lost temaları 

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. yazardan ön not:
    en son güncelleme tarihi: 18.07.2007
    > genel güncelleme yapıldı ve ingilizce yazılar türkçeleştirildi..

    * * *

    dizi boyunca süre gelen, sistematik olarak işlenen, bölüm geldikçe yerine oturan, teorilere tez hazırlarken dikkate alınan temalardır..hepsine verecek örneğimiz çoktur ama bazılar gerçekten de göz önünden gitmemektedir..izleyenler bilir, mesela bu temalardan en bilineni kadercilik temasıdır..sürekli "abi bunlar hayır işidir" tarzı diyaloglar, "yok bu adanın gözü var" yok efendim "everthing happens for a reason"'lar..işte bu temaların peşinde sürüklenen biz seyirciler, sürekli birbiriyle ilişkili sahneleri gördükçe “yok artık” diye de tepki koyuyor, şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz..

    şu ana kadar elde edilmiş temaları toptan yorumladım (ingilizce kaynak: lostpedia)..bu yoğun tematik çalışma, uzunca bir sürede hazırladığım bir yazı dizimdir..belki de lost için en detaylı türkçe bilgi (bazılarımız için spoiler) kaynağı olacaktır..

    bakın, istediklerinizi okuyun, inceleyin, yorumlayın, benle de tartışın..belki de seyir keyfinizi birazcık da olsa arttırabilmiş olacağım..o zaman ne mutlu bana derim işte..

    benim yanımda olan, bu yazıyı yazarken desteklerini esirgemeyen lost manyaklarına büyük bir teşekkür ediyorum ve beni mütemadiyen gaza getiren, motorun soğumasına izin vermeyen lost ne lan tarikatı’nın değerli üyelerine ise buradan en içten sevgilerimi yolluyorum..cidden..


    şimdiye kadar oluşturulmuş temalar;

    --- yoğun spoiler içermektedir, dikkat!! ---

    > ironi.................................... (bkz: @1404048)
    > hayvan............................... (bkz: @1404049)
    > siyah ve beyaz................... (bkz: @1404050)
    > kitap................................... (bkz: @1404052)
    > çocuk.................................. (bkz: @1404054)
    > tesadüf............................... (bkz: @1404055)
    > karakter bağları ................. (bkz: @1404056)
    > yalan & dolandırıcılık .......... (bkz: @1404060)
    > hayal & rüya ...................... (bkz: @1404061)
    > ekonomi.............................. (bkz: @1404062)
    > elektromanyetizma ............ (bkz: @1404066)
    > göz..................................... (bkz: @1404072)
    > kader vs. özgür irade ........ (bkz: @1404073)
    > oyun................................... (bkz: @1404076)
    > iyiler & kötüler.................... (bkz: @1404077)
    > hapis & tutsaklık................. (bkz: @1404079)
    > izolasyon............................ (bkz: @1404081)
    > liderlik................................. (bkz: @1404083)
    > yaşam & ölüm..................... (bkz: @1404084)
    > çift...................................... (bkz: @1404085)
    > parapsikoloji...................... (bkz: @1404086)
    > sayılar................................ (bkz: @1404088)
    > felsefe................................ (bkz: @1404090)
    > yağmur............................... (bkz: @1404092)
    > yeniden başlamak.............. (bkz: @1404093)
    > adadan kurtulma................ (bkz: @1404095)
    > aile..................................... (bkz: @1404096)
    > hamilelik............................. (bkz: @1404098)
    > psikoloji ............................. (bkz: @1404100)
    > ruhsal kurtuluş................... (bkz: @1404103)
    > ilişki.................................... (bkz: @1404104)
    > düşmanlık........................... (bkz: @1404106)
    > sır....................................... (bkz: @1404108)
    > din...................................... (bkz: @1404109)
    > uzuv................................... (bkz: @1404111)
    > deyim.................................. (bkz: @1404114)
    (zeus, 29.04.2007 23:55 ~ 18.07.2007 14:06)


  2. ironi

    ilginç ve bir o kadar da eğlenceli temalarımızdan birini oluşturuyor..eğlence dedim de, komik bir şey anlamayın..adı üzerinde ironi işte..hemen bakalım;


    > sezon 1

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    locke'un katılmayı çok istediği, ona değişik deneyimler katacak turda aslında tam da adada yaşadığı gibi zaman geçirmek istiyordu..doğa ve macera adamı olarak..o tura katılamadı ama gelin görün ki, kaza geçirip adaya düştü..hem de felcinden kurtuldu..

    sayid ordu yıllarında bir işkenceciydi..adada ise danielle rousseau tarafından işkence gördü..karmaya yakalandı..

    claire, uçağa bebeğini amerikalı gizem dolu aileye vermeye gitmek için bindi..ama sonra öyle bir kaza geçirdi ki bu adaya düştü..canlı kaldı..doğurdu ve eli mahkum bebeğini kendi büyütmeye başladı..başka şansı yoktu..medyum malkin'in ilk başta istediği yaşanmıştı..bu bebeği sen büyütmelisin diye diretiyordu..

    christian shephard, sawyer'a içkilerden dert yanıyordu.. "these bastards think americans can't hold their liquor." (bu p.ç amerikanlar likör içmesini bilmez) diyordu..flashbacklerde ise onun alkol komasından öldüğünü öğrendik..demek ki christian da içmesini bilmiyordu, bik bik laf ediyordu..yazık!..

    jin, sun ile beraber olabilmek için babası mr. paik ile bir anlaşma yapmıştı..ama o anlaşma dahilinde yapması gereken iş; sun ile arasının açılmasına neden oldu, evlilikleri ayrılma boyutlarına kadar geldi..

    jin hayatı boyunca babasından ve yaptığı meslekten utandı durdu..ama adaya düştüklerinden beri elinden gelen en iyi ve en yararlı iş de balık ve bilumum su ürünlerini avlamak oldu..babasından edindiği balıkcılık bilgileri sayesinde acıkanlara çok yardımcı oldu..

    her ne kadar michael, walt'u adadan kurtarmak için bir sal yapmış olsa da, o sal adadan aslında gitmek istemeyen walt tarafında sabote edildi ve yakıldı..

    hurley lotoda milyonları kazandı ama sonunda kendini paranın değerli olmadığı bir yerde buldu..

    boone binlerce feet yükseklikten düşmüş, ölmemişti..ama sonra bir ay bile geçmeden başka bir uçağın içindeyken 10 metreden düşmesi sonucunda öldü..

    daniella, 16 yıl boyunca others'a karşı çocuğunu kaçırdıkları için nefret duydu..sonra da gelip aaron'u bizimkilerden kaçırmaya çalıştı..tam bir deli, ne yaptığı belli değil..

    arzt, kendisinin a-takımına girememesi yüzünden yakınıyordu..daha ilk görevinde büyük bir kazaya kurban gitti ve elindeki dinamit patladı, kıyma oldu..halbuki; dinamitler konusunda da bizimkiler uyarmıştı, bilgiliydi, neler olabileceğini düşünmüştü..

    charlie, adam akıllı kendini eroinden kurtarmaya çalıştığı zamanlarda bir kasa dolusu eroin buldu..aslında istenmeyen bu hazineydi ama ona meryem ana vazoları içinde sunulmuştu..tam bir ironi gerçekten..

    hurley, uçağa son anda yetişmesini, uğursuz giden olaylar arasında şanslı olarak yorumlamıştı..ne kadar şanslı (!) olduğunu oceanic 815'in başına gelenlerden sonra tekrardan gördük..


    > sezon 2

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    locke her ne kadar felçli durumundan kurtulmuş olsa da swan'daki numaraları girme görevi onu manevi felçli yapmıştı..sevmiyordu bu durumu..yeni bir hapis hayatı gibiydi onun için..

    sayid, shannon'a artık yeni bir yaşama başlamalısın diye akıl verdikten hemen sonra shannon vurularak öldürüldü..

    sayid bir diyalogta kimin yalan söyleyip söylemediği anlayacağını iddia etmişti..güya böyle bir özelliği vardı..shannon'ın ölüme giden yolunda walt'u gördüğüne inanmamıştı ama, yalan söylüyor diye tahmin ediyordu..demek ki her zaman anlayamıyormuş..

    hurley, yemek dağıtımı konusunda artık görevinin bittiğine inandığı anda gökten yeni yemekler gönderilmişti..

    libby'yi bir psikiyatrist olarak tanıdık..ama hurley'in flashback'inde asıl psikiyatristlerin yardım ettiği o idi, hasta olarak hurley ile aynı hastane bulunuyordu..

    sahildeki sos yazısı ile çözümü arayan bernard, aslında kendi adına en büyük çözüm yolu olan rose'u bu iş uğruna kaybedeceğini anlayınca fikirlerinden caydı..

    çocuğu öldü diye ana-lucia bir adamı vurarak öldürdü..daha sonra ana-lucia ise çocuğunu kurtarmak için uğraşan birisi (michael) tarafından vurularak öldürüldü..

    ana-lucia ilk vurulduğu zaman hamileydi..muhtamelen ikinci vuruluşunda da hamile olma olasılığı yüksekti..

    libby, desmond'a elizabeth'i hediye etmişti..onu tekrardan göremeden hayata gözlerini yumdu..desmond'un tekrardan ada kıyısında belirdiği gün onun cenazesi gerçekleştiriliyordu..

    desmond, southway garrison'a ordudayken bir korkaklık yaptığı için düşmüştü..ama sonra adada, anahtarı çevirdiği için, bir kahraman oldu..tadını bile bilmediği, bir bardağını içemediği viskiden bir şişe içti, büyük adam oldu..


