belki ilginizi çeker
  1. · rapture
  2. · anca televizyon dizileri için kafa yoran insanlar
  3. · sevişirken düşünülen şeyler
  4. · desmond david hume
  5. · zeus
  6. · lost manyağı
  7. · sayid jarrah
  8. · lost
  9. · bir adayı hareket ettirmek
  10. · harold perrineau
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  2. · boylumlama
  3. · darwin i bitiren balık
  4. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  5. · thierry henry
  6. · öğretmenler günü
  7. · ugg düşmanı ezik kızlar
  8. · bir erkeğin hiç kız arkadaşının olmaması
  9. · kedi yıkamak

lost teorileri  

  1. meraklısına..

    baya bir tutmuş ve çok sayıdaki seyircinin her hafta teoriden teoriye sürüklendiği dizi olan lost için yaratılmış teorilerdir..

    bir sorun olmazsa daha 6 sezon izleyeceğimiz bu dizinin teorileri dediğimiz fanatiklerinin halis mulis ev yemeği tadında yarattığı teorilerdir ve wikipedia’dan kırma lostpedia sitesinden 3. sezon başlamadan önce çevrilmiştir (yani 3. sezonda gördüklerimiz, duyduklarımız daha bu teorilere eklenmemiştir, ona göre okuyun, bana da bak şöyle oldu böyle oldu, bu teori zaten yalan oldu diye mesaj atmayın -şaka ediyorum-)..

    aralarda tabiki de kendi yorumlarım da bulunmaktadır, o kadarını hoş görün artık..nitekim biz de fanatiğiyiz ve az biraz biz de teori kasıyoruz..her kafayı yemiş lost hayranı gibi..neyse lafı fazla uzatmadan (madem kaynağımızı ve spoiler uyarımızı verdiğimize göre) başlayalım:

    not: her teorinin destekleyici (bkz: pro) ve köstekleyici (bkz: con) fikirleri / oluşumları maddeler halinde yazılacaktır..formatın böyle olmasına karar verdim, nitekim sitede de böyleydi, hiç mi hiç değişiklik yapmayaraktan aslında ne kadar aylak ve tembel bir adam olduğumu da gözler önüne serdim..efendime söyleyeyim, nerde kaldık..evet, tamam, haklısınız, teoriler..

    go go go..

    [7 teori mevcut]
    [en babası; (bkz: @1520745)]
    (zeus, 27.06.2006 00:32 ~ 07.08.2007 09:48)
  2. araf teorisi


    >>>destekleyici fikirler/oluşumlar<<<

    >: şovumuz aslında kimsenin kurtulmasının olanaksız gözüktüğü bir uçak kazası ile başlıyor..onda yükseklikten bir düşüş gerçekleşmiştir..belki tüm “kurtulanlar” bu kaza sırasında öldüler ve şuan kısaca araf dediğimiz günahlardan arınmak için acı çekilen yaşam ile ahiret arasında bir yerde tıkandılar kaldılar..kaza sırasında ölenler ise direk ahiret yaşantısını başladılar..birinci sezondaki üçüncü bölümde mesela; kate ile jack kumsal kenarında oturup da çene çaldıkları sırada, kate jack’e geçmişte ne yaptığını açıklamak istemiş ama jack onu reddetmiş ve akabinde “it doesn’t matter what we did before this, before the plane crash…three days ago, we all died...we all deserve a second chance” demişti..

    >: tüm kurtulanların hepsinde daha önceden gerçekleştirilmiş bazı hareketlerin veya oluşmuş bazı durumların suçluluğu var..hepsinde bir çözümlenmeyi bekleyen sorun bulunmakta..

    >: ve hepsi bu çözümlenememiş suçluluklarını itiraf edip, onlarla yüzleştiğinde, ya kaçırılıyorlar ya da ölüyorlar..ancak böylelikle ruhları serbest kalıyor ve bu araf denilen yerden kurtuluyorlar..buna örnek olarak shannon’ı verebiliriz mesela..birisi onun söylediklerine (bkz: sayid) inandıktan sonra ölüyor..shannon’un diğer dünyaya göçebilmesi için başarması gereken bir test gibi düşünülebilir bu..

    >: aksanına taptığım karakter desmond kazadan önce jack’e stadyumda koştukları sahnede “see you in the next life” diyor..

    >: ölmüş insanlar, adada ya da kazadan kurtulan diğerlerinin rüyalarında gözüküyorlar..

    >: çocuklar ve bebekler diğerleri tarafından alınıyorlar çünkü onların henüz günahları bulunmamakta..

    >: eko, charlie’ye demişti ki; aaron ile ilgili rüyalarının bir anlamı olmalı..bundan dolayıdır ki aaron vaftiz edimeli..hristiyan aleminde de inanılır ki vaftiz günahlardan arınma, onlardan kurtulma adına önemli bir dini inanıştır..

    >: henry gale, locke ile konuşmasında demişti ki; “god doesn’t know how long we’ve been here. he can’t see this island any beter than the rest of the world can”.. buyurun buradan yakın sayın seyirciler..

    >: yine bu henry gale dallaması ada üzerindeki insanlar için sürekli iyi veya kötü olarak konuşmaktadır..yok o iyi insan, yok bu kötü insan, yok biz iyiyiz falan filan..bu da direkt olarak araf mantığı ile örtüşen bir durum..iyi insanlar cennete, kötüler cehenneme..

    >: bir bölümde bernard tipi sahilde kocaman bir sos işareti yapmaya çalışıyor..her ne kadar mayday çağrısı olsa da sos’un bir diğer en çok bilinen açılımı; save our souls’dur..

    >: yine dizide adı pek çok yerde geçmiş ve sonradan gerçek hayatta da basılmış olan bad twin adlı kitabın hayali yazarının ismi gary troup’dur..lost’un manyak senaristi j.j.abrams’ın çok sevdiği anagram mantığı ile yaklaşırsak ortaya çıkan kelime türkçe karşılığı araf olan purgatory’dir..cool derim buna ben, başka bir şey de demem..

    >: yine kurtulanlar mucizevi bir şekilde dünyevi hastalıklardan kurtulmaktadır..locke babamız tekerlekli sandalyeden kalkıp yaban domuzu avlayabilecek kıvama gelmiştir, rose ise kanseri hissetmemektedir, bundan kurtulmuştur..dr. marvin candle ise bu adada kolunu tekrar kazanmıştır..

