belki ilginizi çeker
  1. · senin mahallen mi allah ın mahallesi
  2. · yalçın ergir
  3. · şehremini
  4. · mahalle maçı kuralları
  5. · elalem ne der takıntısı
  6. · ören
  7. · postmodern şiir denemeleri
  8. · göğüslerini sergileyen kızın bir günü
  9. · git kendi mahallende oyna
  10. · direnistanbul
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · yeşim salkım
  2. · colin kazım richards
  3. · günün tek cümlelik özeti
  4. · metrobüse para vermeyen tkp li öğrenciler
  5. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  6. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  7. · uykusu olup da uyumayan insan
  8. · kıvırcık saç
  9. · nesquik

mahalle  

  1. sıcak, güven, çocukluk, olgunluk, eski, kavramlarından biri veya bütünü
    (srce, 26.11.2004 01:29)
  2. devletin en küçük bürokrasi yumağı
    (mys, 27.11.2005 09:44)
  3. yıllar sonra yerini rezidanslara bıraksa da değerini birilerinin gelip hatırlatmasıyla eski haline dönebilen yaşam alanları..dünyayı imar,ahireti harap eden bir zihniyetin yan ürünleri olan çok katlı yaşam alanlarından bunalıp kendini tanıdık bir sokağa atan sıradan bir insanı kolaylıkla eskilere götürebilirler..o zaman gelir ve mahalle eski dostunu aksak kasabı,şaşı berberi,üçkağıtçı ama sevimli bakkalı ile onu her zaman ki sıcaklığıyla karşılar..mahallenin delisi nezaretinde kendini ahalinin ortasında buluverir..o an aklına mahalleyi mahalle,sokağı sokak yapanın bu figürler olduğu olgusu gelir..bakkal,kasap,berber ve deli aralarında filizlenir yaşam suretimiz diye düşünür..patatesin ödemiş,domatesin hormonsuz olduğu zamanlarda ,portakalın vaşingtondan geldiği düşünen o çocuk tekrar canlanır o sokakta..bir çay içip hasret giderir kahvehane ortamında..ona sen yabancısın senin paran buralarda geçmez der kibar mahalle sakinleri..bu bir kez daha yolun düşerse tekrar gelip uğraman adına yapılır..sen bakmasan da bu simgeler her mahallenin köşe başlarında beklerler..onların resmine katılmak için,ağzından sular fışkırtan deliye gülen çocuk olmak için onların olduğu tarafa bakman yeterlidir..aynı bir fotoğraf gibi elimize alıp da bakıncaya kadar nefes almadan onlara ilgi göstermeni beklerler..bir bakış onlara can verir,kaldıkları yerden devam ederler..ve sen de 18 katlı yaşam alanının kapısını açarken bu satırları duyumsar şimdi artık delisi bile olmayan bütün mahalleler adına der ve girersin içeri...
    (tutkuyakar, 04.08.2006 20:34 ~ 23:29)
  4. bir varmış, bir yokmuş. evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede, mahalleler varmış.



    bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş. kavga da etseler kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış. herkeste sevgi, paylaşma ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş.



    o zamanlar, çocuklar evden okula servis ile değil, buluşarak giderlermiş.

    onların yolunu gözlemezmiş; evdeki bilgisayar, şehrin en iyi dershanesi, hazırlık kursları.

    bilmezlermiş; hamburgeri, mtv'yi, internet'i, cep telefonunu,tetris'i.

    bilirlermiş duvarların üzerinde sohbeti, anket defterleri doldurup, sevgileri keşfetmeyi

    horoz şekercisini, elleri leş gibi macuncunun, tornavida ile koyduğu rengarenk macunu

    eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra da bir ıslıkla tekrar aşağıya, kukalı saklambaça kaçmayı

    o hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı

    küsmeyi, aynı kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuşu, kaybedince kapışı (o muhteşem "kapış"ı)

    teksas'ı, tommiks'i, konyakçı'nın dişlerini

    paramparça red kid'leri

    iç içe konan naylon topları, taştan kale direklerini

    üç korner bir penaltıyı

    üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını

    taşınanların kırmızı kamyonlarını

    ilk ergenliği, boyların ölçülmesini

    hey dergisini

    otobüsteki biletçinin lastik sarılı kalemini

    yoğurtçuyu, kalaycıyı, hallacı

    evlerin arkasındaki odun kömür depolarını

    yakan topun yakışını

    adam alırken, adım hesabını, iki çocuğu en iyi arkadaşla takası

    mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı

    yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkarttığı kahramanı – ödleği

    kan kardeşliğini

    ip atlama, lastiğe basma, topaç virtüözlüğünü

    çelik çomağı, kırılan camları - toplanan paraları

    açık hava sinemalarını, frigo buzu

    silik seksek çizgilerini...



    sonra zamanla, bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış. yaşlar ilerledikçe, bu birliktelik, kollama, koruma duyguları, bu mahallelerin çocuklarının başlarına çok işler açmış.

    daha sonra işsizlik, enflasyon, köşeyi dönme, adamını bulma, malı götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatın yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış.



    çocukları mı? çocukları şimdi koca koca apartmaların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içerisinde yalnız yaşıyorlar.

    anneleri-babaları onları çok seviyor. beta kapmasın diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor.

    hafta sonları hep beraber "karum" ya da "akmerkez"deler.

    okul servisi çocukları neredeyse yataklarından alıyor.

    çocuklar, trafik kaygısıyla, köşedeki markete dahi gönderilmiyor.

    babalar şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dershane reytinglerini izliyorlar.

    hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar.

    seksek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar.

    hayata açılan pencereleri "windows", onlar ekrana-ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor.



    ve şehrin dışında ağaçlar, tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor.



    paylaşmayan,yalnız, bencil, kafesler içerisinde, gürbüz, güvenlikteki çocukları.

    hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış,

    dizlerinde bir metrekare kabuklar olmamış çocukları...


    düş hekimiyalçın ergir
    (düş hekimi-1 kitabından)
    (beybabacan, 25.04.2007 21:46 ~ 21:47)
  5. birazdan dağıtacağım küçük yerleşim birimi.
    yan apartmandan bir hanım kızımız bağırarak şarkı söylemekte arkadaşlarıyla birlikte, buna misilleme olarak diğer karşı apartmandan walk of life, jump gibi çeşit çeşit gaz parçalar çalınmakta, artık misilleme mi yoksa "herkes delirdi biz de coşalım" mantığı mı bilmemekle beraber bir önceki apartmandaki şancı kız da acaip koloratur soprano parçaları çalışmaya başladı, ben de kafayı üşütmemek için coconut* ile katıldım kendilerine... hayvanat kaçışıyor, saklanıyor, kuşlar uçtu gitti, bir süre daha bu volümle müzik dinlersek ya kaçacağım ya da kazmayla dalacağım her birinin evine.

    eklemedir koca konak: şenliğimize bizim birinci kattaki sabahtan akşama kadar mızıka/gitar/tef takılan gençler de katıldılar, acaip şenlikli bir mahalleyiz.
    (ay cadisi, 25.08.2007 17:06 ~ 17:32)
  6. çocuk jargonunda "maale" olarak evrilmiş kavram.
    (demli sarki, 25.08.2007 17:42)
  7. arapça hulul dan türemiştir. hulul girme,içeri sokulma, içeri girme den, mahal;yer,girilen yer,durulan yer. mahal-mahalle kök anlamı girilen içine dalınan,oturulan yer. ilin, ilçenin, bucağın oturulun belli bir kesimi.
    (akılfikirdükkanı, 31.08.2008 22:56)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil