edesa ve halil ibrahim sofrası gibi hala geleneklerini yaşatan birçok ünlü güneydoğu lokantasında denenebilen, içtikten sonra fincanı garsona geri verirken dikkat edilmesi gereken acı kahve. çok az verilir. tadımlıktır. bayram namazı gibi her içişimde nasıl geri verileceğini unutur, garsonu evlendiremeyeceğimi söyleyip, en azından yüklü bir bahşişle durumu kurtarmaya çalışırım.
ilk defa içince ve dikkat edilmeyince adamı çok fena yapabilen bir kahvedir.
(bkz:
ben bugün bunu gördüm)
acılık veren sıvılarla özel bir biçimde kaynatılarak pişirilen acı kahve.
kahvelerin sultanı,ortadoğunun
espressosudur.
bir iş gezisinde mersin 'de içme fırsatını bulduğum çok acı kahve.yalnız bize fincanla değil ince belli bardağın minyatürü ile ikram etmişlerdi,geleneğin de bu olduğunu söylemişlerdi.
(posof, 11.04.2005 22:18 ~ 22:19)
ismi arapça 'acı' anlamına gelen murr dan türemiştir .
sindirime yardımcı olur.
doğuya özgü acı bir kahvedir.muhtemelen 40 yılın üstünde hatrı vardır.
gaziantepe giden bir arkadaşım anlatmıştı olay tamamen yaşanmıştır.
arkadaşım babasıyla beraber antepe bir eve misafirliğe gider.(gidilen ev arkadaşımın ablasının sevgilisinin evi).gelenek olduğu üzere misafire mırra ikram edilir.mırrayı evin evlenmemiş kızı sunar misafirlere.arkadaşın babası mırrayı adet olduğu üzere bir dikişte değil yudum yudum içince ev ahalisinin renkleri değişmeye başlıyor.sonra enişte adayı arkadaşın babasını yan odaya çekip töreyi anlatmış şöyle ki:mırrayıeğer yudum yudum içersen evin bekar kızıyla evlenmek istiyorum çok beğendim anlamına gelirmiş.eğer kızı almak istemiyorsa mırra fincanına altın konulması gerekiyormuş.ev ahalisinde babanneler ananeler bulunduğu için evden ödünç alınan altınlar mırra fincanına konularak olay çözüme kavuşmuş...
damlayla içilmesi yeterdir uykusuz kalmak için. hazırlanışı çok zahmetli olduğu için evlerde her babayiğit yapamaz.
fincanı kendinize doğru çevirerek vermek "artık içmeyeceğim" anlamına gelir.ayrıca fincanı yere koyarsanız, mırra dolduran kişi evliyse fincanın içini altınla doldurmalısınız.şayet evli değilse de evlendirirsiniz..
yemeklerden sonra ikram edilir. bir dikişte içilecek kadar az bir miktarda fincanın dibine konulur. yedi çeşit kahveden yapılır. fincan yere konulursa cezası vardır; ayıplanır. fincanı yere koyan kişi, kendine kahve ikram eden kişi bekarsa onun kirvesi olup, evlendirmelidir. eğer bir daha içmeyecekseniz, elinizde bileğinizden fincanı çevirmeniz yeterli. içmeye devam etmek istiyorsanız da, yine yere koymadan elinizde tutma suretiyle ikram edene uzatmalısınız.
güneydoğu anadolu yöresine ait aromalı ve acı bir tür kahve. ilk kez tadanların aksine benim gayet hoşuma gitti, hatta iki kere istedim. kulpsuz bir fincanda ikram edilir ve dolduran kişi siz fincanı geri verene kadar önünüzde bekler. anlatılana göre bir dikişte içilmeli ve kesinlikle yere ya da masaya konulmamalıdır. eğer koyarsanız karşınızdaki kişi bekarsa onu evlendirmeniz eğer evliyse de altın vermeniz gerekmektedir.
bundan yıllar yıllar önceydi. ben daha ufacıktım. hatta o kadar ufaktım ki azıcık fazla ısıtılmış sütü bile ay çok sıcak diye içemezdim.