    >: black smoke olarak bahsedilen dumanımsı yaratık böyle bir tünel şeklini alarak ilerlemektedir..kahramanlarımızdan eko ve locke, bu duman ile karşılaşmalarında çok sakin bir tavır takınmış, kaçmaya çalışmamıştır..eko ile karşılaşmada görebileceğimiz gibi bu duman karşısındakinin hayatını resmen saniyeler içinde özetlemektedir..ki bu gördüklerini locke güzel bir şey olarak betimlemiştir..tüm bu parçaları birleştirirsek ortaya şöyle bir şey çıkmaktadır; insan ölüme yakınken bu oluşumlardan bahsedilir..tünelin sonundaki ışık, rahatlama, sakinleşme, hayatın gözler önünden geçmesi, ve mutluluk (güzellik)..tek fark tünelin sonundaki ışık ile kara dumanın renklerinin tutmaması..hani tünelin sonundaki ışığı dünyadan ahirete geçiş olarak değerlendirdik ya, bunu da (herhalde) araf’tan ahirete geçiş olarak sallayabiliriz..

    >: eko rüyasında yemi’den af dileğinde yemi ona diyorki; “your work being done in this place is important eko, it is more important than anything” ve “what is done is done”..olan oldu, artık burada yapacakların daha önemli..en önemli..



    >>>köstekleyici fikirler/oluşumlar<<<

    >: bu teori tamamen yanlıştır, çünkü 2. sezonun sonunda kutuplarda görülen istasyon bu adada meydana gelmiş emp patlamasını (bkz: incident) hissetmiş ve dış dünyanın halen bu adanın yaydığı manyetik enerjiden etkilendiğini göstermiştir..

    >: new york times’in 25 mayıs 2006 yayınında kirli çamaşırları ortaya döken senaristlerden damon lindelof dizinin böyle bir konusu olmadığını söylemiş mesela..dış dünyanın ikinci sezonun sonunda ilk kez adanın varlığından etkilenmiş olması mesela yine buna kanıttır diyor..ayrıca ekliyor; "people who believe that they're in purgatory or that they're subjects of an experiment are going to start reassessing those theories based on the fact that we are literally showing you the outside world."

    >: ayrıca bunu j.j. abrams’da inkar etmiş..yoktur böyle bir son diye..her ne kadar bunun bir araf olmadığını söylemeleri yeterli bir sebep olsa dahi, fanlar yine de tatmin olmuş değillerdir..daha sezonları çekilecek olan çok tutmuş bir dizinin önceden spoiler yapmak neyine diyorlar..haklılar da..

    >: diğerleri tarafından çalınan kurtulanların hepsinin hayatlarını bilmiyoruz..tamamen günahsız olduklarını bilemeyiz yani..

    >: 4,8,15,16,23,42 yani numaralarımızı açıklayan bir teori değildir..eğer gerçekten hurley’in kafasında yarattığı bir problemden ibaret değillerse..

    >: eğer ada böyle insanların kaderleri doğrultusunda ahiret yaşantısında nerede olacaklarına günahlarına göre belirlediği bir yerse nasıl oluyor da adada doğum gerçekleşiyor..teorinin mantığına göre vaftiz edildikten hemen sonra kaçırılması veya ölmesi gerekirdi..

    >: eğer richard malkin denilen adam gerçek bir psychic ve aaron’u korumak isteyen bir adamı ise neden karnı burnunda claire’i illa 815 nolu uçağa bindirmek istedi..madem kaza olacaktı ve herkes ölecekti..hıı, neden??
    (zeus, 27.06.2006 00:32)
  3. “tüm ada sosyal bir deneyin merkezi ulan” teorisi


    >>>destekleyici fikirler/oluşumlar<<<

    >: dharma, dharma diye kafamızın etini yiyen şey bir sosyal bilim projesidir..bunu swan hatch’inde bulunan orientation filmi ile anlıyoruz..ince düşünülmüş güzel bir organizasyon nitekim..

    >: swan denilen yerin dizaynı skinner box olarak tanımlı psikolojik bir deneye baya andırmaktadır..(bkz: skinner box) (bkz: b.f. skinner) (bu konu hakkında pek bir fikrim olmadığı için açamayacağım sayın okuyucular, fanatikler, lost çılgınları, delileri..)

    >: other diye başımızı etini yiyenler ise bir bölümde bilim adamı olarak karşımıza çıkmaktadır..ayrıca sürekli kendileri zorla karaya oturmuş ya da o adada zorla bulunmakta olan yerliler olarak kendilerini gizlemektedirler..

    >: bu others, bizimkileri gözetlemeye pek de meraklılardır..kurtulanlar arasına yolladıkları ajanlardan bu anlaşılabiliyor..

    >: adada meydana gelen çoğu olay, artificial olarak yaratılmış oluşum* olarak karşımıza çıkıyor..nedir mesela; hiç kimsenin bilmediği, teşhis koyamadığı bir hastalık ve ondan daha da gizemli olan ilacı vaccine ya da düğmeye bas protokolü olarak adlandırabileceğimiz olay –ki yapılmazsa herkesin öleceğini söyleyen açıklamalar- ya da ya da güvenlik sistemi olarak tanımlanan ve insanlara korku veren yaratıkımsı duman..ya da the others’in ta kendisi..sürekli meydana gelen kaçırılma olayları sonrasında kurtulanların arasında yaşanan panik..acaba hangimizi gidecek bir sonra??

    >: swan ya da sağlık ocağı olarak gördüğümüz diğer hatch 70’lerden kalma bir teknoloji ile donatılmıştır..


    >>>köstekleyici fikirler/oluşumlar<<<

    >: yine, damon lindelof inkar dolu açıklamaları ile bu teoriyi de es geçmiştir..yaptığı açıklama aynen şöyledir; "people who believe that they're in purgatory or that they're subjects of an experiment are going to start reassessing those theories based on the fact that we are literally showing you the outside world."..herşeyi inkar et aman oldu..

    >: insanlar ölüyor lan..bunu göze alabilir mi hiçbir deney..yazık en sonunda, olmaz..yakışmaz dharmaya..

    >: yine meşhur numaralarımızı açıklamıyor..sadece deneyin bir kısmı olduğu gerçeğini saymazsak..

    >: ormanda duyulan fısıldamaları açıklamaz..eğer, üstün bir bilimin ya da paranormal aktivitelerin olduğunu saymazsak..ki bu teoriyi açıklarken de böyle bir açıklama getiremeyiz..ondan sağlam bir con’dur bu bence..