    > sezon 3

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    önce ben jack'in tutsağı oldu, sonra jack ben'in..

    jack, babasının olmaz dediği olayı televizyondan izledi, red sox'ın dünya kupasını kazandığını kendi gözleriyle gördü..

    gördük ki john locke, önceleri bir uyuşturucu tarlasında görev almıştı, insanları öldüren eroini üreten adamlarla beraber olmuştu..daha sonra geldi adaya, nutuğunu çekti, charlie'yi bu beladan kurtardı..

    en baba dolandırıcı bile dolandırıldı..ben, çok rahat bir şekilde sawyer'ı kandırdı..içine bir şey soktum, heyecanlanmaman gerek dedi, inandırdı onu..

    jack, omurilik cerrahı, çok kulakları cınladı herhalde ya da çok büyük dua edildi ki birisi ona acil ihtiyacı varken gökten düştü..adaya geldi ve hasta ben'e yardım etti, onun ameliyatında cerrah oldu..

    hayatı boyunca kaçak olarak yaşamış olan kate'in elle tutulur tek evliliği bir polis ile..

    juliet, richard alpert'e yaptığı şaka, kaka oldu..ironik bir şekilde kocası edmund burke'un laboratuarından ayrılmasına izin vermesi için ölmesi, ona bir otobüs çarpması gerektiğini şakayla karışık dile getirmişti..daha sonraki günlerde üzerinde apollo çikolatası reklamı olan bir otobüs son sürat edmund burke'e çarptı ve juliet'in others organizasyonuna katılması için ilk adım gerçekleşmiş oldu?!!?

    desmond, flashback'inde charlie'yi sokakta çalgıcılık yaparken gördü..o sırada charlie oasis'in wonderwall adlı parçasını seslendiriyordu..parçada, tam desmond onu gördüğü anda, "maybe..you're gonna be the one that saves me" (belki..beni kurtaracak olan sensin) diyordu..desmond ona hararetli hararetli derdini anlatırken, charlie; "this is why we don't do drugs!" (işte bu yüzden uyuşturucu kullanmıyoruz) diye dalga geçiyordu..çok çok sonra gördük ki charlie bir eroin bağımlısı oldu, sonra ondan kurtuldu ve desmond tarafından sürekli hayatı kurtarıldı..

    hurley'in bulduğu dharma arabasının aynasında bir tavşan ayağı asılıydı..şans getirdiği inanılan bu nesne hurley'in hayatında gözle görülür bir değişikleye neden oldu..o olaylardan sonra hurley'in "ben lanetliyim!" diye bik bik ettiğini görmedik..

    hurley'in babası, daha o küçükken, avustralya'dan ayrılırken ona "ıt is never too late for a fresh start!" (yeni bir başlangıç yapmak için geç değil) demişti..yıllar sonra ise geri geldi..şimdi ise, hurley avustralya'dan ayrılıyor ve resmen yeni bir yaşama başlıyordu..düştükleri adada..bu mantığa göre düşünecek olursak babası gibi geri gelecektir, elbet kurtulacaklar listesindedir (eğer böyle bir şeyler olacaksa tabi)..

    yine hurley'in babasına gelecek olursak şayet; kendisinin 17 yıl önce ayrılırken söylediği son söz "ıt's only one candy bar hugo, live a little?" (bu bir çikolata sadece hugo, birazcık tadıver) olmuştu..17 yıl sonra geri geldiğinde ve hurley'i aşırı şişmanlamış olarak gördüğünde ise ilk söylediği laf "wow, your mom wasn't kidding about those candy bars!" (wow, annen çikolotalar hakkında dalga geçmiyormuş) olmuştu..ilginç ve komik..

    dharma'nın bir istasyonun ismi flame (alev) idi..harbiden de alevler içinde patladı, yandı, kül oldu..

    locke adayı bir de babasının onu bulamayacağından dolayı sevdiğini öğrenmiştik..gelin görün ki burada da adam karşımıza çıktı..

    nikki hem dizide, hem de dizinin içindeki dizide (exposè) ölüyor..ikisinde de yardımcı kadın rolünde..

    nikki ve paulo'nun, bir sahnede boone ve shannon gibi olmamak istediklerini duyduk..ama dördü de öldü, sonları aynı oldu..

    kate, cassidy'e akıl veriyordu.."call the cops and have him locked up" (polisleri ara ve onu tutuklat!) diyordu doğrudan adada onla beraber hapis kaldığı sawyer'dan bahsederken..

    downtown şarkısı juliet'in arabasındayken, adadan ayrılamacağını öğrendiği anda ve oceanic 815'in düştüğü anlarda çalıyor..

    gerçek sawyer'ı bulup öldürme görevinde avusturalya'lara kadar gelen ve sonra oradan geri dönerken kaza geçirip adaya düşen sawyer, adada aradığını buluyor ve locke'un babası olarak bildiğimiz gerçek sawyer'ı öldürüyor..

    ben, richard'ın teklifi olan babasının gömülmesine karşı çıkıyor..bu yüzdendir ki hurley yıllar sonra karavanı bulabiliyor..ve yine bu yüzdendir ki others'a karşı bu karavanı kullanıp silahsız sayid, bernard, jin'e yardım edebiliyor..

    eğer desmond, charlie'yi dinleseydi ve nadia'yı kurtardıktan sonra mikhail'i esir alsaydı belki herşey çok daha değişik olacaktı..önceden charlie, desmond'u uyarmıştı..

    üçüncü sezon finalinde sawyer, ilk sezonun finalinde onu yaralayan tom'u, kendi kendine verdiği sözü de yerine getirerek, vurarak öldürüyordu..

    üçüncü sezon final bölümünde izlediğimiz geleceğe ait görüntülerde jack'i aynen babası gibi alkolik, umursamaz ve sorumsuz bir adam olarak görüyoruz..harap olmuş..

    yine gelecekte, jack'in bir hata yaptığını ve adaya geri dönmeye çalıştığını gördük..kurtulmak için herşeyi yapan, şimdi geri dönmek için herşeyi yapmaya hazır!

    aynı gelecekte, jack aslında köprü üzerinde araba kazası yapmış anneyi ve onun oğlunu kurtarmamıştır..onların kaza yapmasına sebep olmuştur..kadın, köprüde intihar etmeye çalışan jack'i görünce bir an dikkati dağılmış ve kaza yapmıştı..


    bu tema doğrudan "tesadüf" ve "kader vs. özgür irade" ile kesişiyor..
    (zeus, 29.04.2007 23:56 ~ 18.07.2007 13:49)
  3. hayvan

    arı
    bir bölümde bir kovan dolusu arı charlie, jack ve kate'e saldırmıştı.. ("house of the rising sun")

    yaban domuzu
    bizimkiler, önce yemek için yaban domuzlarını avlanmaya başladılar... bir bölümde ise sawyer, çadırını dağıttığı için bir domuzun peşine düşmüş, sonra ise onun yavrusunu yakalamıştı... sonuçta ne yavrusunu ne de annesini öldüremedi...aynı şekilde charlie ve locke kutup ayıları tarafından öldürüldüklerine kanaat getirdikleri koskoca bir yabandomuzunu ölü bulmuşlardı.. ("outlaws") ("further ınstructions")

    bpo bpo
    jin'in byung han'dan rüşvet olarak aldığı ve sun'a hediye ettiği köpekti..flashbacklerde bu köpeğe sun tarafından çok değer verildiği ve sun'ın jin'den kaçmaya çalıştığı bölümlerde dekorasyoncu arkadaşına bakması için emanet verildiği görülmüştür.. ("...ın translation") ("the whole truth") ("house of the rising sun")

    bunny #8
    bu tavşan, sawyer'a numara yapılırken kullanıldı..aslında başına kötü bir şey gelmemişti..heyecandan bayılmıştı o kadar.. ("every man for himself")
    ayrıca bunny #8 olmasa da ben, başka bir tavşanı, sonik duvarı test etmek kullanmıştı.. ("the man behind the curtain")
    looking glass'ın dharma logosunda ise bir tavşan bulunmaktadır... öte yandan alex, bir tavşanı kesecek, içini parçalayacak kadar duygusuz bir kızdır..

    kedi
    nadia, flame istasyonunda kalan mikhail'in kedisinin ismiydi... aynı zamanda sayid'in geçmişinde yer alan, en azından ona çok benzeyen hayvandı... sayid için bu sahnelerde yaratılmış bu tema, korkuyu ve affedilmeyi konu alıyordu.. ("enter 77")

    inek
    flame istasyonunun dışında gözüktüler..mikhail adamının bu hayvanları sahip çıkması, onları beslemesi, etinden sütünden yararlanması gibi bir görevi daha vardı.. ("enter 77")

    tavuk
    gördük ki bazı bölümlerde ada sakinleri tavukları yemek yaptılar (kuyruk tayfası tarafından) ("the other 48 days")..bir de john locke, ben'in buzdolabından bir parça tavuk almış ve yemişti..tavuğun tadını unuttuğunu dile getirmişti.. ("the man from tallahassee")

    güvercin
    hem charlie'in rüyasında hem de others köyünün semalarında görülmüştür.. ("fire + water") ("a tale of two cities")

    hurley bird
    hurley'e tehlikeyi haber verdiği söylenen kuştur bu..adını çığlık atarak söylemiştir..dizide iki ayrı bölümde karşımıza çıktığı için bir şey var denebilir.. ("exodus, part 2") ("live together, die alone")

    hamster
    alaycı konuşmayı seven ben, john'un elektriği nasıl üretiyorsunuz sorusuna "bizim kafes içinde koşturan çok büyük hamsterlarımız var"diye cevap vermişti..ayrıca ben'in evindeki tabloların birinde elinde fare gibi bir hayvanı tutan kadın rahatlıkla görülmektedir.. ("the man from tallahassee")

    kate'in atı
    kate, bir bölümdeki flashbackinde gördüğümüz ata çok benzer bir atı ada üzerinde görüyor..bu at sayesinde edward mars'ın elinden (federallerden) kaçmayı başarıyordu..onun için özgürlüğün ve kurtuluşun simgesiydi.. ("what kate did")

    medusa örümceği
    artz, 3. sezonunun 14. bölümünde gördüğümüz flashbackde daha önce bilmediği özel bir örümcek türünü keşfettiğini söylüyor..bu böcekler ısırdığı zaman belli bir süreliğine gözünüzü bile kırpamayacak bir şekilde paralize -felç- olunuyor.. ("exposé")

    kelebek
    ilk sezonda bir kelebek, charlie'in kendini eroinden kurtarmasında metafor öğe olarak kullanılıyordu.. ("the moth")

    kutup ayısı
    çok görüldükleri yetmiyormuş gibi çoğu bölümde de isimleri geçiyor..üzerlerinde büyük bir gizem var ama sakin olmuyorlar ki çözelim..yanına yaklaştırmıyorlar..

