müzisyen ve ot   

adana çık aradan

  1. müzisyenlerin sıradışı olduğunun genel kanı olduğu bir ortamda yaşıyoruz, elbette bu yazı bunun tartışmasını yapmak için yazılmıyor.
    müzisyenler yıllardan beri daha verimli olmak adına performans öncesi bazı maddeler kullanmışlardır ve hala kullanmaktadırlar. bunun sebebi kişiye göre değişmekle beraber şu başlıklarda toplanabilir.

    daha verimli çalmak.
    konsantrasyon eksikliğini gidermek.
    daha ruhlu doğaçlamalar yapmak.
    performans esnasında bulunulan ortamdan kopmak veya uzaklaşmak.
    yapılan müziği daha farklı bir boyutta dinlemek veya dinlediğini sanmak.
    sıradışı olduğunu ispat etmek.

    bu başlıklar daha da çoğaltılabilir.

    uzun süredir sahnede bulunan bir müzisyen olarak bunların hiçbirisine katılmadığımı söylemeliyim, netice itibari ile ot kullanmak bir sarhaşluk halidir ve sarhoş insanın algılaması, tepki süresi, dikkati bariz bir şekilde azalır. şimdi tekrar yukarıdaki başlıklara dönelim;
    sarhoş insan daha verimli çalabilir mi?

    sarhoş insan daha verimli çalamaz, sadece daha cesur çalar, daha verimli çaldığını zanneder, sound kavramına dikkat etmez, uyum denilen gerekli olguyu gözardı eder.

    kafası bir dünya olan müzisyen konsantrasyon eksikliğini giderdiğini düşünür, ama bu ancak kendinden bir kaçıştır, müzisyen insan yaşamıyla yüzleşmeli, barışık olmalı ve bunun sonucunda yaşadığını çalmalıdır.


    matiz olmuş bir müzisyen daha ruhlu doğaçlamalar yapabilir mi?
    sadece öyle olduğunu zanneder, çünkü sarhoşluğun verdiği cesaretle yaptığı hataların farkına varmaz, en azından onlara farklı bir kılıf bulur.

    performans esnasında ortamdan kopmak ve uzaklaşmak.
    müzik paylaşıldıkça güzeldir, eğer bir müzisyen ortamdan kopmak istiyorsa ona tavsiyem, kendini ve enstrumanını alıp doğa ile başbaşa kalmasıdır, bence bu gereklidir.

    yapılan müziği başka bir boyutta dinler mi?
    evet dinler. şahsın bünyesine göre sesleri daha az duyma, beraber çaldığı arkadaşlarını dışarıdan dinleme gibi gerçekten hazır bir müzisyenin ihtiyaç duymayacağı bahaneler üretir.

    ot kullanan bir müzisyen sıradışı olur mu?
    müzisyenlik zaten sıradışı bir olaydır, böyle şeylere gerek yoktur, sadece müzisyeni sıradanlaştırır.

    elbette müzik aleminde uyuşturucu maddeler kullanıp ta gerçekten verimli olan müzisyenler vardır ama şuna inanıyorum ki bu insanlar bu alışkanlıkları olmasa daha verimli olabilirlerdi, bunun dışında başarılı müzisyenler için söylenen şeyler sadece şehir efsaneleri kavramında değerlendirilmelidir. ''her sabah bir üçlü sarıyormuş'' ''çıkmadan önce burundan çalışıyormuş'' ''mola verdiklerinde kova yapıyorlarmış'' gibi şeyler abartıdır, istisnadır.

    son söz olarak müzisyen sadece süt içsin demiyorum ama,en azından mesleğine saygılı davranmalı, hepsinden öte kendini düşünmelidir.

    aşkı, tutkuyu, hayatı yoğun yaşamalı ve bunun sonucunda yaşadığını çalmalıdır.
    (manha de carnival, 25.07.2006 10:20 ~ 22.06.2007 22:58)
  2. (bkz: müzisyen erkek)
    (tebetha, 25.07.2006 10:59)
  3. (bkz: jimi hendrix)
    (raiser, 25.07.2006 11:47)
  4. (bkz: sex, drugs, rock 'n' roll)
    (venom, 25.07.2006 11:52)
  5. birçok müzisyenin hayatını yok etmiştir bu tutku...
    (bkz: jaco pastorius)
    (bkz: jimi hendrix)
    bu örnek verdiğim müzisyenler her ne kadar kimyasal maddelere bağlandilarsa da bu işin başlangıcı ottur.bu örnekler çoğaltılabilir.ve aşiri cesaretle çalmak gereksiz aceliteler, kötü sololar, kötu ton seçimleri, kirli sound vs.ler şeklinde orkestrayı eksiye götürebilecek muzikal zararlar da doğurur..
    (jellyjam, 03.09.2006 22:39 ~ 08.07.2007 03:30)
  6. ot yoksa groove olmaz,groove olmazsa müzik olmaz,müzik olmazsa müzisyen olmaz...
    (bkz: ot müzisyen)
    (şimdilikkararveremedim, 05.09.2006 04:13 ~ 04:14)
  7. (bkz: trafik canavarı)
    (akabinde ve detayinda, 11.01.2007 21:14)
  8. (bkz: jim morrison)
    (dream endless, 11.01.2007 21:16)
  9. gerizekalı ve aptal bir şeydir.

