din olarak kendisine islamiyeti seçmektir.
müslüman olmanın bildiğimiz şartları vardır; namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek ve zekat vermek.
bu öne sürülen şartlar allah ile kul arasındadır. kimse bir diğerine zorla oruç tutturamaz veya namaz kıldıramaz. ama birbirinden manen sorumlu olan insanlar (anne, baba, evlat, eş, kardeş gibi...) birbirlerini uyarmakla mesuldürler. çünkü bu uyarmamanın da kendi içerisinde bir hakkı vardır. ahirete inanan insanlar, bir gün bu sorumluluktan dolayı sorguya çekileceklerini bilirler.
yine çok tartışılan bir durum vardır; dinde zorlama yoktur denir. bu cümle suistimal edilir her zaman. evet, doğrudur, dinde zorlama yoktur ama eğer o dine tabi olmuşsan (müslümanlıktan bahsediyorum), inandığın dinin farzlarını yerine getirmekle mesulsündür*. bu dinde zorlama yoktur ayetinin devamına da bakmak gerekir; dinde zorlama yoktur. artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. o halde kim tâğut**u reddedip allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. allah işitir ve bilir. yani şu sözlerle birebir bunu karşılaştırabiliriz; biz size akıl verdik düşünesiniz, iyiyi, kötüyü bilesiniz diye, göz verdik göresiniz, kulak verdik işitesiniz diye...
sağlığın yerindeyse, yeterince paran varsa islama göre hacca gidip, zekat vermelisin. kaldı ki bu farzlar bir nevi şükürdür. oruç tutarak nefsi isteklerine sınır koymayı öğrenirsin. kazandığın paranın bereketini zekat vererek görürsün. yaptığın ibadetler seni manevi açıdan doyurmaya yöneliktir. iç dünyandaki boşluğu hem inanarak hem de inandığın gibi yaşarak doldurursun. bir de şu var; kimsenin gözüne yaptığın ibadetleri sokmamalısın. her koyun kendi bacağından asılır denir anadoluda. hal böyleyken, yaptığın ancak ve ancak sanadır.
bu farzların yanında kul hakkına girmemeye, kalp kırmamaya da riayet etmelisin. denilir ki; bir gönül kırdınsa eğer bu kıldığın namaz neye yarar? ve bir çağrıdır yaradandan; huzuruma kul hakkına girmiş olarak gelmeyin.
islamın 5 şartından 3'ünü kesinlikle yapmaktır. inananlar kendilerine göre yorumlasada, açıkça belirtilmiştir. zekat ve hac sadece varlıklı olmanız durumunda farzken, oruç tutmaknamaz kılmak ve kelime-i şahadet getirmenin mali durumla ilgisi olmadığından yapılması zorunludur*. müslüman olabilmek için yapılması zorunludur.
bu allah ile kul arasındaki bir durum ile açıklanamaz. allah ile kul arasına kimse giremez* fakat, bu "canım isterse namaz kılarım istemezse kılmam. o benim allah ile aramdaki mesele" olarak yorumlanamaz. bu iş şuna benzer. "tamam, hukuk insan öldürmemize izin vermiyo ama o pezevenkte haketmişti".
müslüman olmak için gerekli kurallar yazılmıştır. uygulayanlar müslüman olur, uygulamayanlar kendini kandırır*.
katliam yapmak, insanları yakmak anlamına gelmeyen. hoşgörülü olmak, başkasından inançlarına saygı duyulmasını isterken başkalarının da inanmamasına saygı göstermek.
her konuda olduğu gibi türkiye'de sadece yılın belirli zamanlarında akla gelen şey..bir kişi akıl baliğ olduktan sonra gerek kültürünün etkisi ile gerekse kendi tercihi ile kelime-i şahadet getirip ben müslümanım diyor ama ondan sonra müslüman olmanın gereklerini unutuveriyor..
müslüman olmak bu ülkede orta okul çağına kadar gidilen kuran kurslarından ibaret ancak ve ancak..eğer büyüdüğünüz çevre dinine daha bağlı dominant bir çevre ise tamamen uç noktalara kayıyor,biraz daha rahat ise müslümanlığınız sadece ramazan ayı,kadir gecesi ve miraç kandillerine endeksli bişey oluveriyor..işte bizim ülkemizde müslüman olmak bu..ortası ne yazık ki yok..