    >: ikinci sezonun en son bölümde tuşa basmayınca olan olaylar adanın bir deney düzeneyi olmaktan çok daha öteye taşımaktadır..nitekim resmen manyetik olarak bir doğal afet meydana gelmekte hatta desmond’un tuşa basmaması ile uçakların bile düşeceği bizlere gösterilmektedir..
    (zeus, 27.06.2006 00:32)
  4. “tüm ada bir ortak bir halüsinasyon”/”sanal gerçeklik” teorisi


    >>>destekleyici fikirler/oluşumlar<<<

    >: dave’in (hurley’in halüsinasyon olan arkadaşı) ortaya çıktığı bölümde, tüm adanın bir hurley’in hayalinde yaratıldığı dile getiriliyor..ki zaten dave’de bir hayali kahramandır..libby karekteri de farklı bir halde hayal edilmektedir..aslında santa rosa akıl hastanesinden tanıdığı libby’i hurley kendi dünyasında bir tekneyi yabancı birisine verebilecek kadar zengin ve aşk dolu olarak hayal etmektedir..numaraların da en mantıklı açıklamalarından birisi bu teori üzerinde gerçekleşir..

    >: dizinin türü çoğu yerde “mindfuck” olarak geçmektedir..örneklerini dark city, donnie darko, fight club, the game, matrix, memento, the others gibi filmelerin oluşturduğu bu tür, konusu gereği de bu teoriyi desteklemektedir..

    >: ormanda duyulan tüm fısıldamaların açıklaması bu teori ile açılanabilir..bunlar gerçek dünyadan halüsinasyona sızan sesler olabilir..

    >: böyle bir görünen, bir görünüp da kaçan görüntüler ne bileyim jack’in babası olsun, kate’in atı olsun, kutup ayıları falan hepsi bu teori ile kolayca açıklanabilir..

    >: charlie’in rüyası gibi kehanete yönelik rüyalar da kolaylıklar açıklanabilecektir..

    >: bu kadar büyük ve güzel bir adanın da neden bulunup da yerleşimim yapılmadığı da bu teori üzerinden açıklanabilir..

    >: ölüm bir son olmayabilir ve belki ölen insanların sesleri ormandaki fısıltılar olarak adada kalabilir..belki ölüm, halüsinasyondan uyanma, tamamen iyileşme anlamına gelen bir çıkış da olabilir..böylelikle ölümlerin de arkasında bulunan deneylerin insanlık dışı niteliği yok edilebilir..

    >: the others deniler insanları iz bırakmadan yürümeleri buna bağlanabilir..

    >: diğer destekleyici oluşumlar;

    (bkz: http://lostpedia.com/...) adresinde de olabileceği gibi bir makinenin varlığı ve bunun üzerinden sanal gerçekliğin meydana getirilmesi hipotezi..bu görüntü oryantasyon videosundan alınmıştır..

    onaylanmış hayaller;
    - locke’ın boone’u gördüğü rüya
    - jack ve babası geyiklerş
    - what did kate bölümündeki sawyer’in içine girmiş wayne hayalinin kate tarafından görülmesi
    - claire’in gördüğü kabuslar ve uyurgezerlik
    - eko’nun ana-lucia’ı ve kardeşini görmesi
    - locke’un eko hakkındaki rüyası
    - charlie’in claire ve kendi annesi hakkındaki rüyaları
    - shannon’un walt’u görmesi

    muhtamel hayaller;
    - ormanda duyulan fısıltılar
    - jack’in ethan tarafından pataklanması
    - micheal’ın walt ile chatleşmesi..

    hipotez;
    - uzaktan izleme / parapiskoloji
    - dharma yiyeceklerindeki ilaç
    - su kaynağındaki ilaç
    - sanal gerçeklik veya dreamstate teorisi (senaristler kabul etmemiş nitekim)

    grup hayaller;

    - kate’in atı, sawyer tarafından da görülmüştür..
    - kutup ayısının vurulduğu sahne (5 kişilik bir grup)
    - sayid ve shannon’un gördüğü walt


    >>>köstekleyici fikirler/oluşumlar<<<

    >: yine 2. sezon finali ile ekranlarda izlediğimiz kutupta geçen olaylar, bize adada olanların, adada yaşananların birer gerçek olduğunu göstermektedir..en azından bir şekilde orada öyle bir şey var ve bu dış dünya tarafından izlenebiliyor..

    >: sanal gerçeklik; dizinin en sonunda fanatiklerin karşısına çıkacak olan teori olarak zayıf kalacaktır..bu kadar çoşuk bir halüsinasyonun da kontrolünün imkansız olacağı aşikar..bu kadar kişinin kontrolü zor yani onu demek istemişler burada..

    >: her şeyin herkesin rüyası olma teorisi yine damon lindelof tarafından (alıştığımız gibi) inkar edilmiş..böyle bir şeyin olmayacağı, olamayacağı zaten dünya üzerinde açıklanmışmış (bkz: shared hallucination)

    >: diğer köstekleyici oluşumlar;
    hepsi birer basit halüsianasyonlar, nedenleri ile beraber şöyle;
    - charlie’in rüya, eroin nedeniyle..
    - hurley’in hayalleri, ilaçlarını aksattığı için..
    - boone’un halüsinasyonları, locke’un çiçeklerden yaptığı ilacın bir yan etkisi..
    - grupça görülen halüsinasyonlar, bir fan teorisi olmaktan öteye geçememiş ve storyline’in gidişine göre kanıtlanamamıştır..
    (zeus, 27.06.2006 00:33)
  5. “kayıp kıta” teorisi

    oceanic airlines’ın 815 nolu uçağı kayıp kıtaların birisine ya da bir kısmına düşmüş olabilir..atlantis gibi mesela..henry gale zırtapozu bu adanın kimse tarafından bulunamayacağını üstüne basa basa söylemişti..desmond ise ne yapsa ne etse adayı terk edemiyordu..ayrıca 2. sezonun son bölümünde dört parmağa sahip bir ayak görmüştük, bir heykelin ayağı idi..bu da akıllarda direk kayıp ya da eskiden var olmuş bir medeniyeti getirmişti..bu konuda yazılan diğer yazılarda ise walt’un diğer kayıp ırk ile psişik olarak iletişime geçebilecek güçleri olabileceğini yazıyor..herşeyin sonunda bunun bir tv dizisi olarak etkileyici bir konu olacağına inanılıyor..ama öte yandan buna zıt olarak sürülen fikirlerde dharma initiative bulunmakta..nerden geldi bu adamlar o zaman bu adaya..

