girişi vardır; çıkışı yoktur.
bir dağlı gördüğünü sanırsın, peşinden gidersin, karanlığa girersin, içerde ilerlersin, sesi gelir, kendi yok. ardından, (dana olduğundan kelli) uzun bir süre sonra idrak-ı intikal edersin ki; aslında ortalıkta dağlı falan da yokmuş. "e çıksana o mağaradan mal! daha ne duruyosun?" der bi ses. anaa ne dese beğenirsin.... o dağlı benim demiş! (ref: cem yılmaz- palyanço hikayesi)
öhm...
not: başta
duygusaldı, sonra "
odunsal" oldu. tam da olması gerektiği gibi.
tekerrürünü sikeyim tarih.