|
|
- en baştan söyleyeyim; "yanlış." havacılıkla ilgili 2'şer seferden okuduğum 36 kitabın dipnotları, amcaya teyzeye ithaf edilen teşekkür bölümleri, risaliyeler, 1 milimikron kalınlığındaki gizli sayfalar arasında yer alan şifreler vesilesiyle gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki; "böyle bir kural yok"
100 pilota, tecrübeli 24 hava korsanına sorup alabildiğim tek popüler yanıta dayanarak diyebilirim ki; yok böyle bir mecburiyet!
sabiha gökçen üzerine yemin ederim ki yok!
fakat gel de bunu uçakta görev alan feminen stewarda anlat. tiynetini siktiğimin herifleri -3 bilemedin 5 tiynetini siktiğim steward mevzu bahis şu an, diğerleri sakin otursunlar- yürürken bir o yana bir öbür yana meylediyor; eğildi mi çatalını gösterene kadar eğiliyor..
yolcunun üstüne kasten su döküp "ahh çok pardon.. şimdi silerim" diye atlayanı var; boru mu? "dokunma birader ben hallederim" demesine fırsat yok, illa kurutacak..
peki sorarım size; yerden bilmem kaç bin fit yüksekte bu tarz ibnelikler serbest mi? "burada beni kimse bulamaz" anlayışı çökmeye mahkum değil mi bir yerden sonra? -misal landing-
mavi yeleği giyince ibnelik hak mı oluyo? bak muavinlere, daracık koridorda, allah ne verdiyse, çarpa çarpa yürüyorlar.. ne bir feminen aksiyon, ne bir kibarlık emaresi.. hiç ömrünüzde "pardon" diyen muavin gördünüz mü misal? -düşünün bi-
ey stewardlar, sorarım; ne yani havalanınca götünüz mü kalkıyo; mavi yelekte mi bir numara var?
tiynetinize sıçiym pezevekler.
(bkz: bir arkadaş)
|