    öte yandan uçağın kaza yaptığı yerin, atlantis kıtasının kayıp olduğu taraflarda, güney pasifik’de olduğuna dikkat çekiliyor..

    ama her şeye rağmen bu teori; sönük kalan bir teori olarak aramıza katıldı..
    (zeus, 29.06.2006 01:47)
  6. teorileri bir gruplayacak olursak elimize şöyle bir sonuç çıkacaktır..

    not: yeri ve zamanı geldiğinde hepsine birer açıklama getireceğim, ondan dolayı meraklılarına biraz daha beklemelerini rica edeceğim..

    ontolojik teoriler:
    * rüyadalar..
    * bunlar son insanlar..
    * pandora'nın kutusu!
    * rapture (dini bir teori, incil'de geçen bir konu ile ilgili)

    psikolojik teoriler:
    * sanal gerçek bir ortamdalar (bkz: @851157)
    * binary code
    * paylaşılan halüsinasyonlar (bkz: @851157)
    * sosyal bir deney.. (bkz: @851156)

    realist teoriler:
    * backwards backwards (desmond'ın yaşadıkları ile ilgilidir)
    * ahiret günü öncesi*
    * dharma'nın çöküşü
    * kelvin'in barajı (anahtar ile deşarj olan sistem ile ilgili)
    * dünyayı kurtama misyonu
    * valenzetti adası
    * y2k

    edebiyata dayalı teoriler:
    * garden of eden**
    * lost continent** (bkz: @855598)
    * noah's ark*
    * the wizard of oz*
    * the tempest*

    çeşitli teoriler:
    * takım yıldızı teorisi
    * dharma üyesi haline getirilmeye çalışılanlar..
    * sistem hatası
    * 4 8 15 16 23 42 (bkz: the numbers)
    * gates of hades*

    parodi teoriler:
    * kel, topallayan adam (john locke ile ilgili, tahmin edilebilir)
    * kutu!
    * yılbaşı
    * pembe tavşan
    * ürün pazarlama (en ilginçlerinden bir tanesidir*) (bkz: @1340358)

    favorim: hepsi hugo'nun rüyası;
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    hastanede uyanacak herşey bitince..
    (zeus, 02.04.2007 22:36 ~ 10.04.2007 01:07)
  7. ürün pazarlama teorisi (parodi teori)

    lost'un belki de en ilginç ve en komik teorileri arasında yer alan teoridir..her şeyin bittiğinde böyle bir sonuç ile karşı karşıya kalmamız tabiki de kabul edilmeyecektir ama yine de şimdi, elimizde olan bazı bilgiler ışığında bu teoriye kafa yoran ve gün yüzüne belli tezlerle çıkartan insanları kutluyorum..

    teorinin amacı belli ürünlerin satışını arttırmaktır..birazdan resimleriyle göreceğiniz bu ürünlerin bir kısmı türkiye'de de satılmaktadır..dizideki çoğu temanın bu ürünlere bir şekilde benzemesi zaten bu salak saçma teorinin çıkış noktasını oluşturmuştur..her ne kadar "tamamdır abi, olay bu!!" diyemesek de, arada "bir gönderme mi var acaba?" diye düşünmeden de edemiyoruz..herşey tam anlamıyla bir "hoax" yani..

    tom (mr. friendly)
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    alvar hanso
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    vincent
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    aaron
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    charlie
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    rose
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    locke (favorim!!)
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    ana-lucia
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    henry gale
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    hurley bird
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    köpek balığı
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    kutup ayıları
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    hurley'in rüyasında tavuk kılıklı herif
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    rachel blake
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)


    hoş şeyler bunlar tabi..doğal olarak bir teori olamayacağı ama lost yapımcılarının bir yaratmış olduğu hoş jestler olarak ben yazdım bir kenara bu çalışmaları..
    (zeus, 10.04.2007 01:07 ~ 25.05.2007 07:50)
  8. (stewartgilligangriffin, 11.04.2007 19:12)
  9. (langstrand, 24.05.2007 21:25)
  10. kendimin bizzat yazmış oldugu teori için
    (bkz: @1460579)
    (mulenbu, 25.05.2007 00:17)
  11. // paralel evren teorisi


    spoiler uyarısı vermiyorum bile, direk konuya giriyorum (zaten buraya kadar geldiyseniz, spoiler görneyi göze almışsınızdır)

    3. sezon finali lost’un hikaye akışında büyük bir değişikliğe neden oldu..bir tane flash forward gördük diye feleğimiz şaştı..bu izlediklerimiz aslında çok da yeni olmayan bir teoriyi tekrardan alevlendirdi..bu teori paralel evren & zamanın kırılması teorisi olmaktadır..

    dizide olan her şey daha önce yaşandı!! bir kere değil, birkaç kez hem de..ve dizinin doruk noktası* kendisini dizinin sonunda (6. sezon sonunda) izleyeceğimiz sahnede gösterecek..aynı sahne her şeyin başlangıcı da olacak nitekim..

    hepimiz biliyoruz ki bu üzerinde hapis oldukları ada bir şekilde özel! iyileşme, uzun ömürlülük kendini öne çıkaran özelliklerinden birisi..ve buna ek olarak, manyetizma temasıyla* alakalı olup olmadığını henüz bilmediğimiz anormallikler gördük..adanın seçtiği özel kişilere bir şekilde ulaştığını, onlarla bir takım etkileşimlerde bulunduğunu da biliyoruz..

    dizideki karakterler ise bir şekilde bu zaman atmaları içinde hapis oldular..ve sürekli olarak loop atan, kısır döngüye giren bu zaman hapsinden kurtulmaya çalışmaktadırlar..ada; zaman ve uzay boşluğunda yuvarlanan bir kar topu gibi..sürekli; üzerinden geçtiği zaman ve mekanlardan birilerini/bir şeyleri topluyor..

