bir zeka sorusu sorup sorunun yanıtını 20 farklı şekilde yanıtladığınızı gören sosyal bilim öğrencisi arkadışınızın ağzının açık kalmasını sağlayan yaklaşım. bir de genelde soru sorduklarına pişman olurlar, zira sordukları sorular muğlak olup siz soruyu özelleştirmeye çalıştıkca kapasitelerini zorluyormuşsunuz gibi hissederler kendilerini..
x: abi şimdi karşılıklı iki duvar var ve bu iki duvar arasındanda bi boru geçiyo. borunun içiden su akıyo, suyun nereye aktığını nasıl anlarsın? (arkadaş cevabı okumuş bi yerlerden gelmiş soruyo işte)
ben: boruyu delebiliyom mu?
x : delsen nolcak ki?
ben: içine pitot tüpü koyup basınç dağılımından anlıyacam
x : ohaa. o ne yaw.. neyse o değildi cevap.
ben: borunun cidarının uzunluğuna oranı ne? ya da ses iletim katsayısı yüksek mi?
x : ha??
ben: hani akustik deneyi yaparak sesin dağılımından bulabiliriz ama ses iletimi sıfırsa olmaz tabi..
x : bak ben cevabı söylüyom, sen bulamıycan galiba.. boruyu ısıtıyomuşsun borunun hangi tarafı ısınırsa su oraya akıyomuş..
ben: e benim yöntemlerin farklı bi uygulaması bu. ayrıca bunu uygulamak için borunun erimeyen bir malzeme olması, cidarının ince olması ya da senin verdiğin ısının çok yüksek olması lazım. ayrıca...
x : tamam, .mına koyim bi daha sana soru sorarsam iki olsun.
ben: ee, olm boşuna mı okuduk 4 yıl. olayı mühendislik yaklaşımıyla ele alıyoz tabi.
hatun kişinin güzelliği ile bira sayısı arasında ters orantıyı keşfeden yaklaşım. bu yaklaşımın "çirkin kadın yoktur az vodka vardır" deyiminden esinlenildiğini düşünmekteyim.
bu öyle bir sihirli değnektir ki koca koca sayıları görmezden gelebilir, bir sürü değişkeni 0 ya da sonsuz yapabilir, buna rağmen çıkan sonuç gerçeğe yakındır diyebilirsiniz. bir nevi mutluluk iksiri.
niye sorusunu değil, nasıl'ı sorar bu yaklaşım. şöyleyken böyle, onu ordan tutuyoruz tamam bunu burdan çektik kaldırdık filan gibi cevaplar üretirler boyuna. gerisini de niye'cilere bırakırlar. en sonunda gelinip varılan soru, ne yazık ki bu makendinşbilgcilerin işi değildir. yapamayacaklarıdır demiyorum dikkat.
bir fizikçiyi, bir kimyacıyı çıldırtabilecek bir yaklaşımdır. adamların hayatlarını araştırmaya adadığı bir özelliği ufak bir varsayımla sıfır kabul edebilme özgürlüğüdür ayrıca.
işi sorun çözmek olan insanın yaklaşımıdır. netice esastır. yani uygun bir neticeye ulaşılmadıkça yapılan çalışmanın hiç bir değeri yoktur. sorun belirlenir. sorunu oluşturan parametreler tanımlanır. mevcut olanaklarla bu parametreler arasındaki bağ oluşturulur. duruma uygun neticeye doğru aksak adımlarla ilerlenir. hedef şişi ve kebabı yakmadan optimum çözüme ulaşmaktır.
kimi mühendislik problemlerinde istenen netice belli olduğu için bazen mühendis, tersten yaklaşır.
örneğin; 10'ar katlı 15 adet binanın kaba inşaatının bir yılda bitirilmesi isteniyor ve işin birim fiyatları da veriliyorsa ve hedeflenen kâr oranı da yaklaşık olarak tanımlanmışsa netice bellidir. neticeye ulaşmak için mühendis parametrelerin bir kısmını kendisi tanımlar.
bu tarz yaklaşım mühendislik okumayan veya mühendis olmayan insanlar için bazen çileden çıkaran bir hal alır. örneğin:
+abi, benim hatunla aramda sorun var.
-nedir?
+diyor ki; seninleyken de mutsuzum, sensizken de mutsuzum.
-o zaman seninleyken mutsuz olsun; bari arada sen mutlu olursun.
+?!?!?!
garip gelse de bu örnek bir mühendisin tarzı olacak bir yaklaşımdır. burada mühendis, durumdan maksimum faydayı çıkarmayı bilmiş, sineği sıkıp yağını çıkarmıştır.
mühendis yaklaşımı, işi dikiş iğnesi deliğinin ortasından sıçmak kadar zor olan insanın hayata yaklaşımıdır.