki annemizin sırtımıza koyduğu bir mendil.belki.
    (wolfshade, 01.11.2004 23:36)
  4. hatırlayınca; bir anlık, içimi ısıtan, eskiye götüren, mutlu eden, biraz burkan ve afallatan en zevkli futbol maçları
    (solti, 30.11.2004 20:39 ~ 16.03.2005 21:35)
  5. kadro tamamlanamayıp da kızların kaleye konmak zorunda kalındığı maçlar..
    (juda, 01.12.2004 15:54)
  6. çocukluğumun unutamadığım zamanlarındandı bu maçlar..o zamanlar topu olan çocuk sayısı çok azdı ve dolayısıyla da topu olan çocuğa tanrıymış gibi tapılır,hürmet edilir,saygı gösterilirdi.eğer ki çocuk "bu benim topum la şerefsizin evlatları,alıyom topumu eve gidiyom" derse,bir hafta boyunca maç yapılmayacağı herkesin zihinlerine kazınır,büyük bir üzüntü ve sinir kaplardı içimizi.
    (close2death, 11.02.2005 12:58)
  7. penaltı genellikle topukla boş kaleye gönderilir. gol olursa hayır arkasını döndü kaleyi gördü gibi binbir türlü mızıtma aracı kullanılarak atış gol olmayıncaya kadar tekrarlanır.
    (bkz: 3 korner 1 penaltı)
    (allah kızlara güvenseydi zar koymazdı, 11.02.2005 13:03 ~ 13:03)
  8. küçük yaşlarda yapıldığında kızların kaleci olduğu, büyüyünce kenardan izlediği; çocukluğun yaşanası olayı...
    (si, 16.03.2005 17:20)
  9. adam alma diye bir olayda vardı mahalle maçlarında... iki kaptan (ki biri mutlaka topun sahibidir) karşılıklı dururlar herbiri bir adım atar kim diğerinin ayağına önce basarsa o ilk adamı alır sonra diğeri.

    (özel not: çok güzel günlerdi beee)
    (gblack, 16.03.2005 17:42)
  10. (bkz: kendini sami yen'de mi sandın)
    (thorgrim, 16.03.2005 17:54 ~ 17:57)
  11. okuldan eve gelinir yolda da sözleşilmiştir ya da bir gün önceden sonra çantayı attığınız gibi sokağa koşulur ve üst mahalleden takım ayarlanır bu gün üst mahalle (daha doğrusu iki üç sokak üstteki çocuklar) deplasmana geliyordur size, muhtemelen kames top ile oynanacaktır maç, dokuz katlısı daha makbuldür gerçi bir süre sonra dokuz katlı kames üretilmemeye başlanmıştır şimdi olsa servet değerinde onlar, tabii kames topumuz olacak da patlatana kadar oynamayacağız ne mümkün, üst mahalle gelir tarlaya gidilir ve taşlar üstüste konulup kaleler oluşturulur tabii ayak uzunluğu baz alınarak, gerisi alın teri bir de kaleye geçirilen takımın en kötüsünün kazmalığı, bir de topu komşunun bahçesine kaçıranlar vardır ki onlar asla unutulmaz hatta gider kendi alır duvardan atlayarak
    (boundless, 16.03.2005 21:26)
  12. (bkz: benim topum banane)
    (finch, 07.09.2005 13:20)
  13. spor programı görünümlü futbol yorumu programlarında beğenilmeyen maçlar için kullanılan yahut spiker yanı yorumcunun maç sırasında olası kötü gidişatı göstermek için kullandığı kritertir bu: "mahalle maçına döndü maç" klişesiyle kullanılır.

    oysa kriter olarak kullanıkları bir yana, çok iyi performanslar sergilenen süper müper liglerin maçlarından bile daha sportif maçlardır bunlar. çünkü sorasında sporu televizyondan yahut tribünden maç seyretmek olarak algılayan kimselerin hayatları boyu yapacakları tek spor aktivitesiydi onlar.
    (muzevir, 20.09.2005 16:20)
  14. yörenin en büyük sahasına sahip olmanın verdiği gurur maçları 15 e 15 oynamanın verdiği ezikliği bi nebze olsun unutmamızı sağlıyordu.
    (bkz: topa dokunamadan maçın bitmesi)
    (only i can save mankind, 20.09.2005 18:36)
  15. bu maçlarda kaleler talim terbiye yönetmeliği falan izleniyormuş gibi enleri boyları kesinlikle farklı olur. kalelerin taşları muhakkak ki bir tarafa avantaj sağlayacak şekilde konumlanırlar. "göz var nizam var. sizin kale göt kadar mınısikim" diyene çığırtkan, ağlak, kör sikişken falan olarak bakılır, "ağlama göt ağlama" diyerek konuşma sonlanır.
    oyun içinde taşların konumunun devingen olması da cabası.

