mahşer i cümbüş   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. ülkemizde tiyatro sporu yapan topluluk. 3 aralık'ta açılan hayalhane ise yeni sahneleri. her perşembe ve cumartesi gösterilerini izlemek mümkün.
    ayrıca ülkemizi 2004 yılında almanya'da tiyatro sporu alanında temsil etmişlerdir.
    (anorash, 07.12.2005 21:36)
  2. (bkz: http://www.mahsericumbus.com/)
    (charlienin dorduncu melegi, 30.06.2006 02:54)
  3. oyuncuları arasında karşılaştırma yapılamayacak grup.perşembe cuma cumartesi 20,30 da sahne alıyorlar.hayalhane dedikleri yer istiklal de swatch ın sokağından girdiniz miydi ilerde sağda en üst kat bi yer.binaya girip merdivenleri çıkarken yukarıda bir tiyatro salonu olacağı aklınızın ucundan geçmiyor.zaten siz de herkes gibi "bak süper çok beğeneceksin" diyen bir arakadaşınız vasıtasıyla orada oluyorsunuz ve de haftaya aynı şeyleri söyleyerek o arkadaş halini alıyorsunuz.oyunları o kadar keyifli ki sanki tiyatro oyunu değil de arkadaşlarla hep birlikte muhabbet ediyor gibi eğleniyor ve çok çok gülüyorsunuz.mutlaka gidip görülesi, izlenesi topluluk.
    (ikitanetopkapıuzatırmısın, 04.02.2007 00:27)
  4. dün itü makina fakültesinde sahne alıp bizi kahkahalara boğan doğaçlama tiyatro grubu. (bkz: güzel şeyler bunlar)
    (imago, 01.03.2007 20:43)
  5. doğaçlama tiyatronun türkiye deki en başarılı grubu diye düşünüyorum kendilerini. oyunları genel olarka mahşer ve cümbüş olarak ikiye ayrıldıkları ve yarışma şeklinde sürdürdükleri doğaçlamalardan oluşuyor. oldukça eğlenceli.
    (reaper, 01.03.2007 23:31)
  6. fox*'un kedi olalı bir fare tuttuğunun göstergesi olan anında görüntü show'da boy gösteren canım oyuncular topluluğu.. gülünüz, tavsiye ediniz, güldürünüz..
    (dirtypain, 27.03.2007 23:07 ~ 23:07)
  7. tek kelime ile:koparırlar.
    şöyle ki;
    http://www.youtube.com/...
    (pandalari koruyalim, 13.10.2007 16:44)
  8. gerçek yeteneklerin, tiyatro sanatının türkiye'de daha önce işlenmemiş dalı olan, tiyatro sporunu yapmaları sonucu kendilerine taktıkları toplu addır.
    mahşerdir cümbüştür süperdir komiktir yaratıcıdır gidilmelidir izlenmelidir
    buradan mehşer ve cümbüş olan, başta dilek olmak üzere özlem burak yiğit ayhan ve ayça yı öperiz efenim.. severiz efenim.. hastası olduk efenim.. herkes izlesin özellikle de hayalhane'de efenim.. pişman olmazsınız.. ve ardından da sanki onlarla birlikte iş yapıyormuş da komisyon alıyormuşcasına millete anlatıp hatta tutup kolundan götürürsünüz sonra da "lan kendi işim olsa bu kadar çabalamam" hissiyatına kapılırsınız sonra da "seviyorum lan değer valla" dersiniz ve bi bakmışınız her hafta orda olma çabalarına girmişsiniz. (bkz: görmemişin mahşer i cümbüşü olmuş)
    (wwonka, 01.11.2007 01:41)
  9. özellikle hayalhanede izlenmelidir bence. anında görüntü show'da sınırlandıklarını düşünmeme sebebiyet vermiştir.