    martı
    claire adadan bir kurtuluş yolu olarak dış dünyaya bir kuş yardımı ile mesaj göndermeyi düşünüyor..geleceği ise nasıl gördüğü henüz bilinmeyen desmond ise charlie'in ölümünü gördükten sonra claire'e yardım ediyor ve onun için bir martı yakalıyor..aynı bölümde, claire'in flashbackinde, hastane ziyareti sırasında arkadaki televizyonda göç eden martılar gözüküyor.. ("par avion")

    deniz kestanesi
    bu deniz kestaneleri sayesinde, claire bebeğini tekrardan hissetti..aynı zamanda jin, hurley'e bunlardan sunuyordu..hatta hurley bilerek böyle yaptığını düşünüyordu jin'in..ona gıcık olduğu düşümdüğü için..bir kaç sahne sonra hurley bir deniz kestanesine basacak ve kendini yaralayacaktır..ayrıca boone ölmeden önce, jack onu tedavi ederken, boone'a kan vermek ister ancak kan verebileceği bir şey bulamaz bu sırada sun deniz kestaneleri ile gelir ve bunların iğne görevi göreceğini anlarlar.. ("hearts and minds") ("do no harm")

    köpekbalığı
    çok konuşulan sahnede, bu köpekbalığın kuyruğunda dharma işareti bulunuyordu..juliet'e göre ise dharma'nın köpek balıkları ve yunuslar için özel imkanları bulunuyordu.. ("adrift") ("a tale of two cities")

    ağaç kurbağası
    bir bölümde karşımıza çıkan ve sesi sayesinde sawyer'ı acaip sinir eden bir kurbağaydı..sawyer bu bölümde kendisini bulmuş ve öldürmüştü..sawyer'ın karanlık ve acımasız tarafına hitaben yaratılmış bir metafor öğesiydi deniliyor.. ("one of them")

    vincent
    walt'ın köpeğidir..kazadan sağ sağlim çıkmış bir köpektir..sarı bir labrador retriever'dır..kritik sahnelerde hep karşımıza çıkmıştır..locke'un monster ile ilk karşılaşmasından hemen önce, shannon'un walt'u görmeden önceki sahnesinde..büyük bir sorunun hep habercisi gibi oldu.. ("abandoned")
    öte yandan jacob'ın külübesinde başka bir köpeğin resmi var..

    walt'un kuşu
    brian, walt'un ödevine yeterli dikkati vermediği sahnede cama yapışıp ölmüş bir kuştur..aynı o an walt'un kitapta okuduğu yerde bulunan resim bu kuşa aittir..işte buna benzen bazı olaylardan sonra brian, walt'un bir şekilde özel olduğuna kanaat getirmişti..walt'un bu bilinmeyen mistik özelliği daha sonra dizide ben, bea klugh ve tom tarafından da dile getirilecekti.. ("special")


    bunlara ek olarak dharma'nın hayvanlar üzerinde birkaç deney yaptığını da biliyoruz..daha da ötesinde, istasyonların logolarında görülen hayvanları da bu temaya ekleyebiliriz..

    dharma videosundan gözüken hayvancıklar;

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    (zeus, 29.04.2007 23:56 ~ 18.07.2007 12:38)
  4. siyah ve beyaz

    > her sezon

    (bkz: http://tbn0.google.com/...)
    evet, her bölümünün başında gelen lost yazısı siyah arkaplan üzerine beyaz yazıdır..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    dharma logoları siyah beyazdır..


    > sezon 1

    john, walt'a tavlayı anlatırken iki oyuncunun, iki tarafın olduğunu söylüyor..biri siyah, biri beyaz diye açıklama yaparak hem gizemliyim hem de artistim havalarına bürünüyor..

    adem ile havva'nın (mağadaki cesetlerin) ellerinde bir siyah, bir de beyaz taş bulunuyor..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    claire rüyasında gözlerinden biri siyah, biri de beyaz olan john locke'u görüyor..çığlık çığlığa uyanıyor..

    michael hastanedeyken hemşirenin ona anlattığı penguen şakasında şöyle bir laf geçiyor;
    "what's black, white all over"

    jin, sinirden siyah taşlara vuruyor (golf sopası ile)..

    susan lloyd (siyah)(michael'ın eşi) & brian porter (beyaz) evli bir çiftimizdi..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    sayid'in sawyer için yaptığı gözlüğün bir kısmı siyah, bir kısmı ise şeffaf (beyaz) idi..

    bembeyaz olması gereken kutup ayıları üzerinde kir ve pislik (siyahlık) vardı..

    gökyüzüne yayılan siyah duman...

    black rock (siyah kaya) denilen yer..


    > sezon 2

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    sezon başında gördüğümüz istasyonun içindeki duvarda bulunan resimde iki adet surat bulunmaktadır..biri siyah biri de beyazdır bu suratların..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    bu hatch'de bulunan ve 108 dakikayı geri sayan sayacın renkleri de siyah beyazdır..3 hanesi siyah üzerine beyaz, 2 tanesi beyaz üzerine siyahdır..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    rose (siyah) & bernard (beyaz) tekrar birbirlerine kavuştular..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    kaza sonrası oluşmuş 2 ayrı grubun liderlerinden jack beyaz, ana-lucia ise melezdir (siyah)..ana-lucia'nın shannon'ı vurduğu sahnede ise ana-lucia siyah bir atlet, jack ise beyaz bir gömlek giyiyordu..

    men of faith olarak nitelendirilen iki baba karakterin de biri siyah, biri beyazdır (mr. eko, john locke)

    kate'in atı simsiyahtır..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    "monster" denilen şeyin siyah bir duman olduğu görüldü..ama john locke onu aydınlık bir ışık (beyaz) olarak betimlemişti..

    eko ve yemi siyah ve beyazın hakim olduğu rahip kıyafetleri giymektedir..

    bernard sos işareti için özellikle siyah taşların toplanmasını istemişti..açık renkli kum üzerinde daha keskin gözüksün diye..

    sezonu sırayla izlediğimiz others'ın başı olarak ilk bea klugh?ı görüyoruz..sonra ise ben sahneye çıkıyor ve ipleri eline alıyor (önce siyah, sonra beyaz)..

    son bölümdeki dinleme istasyonunda satranç oynayanların taşları siyah ve beyazdır..


    > sezon 3

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    sawyer'ın kandırmak için kullanılan beyaz tavşanın üzerinde siyah bir 8 numarası yazılı..

    desmond'un flashback'lerinde adem ile havva'nın elindekine benzer taşlar bulunmaktadır..

    john locke'un flame'in bilgisayarında oynadığı satrançta da taşlar siyah beyazdı..

    claire'ın flashbackler'inde görüyoruz ki kendisi sürekli simsiyah giyinen ve siyah saçları olan gotik bir ablamız..şu anki aydınlık sarışın görüntüsüne tamamen ters..

    siyah bir martıydı desmond'un yakaladığı..

    john locke, ben'in buzdolabından yiyecek birşey ararken ben arkadan "ı have already eaten the dark meat, leaving you with the light meat" (siyah eti zaten yedim, beyazı sana bırakarak.) gibisinden bir şey diyor..

    john, 15. bölümde, kate'e ayrılacağını haber verirken eli yaralı ve bir gözü simsiyah idi..aynı claire'ın rüyasındaki gibi..

    others beyaz taşlar ile işaretlenmiş çadırların için black rock'tan gelen dinamitler sayesinde havaya uçacaklar, plan böyleydi..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    charlie siyah beyaz dama desenli ayakkabısını suda düşürdü..
    (zeus, 29.04.2007 23:56 ~ 18.07.2007 13:24)
  5. kitap

    dizide genelde sawyer tarafından okunan bir sürü kitap mevcuttur. adı bir şekilde geçen tüm kitaplar ise şunlardır;


    after all these years (bunca yıldan sonra)
    yazarı: susan ısaacs
    sawyer, hatch'in içinde hasta yatarken yanında bu kitap vardı..


    alice's adventures in wonderland (alice harikalar diyarında)
    yazarı: lewis carroll
    john locke, jack'e babasını peşinden gitmesi hakkında ayar verirken bu kitaptan bahsetmişti..onu takip etmesini söylemişti..ayrıca bir bölüm (white rabbit) ismi olarak da seçilmişti..
    kitabın sonunda bulunan "through the looking glass", lost'ta hem bir bölümün hem de bir istasyonun ismi oldu..
    "the man behind the curtain" bölümünde bu kitaba dair referanslar bulunmaktadır..ben, kendi çantasından bir tavşan çıkararak onu sonik bariyerden geçirmiştir..bu tavşan onu, kitabın hikayesinde olduğu gibi, başka bir dünyaya (others'ın dünyasına) yönlendirmişti..ben, alice'in yaptığı gibi tavşanı takip etmiş ve diğer dünyaya geçmişti..ben'in annesi emily de, kitabın filminde olduğu gibi giyinmiş ve tenniel'e çok benzetilmiştir..
    ada da hikayede anlatılan harikalar diyarındaki gibi garip hayvanlara ev sahipliği yapıyor..
    hikayede bir oğlan çocuğu domuza dönüyordu..aynı sawyer'ın frank duckett'in bir domuz olacağı fikrine kapılması gibi bir şey olsa gerek..


