|
|
- hiç utanmadan sıkılmadan en ufak bi rahatsızlık duymadan girdiği delikte reyon reyon dolaşıp kıyafet bakan, çıkaran giyen dokunan okşatan, tüm süs eyşalarını elinden geçirip tuhaf yüz hareketleri yapan yahut da sırf vakit geçirme adına kullandığı mekana şebek şebek bakarak öylece dolanan angut.
eğer bi insanın ar damarı çatlamışsa ve bu hastalıklı durum alış veriş gibi olur olmaz yerlerde sergilenecek kadar üst boyuta çıktıysa, bu geyşa ruhlu eşcinselden her türlü kepazelik beklenebilir. ulan madem bi sikim almayacaksın ne diye milleti meşgul ediyorsun. geri zekalı. elalem senin peşinde dolanıp durmak zorunda mı ya. hoşuna mı gidiyor lan elin varoş tezgahtarların iç sesinden ana avrat küfür yemek. bi de alacakmış gibi yapıp oyalanlar yok mu, tam manasıyla bi yerlerinin kaşındığını ve artık dayanamadıklarını itiraf ediyorlar.
bu topraklarda öyle götü başı oynayan insanlar hiç yetişmedi. bizler böyle görmedik. batıdan, filmlerden mi görüyorsunuz lan öyle lambur lambur bi yere girip çıkmayı. türk insanı merttir, dürüsttür, belli bi amaca hizmet etmediği sürece kimsenin altına yatmaz. bir mağazaya, restorana, cafeye, her ne sikimse artık giriyorsanız oradan eli boş çıkmayacaksınız. iğne iplik de olsa küçük bi şey alacaksınız. göz hakkı ya da kalıcı siftah diye anılır bu. hiç mi öğretmedi büyükleriniz size?
tabi tabi. yeni neslin şımarık çocuklarısınız ya siz. herkesle taşak geçin dimi? aşağılayın. tek tek ayakkabılar kıyafetler montlar giyin, “ay o ne. ay şu nasıl. bu bana takar mı, olur mu” diyerek randevu süresine kadar milletin kafasına sıçın, sonra da hiç bişey olmamış gibi siktirin gidin. hayrat ya da müze mi lan orası.
seksist gözle baktığımızda durum daha kritik. hadi kadınların gezmesi tozması ince eleyip sık dokumasını normal karşıladık, tabi onlar da mutlaka bişeyler almadan çıkmayacak, ama bi erkek asla bi mağazada yarım saatten fazla vakit geçirmemeli. ne istiyorsa alıp bi an önce çıkmalı. kararsızlık yazı dışında kadınlara has bi olgudur. kararsız, ne istediğine bi türlü karar veremeyen erkekte kucağa oturma sendromu manik devrelere kadar ilerlemiştir.
- (bkz: mağazadan kendine 4 beden büyük kıyafeti alan mal)
- (bkz: şimdi de yüzsüz mü olduk)
- kendisi yüzssüz değil en asil duygunun insanıdır. kazandığı paranın kolay kazanılmadığını bilen alacağı bir pantolon bir ceket için onlarca mağazayı gezip fiyat soran, sonrasında mağazacının elini kapıp pazarlığa girişen insandır. kendisi lüküs arabalarda gezip akşam pleyboyluğa çıkan denyo ya da hala baba parası yediği içindir ki sevdiği kıyafetlerin ya da yiyeceklerin parasını verecek güçte bir insan olmasa da bu onun yüzssüz iğyk kaka olduğu anlamına da gelmez.
- elindeki listeden ürünleri, tek tek çalışan kişiye buldurup, "sadece elinizde var mı diye bakmıştım" diyerek almadan gider...bir sürpriz yapıp eline para geçer geçmez, geri gelme olasılığı yüksektir. kısa vadede yüzsüz, uzun vadede sağlam müşteri olabilir..
(kolik, 05.07.2007 19:21)
- bunların yüzsüz olmayan versiyonları da mevcuttur. bu eylemi ilk yaptığı zamanlarda ürünlere bakmasından rahatsız olan görevlilerin yoğun baskısından sıkılır,bunalır ve uzaklaşır o mekandan. bu sebepten olsa gerek bir daha alacağı ürünü seçmek için önceden mağazaya giremez bile. ancak bu yüzsüzlüklere tahammül edemeyen görevlileri daha büyük bir sıkıntı beklemektedir: müşterinin kararsızlığı.hiç bir ürünü beğenmez ve dayanılmaz dakikalar yaşatır bu müşteri çalışanlara.
- serbest piyasa ekonomisinde varoldğumuz gerçeği, kimsenin fiyat/performans olayına bakma serbesitesini engelleyemediği için ancak mağaza müdürü tarafından yapılacabilecek modellemedir. bu kişinin elbetteki "yüz"süz olma ihtimali vardır, zira üzerinde atatürk resmi olan mavili herkes de olmak zorunda değildir.
- illa ki birşey almak zorunda değildir bu kişi. belki o anda parası yoktur, piyasa yoklamaya çıkmıştır, ya da sırf nefsini tatmin etmek için de yapıyor olabilir. yüzsüz değildir, tüketicidir..
- bu tiplerin ne yüzü ne ismi ne de numarası vardır. yaşamıyorlardır yani.
(bkz: no face no name no number)
- (bkz: herkes birazcık zonta herkes birazcık davar)
(bkz: dokundur)
- (bkz: karnı tok esnaf edebiyatı)
- (bkz: nihat genç tarzı yazı yazma rehberi)
- kahvecinin çırağıdır çayları getirmiştir bişi alması gerekmez çayları verir ve çıkar yüzsüz değildir alın teriyle para kazanıyordur 15 dakka sonra gelir boşları ve markaları alır
(mulenbu, 05.07.2007 22:19 ~ 22:19)
- maalesef peder zickler'ın muhtemelen 537 kere dile getirmiş olması gereken yüzsüz, dolayısıyla yepyeni, yaratıcı ve orjinal bir fikirmiş, yorummuş gibi tekrar tekrar itü'de de önümüze serilmemesi gereken kişi.
not: burası ekşi değil ne alaka diyenleriniz olabilir ama ekşideki başlıkların kopyalarını burda görmekten de daha beter bir durum bu. yıllar sonra evcilik oynuyormuşuz gibi geliyor, bilmem anlatabildim mi?
|