    not:buarada çok gidip şımartmasak mı sonra biletler fırlar mırlar (bkz: allah muhafaza)
    (wwonka, 01.11.2007 01:43)
  10. doğaçlama yetenekleri oldukça iyi olan eğlenceli topluluk.
    ayrıca fox tv'den anladığımız kadarıyla internetle baya haşır neşirler.
    (bkz: burdan sevgiler o zaman)
    (betatron, 04.11.2007 02:37)
  11. doğaçlama olayını yarmış insanların izleyenleri büyülediği güldüren program. ama izledikce ne kadar paranoyak bir millet olmuşuz onu anlıyorum. izliyorum, izliyorum çok hoşuma gidiyor eğleniyorum, "ulan herifler bak ne kadar da yaratıcılar ama hehe" diyorum fakat üçüncü beşinci izleyişimden sonra o hastalık derecesine gelmiş ulusal paranoyaklığımız kendini göstermeye başlıyor: "lan şimdi bunlar doğaçlama falan yapıyo iyi güzel de ya buraya çıkmadan önce osman tan bunlara neler yapacağını falan söylüyorsa." ... sonra diyorum "lan saçmalama seyircilere falan da soruyorlar. çıkış noktası için adam ne söyleceğini nerden bilecek" diye ve izlemeye dalıyorum gene. sonra o hastalık yeniden beliriyor: "lan olm onlar da ayarlanmışsa. dimi ama sonuçta programdan önce konuşabilirler".. lan sanane nasıl oluyosa. bırak paranoyaklığı da izle adam gibi keyfine var programın. gül bilmem ne yap.

    daha en baştan edit: lan hakkaten doğaçlama değil de ayarlanmışsa? lan?
    (lepaca kliffoth, 04.11.2007 02:58)
  12. (bkz: anında görüntü show)
    (dunya zikime eyfel dotume, 04.11.2007 16:56)
  13. cuma günleri beyin fırtınası adlı bir oyunları daha var.doğaçlama tiyatro konusunda aşmış bir grup.en az tiyatro sporu kadar güzel bir oyun.umarım daha uzun süreler sahnelerde ve ekranlarda görmeye ve sayelerinde eğlenmeye devam ederiz.
    (krem karamel, 04.11.2007 17:05)
  14. canlı gösterileri çok çok daha komik olan, daha doğal davranabildikleri için daha samimi olan canı sıkılanının izlemesi gereken oyun. iddialarına göre türkiye'de bu akımın öncüleriymiş*
    (yako, 02.12.2007 02:01)
  15. uykusuzluk sebebi olmuş harikulade ekip. ara ara kendilerini yineleseler de başarılarının devamını dileriz tabi.
    (izmirli, 20.12.2007 14:54)
  16. sitelerinde bulunan sponsorluk logosunu -iki tane elele tutuşan çocuk- gönye ve pergele benzettiğim, fox tv'de yayınlanan anında görüntü show kahramanları.

    (bkz: çok başarılı)
    (çakal, 22.12.2007 12:38)
  17. konuk almamasalar daha iyi olur.(bkz: özlem tekin)
    (bouuww, 22.12.2007 12:58)
  18. toplamda üç kadın üç erkekten oluşan doğaçlama tiyatro alanında yardıran grup.
    (amedian, 22.12.2007 13:05)
  19. oyunlarında doğaçlama müzik yapan fatih pestil ile birlikte 7 kişi olduklarını açıklamış, doğaçlama tiyatroda bana göre çok başarılı olan ve izlerken çok eğlendiğim grup.
    (dum spiro spero, 06.01.2008 02:54 ~ 02:55)
  20. http://www.youtube.com/...
    bu link daha öncede verilmiş ama tekrar vermek istedim. bu programdan polat diye de bi adam geçmiştir ki bu kadar adapte olunur. kadroda olmayan biriyle de anında olaya girebilmeleri gerçekten harika.
    (akarui, 06.01.2008 03:03)
  21. yaratıcılıklarını izleyip, vay be dedirtmiş genç insanlar topluluğu. oyun sonrası alkışlarınıza sağlık diyerek, kalabalıkları uğurlamaları ve samimi havaları da ayrı bir sevilesi.
    (heidi, 07.01.2008 14:55)
  22. samimi, sıcak, seçmece adamlardır nerdeyse her biri..

    yaklaşık iki yıl önce kendileriyle yapılmış bir söyleşi, bizzat ben ve bir dost sebep olmuşuzdur bu söyleşiye.. kimlermiş bir bakalım, iki yıl geriden..

