1. kurtuluş savaşından galip ayrılarak oturduğumuz ve imzaladığımız antlaşma. bu antlaşma amerika'da vakti zamanında anadolu'daki savaş sever, barbar türklerin yüzsüz bir şekilde antlaşma yapması olarak görülmüştür. keza amerika hala lozan'ı tanımamaktadır.
  2. kanımca fiyaskoyla sonuçlanmıştır. kurtuluş savaşını zaten kazanmışız ve söz hakkı bizde. koy masaya yumruğu, adamlarda zaten savaş yapacak güç kalmamış. gerçi kendimizde de hal kalmamış ama hayde bre ertesi gün kapımıza dayanacak değiller sonuçta. belki de şu an bir almanya'nın bir isviçre'nin (hatta daha fazlası) ekonomisinde olabilirdik o şehirler de bizde olmuş olsaydı. işte 200 km ötedeki şehre sahip olmayla olmama arasındaki fark ne kadar büyükmüş şimdi görülmektedir. daha neyin pazarlığıyla fedakarlık ettiysek elimizle sunmuşuz. şimdi perde arkası pek çok şeyin döndüğünü orada ben de biliyorum, kolay değil karşında kurtlar varken ama sanki çok kolay verilmiş gibi duruyor.

    bir ceviz kabuğunda çıkan şahıs(harbi adını unuttum) bunun altında biraz da ismet inönü'nün o bölgeleri pul kadar bile değerli görmeyip, misak ı milli ve toprak bütünlüğünün hassaslığını takmamasının yattığını söylemişti. sonuçta pazarlığı o yaptı.
  3. ingilizlerle savaşmak zorunda kalmayışımız, fransızlarla da kısa çatışmaların ardından masaya oturmamız sebebiyle kazandığımız bir savaşın ardından çoğu isteğimizin yerine getirilmiş olması bu devletlerin taleplerimizi kabul etmesi sebebiyle muazzam bir başarıdır.

    şayet biz kerkük, musul diye ısrar etseydik ingilizlerin petrolüne el uzatmış olurduk ve akabinde ingilizlerin öfkesi neticesinde "bi sevr olsa da imzalasak" diyecek hale gelebilirdik.
  4. pazarlıkların kerkük ve musul üzerinde yoğunlaştığı dönemde ingilizler, "erzurum'u da verin!" diyerek çok akıllıca bir hamle yapmışlardır. uzun süren görüşmeler sonucu erzurum bize kalmıştır, musul ve kerkük ellere
  5. japonya'nın pasifik'te amerikalılara attığı tokat da içeriğinde yer aldığı için amerikalılar tarafından kabul edilmemiş bir anlaşmadır.
  6. uzlaşma'dır.uzlaşmalar da hiç bir taraf her istediğini elde edemez ve nitekim öyle olmuştur.biraz onlardan biraz bizden , her iki tarafta bazı konularda verdiği tavizlerle "uzlaşmışır".bazı kesimlerin dediği gibi asla bir başarısızlık değildir.zira lozan'ın en önemli yanı hala hükümlerinin günümüze kadar devletler tarafından uygulanmasıdır.uzlaşma sağlanmayan bazı konular -ki boğazlar meselesi misal- 20'li yıllarda türkiye devletinin de dış politika konularının odağı olmuş ve hepsi birer birer çözülmüştür.ha bi de üstünden ismet paşa'ya atıp tutma aracı olmuştur ki en acısı da budur sanırım.bu kişiler lozan'ı kullanıp ismet paşa'ya , ismet paşa'yı kullanıp atatürk'e dil uzatmakta hiç bir sakınca görmezler.
  7. konferansın ilk günü ismet paşa salona girer. tüm avrupalıların o hep rahat görmüş kıçlarının altında siyah deri koltuklar vardır. ismet paşa'ya ise sıradan bir sandalye ayrılmıştır. ismet paşa sandalyeye bakar ve güler. ardından kendisine neden koltuk ayırılmadığını sorar. bulunamamıştır. ismet paşa, olsun der, ziyanı yok, bulunduğu zaman geliriz. ve salonu terk eder.
    böyle başlayan bir konferans sonunda imzalanan bir antlaşmadır.
    (bkz: milletler arası haysiyet)
    (bkz: ingilizler)
    (bkz: ismet paşa)
  8. eğer ilk anda aklıma gelenler beni yamultmuyorsa birinci dünya savaşını bitiren anlaşmalar içinden hâlen daha yürürlükte olan tek anlaşmadır. değilse de edit denen mekanizma var.