şanlıurfa'ya gitmiştik. bayağı ağır geçmekte olan sıkıcı bir ziyaret gerçekleştiriyorduk. ben babamın yanındaydım. derken kapı açıldı ve içeriye elinde bir cezve ve bir fincanla bir abi girdi.
türk kahvesi sandım haliyle. sonra teker teker cezvenin içindekini fincana döküp insanlara ikram etmeye başladı. ama içenlerin de öyle keyif yapar gibi bir hali yoku. tek seferde içip fincanı iade ediyorlardı. sıra babama geldi. diğerleri ne yaptıysa o da yaptı. ve sonra bana da ikram ettiler. ben de millet böyle bayıla bayıla içiyorsa vardır bir hikmeti deyip fincanı aldım. ama önce bir yudum sonra bir yudum... abi bekliyor başımda. ben üflüyorum filan yani. rezillik had safhada. babam artık hadi kızım kafana dik şunu dedi, ben de söyleneni yaptım. aman allahım o da ne? o nasıl bir acı, o nasıl bir sıcak, o nasıl bir zehir yarabbim? birden afalladım. gözlerim yaşardı ve çaktırmadan ağladım. günlerce (evet günlerce) dilim tat alamadı. o günden sonra da bir daha
türk kahvesi içmedim, içemedim. çayları hep
icetea tadında içtim. hala da öyle içiyorum.
bu da böyle bir anımdır.evet.
arap bedevilerinde de görülen sıcak içecek. bedevi geleneklerine göre gelen misafirin; ilk kahveyi içmesi adettendir, ikinci kahveyi içmesi keyiftendir, üçüncü kahveyi içmesi ise yiğitliktendir. yani o derece sert bir kahve.
gerçekten ama gerçekten çok iğrenç bir içecek.
acı desen acı değil ekşi desen ekşi değiş kahve desen kahve değil!
bir arkadaş urfa gezisinden gelirken kola şişesi gibi bir şişede getirmiş. sadece cezveye koyup ısıtıyorsun. içine de değişik bir bitkinin tohumu koyuluyor.(kurtçuk gibi birşey) içtik de içmez olaydık. verdiği kalp çarpıntısı da cabası.
allah bir daha deneme imkanı vermesin.
amin.
bizzat kendisi özel ve özel misafirlere ikram edilen bir kahve türü olmakla birlikte,sütle yapılanı en değerli ve önemli misafirlere sunulan içecektir.
çitlembik tohumu ile birlikte servis yapılır.
kahve dünyasında antepli ve urfalı iki arkadaşın yöresel kahveler başlığı altında göremeyince "colombia bilmem ne var mırra yok mu mırra" diyerek garsona çıkıştığı kahve.
erkek arkadaşla yenen yemek sonrası zibidi garsonların illa içeceksiniz diye diretip, elin ankarasında yabanilik yapmayalım diyerek kıvranarak ve dahi istemeyerek bir seferde içilip, içilen süreden daha kısa bir sürede kendini lavaboda bulduran içecek. ağzıma geldi yine tadı, böğk.
recep ivedik'in starbucks'ta istediği kahvedir ayrıca.
(bkz:
bana ordan bir mırra ver o zaman)
yapılışı oldukça zahmetli olan kahve türü. ayrıca yapılışı kadar içmesi de zahmetlidir ve çeşitli yörelerde muhtelif anlamlara sahiptir. mesela bir cenaze evine gittiyseniz ve size mırra ikram ettilerse içmeniz gerekmektedir. zira mırra da ölüm gibi acıdır, ev sahibi bu acıyı tatmıştır, misafirin de tatması nezaket iicabı gereklidir.
kurukahveci mehmet efendi ve mahdumları gibi ol(a)mayan kahve.
çok acı, şekersiz içirmeye kalktılar hatay'da gözlerimden yaş indi. hayır hayır, sıcak olduğundan falan değil sade olmasından. zaten kahvenin kendisi yeterince acı bir de üstüne şekersizliği eklenince "heleloyloy" diye oynayasım geldi orada.
ama,
samandağ'da boy kısalığından ötürü lakabı bizde "kavanoz" ama samandağlıların konuştuğu arapçada "katarmis"(konuşurken böyle söylüyorlar valla, özel bir yazım stili varsa onu ben bilemiyorum) olan bir arkadaş sağolsun bol şekerlisini yaptı. binanın çatısında bir masaya oturup
keldağa karşı içince ayrı güzel oldu!. üstüne para versen değişmem o derece.
acı ama. yani belki güzel ama şekersiz olunca içimi çok zor!. insanın midesinde dolanan asidin kezzapla aynı olması gerekir onu öğütmesi içün.