magnolia 

adana çık aradan

  1. türünün diğer örneklerinden farklı olarak yüksek bir tempoda ilerleyen, karakterlerini izleyiciye sevdirmek gibi bir derdi olmayan, içinizi burkan ama ağlatmayan, orjinal drama filmi...
    (8844455, 10.03.2004 04:27 ~ 30.03.2004 05:56)
  2. (bkz. unutulmaz film sahneleri)...
    (8844455, 10.03.2004 04:35 ~ 18.06.2004 17:12)
  3. ingilizce manolya...
    (8844455, 10.03.2004 04:40)
  4. oyuncular:

    (bkz. tom cruise)...
    (bkz. julianne moore)...
    (bkz. william h macy)...
    (bkz. philip seymour hoffman)...
    (bkz. melora walters)...
    (bkz. philip baker hall)...
    (bkz. melinda dillon)...
    (bkz. john c reilly)...
    (bkz. jason robards)...
    (8844455, 30.03.2004 06:11)
  5. senaryosunun yanında, film müziklerinin de mükemmel olduğu film. parçalar aimee mann tarafından seslendirilmiştir. filme "one is the lonliest"la girer, "save me" ile çıkarsınız. one is the lonliest gibi bir parçayı söylerken ki kayıtsızlıkla karışık dinginlik duygusu rahatsız eder sizi önce. yıkılmış bir durumda olması gerekirken, bu kibirin nereden kaynaklandığını anlayamasınız çünkü. save me'yi dinlerken ise, farklı bir duygu yaşarsınız. her şeyin yoluna gireceğini düşündüğünüz andaki kayıtsızlığa kızarsınız bu sefer de. bellidir çünkü bir şeylerin düzelmesi için çaba harcamayacağı. ama akıllanıncaya kadar hiçbir şeyin düzelmeyeceğini de söylemiştir zaten size.
    (jellicle, 09.05.2004 12:45)
  6. (bkz. manolya)
    (laudatedominumvesperaedidominica, 11.05.2004 00:16)
  7. paul thomas anderson 'un yazıp yönettiği 1999 yapımı başarılı drama filmi. (bkz. magnolia)
    (laudatedominumvesperaedidominica, 11.05.2004 00:18)
  8. ayşe tolga'nın favori filmi.
    (headfucker, 11.05.2004 14:39)
  9. "hayatta herşey olabilir, veya olan herşey de bu dünyanın ve hayatın gerçekleridir. ne kadar imkansız, ne kadar doğaüstü görünüyorsa görünsün herşeyin her an olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır ve hazırlıklı olunmalıdır. önemli olan hayatınızda birşeyleri değiştirmek için bu sürprizleri beklememektir, bir an önce bunun için gerekli adım atılmalıdır, çünkü sürprizler yapmak evrenin ve hayatın doğasında vardır..." mesajları veren film...
    (8844455, 18.06.2004 16:55 ~ 25.08.2005 10:11)
  10. bir şehirde yaşayan 9 ayrı insanın farklı hayatlarını yağmurlu bir günde kesiştiren yapıttrı.
    baş rollerini tom cruise, julianna moore gibi sanatçılar oynar.
    filmin sonundaki gökten kurbağa yağması sahnesi çok ilginçtir.
    (miss piggy, 24.09.2004 15:53)
  11. izlenesi bir film. tom cruise hayranlarını tatmin etmekle kalmayan film harika bir dram. özellikle de hasta yaşlı bi amca var(izlemeyenler için kim söylemeyeyim hadi), bu amcanın karısının avukatla konuşma sahnesi var, hakikaten etkileyici.
    (vishnu, 25.02.2005 12:03)
  12. ----spoiler----
    ----spoler----


    "ya gökten kurbağa yağsaydı?" sorusunu sorduran film.


    ----spoiler----
    ----spoiler----
    (nighttimebird, 08.07.2006 01:24)
  13. insanlara tesadüflerin nasıl hayatımızda ilginç şekillerde yer alabileceğini ilginç ve gereksiz şekilde anlatmayla başlayan buna rağmen güzel bir şarkıyla, "ya galiba güzel bir üç saat geçireceğim" dedirten film sonradan kafada soru işaretleri ve hayal kırıklıklarına bırakıyor kendini.

    acaba bir şeyler mi kaçırıyorum bir film bu kadar basit olamaz diyor insan bir müddet sonra gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine konu olabilecek veya kadın programlarına konu olabilecek hayatları birbirine bağlamaya çalışıyor zar zor. hep bir yerde bir bomba patlayacak vay be diyeceğim diye bekliyorsunuz 3 saat boyunca,ne gökten kurbağa yağması ne de başka bir kurgu oyunu veya replik patlatmaya yetmiyor bombayı ve bomba başka bir tarafınızda patlıyor.