    > adanın ortasındaki black rock adı verilen köle gemisi
    > oceanic 815 uçuşu
    > desmond’ın botu (katıldığı yarış)

    tesadüf? hayır..bence değil..ada, bu konuda kendi bünyesine kimleri çekeceğini biliyor ve buna göre bir plan uyguluyor..belli, büyük bir görevi mevcut! (ki, biz bunu, dediğim gibi dizinin son sezonunun son bölümünde öğreneceğiz)..bir de bu olayların dışında, adayı, bir şekilde bulan insanlar da mevcut;

    > hanso foundation
    > dharma initiative
    > naomi’nin takımı

    bunlar adayı bir şekilde arayan/bulan ve adaya ana planla (görevle) alakası olmayan insanları getirmiş kuruluşlar..belki ada, bu gelişmelerin olmasına izin verdi ki kendine bir yarar oluşturabilirdi..benjamin adaya dharma ile gelmişti ama sonra sadece o ayakta kaldı..geri kalan, adanın gerek duymadığı dharma bireyleri “the purge” neticesinde öldürüldü..

    dediğimiz gibi adadaki zaman yüzyıllar boyunca tekerrür ediyor..21 yüzyıldan geriye gelecek olacaksak şayet; 19 yüzyıl köle gemisi olan black rock’a cevap bulabiliriz..öte yandan ikinci dünya savaşı’na dair mühimmatların ada üzerindeki bireylerden çıkması da teorinin bu kısmına destekleyici olmaktadır;

    > m1 garand tüfeği
    > luger po8 tabancası
    > goodwin’in üzerindeki ve ana-lucia’nın da dikkatini çeken alman bıçağı
    > oceanic havayollarında çalışan pilotların, hosteslerin kollarında ikinci dünya savaşında kullanılan rozetlerden kullanması

    ayrıca richard’ın ben’le yaptığı bir konuşmada adaya yerleşimin daha da eksilere dayandığını belirtmişti..ee, adada gördüğümüz 4 parmaklı heykel ayağını da unutmamak gerekmektedir..

    böyle bir teoride ada üzerinde yaşananları kronolojik bir sıraya oturtmak zor oluyor..ama tahminimce bir şekilde alvar hanso bu adayı buldu..onun içinde saklı olan mistik enerjiyi fark etti ve bunu araştırmak ve insanlık adına hayati önem taşıyan sorulara cevap bulabilmek için dharma’yı kurdu..adaya bir şekilde erişebilmeyi başardı! ve bu gücü elektromanyetizma sayesinde kontrol altında tutmaya çalıştı..belki de dharma’yı daha gizli araştırmalarını yapabilmek için bir paravan şirket olarak kurmuştu..nitekim dharma’nın gerçek görevi hakkında hiçbir bilgiye henüz ulaşabilmiş değiliz..sadece yaptığı operasyonlar hakkında fikrimiz bulunmakta..

    adada tanık olduğumuz dharma katliamını gerçekleştiren grup ise daha önceleri bence dharma’ya bağlı idi..bir şekilde bu görevlerinde ayrılıp dharma’ya karşı saf tuttular..richard’ın ben’i ormanda bulması ise kilit noktalardan biriydi..ben’i sürekli izleyip, onu ele geçirmek için uygun zamanı bekleyen bu grup, en sonunda onun için çok önemli olan birisini (annesini) koz olarak sundular ve ben’i kendilerine çektiler..ben, dharma’ya ihanet etti ve “the purge” gerçekleşti..aynı walt’u keşfettikleri gibi ben’i de keşfetmişlerdi..o, grubun lideri oldu..bu richard’ın sayesinde olmuştu ve eminiz ki richard da emirlerini jakob’dan alıyordu..

    ana temayı saptırmadan konuya geri dönecek olursak şayet; hikayede bir çok zaman çizgisi mevcut..ada, bir şekilde bu zaman çizgileri arasında hareket edebiliyor..bazen şimdiki evren zamanında bulunuyor;

    > charlie; “where are we?!”
    > ben; “god can’t see this place!”
    > hurley ve sayid’in radyoda dinledikleri baya eskilerin parçası..akabinde zaten hurley’in yaptığı şaka; “or any time!?”
    > ne yaparsa yapsın desmond’un adadan kaçamaması..hangi yöne giderse gitsin botun tekrardan adaya geri gelmesi.
    > charlie’nin gitarının yanında yazan “i was here moments ago” yazısı..

    ve flashback’ler..adanın bu flashback’ler üzerinde de etkisi olduğunu düşünebiliriz..adanın; eko’nun, boone’un, locke’ın, charlie’nin ve daha bir çok rüyada zaten parmağı olduğuna hem fikirim..flashbacklerde neden olmasın? parçalar, eşyalar, fotoğraflar, meydana gelen olaylar..birbiriyle daha önceden tanışmamış bir uçak dolusu insanın geçmiş yaşantılarında bu denli birbirleriyle bağlantı içinde olması tesadüf olamaz (dejavu!);

    > john locke’ın apartmanında gördüğümüz the swan’daki sayaç
    > herkesin mccutcheon’s whiskey içmesi..
    > herkesin birbirine çok benzemesi
    > desmond’ın evindeki mikrodalga fırının hatch’deki sayaç ile aynı sesi çıkarması..

    adanın bu konuda kısıtlı bir bilgi hazinesi var ve bunu flashback’lerde ortaya çıkarıyor..

    ve, diğer bir bildiğimiz detay ise ada üzerindeki kişilerin düşüncelerini, inanışlarını, korkularını, her bir şeylerini okuyabiliyor..jack’in babası, kate’in atı..bunlar en basit örnekler..buna ilaveten, bilinçli inanç ve kader adanın bu özelliğini bir şekilde geliştiriyor..locke can-ı gönülden inandığı bir şeyi adada gerçekleştirmeye başladı..bıçaklar attı, domuzlar avladı, ormanda iz sürdü..doğa adamı bir avcı oldu! buna inanıyordu, kaderinde yazıldığını düşünüyordu..walt’a bıçak atmasını öğretirken ise “see it in his mind’s eye” diye bir felsefe yapmıştı..bunu söyledikten sonra walt’un bıçak atabildiğini biliyoruz..bu adada bir şekilde kader, bilimin önüne geçiyor ve ondan daha etkili oluyor..aklın içindekiler ile bir şekilde kontrolü ele geçirebiliyorsunuz..durum böyle olunca neden çocukların hep kaçırıldığına cevap bulabiliyoruz; çocuklar yaratıklara ve süper kahramanlar gibi mistik şeylere acaip bir şekilde inanırlar..bu inanış, yaratıcı beyinlerine ve adaya büyük bir tehlike oluşturmaktadır (walt’un hurley’in dergisinden gördüğü kutup ayılarını adada yaratmış olması gibi)..ondan dolayı 3. sezonda gördüğümüz emma ve zack zombi gibiydi..karl’ın da beyninin yıkanmasını da bu noktaya bağlayabiliriz..bir şekilde çocukları kaçırıyorlar ve güvenli bir ortamda onlara bakıyorlar..bu konuda dikkatli davranılıyor..

