madame butterfly bir geyşadır. günlerden birgün amerikalı bir denizciyle evlenir. fakat mutlulukları cok kısa sürer kocası butterfly ı terkeder ve 3 yıl hiç ortalıklarda gözükmez.butterfly çocuğuyla birlikte hergün kocasının döneceği ümidiyle yaşar. tüm ailesi onu bu evlilikten ötürü reddetmiştir bu nedenle sadece hizmetkarı suzuki onunla yaşamaktadır. derken birgün kocası geri döner ama yalnız değildir yanında yeni karısı vardır ve geri dönmekteki amacı çocuğu butterfly dan almaktır. butterfly bunu öğrenince intihar eder* kocası ise yetişemez ve butterfly ın 3 yıldan sonra anca ölü bedenini görür..
puccini'nin la boheme, tosca ve ölümünden sonra franco alfano tarafından tamamlanan turandotu ile birlikte en önemli operalarından biri sayılır. dinleyenleri izleyenleri ayrı, denizcileri ayrı yaralar. hatta denizcilere olan güvensizliğin bazılarında güçlenmesini sağlayan, ağlanılası opera eseridir. pinkerton'un cio cio sanın kendini öldürdüğünü görüp de, arkasından haykırışı, tüyleri diken diken eden, kayıtsız kalınamayacak opera sahnelerindendir.
seyrederken son derecce duygulu anlar yaşadığım opera.
zaten puccini gibi bir ustanın kalbinden çıkmış bu lirik eser, konunun da gayet etkileyici olması sebebiyle bizlere unutulmaz anlar yaşattı doğrusu.
konunun aslında temelinde amerika'nın kültür emperyalizmi yatmaktadır. denizci pinkerton'un kendi zevkleri uğruna; apayrı değerleri, sınırı ve apayrı bir kültürü olan butterfly'ın kalbini çalıp onun hayatını mahvetmesi öyküsüdür bu izlediğimiz. amerikan kültür emperyalizminin nerelere kadar gidebileceğini gösterir bize.
oysa butterfly, aşkı için dinini dahi değiştirmiş ve akrabalarının da onu dışlamasına aldırmadan "amerikalıların tanrısı"na inanmaya başlamıştır kocası için.
madame butterfly, pierre loti'nin madame krizantem romanından esinlenmiş ilica ve giacoso tarafından yazılmış giacomo puccini tarafından bestelenmiş bir eserdir. halen istanbul devlet opera ve balesi'nce oynanan bu eser altan günbay tarafından sahneye konulmuştur. başarılarla dolu bir şan yaşantısının ardından bu amcamızı iyi bir rejisör olarak nitelendirmek güçtür. gerçek adı ciociosan olan madame butterfly'ın pinkerton'u bekleme üzerine söylediği ''un bel di vedremo'' aryası puccini'nin soprano için yazdığı en güzel aryalara örnektir. bir kelebeğin ömrü ne kadar kısa ise harcanan butterflylar'ın dayanma gücü de aynı orandadır. seneler sonra bu operadan esinlenerek schönberg miss saigon müzikalini bestelemiştir.
ankara devlet opera ve balesinde halen sahnelenmekte olan, opera tarihini belki de en acıklı eserlerinden birisi. son perdede ciociosan'ın intihar etmeden oğluna söyledikleri yanımdaki izbandut boyutlu amcanın bile hınk hınk diye burun çekme sesi eşliğinde izlenmiştir. butterfly'ın kocasının geldiğini öğrendiğinde evi çiçeklerle donatması, sevinci, sonraki hayal kırıklığı...