    bu şeyin "olması lazım , yapınca daha iyi oluyo diyerek" arkasında duranlara "vivaldi ot mu kullanıyordu mevsimleri yaparken" diye sormak lazımdır.veya paganini otlanıp mı çıkıyormuş sahneye ?
    (zaknafein, 08.02.2007 18:15)
  10. bir kere her sarhoşluk halinde algı kapanır diye bir şey yoktur . peyote (mescaline), lsd ve ot sarhoşluğunda aksine algılar açılır. her şey açık hale gelir. en azından beynimizin her zamanki işleyişini değişir, programları, kodları değişir (mescaline de beyne giden glikoz kesilir örneğin, o şekilde...). varlığın başka boyutlarına ulaşılır dolayısiyle de
    (jimela morrison, 08.02.2007 19:37)
  11. "see, ı think drugs have done some *good* things for us, ı really do. and if you don’t believe drugs have done good things for us, do me a favor: go home tonight and take all your albums, all your tapes, and all your cd’s and burn em’. 'cause you know what? the musicians who’ve made all that great music that’s enhanced your lives throughout the years...
    rrrrrrrrrrrrreal fucking high on drugs." bill hicks

    (bkz: bill hicks/1)
    (bkz: third eye)
    (pushitonmeshitonme, 19.05.2007 20:09 ~ 20:10)
  12. no woman no cry only marijuana only fly (bkz: bob marley), ne kadar duman okadar randuman sözünün açıklaması.
    (hilmi, 19.05.2007 20:53)
  13. genel anlamda müzisyenlik olmak üzere özellikle sahne müziği,sahne müzisyenliği farklı bir olaydır.bu noktaya erişmiş kişinin beyni aynen bir bilgisayar gibi çalışır.kulak dışardan gelen sinyali alır.bu veri ses frekansları ve ritmden ibarettir.buna görsel pek çok veri de eklenebilir.beyin bu sinyalleri kendi anlayacağı şekilde kodlar ve müzisyen kişi bu veriye uygun yeni veri yani uyumlu bir müzik yaratır bu komutları parmaklara,gırtlağa yollar.saniyede onlarca,yüzlerce işlenecek veri yükünden bahsedilmektedir burada.uyarıcı narkotikler beyindeki işlemci gücünü arttırmaktadır.müzisyen kişi de bu etkiyi yaratmak için her zıkkımı içer de içer ama bilmiyordur ki biraz daha iyi çalabilmek için çok ağır bir bedel ödemektedir.akllı adamın işi değildir.
    (bilal12, 19.05.2007 21:13)
  14. sadece yaratıcılığı arttırmak veya daha iyi çalmakla ilgili bir şey değil bu bence. bir insana müzik yapma (sanat olarak da genellenebilir tabi) ihtiyacını hissettiren, onun ruhunda bir şeylerin diğer insanlara kıyasla ters yönde akmasıdır. bazıları, bu ters akıntıya kendilerini bırakmayı tercih edebilirler veya kontrolü kaybedip o yönde sürüklenmeye başlayabilirler. ve zaten müzik de zaten etrafımızdaki gerçekliğe karşı yarattığımız alternatif bir dünyadır. bu gerçeklik çoğu zaman sorunludur; düşünün, çok mutlu olan bir insan muhtemelen o mutluluğu yaşamayı tercih edecektir oturup ikincil bir dünyanın içine dalmak yerine. alkol, ot türevleri gerçek dünyanın algılanışını kapatıp bu ikincil dünyanın sahnede kalmasını sağlar: kişi kendi cehennemiyle ya da her neyi kurduysa onunla başbaşa kalır. böyle bir durumda müzisyen adam, kontrol edemediği gerçek dünyanın yerine renkleriyle oynayabildiği bir hayalin içine dalar. kimisi ise çok çok daha yeteneklidir, içlerindeki onlarca farklı dünyayı dış unsurlara (ot)ihtiyaç duymadan dışarıya çıkarabilirler. şöyle bakılabilir: ot kullanarak müzik yapabilenler onun yardımıyla yüksekliğe çıkabilmiş ancak aşağıya düşmesi kaçınılmaz olanlardır, diğerleri ise kendiliğinden uçmayı bilenler. aşağı çakılmak kaçınılmaz (bkz: syd barrett)... işte dinlerken "bu dünyadan değil bu şarkılar." dediklerimiz bunlardır, gerçekten de bu dünyanın ürünleri değildir onlar. değer mi değmez mi sorusunu cevaplamak da hayattan ne anladığınıza bağlı...

    müzisyen tribine girip de kafayı uçurup ertesi gün "aabii, şimdi benim kafa şööyleeydi aldım gitarı" kıvamında ortalıkta dolaşanları elbette kastetmiyorum; o zavallılar gerçekliğe, etraflarındaki dünyaya herkesten daha bağlılar ki sırf oraya malzeme çıkarabilmek için böyle yollara giriyorlar...
    (paranoiagenerator, 19.05.2007 22:07 ~ 20.05.2007 01:56)