    "
    bir adı yok salı toplantısının ardından, ceren bir tiyatro oyunundan bahsetti. şöyle iyiler, böyle güzeller dedi ve sohbet “e madem bir yerlerde insanlar güzel işler yapıyor, gidelim tanık olalım” cümlesiyle nihayete erdi. kalktık gittik. şahit yazdılar bizi, kayıtlara geçtik. pek eğlendik.

    taksim’de elektrikler kesikti bir cumartesi akşamı. biz bir kafede mum ışığında oturmuş mahşer-i cümbüş ekibinden yiğit arı ile konuşma sevdasındaydık. o ise bir saat kalan oyununun elektrik kesintisi nedeniyle başlayamamasından korkmaktaydı. haklıydı. fonda istanbul vardı, bir hafta sonu hangi “megakent”te elektrikler kesilirdi?

    bu sinir harbi esnasında soruverdik mahşer-i cümbüş ne ola ki diye, yiğit başladı anlatmaya…

    kalabalık ve eğlenceli topluluk demek. açık tribün taraftarı gibi. arapça’da böyle bir tanım var. yaptığımız iş doğaçlama tiyatro. seyircinin kurallar çerçevesinde ve sorularımız doğrultusunda bizi yönlendirmesiyle başlıyor ve metne bağlı kalmadan devam ediyor. sahnede oluşturulan bir oyun. sekiz kişilik bir ekibiz. sahnede ikiye bölünüyoruz. bir çağrışım istiyoruz seyirciden. örneğin, bir toplu taşıma aracı söylemelerini istiyoruz. ve başlıyoruz oyuna.

    “nasıl geldi peki bu sekiz kişi bir araya?” sorusuyla giriveriyoruz araya. yanıtlıyor, “hepimiz ankara üniversitesi dil tarih coğrafya fakültesi tiyatro bölümü’nü bitirdik. orada öğrenciyken başladı önce.” ve devam ediyor. “bizim en büyük şansımız ne yapmak istediğimizi biliyor olmamızdı. belki devlet tiyatrolarının hali pek doğru düzgün değil, özel tiyatrolar ise zaten az ve maddi sıkıntı yaşıyorlar bunlar engel belki oyuncular için ama ana sorun niyetin belirlenmemiş olması. biz yapmak istediklerimizi biliyorduk mezun olduğumuzda.”

    sohbeti gerçekleştirdiğimiz mekan mahşer-i cümbüş’ün binasında. sonraki soru hazır haliyle, bina faktörü önemli midir tiyatro için? “salonlu” olmak iyi midir?

    binamız var, tabi avantajları var bunun ama zorlukları da var. prova sorunu oluyor en başta salon yokken. oyundan iki saat önce gidiyorsun binaya, provanı alıyorsun, oynayıp kira paranı verip gidiyorsun. ama binayla tiyatro bir kimlik kazanıyor. örneğin biz bu binayı çok yönlü kullanmak istiyoruz. alt katta bir bar var, yukarda da fuayemiz. fuaye ufak bir kafe olacak. insanların hayatına tiyatroyu bir şekilde sokmak da istiyoruz bununla birlikte. ama tabi binanın artılarının yanında pek çık sıkıntı da geldi. bürokratik anlamda tabi. adını duymadığımız vergiler vermek zorunda kaldık, şaşırdık.

    onun cümlesi biter bitmez biz de şaşırdık. çünkü bir derbi maç vardı ve bir gürültü koptu. fonda “gooooolll!!!” sesleriyle, katıldıkları organizasyonları sordu ceren, neler yaptınız şimdiye dek, var mı yakın zamanda bir program?

    pek çok ilde pek çok festivale katıldık. bunun yanı sıra bazı ekiplerin toplantılarında sahne alıyoruz. ayrıca barışarock’ta bir workshop düzenledik. çünkü oynamak sadece oyunculara has bir olgu değil. tiyatroyla hiç ilgisi olmayan insanlara iki günde üçer saat anlattık doğaçlama tiyatroyu. ve ikinci günün sonunda bir de oyun sergilediler. çok da keyifli bir çalışma oldu…

    “peki seyircileriyle böyle bir çalışma yapacaklar mıydı?” bizim bünyemize hükmeden soru buydu, sorduk da…
    “yakında birlikte doğaçlama tiyatro kursları başlayacak.” dedi yiğit. “iki aylık bir kurs olarak düşünüyoruz. basamak basamak ilerleyecek ve ikinci ayın sonunda bir de oyun sergileyecekler. ayrıca tiyatro yapmak isteyenlerin binamızı da kullanmalarını istiyoruz. bu yönde gelişmeler olursa onları da değerlendiririz.”