    Are You There, God? It's Me, Margaret (orada mısın tanrım? benim, margaret)
    yazarı: judy blume
    sawyer bu kitabı okuyordu..sun'ın nasıl bir kitap sorusuna "sonu kestirilebilir, yeterince seks yok" diye cevap vermişti..


    bad twin (kötü ikiz)
    yazarı: laurence shames (gary troup takma ismi ile)
    hurley, kitabın müsveddesini buluyordu. sawyer tam sonunu okumadan önce ise jack tarafından ateşe atılıyordu..sonunu ne biz, ne onlar biliyor..


    incil
    mr. eko, john locke'a verdiği ortası oyulmuş, çıkarılmış kitabın incil olduğu biliyor..o ortasındaki boşluktan çıkan film parçasının da swan oryantasyon filminin bilinmeyen kritik kısmı olduğunu görmüştük..
    incil, jack'in ofisindeki kitap rafında da görülüyor..
    kate'e yardım etmeye karar veren cassidy, kate'in annesine incil satan bir satıcı kılığında yaklaşmıştı..


    a brief history of time (zamanın kısa tarihi)
    yazarı: stephen hawking
    aldo, karl'ın hapis olduğu binanın önünde nöbet beklerken bunu okuyor, not alıyordu..
    ben'in odasında da görülmüştür..


    the brothers karamazov (karamazof kardeşler)
    yazarı: fyodor dostoevsky
    ben bizimkilerin elinde hapis iken, john locke bu kitabı ben'e veriyordu okuması için..ben de alaycı bir tavır ile "stephen king yok muydu?" diye soruyordu..


    carrie
    yazarı: stephen king
    kitap klübünde the others üyelerinin okuduğu kitaptı..kulüptekilerden birinin görüşüne göre, ben bunu tuvalette dahi okumazdı..


    catch 22 (madde 22)
    yazarı: joseph heller
    naomi'nin helikopterinin düştüğü yerde portekizce bir kopyası desmond tarafından bulunmuştu..


    dirty work (kirli iş)
    yazarı: stuart woods
    hem swan'ın hem de jack'in ofis kütüphanesinde bulunuyordu..


    the epic of gilgamesh (gılgamış destanı))
    john locke'ın çözdüğü bir kare bulmacada sorulan bir soruydu..


    evil under the sun (ölüm oyunu)
    yazarı: agatha christie
    nikki tarafından bölünmeden önce sawyer bu kitabı okuyordu..


    the fountainhead (hayatın kaynağı)
    yazarı: ayn rand
    sawyer okuduğu başka bir kitaptı..


    harry potter
    yazarı: j.k. rowling
    hurley, sawyer ile dalga geçerken bu kitaptan alıntı yapmıştı;
    "ahbap, üzerinden silindir geçmiş harry potter gibi görünüyorsun"


    heart of darkness (karanlığın kalbi)
    yazarı: joseph conrad
    kate ile jack arasındaki ilk bölümlerde geçen bir diyalogda bu kitabın ismi kullanılmıştır;
    "tell me something, how come every time there's a hike into the heart of darkness you sign up?"
    (söyler misin, neden karanlığın merkezine yapılan her maceraya katılıyorsun?)
    charlie hurley'e ayar verirken şöyle demişti;
    "one minute you're happy go lucky, good time hurley, and the next you're colonel bloody kurtz!"
    (bir dakika önce, mutlu, iyi, optimist hurley oluyorsun, bir dakika sonra ise kahrolası yüzbaşı kurtz oluveriyorsun)
    colonel kurtz 1979 yılında gösterilen "apocalypse now" filmindeki baş karakterdi..bu filmin konusu da heart of darkness'dan esinlenilmişti..


    hindsight
    yazarı: peter wright
    sawyer, swan'da iyileşirken bu kitap, onun yattığı yerin yanında belirmişti..


    i ching
    i ching'de bulunan bazı logo şekilleri dharma logosu olarak karşımıza çıkıyor..


    island (ada)
    yazarı: aldous huxley
    pala ferry adıyla dizide geçen mekan (others'ın limanı) bu romanda birebir geçmektedir..


    lancelot
    yazarı: walker percy
    kate, sawyer'dan silah istediği an, sawyer bu kitabı okuyordu..


    laughter in the dark (karanlıkta kahkaha)
    yazarı: vladimir nabokov
    hurley, flashback'inde bu kitabı okurken gözüküyor..


    lord of the flies (sineklerin tanrısı)
    yazarı: william golding
    saywer'ın yine ayar dolu konuşmasında geçiyordu..
    "folks down on the beach might have been doctors and accountants a month ago, but it's lord of the flies time, now."
    (bir ay öncesine kadar buradakiler doktor ya da muhasebeci olabilirler, ama şimdi zaman "sineklerin tanrısı" zamanıdır.)


    moon pool (ay havuzu)
    yazarı: a. merritt
    dharma istasyonu looking glass'ta bulunan moon pool aslında güney pasifik'te garip görevlere çıkmış dr. walter goodwin'ın yaşadıklarını yazıldığı bilimkurgu romanının isminden esinlenilmiştir. nitekim goodwin ismi de lost'tan bildiğimiz bir karakterin ismidir..bu romanda dr. walter goodwin bir portal sayesinde muria denilen başka bir boyutta bir yere ışınlanıyordu..bu "muria" kelimesine de kayıp kıta mu'dan (lemuria) bir esinlenme olarak bulunmaktadır..


    the mysterious island (esrarlı ada)
    yazarı: jules verne
    shannon bu adaya bu ismi takmıştı; "mysterious freaking island" (gizemli tuhaf ada)
    romanda bir grup insan ve bir köpek bir adaya balonla gezerken düşüyorlardı..aynı henry gale'in anlattığı hikayedeki gibi..


    the odyssey
    yazarı: homer
    desmond ve penelope arasında yaşananlar odyssey'deki hikayeye çok benzemektedir..desmond'un denize açılması ve uzun bir süre ortadan kaybolması..penyy'nin de umutla onu beklemesi..


    of mice and men (fareler ve insanlar)
    yazarı: john steinbeck
    sawyer'ın hapiste okuduğu kitap buydu..
    daha sonra ben bu kitaptan alıntı yaparak sawyer ile hydra'da ayrı bir yerde olduklarını anlatmıştı..


    our mutual friend (ortak dostumuz)
    yazarı: charles dickens
    desmond'un ölmeden önce okuyacağı son kitap olarak biliyoruz bunu..daha sonra swan'da, içinde, penelope'un fotoğrafının olduğunu gördük..


    the outsiders (yabancılar)
    yazarı: susan e. hinton
    hurley'in arabayı bulduğu bölümdeki flashback'inde arkadaşı johnny ona "stay gold, ponyboy" diyordu..bu laf, bu kitapda geçen robert frost'un yazdığı "nothing gold can stay" şiirine bir göndermedir..


    rainbow six
    yazarı: tom clancy
    swan kütüphanesinde dikkat çeken bir başka kitap..


    rick romer's vision of astrology
    yazarı: rick romer
    böyle bir kitap gerçek hayatta olmamasına rağmen bir bölümde claire'ı bu kitap okurken görüyoruz..rick romer, lost yapım ekibinden biri..


    stranger in a strange land (yaban diyarlardaki yabancı)
    yazarı: robert heinlein
    3. sezonda bir bölüme direkt ismini vermiş bir eserdir..


    a tale of two cities (iki şehrin hikayesi)
    yazarı: charles dickens
    3. sezonun ilk bölümünün ismidir..
    yapımcılardan damon lindelof ve carlton cuse "two cities" derken adaya kaza sonucu gelmiş olanlardan ve others'dan bahsettiğini açıklamıştır.


    the third policeman (üçüncü polis)
    yazarı: flann o'brien
    bu kitap, desmond'ın swandaki bilgisayara zarar geldikten sonra kaçmaya hazırlanırken yanına aldığı kitaplardan biri olarak gözüküyor..


    through the looking glass (aynanın içinden)
    yazarı: lewis carroll
    3. sezonda bir bölümün ismiydi.
    yoğun bir satranç teması, white queen'in gelecekte olacak olayları önceden haber vermesi ve buna göre hareket etmesi, rüyaların önemi ve ağırlığı ve zaman geçidinin varlığı dizinin konseptiyle bayağı örtüşüyor.


    to kill a mockingbird (bülbülü öldürmek)
    yazarı: harper lee
    juliet'in jack'e gizlice izlettiği kaset sahnesinden hemen önce juliet'in muhabbetini ettiği filmin kitabıdır..filmi, 1962'de çekilmiştir..kitap ise 1960'da aynı isimler yayınlanmıştı..


    the turn of the screw
    yazarı: henry james
    desmond, jack ve john'a oryantasyon filminin kütüphanedeki bu kitabın arkasında olduğunu söylemişti..


    watership down
    yazarı: richard adams
    sawyer'ın okuduğu başka bir kitaptı..iki ayrı bölümde sawyer'ı bu kitap ile görüyoruz..sudan çıkarıp okumuştur bir de, o denli seviyordur..dvd'si de yapılan kitapta, ingiltere'nin huzurlu tepelerinde ve çayırlarında yaşayan bir grup tavşan, tehdit altında kalınca, başka bir grup cesur tavşan ile kendilerine yeni bir yerleşim alanı bulmak üzere bilinmeyene doğru yola çıkarlar..