    düşündürüyor insanı sonra hayat bu kadar basit işte dedirtiyor sonrasında. tesadüflerle tanışan insanlar basit hayatlar yaşıyor. hayat basit ve uzun sıradan ve sıkıcı diyorsunuz tıpkı bu film gibi. babalar ve oğullar var. kiminde oğul suçlu kiminde baba. babalar ve kızlar da var her ne kadar ne yaşadıklarını bilmeselerde nefret eden birbirlerinden..
    (babanın kendini öldürememesini babanın suçsuz olduğuna bağladım nedense)

    sevgim çok ama verecek kimsem yok sözü ve küçük bir gülümseme ile bitiyor film. herşeyi özetleyen küçük bir gülümseme ile. belki de filmdeki tek gerçek ve içten olan gülümseme.

    film güzel miyde kötü müydü sorusuna yanıt olmayan bir yorumdu farkındayım ama öylesine bir filmdi işte tıpkı sizin veya benim yaşayabileceğimiz hayatları anlatan. belki öylesine yaşadığımız için öylesine film çıkmıştı ortaya suçlu olan film değil hayatlarımızdı.

    daha güzel filmler var tabiki dünyada bizi daha çok üzen veya sevindiren veya eğlendiren, tıpkı dünyada imrendiğimiz veya allah korusun dediğimiz hayat çizgisine sahip insanlar olduğu gibi.
    (julien, 16.07.2006 18:03 ~ 18:07)
  14. pişmanlıklar ve itiraflarla dolu bir günün sonunda, bir şekilde birbirleriyle ilişkisi olan 9 loserın hikayesi birleşiyor... tom cruise ile babasının buluştuğu sahne, julianne moore'un eczanedeki sinir krizi sahnesi ve tabiki "bana iyi davran baba" sözüne karşılık "yatağına git" cevabını alan dahi çocuğun sahneleri filmin en etkileyici anları. süresi 3 saati bulsa da kesinlikle sıkmayan ve bittiğinde insanı olduğu yerde bırakan acayip bir film.
    (zelig, 22.03.2007 20:13)
  15. bu gece izlediğim, fena halde sıkıcı, bok gibi uzun bir film...

    hayatların çakışması, rastlatının böylesi üzerine bir film yapılmaya çalışılmış lakin fena sıçılmış...

    ayrıca paul thomas anderson penis boyutlarına fena halde kafayı takmış durumda; önce "boogie nights" adlı filminde, sonra da bu filminde...
    (van den budenmayer, 28.05.2007 06:07 ~ 31.05.2007 20:10)
  16. rahatlıkla amerikan sinemasının 90larda çıkardığı en iyi 3-5 filmden biri.çok etkileyici,otur ağla o derece.
    (darksideofthemoon, 11.07.2007 01:47)
  17. crash'ın atası olan filmdir. 3saat boyunca duygun tempoda ilerlediği için insanları bayar ancak izlemeye değer güzel bir kurgusu vardır. julianne moore ve tom cruse müthiş oyunculuk çıkartmıştır. filmin sonunda gökten kurbağa yağması ilginç sahnelerden birisidir.
    (nophiem, 25.07.2007 00:15 ~ 00:30)
  18. hakkında "entellerin bir bok anlamadığı filmleri kült statüsünde değerlendirmesi hastalığının nadide bir örneği" yorumlarının yapıldığı "ya sev ya nefret et" akımının hollywood endüstrisine etkisiyle p. t. anderson tarafından kotarılmış film.
    (zongulca, 09.08.2007 14:23)
  19. 1999 berlin film festivalinde altın ayıyı , altın kürede en iyi yardımcı erkek oyunculuğunu alan p.t.anderson filmi. ayrıca 3 akademi ödülül adaylığı da vardır. en iyi orjinal senaryo , en iyi yadımcı oyuncu ve en iyi orjinal şarkı dallarında aday gösterilmiştir.
    (cyclops1988, 17.09.2007 22:58)
  20. (bkz: 82)
    (headfucker, 13.10.2007 08:39)
  21. insanları geçmişi bıraksa da,geçmiş onları asla bırakmaz cümlesinden yola çıkarak yapılan ve günümüzde bir çok yönetmenin anlatımında başvurduğu katmanlı öykü denemelerinin bir örneğidir. sanırım bu işi şu ana kadar alejandro gonzales innaritu kadar iyi yapan kimse yok.

    filmin başında anlatılan üç tesadüf ya da kader üzerine hikayeden sonra insan beklentilerini üst seviyede tutup ne var ki bu açıdan vasat ama sinema açısından hallice bir film ortaya çıkmış diyebiliriz. 9 kişinin ayrı ayrı hikayesini barındırsada ya da merkezde bu insanların ortak yaşamlarını anlatsa da bir nevi günah çıkarma,rastlaşma pişmanlaşma(nasıl oluyorsa) gibi öğeleri ayrıca insan yaşamının son dakikalarında düşünceleri nakletmesi açısından güzel bir film.

    aslında yaşlı ve yatakta ölen adamın benzeri hikayesi akira kurosawa'nın akahige filminde de rastamak mümkün.
    (genius kusagami, 11.01.2008 12:19)