    hikayedeki belli karakterlerin ise ada için daha özel olduklarını biliyoruz..walt işte!..onun ada ile bağlantıları o denli güçlüydü ki ben onun babası ile gitmesine izin vermiş olabilir (ben’in adadan insan ayrılması konusunda ne denli bir tutum içinde olduğunu düşünün)..öte yandan locke’ın kazadan sonra çalışan bacakları ile yeniden hayata başlaması de bu konuyla ilişkili..bu özel insanlar ada için büyük önemi bulunmakta..eşsiz görev için kritik karakterlerdir..bunlar, adanın birer çocuğu oluyor ve ada onlarla konuşuyor, iletişime geçiyor..görevi tamamlamadan adadan ayrılabilmek ise bir seçenek olmuyor;

    > sayid’in sinyali göndermeye çalışırken locke tarafından saldırıya uğramasını hatırlayın..daha hikayenin başıydı, yeni kaza geçirmişlerdi ve locke bu adadan gitmemek için elinden geleni ardına koymama görevine başlamamıştı..
    > alex, ben’e neden onları bırakmıyorsun, gitmelerine izin vermiyorsun diye sorduğunda ben’in verdiği cevap; “because i can’t”

    belli ki bir şeyin olması bekleniyor..

    teoriler hikayenin sürekli tekrarlanan büyük bir tiyatro oyunu olduğu..sahne ada, oyuncular gördüğümüz, tanıdığımız karakterler..oyun değişik ama, dediğimiz gibi her perde açıldığında başka bir oyunu izliyoruz..hikaye kendini değiştirmiş oluyor..birbirini etkileyen küçük parçalar var, büyük parçalar var..ama tek bir noktaya sürekli değiniliyor, altı çiziliyor;

    > everything and everyone are here for a reason!

    bazı karakterler daha önemli, bazı karakterler daha az..jacob’ın hazırladığı listenin de matematiği bu öneme dayanıyor..”iyi” olanlar oyunun sonu için önem teşkil edenler..ve adanın bazı seçilmiş çocukları, hikayenin gidişatını değiştiştirebilecek olanlar, bulunmakta..en önemlileri de bu karakterler..

    ama oyunun tek bir sonu var..olması gereken son! işte 6. sezonun son bölümünde izleyeceğimiz son! oceanic kazasıyla adaya gelenlerin, jacob ile ben’in tekrar tekrar başarmaya çalıştığı son! ama oyun, yapılan hatalardan dolayı istenmeyen bir şekilde sonlanıyor..naomi’nin adamlarının adaya gelmesi, jack’in geleceğinde gördüğümüz halinin nedenidir..adada izlediğimiz bu zamanın kırılma noktasıdır..şu anki son hiç de umut dolu değildir..

    ama perde tekrar açılacak..bu oyunun sonu değil..çünkü ne zaman böyle bir şey olsa hep bir dahaki sefer için fırsatımız oluyor..tekrardan doğma! her şey bir döngü içinde..rousseau’nun mesajındaki gibi..botların adaya geri dönmesi gibi..kendini tekrarlıyor;

    > it’ll come back around
    > we all have a fresh start
    > see you in another life

    bir sonraki yaşam bir metafor..tabi ki de bir sonraki yaşam değil, bir sonraki sefer! değişik bir zaman, değişik hareketler, değişik roller..bunu destekleyen noktaları izledik;

    > ilk bölümlerde gördüğümüz mağarada elinde siyah ve beyaz taşları olan – o zamanlar adem ile havva dediğimiz – iskeletlerin bu tekrarlanan hapislerin birinde ölen jack ve kate olduğu yönünde büyük söylentiler var
    > öte yandan locke’ın dharma mezarındayken can çekişirken gözümüze soktukları bir sahne var; kafatasında kurşun izi olan dharma üniformalı iskelet..resimlerle de destekleyelim;
    (bkz: http://img523.imageshack.us/...)
    (bkz: http://img523.imageshack.us/...)
    (bkz: http://img523.imageshack.us/...)
    bu iskelet de bir önceki seferde orada canına gerçekten kıymış olan john locke idi..
    > aynı şekilde charlie’nin bir kerede good vibrations’ın tablarını çıkarabilmesi de bu kodu aslında onun hazırladığını düşünmemize sebep oluyor (designed by musician)..

    sürekli tekrarlanan bu zaman kıskaçtan kurtulabilmek, adanın ulaşmak istediği amaca varabilmek için karakterler bir önceki seferde yaptıkları önem teşkil ediyor..looking glass’taki şifrelemenin daha sonraki seferlerde bir şekilde kırılabilmesi için charlie, onu tekrardan hatırlayabileceği bir kod ile şifrelemesi gerekmekteydi..belki bir sonraki seferde bu loop engellenecek, çok daha değişik sonuçlar doğurabilecekti..işte bu yüzden charlie good vibration’ı seçmiş olabilir..

    ada, bu görevi başarabilmek için karakterleri yönlendiriyor..bazı karakterleri aydınlatıyor, ne yapması gerektiğini söylüyor..ben ve locke’da yaptığı gibi..söyledikleri sözler hep aynı, onlar bazı şeyleri cidden biliyorlar;

    > you’re not supposed to do this!
    > this isn’t the way this is supposed to happen!

    ben, tüm bu olanları nasıl bilebilir? daha önce görmediyse, yaşamadıysa?!! nasıl bildiği önemli değil, asıl sorulması gereken neler bildiği? (ki cevabını vermiyor zaten) neden söylemiyor peki? birkaç dakikalığına ben gibi düşünelim ne dersiniz?

    > her şeyi biliyorsunuz! fakat kimselere bir şey anlatamazsınız..çünkü yapılması gerekenlere engel olabilir bu bilgiler..
    > peki anlatsanız size inanırlar mı? muhtemelen hayır..
    > işte bu noktada onları kandırmanız gerekecektir..onları yapması gereken şeyleri yapmasını sağlamanız gerekmektedir..bir işi yaptırmanız için seçtiğiniz özel insanlar var..
    > ama durum karışıyor, bazı plana uygun düşmeyen karakterler sizin sonuca giden yolunuzda engel oluyorlar..onları kontrol edemiyorsunuz ve bazen de onlar olayların akış yönünü bile değiştirebiliyorlar..
    > durum iyice karıştığında her şey sizden soruluyor..cevap alınamadığında ise kontrolü kaybetmiş bir lider imajı üzerinize etiketleniyor..
    > her şeyi tekrardan yerine döndürmek için yine plan yapıyorsunuz..doğru zamanda doğru hareketi düşünüyorsunuz ve zamanı gelince onu hayata geçiriyorsunuz..

    michael: why don’t you go get them yourself?!
    klugh: it doesn’t work that way..