bizim ülkemizde müslüman olmanın ilk şartı kendi kendini kandırabilme becerisinin yüksek olması,kelime-i şahadet getirmek diil malesef..kendini kandırabildiğin kadar müslümansın yani..normalde her türlü günahı işleyip,inancı sana göre senden zayıf adamları eleştirdiğin kadar müslümansın..küçücük kız çocuklarına tacizde bulunduğun kadar müslüman,çocuğuna bilmem kaç milyon dolara gemicik aldığın kadar müslümansın..bu ülkede sahketar olabildiğin kadar müslüman,söylediğin yalanlar kadar müslümansın..
ramazan başladığından beri sözlükte davullu zurnalı başlıklar hemen herkesin dikkatini çekmiştir..işte bizim inancımız ya da inançsızlığımız bu kadar..müslüman olan ramazan'da içki içmenin çok günah olduğunu söyler,oysa içki içmek her zaman günahtır..sonra biri çıkar ramazan davulundan rahatsız olduğunu söyler ona inat,ama çocukken sırf davulcuyu görmek ve onu dinlemek için oruç tutmasa da sahura kalkmıştır..
bu ülkede müslüman olmak nasıl bir beceri gerektiriyorsa,olmamakta öyle bir beceri gerektiriyor..bu ülkede müslüman olmak,olmayanın günahlarının çetelesini tutmak..olmamak ise müslümanların inançlarına saygısızlık etmeyi gerektiriyor..
ben tam anlamıyla müslüman olmadığımı etrafımdaki herkese açık yüreklilikle söyleyen biriyim..ama gece uyumadığım zamanlarda davulcu mahalleye geldiğinde içten içe küfürler savurmuyorum..biliyorum ki ramazan davulcusu benim de bir zamanlar merak ettiğim adamdı..gece gece bu işi nasıl yaptıklarını merak ederdim,sokak köpeklerinden korkmadan nasıl gezdiklerini en basitinden..daha sonra anladım bunun bir ekmek parası olduğunu..gerçi artık rant meselesi haline geldi ya neyse..
inandığın kadar müslümansın oysaki,dinin gereklerini adam gibi yerine getirebildiğin kadar birazda..inanmadığın kadar adamsın,inananlara saygı duyabildiğin kadar..inanan insanları aşağılamayıp,en azından ailende de inananlar olduğunu düşünüp onları hor görmediğin kadar adamsın..
özü kavrayabilme yeteneğinidir. bu yetenekten mahrum olanlar müslüman değil, ibadetist olabilirler anca. müslümanlık insani bir kavramdır. islamiyet tanrısaldır. çoğu zaman bu iki olgu karıştırılmaktadır. bu karmaşıklığın olmadığı zamanlarda bir problem yoktur.
bazı insanların müslüman olduklarını söylerken kelimenin sonlarını yuttuklarını gördüm..yani kendileri müslümanım kelimesini net bir şekilde söyleyemiyorlar.neden böyle olduğunu sorduğumuz zaman ise 'abi müslümanlar dünyanın içine ediyor,her terorist müslüman,aşırı dindarlar yüzünden neler neler oluyor' demekte..oysa o kişilere müslüman demiyoruz biz ah bir bilseler
kutsal değer belirleme komisyonu asli üyesi olma ve komisyonu dışarıya (islam dışı inançlara) kapalı hale getirme imkanı verir. en çok yasak bu dinde, en çok durumdan vazife çıkaran insan da bu dine mensup olduğundan, tüm dünyayı kutsallarına saygı duydurtmaya çalışırlar. müslüman olmayan diğer dünyalıların da götleri zaten, "yasaklarına uymakla yükümlü olmadıkları" bu dini eleştirmeyi malum nedenlerle yemediğinden bunu başarırlar çoğu kez.
en iyi kısmıysa, kendilerinin çoğunluk olduğunu düşündükleri herhangi bir toplulukta rahatça "hepimiz müslümanız", "din kardeşiyiz" vb cümleler kurabilmeleridir. kimsenin kalkıp "dinini bana dayatma hakkını nereden alıyorsun" diyemeyeceğini bilirler.