    the wonderful wizard of oz (oz büyücüsü)
    yazarı: l. frank baum
    henry gale, dorothy'in amcasının ismiydi..ben, kendi hikayesini uydururken adaya bir balon ile geldiğini söylemişti, tıpkı kitaptaki büyücünün yaptığı gibi..


    a wrinkle in time (zamanda kıvrılma)
    yazarı: madeleine l'engle
    sawyer'ın adadayken okuduğu başka bir kitaptır..zamanda yolculuklar ilgilidir..
    (zeus, 29.04.2007 23:56 ~ 18.07.2007 11:39)
  6. çocuk

    çocuk teması tabi ki de hiçbirimizden kaçmamıştır diye tahmin ediyorum:


    > sezon 1

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    megan pace, charlie'in yeğeni, liam ve charlie'in konuştuğu bahçede güzelce oynamaktaydı..liam'ı adam etmiş en önemli aile üyesiydi..

    walt, michael'ın bazı konularda özel yetenekleri olduğuna inandığımız oğludur..

    sawyer, kendine benzettiği bir çocuklarını gördüğü için bir aileyi dolandırmaktan son anda vazgeçti..

    aaron littleton, others tarafından daha doğmadan kaçırılmıştır..doğduktan sonra da danielle tarafından kaçırılmıştır..bir ara hasta da oldu..

    sarhoş ameliyata girmenin cezasını christian shephard, daha doğmamış bir bebeğin ölümüne neden olarak çekmişti..kadının hamile olduğunu duyan jack, babası hakkındaki ifadesini değiştirmiş ve christian'ın doktorluk lisansını kaybetmesine yol açmıştı..

    shannon bir yılını paris'te laurent adında bir çocuğa bakarak geçirmişti..ona söylediği ninni kıvamındaki şarkı (la meré) daha sonra sayid'in danielle'den aldığı haritaları anlamasında yardımcı olacaktır..

    jin, byung han'ı, kızının önünde dövmekle tehdit etmişti..

    john locke oyuncak dükkanında bir çocuğa fare kapanı oyununu anlatıyordu..

    alex rousseau bebekten kaçırılmış ve others tarafından büyütülmüştü..



    > sezon 2

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    yoksul adamın çocuğu jin'in kapı görevliliği yaptığı hotelin tuvaletine gitmek zorundaydı..

    uçağın arka kısmının hikayesinde zack ve emma others tarafından kaçırılan çocuklardı..

    ana-lucia'nın doğmamış bebeği vurulduğu sırada düşmüştü..

    charlie'in flashback.in de gördük ki koca koca adamlar altalarında bebek bezi ile bir reklamda oynamışlar..

    sun'ın hamileliği doğrulandı..çocuk jin'dendi ve sun bu hamileliğin sorunlu olacağını bildiği halde buna çok sevinmişti..

    christian shephard kızını görmek için avustralya'lara kadar gitti..orada da alkol komasından öldü..

    charlotte malkin'in ölmesi ve sonradan yeniden dirilmesi mr. eko'nun bunu katolik kilisesi bünyesinde araştırmasına sebep olmuştu..


    > sezon 3

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    genç aşık çocuğumuz karl, ilk karşılaştığımızda kafeste hapisti..suçu, büyük patronun kızı ile çok samimi olmak..

    bobby, komündeki tek çocuk idi..john locke'un katıldığı kamptaki komünden bahsediyorum..

    clementine phillips, sawyer'ın kızı, o hapishanedeyken ona gösterilmiş bir fotodaydı..

    juliet bir doğum uzmanıydı..erkek fareyi bile hamile kılacak kadar işinde iyi olan juliet, kanser tedavisi görmüş kız kardeşini hamile kaldırmıştı..sonra bu doğum gerçekleşti ve julian dünyaya geldi..

    phuket'en bir çocuk jack'e soda satmaya çalıştı..sahnelerde özellikle ön planda bırakılmış gibiydi.. (hakkatten, hiç gerek yoktu oysa..değil mi, daktır cek?)

    others'ın kaçırdığı emma ve zack'i de canlı kanlı görmekteyiz..


    ---


    bazı dizi karakterlerinin küçüklüğünü de dizide görüyoruz..


    > sezon 1

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    jack'i okulda dayak yiyor..babası bu durum sonrasında ona hayatı boyunca unutamayacağı şeyler söylüyor, bir ders veriyor..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    babası annesini öldürmeden ve intihar etmeden önce sawyer'ı annesi ile konuşurken görüyoruz..

    kate'in küçüklükte çocukluk aşkı ile beraber doldurduğu kasette sesini duyuyoruz..


    > sezon 2

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    militanlar tarafından yolları ayrılmış eko ve kardeşi yemi'yi top oynarken görmüştük..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    charlie ve abisi liam'ı ailesiyle beraber görmüştük..


    > sezon 3

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    genç sun'ı annesi ile konuşurken görmüştük..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    babası evi terkettiği zaman hurley'i daha küçük bir çocuktu..

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    ben, babasıyla beraber daha küçükken adaya gelmişti..
    (zeus, 29.04.2007 23:56 ~ 18.07.2007 12:56)
  7. tesadüf

    dizide sıklıkla meydana gelen, sürekli bir kader, kısmet ve din teması yüklenmiş, lost evrenine referans alınaraktan izlerken bizlere sunulan tesadüfler mevcut..sezonlara göre görelim hemen;


    > sezon 1

    büyük bir uçak kazası sonrasında adada hayatta kalmış ve yaşamını sürdürmüş olan bu insan topluluğu en büyük tesadüfü gerçekleştirmiştir..böylesine bir kazadan kurtulma şansı 35 x 1018 de 1 olarak belirlenmiştir..

    john locke, charlie'in uyuşturucu bağımlısı olduğunu öğrenince onun bu durumu yenebilmesi için bir kozadaki kelebeği örnek verdi..içindeki bulunan durumu bu hayvanın kozasından kurtulmaya çalışmasıyla özdeşleştirdi..o günün devamında charlie, kozasından yeni çıkmış bir kelebek sayesinde çökmüş mağaradan jack'i çıkarmayı başarmıştı..

    sayid'in intihar eden arkadaşı haddad bir konuşmasında şöyle bir cümle sarfetmişti;
    "perhaps it's not happenstance that you and essam met at the mosque. perhaps it is fate."
    (belki de senin ve essam'ın camide karşılaşması bir tesadüf değildi..belki de, bu kaderdi!)

    uçaktayken, hurley bir çizgi roman okuyordu ve ilk sayfasında bir kutup ayısı vardı..sezonun ilk pilot bölümünde bizim a-takımına bir kutup ayısı saldırmıştı..

    charlie, eroin bağımlılığını tam yendi yenecek iken bir kasa dolusu eroin buldu..meryem ana figürleri içine saklanmış..

    locke hararetli bir konuşmasında şöyle demişti;
    "do you think we crashed on this place by coincidence?"
    (sence bu adaya tesadüfen mi düştük?)


    > sezon 2

    bernard uzun bir süre sonra birden bire açtığı telsizden enkazın içinde birazdan düşecek olan boone'un imdat çağrısına cevap vermişti..

    eko ile locke arasında oryantasyon filminin kayıp parçasını yerleştirirken geçen diyalog;
    locke: here's the missing piece right back where it belongs. what are the odds?
    eko: don't mistake coincidence for fate.
    (locke: işte kaybolan parça, olması gereken yerde! gariplik nedir?
    eko: tesadüf ile kaderi karıştırma.)

    eko ve yemi aynı adada değişik zamanlarda öldüler..

    hurley'in hayali arkadaşı dave şunları söylemişti;
    "whoa, wow, awesome, dude! what numbers did you play? leonard's number, right -- from the hospital? what a coincidence."
    (whoa, wow, harika dostum! hangi numaralara oynadın? leonard'ın numaraları mı? hastanedeki? ne tesadüf.)

    christian shephard ve ana-lucia arasında şöyle bir konuşma da geçmiştir;
    ana-lucia: ı stopped being cop.
    christian: what a coincidence, ı just stopped being a doctor.
    (ana-lucia: polis olmayı bıraktım.
    christian: ne tesadüf, ben de doktorluğu bıraktım.)

    micheal'ın kampa geri dönmesi sonrasında locke kuşkulu bir tavırla şunu demişti;
    "so, it was just a coincidence that he came wandering out?"
    (yani, senin tekrardan geri gelmiş olan bir tesadüf?)

    desmond'a elizabeth'i libby vermişti..daha sonra libby, desmond gibi adaya düştü..ve orada öldürüldü..cenazesi sırasında ise denizde elizabeth belirdi, içinde hayal kırıklığı yaşamış desmond ile..