    enlerinin farklı olması böyle iken, boylarındaki hayır yuksekliklerindeki farkın ardında kaleye seçilen eleman, onun endamı posu mosu yatar. aynı yükseklikten giden bir top diğer kalede golken burda gol olmaz. atılan her beş şuttan biri muhakkak taş üstü olur. bazen bu yüzden tartışmalar alevlenir ama dürüstlük fair play rüzgarına kapılan bir oyuncunun "goldü abi" demesi ile olay söner. "adamın gol diyo olm" diyince hakemin ortayı göstermesi gibi gol meşru olur.
    art arda goller yakalayan fırsatçı forvetler genelde artiz bir takım aksiyonlar içinde görülebilirler.
    kimisi kendi kalesine doğru dik ve yoğun bir gururla ilerlerken, ağzından keskin sesli
    "dıskttthtst!"
    diye bir tükürük savurur.
    bi de mahalle maçlarının unutulmaz kimi i$leri sahada yuvarlanacak topun öyküsünde saklıdır. çoğu zaman oyuncular aralarında paralar toplar ve birkaç kişi top almak üzere ortamdan ayrılır. bunlar figuranlardır çünkü hem parayı çocuklardan tek tek toplayan, hem de hangi topu nerden alınacağını söyleyen bir lider bozuntusu hep vardır. top alınıp gelinende, ona bir benchmark testi uygulayacak olan da yine bu lider ruhlu abimiz olacaktır. abimiz meşini iki elinin arasına sıkıştırır, dikkatlice bilimsel bir araştırma yapma titizliği ile alır yere vurdurur sektirir ve "iyiymiş" diyerek kendi kalite belgesini iliştirir.
    genelde topun dandik/inik/yamuk olduğunu iddia edecek birisi de her zaman çıkar.
    (unruly, 30.12.2005 20:44)
  16. araba ya da yaşlı teyzenin geçmesi için ara verilir. kırk saatte geçemezler, insanı fıtık ederler.
    (mavio, 06.02.2006 12:18 ~ 08.11.2007 16:54)
  17. mahalle maçları gayet eğlencelidir de, mahalledeki çocuklar yüzünden küçük sorunlar çıkabilir bazen. mesela maradona ile aynı mahalleyi paylaştığınızı düşünsenize:

    a-halil gel lan maç yapak
    h-diego* da oynuyor mu?
    a-hee
    h-diego oynuyorsa ben oynamam abi. herif topla oynamıyor ki bizimle oynuyor .mına koyyim. neydi öyle geçen maç? 5te devre dedik, adam akşam ezanına kadar top sürdü, kimse de alamadı ayağından topu. gol olmadan maç bitti
    a- yok lan yok, söz verdi bu sefer, çok çalım atmayacak, pas verecek. hem diego tek, biz hepimiz*

    neyse ki mahalle maçlarının kendine has bir handikap özelliği vardır da(siz iyisiniz olm, biz bi kişi fazla olalım) maçlar genelde dengeli geçer.
    (ba of, 06.02.2006 18:47)
  18. mahalle maçları küçük birer veletken bıkmadan usanmadan koşuşturduğumuz günlerin en ciddi olayıydı.sabahtan havasına girer inanılmaz bir hırsla hazırlanır ve en önemlisi zevk almak için değil kazanmak için oynardık.kaybedilmesi halinde mahalleye dönmek zor olurdu biraz.oturup ağlamak gibi olaylar ise mağlubiyet sonrasında çok sıradan ve olağandı.ama mahalle maçlarının en ilginç yanı tuhaf kurallarıydı.örneğin:atanalırspor,kaleden kaleye gol olmaz gibidaha küçük yaşlarda ise abanmak yok,burun vurmak yok ve 3 korner 1 penaltı gibi dahada abuk kuralları barındırır içinde.
    (akıllarazararziyan, 26.03.2006 23:56 ~ 28.03.2006 18:10)
  19. kale yan direkleri yerine taşlar vardır...