    > doğal olarak planlarınızı yaparken yüksek oranda yalan söylemek zorunda kalıyorsunuz..kendi tarafınızdakilere bile..yüksek bilgi hazinesine sahipsiniz ve ondan en iyi şekilde yarar sağlamaya çalışıyorsunuz..
    > aslında her şey başka bir oluşumun dizaynı yani siz de bu oyunda bir piyonsunuz..kendinize ait hiçbir şey bulunmuyor..kendi başınıza bir şey yapmak istiyorsunuz..alex’i yetiştirmek olsun bu! ya da adadaki doğum sorununa bir çözüm bulmaya çalışıyorsunuz..bunun için büyük bir uğraş içine giriyorsunuz..
    > bunlar kendi yararınıza olan davranışlar olacaktır..daha belli değildir ama ana göreve yan etkisi dokunacak planlar olabilecekler..asil göreve olacak zararlı efektlerinden korunmak için sizin üssünüz, sizden vazgeçmeyi bile düşünecek;

    jacob: help me!
    locke: what did you say?

    ben, jack’e bir laf söyledi..dedi ki; “history is about to repeat itself, right here, right now”..bu noktada artık kendisinin yenildiğini dile getiriyor..locke da gerçekleri biliyor artık..bir şekilde jack’i durdurmaya çalışıyor;

    locke: this will be your last chance!

    fakat jack aramayı yaptı..zamanı kırdı..ben’in başı düştü, locke ortalıklardan kayboldu..biliyor ki elden bir şey gelmez artık..

    geri dönüşün olmadığı, loop’un kırıldığı böylesine kritik zamanlarda ada, zamanı, asıl amacın tekrardan başarıya ulaştırılabilecek bir noktasına çekiyor..”a new beginning”, “tabula rasa” (günümüzde tabula rasa terimsel anlamı filozof john locke tarafından atılmıştır; beynimiz doğduğumuzda bir çeşit tabula rasa’dır, yani bomboştur..deneyerek fikirler, inançlar oluşur..) zamanın bir şekilde paraleli oluştuğu anda eski hatalardan ders alarak yeniden start verilmiş olur..oyunun yeni perdesi..hatalar tekrarlanmamaya çalışılır..ama bu yeni oyunun da yeni tarz hatalara açık olduğunu aşikardır..bu hatalardan en büyüğü, 2. sezonun sonunda john locke’ın yaptığı olabilir..kodun girilmemesi, desmond’ın failsafe anahtarını kullanarak elektromanyetizmayı deşarj etmesi ve olan patlama sonrasında değişik bir zamanda kendini bulması olabilir..desmond bir şekilde bu loop’tan kendini kurtarmıştı ve değişik bir güçe sahip olmuştu..aslında desmond’un adada gördükleri gelecekten görüntüler falan değildi..bu zaman kırılmaları sıralarında meydana geldi..yine kendisini adada bulduktan sonra, güya gelecekte olacağına inandığı görüntüleri görmeye başlamıştı..dediğimiz gibi paralel evren kısır döngüsü içinde bulunan bizimkilerin görüntülerini görüyordu..aynı anda orada olan/olmuş ama şimdi (bizim izlediğimiz) zamanda olmayacak görüntüler..ondan dolayıdır ki bu desmond denilen adam satranç bu seferki oyunun veziri* olmuştu..

    desmond’un sürekli charlie’yi kurtarmış olması ama sonunda charlie’nin ölmesi (bence öldü, evet) mr. hawking’in anlattıklarıyla da örtüşmekteydi..nitekim desmond charlie’yi birkaç kez ölümden kurtarmıştır..sonunda ise sadece charlie’nin yapabileceği bir görev ile onu buluşturmuştur..işte bu anda desmond kaderin değiştirilemeyeceği fikrinden kendini arındırmış oldu..mr. hawking tabiki de ona tam tersini anlatmaya çalıştı, kafasına sokması için zorladı onu..adanın belli gerçekleri herkesten saklamadı gibi bir temaya sahipti tüm bu olan bitenler..

    peki jacob kim? jacob adanın bu paralel evren loop’una sıkışmış başka bir lost karakteri..locke, desmond gibi bir özelliği var ama bu özellik daha değişik..onu görememizin nedenini bu zamanların birinde sıkışmış olduğuna yükleyebilirim..belki de bu zamanda kırılmaların (adanın yarattığı) olduğu anlarda yanlış bir yerdeydi..ben gibi adanın işleriyle içli dışlı olmuş karakterlerin görebileceği bir hale gelmiş olabilir..kaçamadığı zamansız bir ortamda olabilir ki bir şekilde enerji formunda bizlerin karşısına çıkabiliyordur..onun güçleri sonsuz olabilir ama locke’ın kulübe yolunda yerde gördüğü siyah tozun bu güçleri engellemesi için ben’in serpiştirdiğini düşünebiliriz..onun flashback’leri ve karakterlerin gördüğü rüya ve hayalleri yönlendirdiğine eminim ben..

    durum böyle olunca, jacob’ın siyah duman olabileceğine de inanasım var..daha ilk bölümden dış dünya ile iletişim kurmaya çalışan pilotu öldürmesi ya da kendisine ben’e karşı yardım etmesi için düşündüğü adayların (locke ve mr.eko) tüm anılarını ve karakterlerini analiz etmesi işlerinden bazıları olabilir..locke’ı 1. sezonun finalinde kuyuya doğru çekilmesini de locke bir saldırı olarak değil, sadece özel bir gücün onu istemesi olarak yorumlaması da ayrı bir dikkat çeken noktaydı..

    locke: i’ll be alright!
    jack: ..?!

    fısıltılara gelince..

    bizimkilerin adada duyduklar fısıltılar ise; paralel evrenlerdeki kendi sesleridir aslında! çok keskin bir giriş oldu ama neyse artık..fısıltılardan gelen sesler incelenince bu teoriyi destekleyen daha da ürkütücü bir sonuca çıkılıyor;

    > boone’un öldükten sonra shannon’ın belirdiği bir anda; “hi sis!”
    > aynı sahnenin devamında; “dying sucks”
    > başka bir fısıltıda duyulan bir ses; “relax dude”..eminim ki hurley’dan başkası olamazdı bu..
    > frank duckett’in kemikleşmiş başka bir lafı da yankılandı; “it’ll come back around”
    > ve daha bir çoğu..