    > sezon 3

    locke dedi ki;
    "don't mistake coincidence for fate."
    (tesadüf ile kaderi karıştırma.)

    christian shephard sawyer'a kader hakkında konuşurken bir metafor örneği olarak red sox takımı ile ilgili bir laf söylemişti.. "that's why the red sox will never win the world series" (işte bu yüzden red sox dünya kupasını hiçbir zaman kazanamaz.) demişti..ben'in jack'e hydra televizyonda, dış dünya ile bağlantılarını gösterdiği videoda red sox'ın dünya kupasını kazanırken görüyoruz..

    ben, omurilik kanseri olduğu öğrendikten iki gün sonra jack uçak kazasını geçirip adaya düştü..

    kendini lanetlenmiş hisseden hurley'in satın aldığı restaurantın tepesine meteor düşüyor..

    claire ve jack, üvey kardeşler, bu büyük olaya neden olan uçağın içinde beraberlerdi..aynı zamanda ölmüş babaları da aynı uçakta onlarla beraber uçuyordu..

    locke ve babası aynı adada karşılaştılar..tekrardan..


    bu temayla ilgili diğer öğeleri "karakter bağları", "kadere karşı özgür irade" ve "ironi" temalarında bulabilirsiniz..
    (zeus, 29.04.2007 23:57 ~ 17.07.2007 11:16)
  8. karakter bağları

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    kod:
    http://en.lostpedia.com/...

    lost'un daha ilk sezonunda, karakterlerin geçmişlerinde birbirleri ile karşılaştıklarını ya da ortak tanıdıklarının olduğunu gördük..ve bunu büyük bir heyecan ve şaşkınlıkla karşıladık: "aaaaa, sayid değil mi o?" ya da "gördün mü bak, claire ve jack kardeş çıktılar.." şeklinde sesler yükselmeye başladı..önce şaşırdık sonra alışıp daha fazlasını aramaya başladık..

    artık şaşırmıyorduk..aksine, karakterler arasında olası bağların neler olabileceğine dair sorular sormaya, teoriler üretmeye kalktık...

    bu konuya değinmeye karar verdim,

    bakalım, "kim kimi nereden tanıyor?"
    (bkz: http://lostforum.gen.tr/...)


    > sezon 1

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    avustralya polis merkezinde, olay çıkarmaktan tutuklanan sawyer, shannon'ı kurtarması için detektifi ikna etmeye çalışan boone'un arkasından geçer..("hearts and minds")

    sawyer, avustralya'da bir barda jack'in babası christian shephard ile karşılaşır..ona içki ısmarlarken oğul jack hakkında konuşurlar ("outlaws")

    jin'in uyarmak için evine gittiği adamın kızı, tv izlemektedir..televizyonda o sırada hurley'nin piyangoyu kazandığı haberi yayınlanmaktadır..("..ın translation")

    sawyer'ın otel odasına çıkan sevgilisi mary jo, hurley'nin kazandığı piyango çekilişini yapan sunucu kızdı aynı zamanda..("outlaws"), ("numbers")

    hurley'nin yatırım danışmanı ken halperin, tustin'de bir kutu fabrikası aldıklarını söylemişti..locke da tustin'de ikamet ediyordu ve bir kutu fabrikasında çalışmaktaydı..büyük ihtimalle aynı kutu fabrikasından bahsediyoruz..("walkabout"), ("homecoming"), ("numbers")


    > sezon 2

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    hastaneye getirildiğinde jack'in hemen müdahele ettiği sarah, adam rutherford'la çarpışmıştı..rutherford, shannon'ın öz, boone'un ise üvey babası idi..jack iki hasta arasında kalmış ve sarah'a müdahele etmeyi seçince, rutherford ölmüştü..("man of science, man of faith"), ("abandoned")

    shannon babasının ölümünü haber alarak hastaneye geldiğinde yanından doktor kıyafeti ile jack geçer.. ("abandoned")

    jack, stadda koşarken desmond'ın daha iyi bir performans sergilediğini görünce onunla aşık atmaya kalkar ve ayağını burkar..bu vesile olur ve desmond ile tanışırlar..bir süre sohbet ederler..("man of science, man of faith")

    hurley'nin mr..cluck's'taki patronu randy, locke'un tustin'de çalıştığı kutu fabrikasında da yönetici idi..("walkabout"), ("homecoming"), ("numbers")

    hurley, müzikmarkete girdiğinde driveshaft cd'si dinler..("everybody hates hugo")

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    kate, babası sam austen'i ofisinde ziyaret ettiğinde ofisteki televizyonda sayid görünmektedir..("what kate did")

    locke ve boone'un bulduğu uçak, eko'nun uyuşturucu kaçakçılığı yapmak için kullanmayı planladığı ancak son anda onu caydrımaya çalışan kardeşi yemi'nin vurulması ve uçağa alınması ile eko'nun binemediği uçaktır..eko kardeşi yemi'den haber almak için avustralya'ya gelmiş ve kardeşinin bulunduğu uçağın düştüğü adaya düşmüş ve cesedi ile de olsa kardeşi yemi ile karşılaşmayı başarmıştır..("deus ex machina"), ("the 23rd psalm")

    sawyer, ortağı gordy ile bir kafe restorantta buluşur..onlara servis yapan bayan kate'in annesi diane'dir..("what kate did"), ("the long con")

    mr..cluck's chicken shack ve widmore labs, henry gale'in balonunda logolarını gördüğümüz sponsor firmalardır..("everybody hates hugo"), ("fire + water"), ("lockdown")

    sayid, körfez savaşı sırasında kate'in babası sam austen'le karşılaşırlar..baba austen o sırada kızının fotografını yanında taşıyordur..("what kate did"), ("one of them")

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    ana lucia, avustralya'ya, havaalanı barında tanıştığı jack'in babası christian shephard'a eşilik etmek için gelir..("two for the road")

    christian shephard, sonradan birlikte içki içecekleri barın önünde arabasının kapısı ile sawyer'a çarpmıştır..("two for the road")

    locke, sayid'in uzatmalı sevgilisi nadia'ya, satın almak istediği ev için eksperlik yapmıştır..("solitary"), ("lockdown")

    hurley, locke'un annesi emily (annabeth locke) ve libby...üçü de santa rosa akıl hastanesinde hasta olarak bulunmuşlardır..hatta hurley ve libby aynı dönemde oradadırlar..("numbers"), ("deus ex machina"), ("dave")

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    richard malkin, claire'in gittiği medyum, sonrada eko ile tanışmıştır..eko, malkin'in kızı charlotte'u ziyarete gittiğinde malkin'le konuşmuş, malkin kızının yeniden dirilmesinin mantıklı bir açıklaması olduğuna (tıpkı kendisinin sahte medyumluk güçlerinin olduğu gibi) ikna etmeye çalışır eko'yu..("raised by another"), ("?")

    libby, bir kafede desmond ile karşılaşır ve desmond'un adaya gelmesine neden olan tekne yarışına katılması için kendi teknesini vermeyi teklif eder ve verir..("live together, die alone")

    kelvin ınman, hem sayid'le hem de sam austen ile körfez savaşı sırasında karşılaşmıştır..sonrada ınman'ın desmond'ı kurtaran ve swan istasyonu için eğiten kişi olduğunu görüyoruz..("one of them"), ("live together, die alone")


    > sezon 3

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    charlie ve hurley, swan'da kaldıkları bir gece plakların arasından geronimo jackson isimli bir gruba ait bir plak bulurlar..plağın kapak resmi, locke'un iyi niyeti ile komüne sızan gizli polis eddie'nin üzerindeki t-shirt'ün üzerinde de vardır..eddie, t-shirt'ün babasına ait olduğunu söylemiştir..("the hunting party"), ("further ınstructions")

    sawyer, tampa işinde (tampa job) yer aldığından bahseder hibbs'e..kate'in kocası polis memuru kevin de arananlar listesini incelediğini, tampa işine baktığını (muhtemelen de sawyer'a) söylemişti..("outlaws"), ("ı do")

    jack'in beraber çalıştığı hemşirelerden biri locke'un da hemşireliğini yapmıştır.. ("deus ex machina") (a tale of two cities)

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    juliet'in kızkardeşinin kullanıdığı gebelik testini (widmore labs), adada sun, dışarıda ise kate de kullanmıştı..("not in portland")

    juliet'in eski kocası, üzerinde apollo çikolataları reklamı olan bir otobüsün kendisine çarpması ile öldü..apollo reklamı, desmond'ın izlediği futbol maçında saha kenarındaki reklam panolarında da vardır..("adrift"), ("not in portland"), ("flashes before your eyes")

    desmond, ingiltere sokaklarında gitar çalan charlie ile karşlılaşır ve charlie'yi "gelecekten" hatırlar..("flashes before your eyes")

    charles widmore'un ofisindeki tablolardan biri claire'in eski erkek arkadaşı (aaron'ın babası) thomas'ın çizdiği tanlolardan biriydi..hoş, 2004 yılında bu tablo claire ve thomas'ın birlikte kaldıkları evdeydi, bu durumda nasıl çok daha öncesinde widmore'un ofisinde olabilir, orası ayrı.. ("flashes before your eyes")

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    kate, sawyer'ın dolandırdığı eslki sevgilisi cassidy ile karşılaşır ve yakın arkadaş olurlar..("left behind")

    desmond'ın izlediği futbol maçındaki saha kenarı reklam panolarının üzerinde şu markaları görüyoruz: apollo candy, the hanso foundation, oceanic airlines, gannon car rentals, mr..cluck's chicken shack ve expose..("flashes before your eyes")

    claire ve jack'in babası aynı kişi: christian shepherd..ancak kardeş olduklarından haberleri yok..bu bağlamda aaron da jack'in yeğeni ve christian'ın torunu..("par avion")

    locke'un babası anthony cooper, sawyer'ın yıllarca peşinde olduğu dolandırıcı sawyer'ın ta kendisi..ve bu üçünün yolu adada kesişiyor..("the man from tallahassee") ("the brig")

    locke ve hurley, exposé hayranı..nikki de bu tv dizisinin konuk oyuncusu idi..("the man from tallahassee"), ("exposé")

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    charlie bir sokakta çantasını kaptırmamak için hırsızla mücadele eden bir kadına yardım eder..kadın, sayid'in sevgilisi nadia'dır..("greatest hits")

    emily (ben'in annesi) ben'i, portland'ın hemen yakınında dünyaya getiriyor..portland, juliet'in mittelos bioscience tarafından işe alındığında çalışacağını zannettiği yer..naomi'nin uydu telefonunda da ilk açıldığında karşımıza çıkan haritada işaret edilen yer de portland..("not in portland"), ("the man behind the curtain")