    üst direk ise kalecinin boyuna göre belirlenir...
    (van den budenmayer, 03.08.2006 02:35)
  20. kola kutularının üzerine basılarak kulak ziken bir sesle de oynandığı görülebilen efsane maçlardır.
    (el portugues, 03.08.2006 08:00)
  21. (bkz: gol atan kaleye)
    (mynerva, 03.08.2006 09:26)
  22. serdar akar ın dar alanda kısa paslaşmalar filminde çok güzel anlatılmış maçlardır. hiç bir gelir sağlayamasalarda, oyuncuların takımları için ter dökmesi, antrenörün onları çok iyi gaza getirmesi, tüm mallenin takımdan çok şey beklemesi, takımın maça gitmek için kahvede toplanması, maça gidebilmek için araba aranması, vs vs. tüm bunlar işte futbolun bi mahalleye katabildikleri bence. her mahallede de bir dönem yaşanmış şeyler belki bu ülkede. velhasıl,filmde de geçer söyle bi replik ve doğruluk payı çoktur bizim için:
    - futbol fena halde hayata benzer.
    (ximxili, 03.08.2006 09:43 ~ 17.08.2008 23:42)
  23. küçükken abimlere özenip,aldığım iki teneke kutusuyla kaleye geçip,kaleci olduğum,dokuz aylık oynarken topun üstünde yuvarlanıp asfalta yüzüstü düşüp burnumun kırılmasına sebeb olan hazin bir sonla jubilemi tamamladığım,daha sonra sadece tezahurat yapabildiğim sokak aralarında oynanan müthiş zevkli maçlar.

    (bkz: ip atlamak)
    (beşamel soslu brokoli, 03.08.2006 09:46)
  24. tek eğlencemizin uçurtmalar,kuşlar ve boş arazide oynanan mahalle maçlarının olduğu zamanlardı..o boş arazi aslında hiçte boş değildi,kimbilir kaçımız ayağımızı,kafamızı kırdık,kalbimizi bıraktık, şimdi büyük ve ruhsuz apartmanların dikildiği o hiçte boş olmayan araziye..
    zamanın nasıl geçtiği anlaşılmaz,kararan havanın farkına ancak küçük kardeşin ''abi babam seni çağırıyor'' demesiyle varılır,kırgınlıklar ve mağlubiyetler hep orada kalırdı,hayat güzeldi ve matraktı..akşam şikayete gelen komşunun babama söyledikleri ve babamın ''yine naptın lan çocuklara''deyip beni fırçalaması hep o güzelim mahalle maçlarının bir sonucuydu..
    futbol işte o zaman sadece futboldu,katıksız,temiz,ter kokan,hep bir yerlerimizi kanatan..
    anne den işitilen azarlar,terliyken içirilmeyen soğuk sular,kavgasız bittiği zaman tadı olmayan maçlar ve sonunda söz verilipte alınmayan gazozlar..seksenlerde çocuk olmanın olmazsa olmazıydı mahalle maçları..
    keşke hep çocuk kalsaydık..
    (manha de carnival, 03.08.2006 10:18 ~ 08.08.2006 16:53)
  25. ben fenerli futbolculardan bir ya da bir kaçı olurdum oynarken, bir arkadaşım gs kadrosundandı, diğeri bjk. hırsla oynardık mahalle maçlarında, canımızı dişimize takardık. kayıp düşmekten dizlerimiz kan içinde kalırdı.

    gol hesabı değil, zaman hesaplı oynamak bir itibardı ve benim kronometreli bir saatim vardı, ondan tutardık zamanı. biz yeniliyorsak zaman dolmazdı kolay kolay. evet en büyük hilemiz buydu ki bu da aşağı mahallenin takımından bir çocuk da kronometreli saat alınca bu hilekarlığımızda sona erdi.

    ortalama günde hiç yoksa 3-4 maç yapardık ve son düdük hep akşam ezanıydı. evet bizim de balkonu çok kıymetli bir teyzemiz vardı ve topu atan alır spordu. az tehlike atlatmadım o balkona tırmanıp geri atlarken. topun sahibi sahanın en dokunulmaz kişisi olurdu ve ondan kapılan her top faul olurdu.
    (solti, 06.12.2006 14:53)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil