ingiliz duygusallığının doruk noktası olarak tanımlanabileceğimiz film kendisi... hugh grant ve colin firth'ün muhteşem ingiliz aksanıyla konuştukları sahneler insanı kendinden geçirmektedir ayrıca. herkesin izlemesi gereken sımsıcak bir filmdir ve hemen hemen ünlü bütün ingiliz aktör ve aktristler oynamaktadır
kar yüzünden 14 şubatta sevgilileriyle buluşamayıp da ailesiyle sinemaya gidenin bile bunalımını unutturan, süper eğlenceli, ütopik ötesi ingiliz filmi
içerisinde 10 tane farklı aşk hikayesi barındıran, başlarda bağımsız hikayeler gibi gözüken fakat sonlara doğru bazı hikayelerinin birbirleriyle kesiştiği eğlenceli film..
başından sonuna kadar yüzümde koca bir sırıtma ile izlediğim film.. harika bir oyuncu kadrosu hatta filmde görülen figüranlar bile muhteşem.. denise richards mı ararsın elisa cuthbert mi ararsın, zaten keira knightley'e lafımız yok.. ama beni en çok şaşırtan martine mccutcheon gibi bir şeker hanımın ismini nasıl daha önce duymadığım olmuştur..
ayrıca filmdeki küçük veletteki karizma nedir öyle kardeşim..nası gözler onlar öyle.. ayrıca kendisi 2 haftada bateri çalmayı öğrenmiştir..bravo..
dido'nun here with me adlı nadide eserinin çalındığı sahne öyle bi cuk oturmuştur ki başka söze gerek yoktur..
genel olarak bu tür filmlerden nefret etsem de çok beğendiğim, harbiden güldüren ve harbiden hüzünlendiren* sahnelerle dolu bir aşk hikayeleri silsilesi..
aşk hakkında ağırlıkla pembe, biraz da gri hikayelerin anlatıldığı ingiliz romantik komedisi... izledikçe mutluluk katsayınızı aşırı doz çikolata almışsınızcasına artıran, ağzınızın iki yanındaki yüz kaslarınızın yukarı doğru gerilmesine engel olamadığınız bir film, yer yer kısa kahkahalar atarsınız, yer yer hafiften hüzünlenirsiniz ama o tebessüm hep yüzünüzdedir. hatta filmden sonra en az bir yarım saat daha kalacaktır. filmi izledikten sonra aşk hayatınızda yeni bir başlangıç yapabilirsiniz. veya yapmazsınız da sevdiğinize daha bir sıkı sarılırsınız, çıkıp ona bir hediye alabilirsiniz. ya da uzun zamandır açılamadığınız platonik aşkınıza bir çiçek alır ve kapısını çalarsınız, tabi ki aynı gülümseme ile tatlı tatlı sırıtarak. bunların hiçbirini yapmayıp hayallere de dalabilirsiniz. ama ne olursa olsun etkilenirsiniz...
daha sinematik konuşmak gerekirse* her yönüyle diğer romantik komedilerden çok farklı, bir kere bir çoğu gibi seks üzerine kurulu değil, artı, katılmayan tanıdıklarım olsa da, bence çok çok komik olmaya çalışmadan dozunda ve yerinde esprilerle gülümsetmeyi tercih eden öncelikli olarak romantik bir film. yarı pembe yarı gri hikayeler anlatsa da ve bazen inandırcılık sınırlarını zorlasa da kendinden koparmıyor çünkü birçok hikayeyi takip ederken merakınıza engel olamıyorsunuz ve arada ilginç sürprizlerle sizi tekrar tekrar kendine bağlıyor. hem durum, hem de diyalog komedisini çok yerinde ve dengeli kullanmışlar... aşk üzerine diyaloglar, farklı insanların hayata ve aşka bakışı ve aşkın her insan üzerinde oluşturduğu paralel ama farklı etkiler çok güzel yansıtılmış. türünün en iyilerinden diyebilirim...
mümkünse dvdsinden izlenmesi gereken film, çünkü aslında film ilk çekildiğinde yaklaşık üç buçuk saat sürmüş ve yönetmenler başbaşa verip her hikayeden eşitliği sağlayacak şekilde kesintiler yapmışlar. dvdsinde bunları da izleme şansınız var olmakta.
ayırca yanlış hatırlamıyosam o kadar güzel bir film olmasına rağmen yakışıklı tasarımcı ile sarah isimli kızın sonu pek net değildi, kesilmişlerde de yoktu.
tüm sinemada sevgililer doluşmuşken bir arkadaşınla gidince film sonunda ben neden aşık değilim benim neden sevgilim yok dedirten film. ayrıca çok güzeldir.tekrar tekrar izlenir.insanı mutlu eder.
filmin kilit karakteri bence samuel ya da sam di.bu kadar küçük ve aynı zamanda bu kadar karizmatik nasıl olunur inanamadım.ayrıca konuşmasındaki akıcılıkta ayrıca dikkat çeker.çok sıcak çok sevimli bir film
girişindeki "love actually is everywhere" lafıyla en baştan kendini seyirciye bağlayan;tesadüfler ve birbirinden güzel aşklarla dolu 10 farklı hikayeyi anlatan muhteşem bir film.
en çok sevdiğim sahne,evlendiği halde kocasının en yakın arkadaşı ile bir türlü anlaşamayan hatunun gerçeği öğrendiği sahneydi.dido'nun "here with me" şarksıı o ana o kadar güzel uymuştu ki içimden kalkıp adama git yanına artık! diye bağırasım geldi.ve aynı şekilde hatunun adam evinin kağısına geldiğinde onu öpmesine de bayıldım..ne de olsa aşk her yerde...
yazılmış en başarılı senaryolardan biridir.çok fazla karakterin başarıyla yönlendirilmiş olması dostoyevski'yi hatırlatır.ve her karakter birbiriyle bir şekilde bağlıdır.filmin bir havaalanında başlayıp havaalanında bitmesi ayrıca dikkat çekici bir unsurdur.çok güzel ince espriler, çok kaliteli oyunculuk , özenle seçilmiş mekanlar ve en önemlisi mükemmel film müzikleriyle kesinlikle en başarılı romantik komedilerden biri olarak yerini almıştır.aslına bakarsanız filmdeki her bir aşk hikayesi için ayrı bir film bile çekilebilir.en önemsiz karakterlere bile çok ilginç ayrıntılar yüklenmiştir(rowan atkinson'ın oynadığı karakter).kesinlikle defalarca izlenmesi gereken bir filmdir.ayrıca film müziklerini de edinirseniz pişman olmazsınız.
en güzel ilan-ı aşk sahnesine sahip olan, romantik komediden nefret eden benim bile başucu filmim haline gelen, sevgiliyle izlenince daha da bir güzellik kazanan mükemmel film.
buram buram, her santimetrekaresi ingiliz kokması ve sahip olduğu romantik-komedi türüne rağmen gerçekten de izlenmeden geçilmemesi gereken filmler kategorisinde yer aldığını söylemeliyim..an itibariyle popüler tüm ingiliz oyuncuların yer aldığı, aralarındaki yetenek (sidik) yarışını aksanlarıyla örtüştürdükleri için ingiliz aksanına doyduğumuz filmdir..bu değerli aktör ve aktristlerimizin yanında daha bir sürü de ünlü ismi görmek şaşırtıcı..adamların bu filmin casting'ine yatırdıkları para herhalde türkiye'nin dış borcu kadardır (tamam, kesinlikle abarttım)
bundan sonrası spoiler olabilir, buraya kadar okuyup da filmi izleyecek olanlar okumaya devam edebilir!!..nitekim "bruce willis ölüymüş" kıvamında filmin tüm estetiğini bozacak bir şeyler söylemeyeceğim..sadece dile getirmek istediğim noktalar; gerçekten de ilan-ı aşk konusunda olayı koparmış bir adamın en yakın arkadaşının sevgilisine yapmış olduğu ince & duygusal & alçakgönüllü seramoniyi, huzur dolu bir yaşamın her zaman birincil olduğunu & olacağını, küçük bir çocuğun bile aşk konusunda nerdeyse bir yetişkine akıl verecek kadar sevebilecek olmasını, aslında gerçek aşkı yaşamak için sadece "sen sus da gözlerin konuşsun" kâfi olabileceğini, insanların bazı şahsi hatalardan süre gelen -yanlış yaşanan- bir aldatmanın asla affedilemez bir hata olduğunu inkar edilebilecek olmasını, aşk ve seks'in bu dünya düzeninde büyük yer ettiğini ve asla birbirinde ayrılmayacak kadar yakın ama bir o kadar da birbirlerine hiç benzemeyen birer ikiz çocukları olduğunu görmeniz gerekiyor..güzel birşeydi..güzel bir filmdi..
bir insanın içini buz gibi bir halden sıcacık bir hale sokan film. öyle ki filmdeki aşk hikayeleri, oyunculuklar, müzikler süper...şiddetle tavsiye edilir.
benim gibi anti-romantik bir kişi bile bu filmi sevip izlediyse rahat rahat genelleme yapabiliriz. izleyen herkes çok beğenecektir. yönetmeni; richard curtis dir.
türkiye'de aşk her yerde ismiyle gösterilmiş film. insanı hayattan koparıyor bir süre, mutlu ediyor ama film bitip de gerçekliğe geri döndüğünüzde; kanepede yastığa sımsıkı sarılmış yalnız bir "ben"le başbaşa kaldığınızda çok pis koyuyor. filmden önce uyarı koysunlar bari, "sevgilisi olmayan izlemesin" diye
(bkz: yalan dostum aşk diye bir şey yok)*