    "emily" hem locke'un, hem de ben'in annesinin adı..("the man behind the curtain")


    öte yandan direkt karakter bağlantıları da yazalım, tam olsun;
    • boone ve shannon üvey kardeş..
    • jin ve sun evli..
    • rose ve bernard evli..
    • micheal, walt'un babası..
    • claire, aaron'un annesi..
    • jack ve claire üvey kardeş..
    • nikki ve paulo sevgili..
    (zeus, 29.04.2007 23:57 ~ 17.07.2007 09:27)
  9. yalan & dolandırıcılık

    ---

    ana-lucia cortez
    ona saldıran ve bebeğini kaybetmesine neden olan adamı öldürmeyi planladığı için annesine saldırganın kimliğinin tespiti sırasında yalan söyledi..
    sawyer'dan silahı alabilmek için onunla yattı..

    charlie pace
    sevgilisi lucy'i, eroin satın alabilmek için kandırmaya çalıştı..
    kokpite yapılan ilk yürüyüşte amacının yardım etmek olduğunu söyledi..oysa, eroni sakladığı tuvaletten almak için yalan söylüyordu..
    sawyer'a büyük oyununda yardım etti, sun'ı kaçırdı..
    desmond'ın looking glass'a dalmasına izin verdi gibi gözüktü ama sonra kürekle vurarak onu bayılttı..oyuna getirdi..

    hugo hurley reyes
    yürüttüğü swan yemeklerini zulaladı..
    sawyer'a eğer diğer insanlara iyi davranmazsa onu dışlayacaklar diye kandırdı, oyuna getirdi..

    jack shephard
    micheal'ın oyunundan haberi vardı..gerçekler su yüzüne çıktığında bile oğlu walt'a ulaşması için micheal'a yardım etti..
    micheal'a boş silah vererek ise diğerleri üzerinde yitirdiği güveni geri kazandı..
    ben'i ameliyat etmeye karar verdi. ama sonra onu bir rehine olarak kullandı..

    kate austen
    bir sürü sahte kimliği vardı..
    sun'a jin'i zehirleme konusunda yardım etti..hem ona yardım etti, hem de kendine salda bir yer ayırtmaya çalıştı..
    ajanın çantasından ne istediğin sonuna kadar sakladı..hatta söylememekte o kadar diretti, jack'ten anahtarı bile çalmaya çalıştı..
    dostlarını banka soygununda kandırdı, sonra onları ele verdi..
    jack'i uyumaya zorladı, ilaç koydu içkisine..
    kevin ile yine sahte bir kimlik ile evlenmişti..onu da ilaçla bayılttı ve kaçtı..bu sefer karşısındakine acıdığı için böyle yapmıştı..

    michael dawson
    others'ı bulmuş numarası yaptı..onları basalım, edelim, ele geçirelim diye bizimkileri kandırdı..tam tersi bir durum var iken hem de..
    ben'i kurtarmak için ana-lucia'yı bilerek, libby'i ise yanlışlıkla öldürdü..
    ben'i suçlu duruma düşürmek için kendini vurdu..
    jack, kate, sawyer ve hurley'i tuzağın ortasına götürdü, elleriyle others'a teslim etti..

    james sawyer ford
    profesyonel bir dolandırıcı..
    sawyer ismi onun takma ismidir..annesi ve babasının ölümüne neden gerçek dolandırıcının ismi olarak bilinen bu takma ismi o günden beri kullanmaktadır..
    shannon'ın ilacının nerede olduğunu bilmediği halde kate'ı kandırdı..ondan sadece bir öpücük olabilmek için..
    silahları alabilmek için lost halkını da kandırdı..
    en büyük dolabında aşık olduğu halde cassidy'i de kandırdı..
    hapishanede olduğu yıllarda munson'u da kandırdı..müdür haris ve ajan freedman'a istedikleri bilgiyi vermişti..

    sayid jarrah
    alyssa cole ve robbie hewitt ile yaptığı operasyonda eski dostu essam'ı kandırdı ve onun planlarını ele verdi..fakat istediğe bilgiye kavuştuktan sonra essam intihar etmesine engel olamadı..

    shannon rutherford
    üvey kardeşi boone'u kandırdı..sevgilisi byran'ın kendisine kötü davrandığına inandırdı..
    hakettiği parayı boone'dan alacak ve sevgilisi ile paylaşacaktı..fakat bu planı byran'ın parayı alıp kaçması için ile suya düştü..
    kendine engel olamayıp üvey kardeşi boone ile yattı..
    charlie'yi kendine bir balık avlayabilmek için bağladı..güzelliğini kullandı..

    sun-hwa kwon
    jin öğrenip de dellenmesin diye sonuna kadar ingilizce bildiğini herkesten sakladı..
    jin ondan ayrılıp salla açılmasın diye onu zehirledi..
    ingilizce dersleri aldığı adam ile bir ilişkisi oldu..jin'e bundan bahsetmedi..
    sun, gerçekleri ortaya çıkarmasın diye jin'in annesine vereceği 100.000 dolar hakkında jin'e yalan söyledi..

    walt lloyd
    babası adadan ayrılmasın diye salı yaktı..
    babasına yalan söyleyerek locke'un yayına bıçak atmayı öğrenmeyi gitti..

    nikki & paulo
    8 milyon değerlik mücevherler için howard zukerman'ı zehirleyip öldürdüler..
    adaya düşmüş diğer uçağı ve pearl'u herkesten önce biliyorlardı ama kimselere bir şey demediler..
    dizinin içindeki dizide, expose'de, corvette patronunun gerçekte aradığı adam "the cobra" olduğu öğrendiği anda öldürülüyordu..
    birbirlerini kandırmaya kalktılar..paulo elmasları bulduğunu söylemedi..

    anthony cooper
    locke'un annesini de oyununa katarak locke'u dolandırdı..onun böbreğini çaldı..
    o da profesyonel bir dolandırıcı..hatta gerçek sawyer kendisi..
    kendi ölümü de düzmeceydi, büyük bir dolaptı..mafyadan kaçabilmek ve sigortadan para koparabilmek için..
    paraları ele geçirebilmek için locke'u bir daha oyuna getirdi..
    bayan talbot ile evlenmesi de bir oyundu ama locke tarafından engellendi..fakat bunun cezasını locke fena ödedi..

    cassidy phillips
    sawyer tarafında yetiştirilmiş bir dolandırıcı idi..
    sahte mücevherleri benzincide satarak işe başladı..
    kate'in kılığına girip hedef şaşırttı..

    kelvin joe inman
    sayid'i arapça konuşamadığına inandırdı ve tariq'in işkence görmesini neden oldu..
    swan'da yıllarca beraber yaşadığı desmond'a hastalık diye bir şeye inandırdı, kaçıp gitmesin diye..
    bu arada, desmond'un dışarı çıkamamasını kullanarak elizabeth'i tamir etti..oysa teknenin parçalandığını söylemişti..amacı desmond'a tuşa basma içini bırakarak adadan kaçmaktı..

    richard malkin
    ilk olarak claire'in gittiği medyum olarak gördük bu adamı..claire'e, takılmış plak gibi bu bebeğin öz annesi tarafından büyütülmesi gerektiğini söylüyordu..
    daha sonra ilginç bir şekilde los angeles'ta bulunan bir çiftin bu çocuğu evlatlık istediğini söyledi claire'e..oceanic 815'a biletleri de o temin etmişti. üstüne para bile vermişti..
    mr. eko ile karşılaştığında ise sadece para kazanmak için medyumluk yaptığını, aslında her şeyin bir uydurma olduğunu dile getirmişti..

    ---

    others

    bir çok sahnede others üyelerini sahte kıyafetler ile gördük..çoğu söyledikleri de yalan çıktı..büyük dolandırıcılar bunlar aslında..

    tom'un takma sakalı..
    daha sonradan kostüm oldukları anlaşılacak kirli kıyafetler..
    tamamen set olan balıkçı köyü vs..

    üstad benjamin linus
    kendisini henry gale olarak tanıtan ve uzun süre gerçek kimliğini saklayan ben..kendisi locke'a sayıları girmediğine söyleyerek büyük bir yalanı yarattı..daha öncesinden bizimkilerin kamplarına sızması için adamlar gönderdiğini de biliyoruz..juliet'i, jack'i kandırması için süper kullandı..jack'e red sox'ın dünya kupasını kazandığı sahneleri göstererek, isterse buradan gidebileceği mesajını verdi..aynı olayı zorla beraber vakit geçirmelerini sağladığı sawyer ve kate'in yakınlaştıkları sahneleri jack'e göstererek yaptı..tamamen ele geçirmiş ve ameliyatını yaptırmıştı ona..
    büyük dolandırıcı sawyer'ı bile dolandırmış, kalbine güya bir aparat taktıklarına inandırmıştı..sawyer'ı bitirdiği sahnede "ancak bir dolandırıcı onu dolandıran adama hayran olur" diye bir cümle kurmuştu..ayrıca alex'e öz annesinin öldüğünü söylemişti..en sonda locke'u da kendine benzetti, others grubuna kattı..kendi söylediği yalanlarla (adada doğmuş olması ve her emrine "walla ben jacob'ın yalancısıyım, ben değil o istedi" diye başlayarak)
    büyük bir adam, yalan-dolan, psikolojik atraksiyon, entrika ve akıl oyunları hat safhada.."gözleri beyninde oynuyor" ve "kafasının içinde bin tilki, hiçbirinin kuyruğu diğerine değmiyor" sözlerine anlam üzerine anlam katan zat-ı muhterem..

