|
|
- kolera günlerinde aşk, bırakılmış bir sevgilinin, yeni yetmelik yıllarından başlayarak, yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsüdür.
gabriel garcia marquez'in ustalığı ile 20. yüzyılın en etkileyici aşk romanlarından biri olarak nitelendirlen roman, aşık olduğu kadınla biraraya gelebilmek için 50 yıldan fazla beklemek zorunda kalan gencin hikayesini anlatmaktadır.
filmin senaryosu ise oscar ödüllü senaryo yazarı ronald hardwood (the pianist) tarafından uyarlandı. 78 yaşındaki marquez, kendisi için özel bir yer tutan bu romanın sinemaya aktarılması için gelen sayısız teklifi uzun yıllar boyunca reddetmişti.
- yönetmenliğini mike newell (harry potter and the goblet of fire in yönetmeni)in yaptığı film 7 aralık ta türkiye de vizyona girecekmiş
- el amor en los tiempos del colera kitabından uyarlama ve ancak kavuşabildiğimiz film. javier bardem ve giovanna mezzogiornomüthişler. özellikle bardem, kesinlikle her rolün adamı. kitabı okumadım. filmden çıkardığım en kısa özet, aşkın bağımsızlığı. seksle ve evlilikle hiç bir alakası yok kendisinin. bir şekilde kavuşamadığı ilk aşkını unutamayan genç adam, ömrü boyunca o nu beklemeye karar veriyor, bakir olarak. hatta kızın evlenmesi bile bu kararını değiştirmiyor ve kocasının ölmesini bekliyor. istemdışı kaybettiği bakirliğinden sonra, sekse boyun eğiyor ve en son 622 olarak belirtilen rekor kadın sayısına ulaşıyor. hatta seviyor da bunlardan bazılarını. hikaye ikilinin 70li yaşlarına kadar geliyor. ilginç bulduğum laflar kalmış aklımda, aşka dair, 'enjoy the pain' ve 'divided love' kavramı. belden yukarımızla yaşadığımız duygusal aşk, belden aşağısı fiziksel aşk. buna divided love diyoruz. bir de şu dialog,
- do you believe in god?
- no, but i am afraid of him
ilginç bir hikaye, iyi oyunculuklar ve dönemsel doku itibariyle görülmeye değer bir film.
- mike newell' in yönettiği 2007 yapımı film. ülkemizde 7 mart 2008 itibariyle vizyona girmiştir. film, gabriel garcía márquez'in 1985 yılında yayınlanmış romanından uyarlanmıştır. filme büyük büyük umutlarla gitmiş biri olarak hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmeliyim. tamam florentino ariza rolündeki javier bardem ' in, güzel, yürek okşayan sözleri vardı ama yok, değmez bence gitmeye... ama filmin antonio pintove shakira 'ya ait olan müziklerini ne yapıp edin temin edin ve dinleyin derim. hatta bulan arkadaş benimle de paylaşırsa çok sevinirim.
(bkz: sözlüğü çıkar amaçlı kullanmak)
- başrollerdeki javier bardem ve giovanna mezzogiornonun dikkat çeken performanlar sergiledikleri film. film genel hatlarıyla başarılı sayılabilecek bir yapım. filmin görüntüleri ve şarkıları gerçekten harika. kitaba yakın bir seyir izleyen senaryosu ile en azından kitaba ihanet etmeden sonlanmış. kitabını okumadıysanız zevk alabileceğiniz bir yapım olmuş.
ama film öyle yönetmen öyle bir hata yapmış ki cinayetten tutuklansa yeridir. florentino arizanın fermina dazaya duyduğu aşkı filme yansıtamamış, sanki sıradan bir aşk havasına kapılıyor insan. oysaki kitapta anlatılan aşk ile filmdeki arasdında dağlar kadar fark var. dikkatimi çeken diğer bir nokta ise dr. juvenal urbino ile fermina daza arasında yaşanan çekişmeler filmde neredeyse hiç yok, aslında bu iki insanın birbirne yabancılığı hiç yansıtılmamış.
bir diğer önemli noktası ise bazı olaylar çok havada kalmış, fermina dazanın kocasına küsmesi ve küskünlüğün süresi ve büyüklüğü anlatılmamış, telgrafların köye yollanış biçimi, genç florentinonun nasıl çileli bir çektiği aşk, florentino arizanın fermina dazaya olan aşk acısını hafifletmek için başka kadınlarla yatmasını falan filan...
eksiği gediği çok olmasına rağmen yine de yönetmen bu devasa kitabı başarılı sayılabilecek bir şekilde sinemaya aktarmış. sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film olmuş. ülkemizde kolera günlerinde aşk adıyla gösterilmiştir.(amedian, 12.08.2008 22:08 ~ 22:17)
- 18 yaş altına hitabetmeyen bir film. bolca sevişme sahnesi barındırmakta. bir nevi konulu erotik film. bu açıdan gayet doyurucu. kitabını okumadıysanız (benim gibi) kurulan atmosferden fazlasıyla etkileneceğiniz bir film olacaktır. 200 dakikaya varan süresiyle sizi zamanının atmosferine sokmaya özen gösteriliyor. üzerindeki olumsuz eleştirilerin ise üzerinde durulmaması gerekir, çünkü kitabı okuyanlar kafalarında kurdukları bu dünyada karakterleri kendi iç dünyalarında oluşturdukları tiplerle özdeşleştirdiklerinden, ooyunculardan ya da yönetmenden istedikleri o hazzı alamamış olmalarından kaynaklandığını düşünebiliriz. aslında şimdi giovanna mezzogiorno'nun memelerini gördük mü, gördük, memnun kaldık mı, kaldık, ama hem karşı pencere'de hem de bu filmde açılmış saçılmış, bence yakışmıyor, aslında vücudunu bu kadar teşhir etmese bence hayran kitlesi artardı çünkü merak etmemiz gerekirdi, her zaman düşlerimizde kalması gerekirdi, istediğimiz onu çıplak olarak görmek ama bu gerçekleşmemeli idi. ne oldu şimdi bütün hayallar gerçekleşti, ne kaldı geriye eski düşlerimizden, hiç! göze batan en büyük ayrıntı ise fermina'nın yaşlandırılmasının kendilerince doğru fakat seyirciye anlamsız gelmesi olmuştur. fermina'nın babası ısrarla ve başından beri genç göstermekte, fermina sanki üvey evladı gibi durmakta, florentina hızlı bir şekilde çökmekte, fermina 72 yaşındayken bile inanılmaz pürüssüz bir göğüs bölgesine sahip olmakta (özellikle diyaloglar sırasında dekoltesine bakarsanız alakasız bir kırışıksızlık göreceksiniz).
not: florentino'nun teknede götürdüğü evli kadın neydi be üff. adamın ömrüne ömür katar. aıııh.
not2: ne oldu şimdi bunca anlatıma yakıştı mı? yakışmadı.(iddqd, 31.08.2008 00:52 ~ 00:52)
- pienso en ti
hay amores
despedida
sözlerini çevirmeye çalıştığım müziklere sahip film.
|