bilmem kaç yüzyıl topraklarında türk atının nalları dolaşmış memleket.
şimdilerde devir değişti, macar ıkarus'unun tekerleri bizim memlekette dolaşıyor.
türkleri hala seven bir halkın memleketi. öyle ki, başkent budapeşte'deki gül baba türbesi budapeştesokaklarından ve evlerinden daha temiz ve bakımlıdır, halk en az ingilizce kadar türkçe bilmektedir. tabii bu türkçe bilgisinde türkçe ve macarcanın sondan eklemeli diller olması ve birbirine çok benzemesidir. aynı olan kelimelere *elma örnek verilebilir. kesinlikle budapeşte şarabı ve palinka içilmeli, ceylan eti ve gulaş çorbası içilmelidir. bir de eski devrim heykellerinin sergilendiği parkları var, gitmek gerekli.
avrupa'da antisemitizmin hızla yükseldiği ülkelerden bir diğeri.
rusya'da putin'in nazi özentisi gençlik örgütünden sonra, macar milliyetçilerin bu örgütlenmeye öykünerek ülkeyi savunmak için "macaristan muhafızları" isimli aşırı sağcı-ırkçı bir "savunma ordusu" kurdukları ülkedir. dolayısıyla, -sosyalist hükümetin de bu ırkçı örgütlenmeye sessiz kaldığını düşünürsek- kuvvetle muhtemel yakın zamanda yahudilere/çingenelere/göçmenlere yönelik saldırı haberlerini alacağımız ülkedir.
ülkemize düşünce özgürlüğü(!) açısından benzetilebilecek olan ülke. ilgili haber ise şöyle:
"macaristan'da ve uluslararası alanda saygın bir yere sahip olan macaristan komünist işçi partisi liderliği hakkında, hükümetin partiye saldırılarını eleştirdikleri için, "adalete aleni hakaret"ten dava açıldı. parti genel başkanı gyula thurmer ve altı yönetim kurulu üyesi 6 kasım'da yapılan ikinci oturumda iki yıl tecilli hapis cezasına mahkum edilirken, karar temyiz için bir üst mahkemeye götürüldü.
macar komünistlerin tek suçu, budapeşte'de bir mahkemenin 2005 yılında partinin iç işlerine müdahale eden, anayasa'ya ve siyasi partiler yasasına aykırı olan kararının "siyasi" olduğunu belirtmek."
vatandaşlarının türkiye ve türklerden nefret ettiği ülke. kendilerinin de türk* olmasına rağmen yaptıkları biraz reröre kalmakta. nefretlerinin sebebine gelince, neymiş efenim osmanlı bilmem kaç sene topraklarında kalmış. soruyorum, evladım dilin ne? macarca. dinin ne? hristiyanlık. osmanlı'ya savaşta yenilmedin mi? evet. ee daha ne bekliyordun, adamlar savaşta hacamat etmiş sizleri, üstüne de sömürge yapmamışlar, diline dinine saygı göstermişler, derdin ne? yok efenim bir sürü cami ve hamam bırakmışız topraklarında. hay minare kaçsın bir yerine emi. yok abicim osmanlı'da salaklık. kesecekti çüklerini yapacaktı müslüman, konuşturacaktı türkçe'yi sike sike bak nasıl seviyorlardı o zaman bizleri.
türklerden hala deli gibi korktukları bilinen,tarihleri buram buram osmanlı kokan,dolayısıyla başkenti budapeşte de adım başı osmanlı heykelleri,kabartmaları görebileceğiniz,her ay bir haftasonunda osmanlı gecesine gidebileceğiniz ve muhtemelen 'török' olarak adlandırılacağınız ülkedir.para birimleri forint'tir.
bir ara kapıya bağlı , pala bıyıklı , iri yarı insanların oluşturduğunu sandığım ülke.sonradan öğrendim kahpe bizans ta o kapıya bağlı adam "macar" değil "nacar" mış.
kızları gülmezken süper, gülüyorken rezalet olan ırk. o taş bebek kıvamlı ablalar güldüğünde bütün dişlerinin teker teker bildiğiniz bütün yönlere (bkz: sağ) (bkz: sol) döndüğünü görmek önlenemez bir libido kaybına yol açıyor.
güzel rahat ülke. başkent budapeştenin gezip görülesi birçok yeri var. tuna kenarında içmek, kalelerine çıkıp yayılıp keyif yapmak çok güzeldi. bir de bi teyze var, sokak çalgıcısı, harika keman çalıyor. 1 hafta içinde bizim karşımıza en az 3 kere çıktı, farklı mekanlarda dinledik kendisini.
gece hayatı pek parlak değil yalnız. genelde doğu avrupalıların çılgın rock tarzlarının çaldığı barlar var. bunlar da gayet çoğunlukta olmasına ve adı da bas bas ben gay barım diye bağırmasına rağmen onca sokaktan onca bardan gidip cox bara girmeye çalışmışlığım da var *
köpek eğitimi konusunda dünyadaki liderliğini kimseye kaptırmıyor, maşallah. adamlar köpek mevzusuna o kadar değer veriyor ki hediyelik eşya dükkanlarının baş köşesinde macaristan menşeli köpeklere ait fotoğrafların basılı olduğu t-shirtler var. alkışlarla yaşasın macaristan, böyle devam et.
özellikle türk spor basını, son dönemde sık sık atıfta bulunuyor bunların spor gazetelerine. ne oldu, neden böyle benimsediler bir anda anlamak mümkün değil. zira daha 3 ay önce esamelerini okumazlardı. kahveye götürseler gazoz söyleyecekleri bir bebe olarak görürlerdi.
şimdilerde bakıyorum "macar basını sabri içün, ayağına top geldiğinde tüm stad deliriyor adeta, böyle bir kitlesi var kendisinin" veyahut "macar basını maldonado'nun ileri pasını manşete taşıdı ve "mucize" başlığını kullandı" ya da " macar basını maç içün; alanzinho'nun dirseiğini ısırıp, kendi kulağını yalayabilmesi trabzonspor taraftarını mest etti, yorumunu yaptı" tarzı haberler gırla gidiyor. her yerdeler..
ne pis insanlarmışsınız lan siz. avusturya- macaristan imparatorluğundan kelli tanımamazlıktan geldiğiniz, görünce yönünüzü değiştirdiğiniz adamları ne çabuk bağrınıza bastınız? prensleriyle taşak geçtiğiniz şahsiyetler ne çabuk sevdicekleriniz oldu da sütunlarınızdan eksik etmez hale geldiniz bre tüysüzler? bre erollar, köseler?
rüzgarın geldiği yöne göre eğilme eğiliminiz hiç değişmiyor, değişmeyecek bitanem. üzgünüm.