    “tamam böyle çok keyifli ama ileride oyunlarda değişiklik olacak mı biçim açısından? ayrıca bir de bağlı kaldığınız bir metin yok, peki ne çalışıyorsunuz provalarda” diyor ceren… “ilerde belki yarışma mantığı olmayan, sadece doğaçlama oynanan tek oyun olan “long form”u denemek istiyoruz. provalara gelince, provalarımıza antrenman diyoruz biz, malum tiyatro sporu yapıyoruz… anlatılacak şey’in değil, anlatım yöntemlerinin provasını yapıyoruz.”

    “başınıza gelen aksilikler ya da komik hadiselerden bahsetsene biraz…” diyoruz. benim parmağım kırıldı, bir kapı sahnesi oynarken. kapıyı ittim, geçtim sahneye. ama parmağımda bir sızı, kanlar fışkırmaya başladı, abartmıyorum “fışkırdı”… parçalanmıştı parmak ucum. oyun bölündü hastane falan derken gayet hareketli bir oyun oldu… pek çok başka hadise oldu tabi. mesela bir oyunun başından itibaren seyircilerden biri sataşıyordu bize. sarhoşmuş adam. anladık, bozuntuya vermedik. neyse, tabi oyunun oynanabilmesi için seyircilere soru soruyoruz. “durun bi dakka! ben de tiyatro oynadım, olmaz böyle!” dedi, kalktı sahneye geldi, “hadi hep birlikte ampul olalım” dedi… bir de biz eskiden kafe-barlarda oynuyorduk oyunları bir gösteri yapacağız, biletleri sattık, mekanın sahibi geldi, “bu akşam “club party” var, oynayamazsınız oyunu” dedi. donakaldık ve oynayamadık tabi. oyunun başlamasına da 10 dakika var ama elektrikler yok ortada henüz. oynayamayız bu gece de…

    böyle bitti yiğit’in cümlesi. elektrikler de uzunca bir süre gelmedi. biz de çaresiz, döndük yurdumuza. ama bir sonraki oyunu izledik. sahnedeki oyuncuyla oyun esnasında muhatap olmak çok keyifli ve alışkın olmadığımız bir durum. arkadaş toplantısında gibi rahat hissediyor insan kendini ve eğleniyor. takdir edilmesi gereken o kadar çok şey var ki aslında…

    seyirci alkışlar ya konumu gereği, ellerini birbirine vurmadan önce bir daha düşünmeli “ben doğru adamı mı alkışlıyorum” diye. izleyin mahşer-i cümbüş’ü ve bu soruyu da geçirin aklınızdan. inlesin salon alkışlardan…
    "

    adı yok
    sayı 35, 42
    (dirtypain, 08.01.2008 03:06 ~ 14:57)
  23. grubu oluşturanlar özlem türay(sarışın olan),ayça ışıldar,dilek çelebi,yiğit arı(uzun olan),ayhan taş ve burak satıbol(tombul olan).
    (dünya koca bir yalandı gördüm, 25.01.2008 17:05 ~ 17:06)
  24. izledikten sonra beni benden almış, ne yazacağımı bile şaşıracak durumda bırakmış müthiş grup. yaptıkları iş tam anlamıyla imkansız, mükemmel.
    (emrahman, 02.03.2008 02:06)
  25. bu hızla gittiklerinde yaklaşık 15 yıla yakın bir süre içinde tiyatro sporunun ve doğaçlamanın "duayen"lerinden olacak takım ruhu tavan yapmış gençler...
    (ozansı, 02.03.2008 18:26)
 sayfa  / 2