    karakterler, bu fısıltılar sayesinde, bir şekilde diğer zamanlarda bulunan kendilerine haber göndermeye çalışıyorlar olabilirler..bu konu, kafalarda 4 8 15 16 23 42 gibi cevaplanmayı bekleyen önemli sorulardan, en azından üzerinde teori yaratmaya çok da müsait olmayan konulardan birisidir..

    bazı teorilere göre, bence de gelecek dördüncü sezon sırasında flash-forward izlemeyeceğiz..sezonun sonunda ise her şeyin başına döndüğümüzü, uçağın kaza yaptığını görürsek şayet şu anda bunları yazdığım için şaşırmayacağım..bu zaman loop’unda tekrar başa döndüğümüzü görebiliriz..onu takip eden son sezonda ise, bizimkiler yine bir şekilde bu loop’u kırmak için uğraşacak olabilirler..bunu başardıklarını ve asıl ulaşılması gereken amacı ne olduğunu göreceğiz..belki jacob ile kafamızda beliren sorulara bu son sahnede cevap bulabiliriz..karakterleri de gerçek zamanda, uçağa binmeden önceki hallerine (ki bence boone’un locke’a gösterdiği hayaldeki hallerine) dönmüş göreceğiz..
    (zeus, 03.06.2007 19:27 ~ 21.09.2007 20:53)
  12. yedinci mühür teorisi en sağlamlarından birisidir.
    http://www.lostfanclubtr.com/forum/forum_posts.asp?TID=17
    (darksideofthemoon, 04.01.2008 23:42)
  13. (zeus, 14.05.2008 20:22)
  14. tüm dizi, ileri derecede şizofren olan hurley'nin hayal ürünüdür.
    (bkz: müdür müdür müdür)
    (devrimyürüyüşü, 01.10.2008 14:45)
  15. spoileriçeren teorilerdir.
    seyretmeyen veya yeni seyretmeye başlamışlar için tam bir kabusa dönüşebilir. uzak durulması gerekmektedir.
    (asymmetry, 01.10.2008 14:47)
  16. şimdi bütün bunlar ileri derecede şizofren hugo nun sanrılarıysa o senaristler dizinin finalinde kaçıp saklansalar iyi olur. alttan üstten pompala gizemi, fenomeni ayrı ver, sanrıyı ayrı ver, flaşbeki ayrı, zaman atlamaları ayrı, desmond un durup dururken zaman yolculukları, deja vuları ayrı, sonra son bölümde hepsi hugo nun sanrısıydı de. öyle makarnadan bir son olmaz.

    dizinin bütün olayı 21.12.2012 tarihiyle ilgili. charlotte un güzel yüzünü gördüğümüz arkeolojik kazı alanında bulunan "ursus maritumus" un - kutup ayısının - yanında bulunan dharma armalı tasmaya benzeyen materyalle anlatılmak istenen de bu. o fosil bundan 25.920 yıl öncesine ait.

    21.12.2012 tarihi güneş sisteminin samanyolu galaksisi icindeki 25.920 yillik bir deviniminin son günü. kehanete göre bu tarih "güneşin etrafını bir foton bulutu kaplayıp, 5 gün gibi kısa bir sürede samanyolu galaksisinde varolan tüm enerjiyi sömürüp, 3 günün sonunda insanların metabolizma yavaşlamasından dolayı uyuyup, oluşan çöl soğuklarında donarak ölmelerine sebep olacak gün. yıllar yılı dünyayı ve insan yaşamını inceleyen uzaylılar, yok olmak üzere olan insan neslinin belli bir kısmını incelemeye alıp, kendi galaksilerinde bir üst nesil (human rise v2.0!?) olarak yaşamlarını devam ettirmelerine olanak sağlayacaklar. böylece yeni insan nesli duyu organlarıyla ilk neslin algılayamadığı düşük yada yüksek frekanstaki olayları algılayacak."

    işte dharma kuruluşunun ve ada nın tüm işlevi bu kehanetle ilgili:

    kadim dharma nın ya bir şekilde uzaylı yeşil dostlarımızla bir ilgisi var, ya da insanoğlunun uzaylı yeşil dostalarımıza ve başka bir galaksi ya da gezegene taşınmasına gerek kalmadan bu dünyada varolşunu idame ettirmeye çalışmasını misyon edinmiş. bilgi aktarımını sağlamanın yolu olarak arkaik bilçaltımızda alan kaplayan mitleri kullanıyorlar. mitler, dinler, küresel kehanetler hep bu bilgi aktarımıyla ilgili. adanın yerini değiştirmek gibi teknolojik marifetleri ise soylarını ada sayesinde bir şekilde devam ettirip bilgiyi kaybetmemelerine, her şeye yeniden başlamamalarına borçlular. ellerindeki sınırsız finans kaynağının sebebi de yine insanoğlunun en değerli hazinesi olan bilgi.

    ada daki mucize gibi görünen fenomenlerin - locke -, bireysel ya da toplu halde görünen sanrıların sebebi ise kehanetin "böylece yeni insan nesli duyu organlarıyla ilk neslin algılayamadığı düşük yada yüksek frekanstaki olayları algılayacak." kısmıyla ilgili. ada ya düşen 815 yolcularının bir kısmı zaten böyle saklı yeteneklerle doğmuş insanlar. yetenekleri minumumda da olsa onlar gelecek neslin hazırlayıcısı. 2012 ye bu kadar yaklaşmışken yaşıyor olmalarının sebebi de bu.

    buraya kadar her şey yolunda gibi. ama ada kadınlarının ada da hamile kaldıklarında doğuramamak gibi bir sorunları var. kişisel olarak da büyük bir sorun bu çünkü ölüyorlar, ama daha büyük bir sorun var; onları 2012 etkisinden koruyacak olan ada da doğuramazlarsa insanoğlu gezegendeki bekaasını sağlayamayacak. juliet in kardeşini mucizevi bir şekilde iyileştirdikten sonra ada ya alınmasının sebebi de bu.

    evet, ben 60 metrekarelik salonumda oturup bunları düşünürken, lost senaristleri dizinin sonunda kalkıp "bütün bunlar hugo nun sanrılarıydı, dağılabilirsiniz" derlerse, ayıp ederler bence. en azından bana ederler, sizin adınıza konuşmuş olmayayım.
    (ahmak ı hayal, 01.10.2008 16:12 ~ 18.12.2008 23:44)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil