belki ilginizi çeker
  1. · ruj
  2. · barış için sanat girişimi
  3. · ismail soyberk
  4. · katil hasan
  5. · aykut sütoğlu
  6. · müzik hocaları
  7. · doğan apartmanı
  8. · rigmor gustafsson
  9. · atilla özdemiroğlu
  10. · fazıl say ın türban yüzünden ülkeyi terk etmesi
gündem
  1. · dinde zorlama yoktur
  2. · colin kazım richards
  3. · disko kralı
  4. · okan bayülgen
  5. · sözlük yazarlarının itirafları
  6. · thierry henry
  7. · rasim ozan kütahyalı
  8. · superman
  9. · kayser sozer

müzisyen  

  1. (bkz: yavuz çetin)
    (punkmanifestosu, 27.10.2005 17:41)
  2. maalesef günümüzde, türkiye olsun ya da başka ülkeler olsun, ayağa düşmüş isimdir, sıfattır, yakıştırmadır. 4 dakikalık şarkı boyunca gitarda 5 nota basan da müzisyen, sırf aynı ritm ile hızlı hızlı cümleler kurup ona buna sataşan rapçilerde müzisyen. bu işde bir ilginçlik var ama anlamadım ben.
    (creepingdeath, 27.10.2005 18:00)
  3. herhangi bir tarza kölelik yapmayan , yeniliklere açık , enstrümanını ayrı bir yerde tutan , ona gereken saygıyı gösteren , yeterince çalışan , duygularını yaşadıklarını hislerini çalan söyleyen , bu işi ayağa düşürmeyen hakettiği karşılığı beklemeyi bilen , üstadlarına saygı duyan onlardan birşeyler kapan , kendinden sonrakilere de sevgiyle yaklaşan bencillik yapmadan tecrübelerini paylaşan , kendi gelişimi kadar ülkesindeki dünyadaki müziğin gelişimiyle de ilgili olan kişi gerçek müzisyendir.
    (jellyjam, 15.01.2007 12:41)
  4. (bkz: saygıdeğer insan)
    (chocolattes, 15.01.2007 13:05)
  5. bazen gurur bazen pişmanlık veren.
    (manha de carnival, 29.04.2007 22:25)
  6. kelime anlamına bakarsak, müzik yapan - müzisyendir...
    bir şarkıda 3 akor basan da, bir kez lise tayfasıyla stüdyoya giren de müzisyendir bu durumda.

    diyecek bir şey yok, adam tabak çanakla bile müzik icra eder, üretir, yaratır mesela, paylaşır ya da paylaşmaz, ama kimsenin müzisyen olup olamayacağını söylemek bize düşmemeli, bu insanların kendi dudaklarının edebi olmalı, şöyle ki;

    "ben müzisyenim" diyebilmek kolay olmamalı, çünkü o bir mertebeyse eğer, uzun emeklerin, sabrın, yorgunlukların, bişeylere artık vakıf olabilmenin sonucunda ağızdan çıkmaya başlar.
    burada da eskilerdeki çırak-usta ilişkisi, müziğe yaklaşım ve saygı söz konusudur.

    yani had bilmektir biraz bu.
    (püfü, 16.05.2007 17:58)
  7. artık eline bir müzik aleti alıp iki tımbırdatan insanlara verilen isimdir

    (bkz: çok yazık)
    (calaea, 29.08.2008 14:38)
  8. akılını yıtırmiş insan demektir. onun farklı bir dünyası vardır... ufacık bir şeyde kimsenin görmediğini görür hissetmediğini hisseder saf duygu olma yolunda ilerler bir müzisyen eğer gerçekten müzisyense....
    (müzixyen, 05.02.2009 23:17)
  9. bunlardan çok tanıdım, amatörü olsun, profesyoneli olsun, hepsi senin benim gibi insanlar.
    (ali kamber, 05.02.2009 23:35)
  10. kendimi zaman zaman aralarında, onlardan biri gibi hissetmekten gurur duyduğum, gözümde dünyanın en yetenekli insanlarına verilen ortak addır.

    birkaç sene öncesi, babamın görevi dolayısıyla türkî cumhuriyetlerden birindeyiz. fena halde sıkılıyorum, arkadaş yok, ortam yok. gitarımı da yük olur diye getirmemişim ama, içimden şöyle birazcık çalmak geçiyor. bir stüdyo olduğunu duyuyorum; ancak orada sektör bizimki gibi değil, her adım başı öyle prova stüdyosu yok. kayıt stüdyosuymuş. yer ayırtıp gidiyorum.

    içerde bir adam var. çalışma ile kanal kayıdın aynı para olduğunu söylüyor, dumur oluyorum. istedikleri cüzî bir miktar… şansıma grup türkiye'de kalmış bizim, elemanlar sahillere akmış, kırgızistan'a gelin diyecek halim de yok. "ben yardım ederim" diyor adam ısrarla, "davulları, basları cihazdan alırız. gitarı sen çalarsın, soloları da ben atarım" diyor.

    anlaşıyoruz, kayıda girişiyoruz. adam şarkılara solo atmakla kalmıyor, aranjmanlar yapıyor. hayatımda gördüğüm en yetenekli müzisyenlerden biri olmasına rağmen, amatör bir ruhla benim şarkıları adam ediyor, bu işten müthiş keyif alıyor. bazen evden stüdyoya gelince, adamın gece şarkıya yeni şeyler eklemiş olduğunu görüyorum, bana sevgilisine sürpriz yapmış yurdum delikanlısı şeklinde sunuyor bu yenilikleri de. bir iki üç derken bir sürü şarkı kayıt ediyoruz.

    sonra tatil bitiyor, ben türkiye’ye dönüyorum. bir sene ayrı kalıyoruz.

    bir sene sonra yeniden gidiyorum ülkesine. çaldığı bara gidip ben de ona sürpriz yapmak istiyorum; ancak bir de hediye alayım diyorum. oranın en büyük alışveriş merkezine gidiyoruz. bir müzik evine giriyoruz, orada bir fender telecaster (bkz: elektrogitar) görüyorum. üç single manyetik var üzerinde. hatırlıyorum da andrei’nin gitarının aynısından. fiyatını soruyorum 250 dolar diyor satıcı. andrei’nin gitarı hakkında "1500 dolar verdiler satmadım" dediğini hatırlıyorum. üzerinde durmadan çıkıyorum müzik marketten.

    akşam oluyor, bara gidiyoruz. andrei beni gördüğüne hiç sevinmiyor, "hoş geldin, beş gittin" deyip ayrılıyor yanımdan. canı sıkkın dolanıyor ortalıkta. yanına gidip "bir problem mi var?" diye soruyorum. "gitarım yok ortalarda" diyor. o an flashback'ler çakıyor beynimde (bkz: beyinde flashback çakması), kendisine öğle vakti gördüğüm telecaster’ı anlatıyorum. “250 dolardı” diyorum, “üzerinde üç single manyetik vardı” diyorum. bana "dostum üç single'lı telecaster'lar dünyada 100 tane. özel üretim, 1500 dolardan aşağı olmaz ve üstelik ikisi bu ülkede olsa mutlaka haberim olurdu" diyor.

    toparlanıp polise gidiyoruz. ancak gitmeden önce bir adama uğruyoruz. ben "niye geldik buraya?" diye afallamışken, andrei "bu adam bize poliste yardım edecek" diyor. haklı olduğumuz bir konuda bile polise referanssız gidemiyor olduğumuz bir ülkede bulunduğumuz için üzülüyorum.

    karakola girmeden andrei bana dönüyor "sen mecbur kalmadıkça hiç konuşma" diyor. "yabancı olduğun anlaşılırsa fiyat iki katına çıkar." diye de ekliyor.

    karakolda bir süre derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. bir polis bize katılıyor, bana sorular soruyor, anlamıyorum. andrei olayı anlattırıyor bana. gitarı gördüğümü, önceki sene kayıt yaptığımızı söylüyor. "o da müzisyen" diyor. polisi evine bırakıp ertesi gün için randevulaşıp ayrılıyoruz.

    sabahın köründe geliyorlar beni almaya, müzik evine baskına gidiyoruz. satıcı şok oluyor, bir adamın gitarı kendisine satılması için bıraktığını, 200 dolar istediğini, üzerini komisyon olarak vereceğini söylediğini anlatıyor. polis, gitara el koyuyor. andrei "akşam barda görüşürüz" deyip ayrılıyor.

    akşam bakıyorum andrei var, gitar yok. polisler biraz rüşvet, barda sınırsız eğlence ve birkaç rus kızı istemişler gitarı vermek için. neyse ki hırsız bardaki garsonlardan biriymiş de, andrei gitarla birlikte çalınan distortion pedal'ını birinci elden geri alabilmiş. (teknik tabir kullanıyorum ki yabancı olduğumuz anlaşılmasın) birkaç gün eski gitarıyla idare ediyor, sonra gitarına kavuşuyor.

    kulaklarımda bana grupça ettikleri teşekkürün arasına sıkışmış, vokalistin o sözleri var hala: "eğer ben sesimi kaybetmiş olsam, herhalde ölürdüm."

    o zaman onlarla aramızdaki farkı anlıyorum. ben gitarımı yük olur diye türkiye’de bırakabilecek bir amatör iken, onlar enstrümanlarından birkaç günlüğüne de olsa ayrı kalmak istemeyen müzisyenler...
    (charey, 01.07.2009 10:38)
  11. çok ilginçler yaa.. arkadaş evine davet etti beni bugün, az önce yaa yeni geldim neyse yakın zaten evlerimiz geçeyim iki dakika dedim..
    ortamda müzisyenler var.. ama herkes müzisyen abartısız..
    bir ortamda herkes müzisyense ne olur? saçma br soru oldu biliyorum ama mutlaka ve mutlaka gitar çalan bir tip olur.. vardı da..
    sevindim gitarı görünce, ''ohh'' dedim '' bir sürü müzisyen, çok eğlenicez, herkesin sesi güzeldir, hatta gitarı çevircekler yandaki sonra yandaki alcak eline'' falan diye düşünürken.. bir parçaya girdi gitarı çalan allahım anlamıyorum ama akorlar belli ki yanlış iğrenç bir tını, parçayla alakasız geçişler falan.. dedim herhalde bilmiyo bu parçayı ama yok sonraki parça da sonraki parça da.. bir de bülent ortaçgil kasıyolar falan hepten sıçıyolar, diğer müzisyenleri desen ses soluk yok.. en son dayanamadım '' ya allahaşkına buralara yaz günü kar yağıyor canım'' ı çalar mısın dedim.. çaldı ve sonra ortamın rengi değişti birdenbire..
    serdar ortaçlardan, ışın karacalara hepsini de ben söyledim.. ama şaşırdım da.. o kadar müzisyen.. 6-7 kişi var rahat hiç biri de egosundan söyleyemedi ya lan bütün gece.. şık latifeden, pencere önü çiçeğinden, bu su hiç durmaz derken serdar ortaç rüzgarları esti çok eğlendim çooookk..

    ama geceden bişey kaldı..
    http://www.youtube.com/...
    (hotgirl, 10.11.2009 02:12 ~ 02:14)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil