|
|
- sıradan bir akşamda bizim köşe başındaki kuruyemişçiyle aramızdaki diyalog şu şekilde geçer:
-kısa winston soft alabilir miyim?
-buyur abi.
-iyi akşamlar.
-iyi akşamlar abi.
budur. daha ileri gitmez. maksimum, bozukluk yoksa "abi 200 bin liran var mı?" diye sorar varsa veririm yoksa yok derim. mahalle esnafıyla sıcak ilişkiler kurmaktan, enseye parmak göte şaplak * laubalilikler üzerine kurulu müşteri esnaf ilişkileri geliştirmekten hazzetmiyorum. dolayısıyla kendisinin vakt-i zamanında bana sorduğu "abi senin bu sakalların bir anlamı var mı?" "okuyo musun abi?" gibi sorulara da son derece net ve kısa cevaplar verdim. karizmamı, gizemli şahsiyetimi korudum. kendisi de sağolsun “abi” dedi bana hep. saygısını korudu sonuna kadar benim bu boş karizma çabalarım karşısında. lakin malumunuz bünyesinde bir mal barındırıyorsa insan türlü yalan dolanla oluşturmaya çalıştığı karizma da bir yere kadar baki kalacaktır. öyle bir an gelir ki insanın içindeki bastırılmış gerizekalı ortaya çıkar yerle yeksan eder o güzelim sert ve gizemli dış görünüşü. boş bulunduğunuz anda biter işiniz. işte ben de gün geldi her salak bünyenin yapabileceği bir dalgınlığı yaptım, alışkanlıktan kuruyemişçiye girdim sigara almayacak olmama rağmen. uzaktan izlemiş girmemi. ‘kısa winston soft’umu da hazır etmiş sağolsun. girdim, uzattı hemen “buyur abi” diye.
f.p-yok ben sigara almıycam.
k-pardon abi. ne veriim.
bak ezildi çocuk burada. farkına varmadı daha senin salak olduğunun. yahu çıksana hemen üste. “ver ordan 500 binlik tuzlu çekirdek” diye kapatsana mevzuyu. yok. geldi o kaçınılmaz gün. kıyamet gibi.
f.p-ya ben bi şey almıycam. niye girdim şimdi buraya.
k-…
susuyor daha çocuk bak. ne olduğunu idrak edemedi senin. dön arkanı çık. salak desin geçsin. ama yok kendini yolda yürüyorum sanarken fındık fıstığın abur cuburun ortasında bulan öküz bünye ne yapacağını şaşırmıştır bir kere. tutabilene aşk olsun. ağzının payını almadan durmayacaktır.
f.p-nasılsın? (en yavşak en salak ses tonuyla. espri yapmaya çalışıyor gerizekalı)
k-abi komik mi sanıyon sen kendini?
f.p-i..i..iyi akşamlar.
dışarı çıkılır. bir sigara yakılır. yürümeye devam edilir. “hayat işte” denir. “zor, zalim ve soğuk.”
kurtaramadın sistemi çok ciddi bir hatadan, mavi ekran verdin. dokunuverdi işte karizmanın reset düğmesine kuruyemişçi. yürü şimdi. dangoz. zor zalim ve soğukmuş. kıçımın kenarı.
“taşıncam lan bu mahalleden.”
siktir konuşuyo hala.
böyle bir şeydir efendim mahalle esnafından ayar yemek. onarılmaz yaralar açar insanda.
|