    ethan ve goodwin
    ethan ve goodwin denilen üyeleri de büyük yalanlar atmıştı..bizimkilerin kampına sızmışlardı..hatta ethan kaba kuvvete başvurmuş, claire ve charlie'yi zorla ormanda sürüklemişti..claire'i kaçırmış, charlie'yi asmıştı..

    juliet
    juliet de ayrı bir bombadır aslında..dediğimiz gibi jack'in eski karısı sarah'a benzediği için jack'i inadını kırmak için kullanılmıştır..en büyük oyunlardan birinde güya ben'i övdüğünü söylerken izlettiği videoda aslında tam terslerini söylemesi, ben'i öldürmesi için jack'in kanına girmesiydi..en tepeden bakacak olursak şayet, bunlar hepsi büyük bir oyunun parçasıdır..kate'e kendini kelepçelemiştir..temel amacı onlardan birisi gibi hissettirmekmiş vs. herşeyi yalan dolan bunun da. ben'in dişi versiyonu..ama en sonunda, üzüm üzüme baka baka kararı misali, jack'le kala kala doğru yolu bulmuş gibidir..

    mikhail
    kendisini "dharma'nın yaşayan son üyesi" olarak tanıtan bir others üyesidir kendisi..öte yandan üzerindeki gizemi henüz çözemediğimiz için detaylı bir şeyler söyleyemiyoruz ama her türlü yalan dolan bu adamda da mevcut..naomi'yi iyileştirdikten sonra onun telefonunu çalmaya çalışmıştı..
    (zeus, 29.04.2007 23:57 ~ 16.07.2007 21:17)
  10. hayal & rüya

    dizide her bir karakter hayal görmese de bazı karakterin temasında ağır metafizik olaylar, değişik haberlerin geldiği rüyalar ve hayaller bulunmaktadır..
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)


    > sezon 1

    jack, adada kendi babasını gördü..babası bilerek onu daha sonra sığınmak ve yaşamak için grubun çok işine yarayacak mağara ve suyun bulunduğu yere götürdü..jack orada babasının tabutunu da buldu..gelin görün ki içi boştu..

    claire kendi bebeğini aradığı rüyada beşikte kanlara bulanmış çarşaflar ve gözü bir siyah bir beyaz bakan locke'ı gördü..çığlıklar içinde uyandı..

    boone, üvey kardeşi shannon'ın kara duman tarafından öldürüldüğünü gördü..

    locke, yeniden tekerli sandalyeye oturmak zorunda kaldığı hayalinde annesinin düşen uçağın yerini gösterirken gördü..aynı görüntülerde boynu kırılmış boone ona sürekli şunu söylüyordu;
    "theresa falls up the stairs, theresa falls down the stairs."
    (terasa merdivenlerden çıkar, terasa merdivenlerden düşer)


    > sezon 2

    shannon, walt'un hayalini iki kere gördü..biri çadırda sayid'le beraber olduktan sonra ve bir kere de o sahneden kaçıp, ormanda kaybolduğu (sayid ile onu ararken) anda..walt ikinci kere karşısına çıktığında ona tersten şöyle demişti;
    "push the button..don't push the button..bad."
    (düğmeye basma..düğmeye basma..kötü)

    hurley rüyasında tıka basa, engellenemez bir şekilde yemek yediğini görüyordu..jin bu rüyada hurley'in çalıştığı yerin maskotu olan mr.cluck's'ın yanında duruyor ve akıcı bir şekilde ingilizce konuşuyordu..hurley'nin elindeki süt kutusunda da walt'ın kayıp ilanı vardır..aynı bölümde hurley, hayali arkadaşı dave ile adada karşılaştı..

    sayid de walt'u görmüştü bu arada..ve shannon'a hak vermişti..

    shannon'ın walt ile ilgili ikinci hayalinde walt ona yine tersten şunu demişti: "geliyorlar..yaklaşıyorlar"

    kate, daha önce ajandan kaçmasına yardım etmiş olan siyah atı, adada gördü..aynı görüntüleri sawyer da gördü..halüsinasyon ise durum, ortada ortak bir hayal bulunmaktadır, sayid ve shannon'daki (walt) gibi..

    mr..eko, kara duman ile karşılaştığı zaman geçmişiyle yüz yüze geldi..

    charlie, bebek aaron'u kurtarması gerektiğini rüyasında gördü..

    mr..eko, ölmüş ana-lucia ve yemi'yi gördü..locke'a yardım etmesin gerektiğini eko'ya söylüyorlardı..

    locke rüyasında kendini eko olarak gördü..tepeyi tırmanmış ve yemi ile buluşmuştu..


    > sezon 3

    locke kendini bilerek uyuşturdu ve hayal görmeye çalıştı..bunda da başarılı oldu ve eko'yu kurtarma görevi hakkında boone'dan yardım aldı..

    desmond'ın geleceği görme özelliği sayesinde locke konuşmadan söyleyeceklerini bildi, yıldırımın nereye düşeceğini gördü, charlie'nin boğulduğunu, boynunu kırdığını, boğazına ok saplandığını (ve daha nicesi)..

    eko, yemi olarak gördüğü siyah duman ile yüzleşti.

    desmond birkaç kez görüntüler görerek charlie'yi ölümden kurtardı..

    benjamin, ölü annesini adada gördü..


    kitap teması ile bütünleşince, bahsedilen edebi eserlerden lord of the flies, an occurrence at owl creek bridge, the stand, the third policeman, the turn of the screw, watership down ve the wizard of oz'da hayal ve rüya temaları yoğun işlenmiştir.


    > adada ölü insanlar görenler
    • jack: babası jack shephard'ı gördü..
    • mr..eko ve locke: yemi ile iletişime geçtiler..
    • mr..eko: ana-lucia'yı gördü..
    • locke: boone'u gördü..
    • ben: annesini gördü..
    (zeus, 29.04.2007 23:57 ~ 16.07.2007 22:03)
  11. ekonomi

    bu ilginç tema, ana lost karakterlerinde üçü arasında geçmektedir ve destekleyici fikirler ile kuvvetlendirilmiştir..üç ekonomik düzeni açıklayacak olursak öncelikle;
    • sosyalizm
    • kapitalizm
    • tribal ekonomi

    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)

    bu üç sistem dizinin a-takımı karakterlerinden en çok öne çıkan jack, sawyer ve locke ile sembolleştirilmiştir..süre gelen bu tema çoğu sahnede zaten bizlere sunuluyor..adada bulunan kıt kaynakları bireyler arasında paylaşmak her zaman büyük bir sorun oluyor..zaten karakterlerin hangisinin hangi sisteme karşılık geldiğini fark etmişsinizdir ama yine de önce dizinin bölümlerinde geçen bazı diyaloglardan alıntılar yapalım;

    > tabula rasa
    sawyer: you're just not looking at the big picture, doc. you're still back in civilization. (olan bitenlere üstten bakmıyorsun doktor..sen halen medeniyettesin)
    jack: yeah? and where are you? (öyle mi? peki sen nerdesin? )
    sawyer: me? ı'm in the wild. (ben mi? ben yabandayım.)

    > white rabbit
    sawyer: ı traded mr. miyagi the last of my water for a fish he caught. we worked it out caveman style. (son suyumu mr. miyagi'nin tuttuğu balık ile değiştim..bu işi mağara adamı usulüyle çözdük) )
    kate: you gave him your last two bottles? (ona son iki şişe suyunu mu verdin?)
    sawyer: water has no value, freckles. ıt's gonna rain sooner or later. and hell, ı'm an optimist. (suyun bir önemi yok, çilli. elbet yağmur yağacak. kahretsin, optimist bir insanım.)

    > confidence man
    jack: [shannon'ın ilacını almaya çalışırken] you attacked a kid for trying to help his sick sister. (hasta kardeşine yardım etmek isteyen bir çocuğa saldırdın.)
    sawyer: no, ı whooped a thief 'cause he was going through my stuff. (hayır, benim eşyalarımı araklamaya çalışan bir hırsızı enseledim.)
    jack: yours? what makes it yours? (benim mi? onların senin olmasını sağlayan nedir? )
    sawyer: which ı had to move because everybody wants to help themselves. (herkes kendine bir şekilde yardım etmeye çalışıyor, bu yüzden kendime ayırdım. )
    jack: you can just take something out of a suitcase, and that makes it yours? (başkasının çantasından aldığın herşey senin oluyor yani? )
    sawyer: look, ı don't know what kind of commie share-fest you're running over in cave town, but down here possession's nine-tenths and a man's got a right to protect his property. (bak, burada mağara kasabasında nasıl bir komünite paylaşım festivali yürütüyorsun fikrim yok, ama benim bölgemde herkes kendi mallarına sahip çıkmaya ve onu korumaya çalışır.)
    jack: get up! (ayağa kalk! )
    sawyer: why, you wanna see who's taller? (neden? kimin uzun olduğuna mı bakacaksın? )

    > everybody hates hugo
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    jack: ıt's only a matter of time before we have to tell everyone what we found down here. [hurley'e] so, do you know what to do? (herkese burada ne bulduğumuzu anlatmak an meselesi..ne yapacağımız hakkında bir fikrin var mı? )
    hurley: ınventory all of it, and figure out how we make it last. (hepsinin bir envanter listesini yapıp ve ne kadar süre bize yetebileceklerine bakarız. )
    jack: and in the meantime, nobody gets anything -- no exceptions. that's your responsibility, hurley, okay? (ve bu süre zarfında kimse buradan birşey almasın..bahane yok..bu senin sorumluluğunda tamam mı hurley?)

    [sonrasında rose'a dert yakınan hurley]
    hurley: let me tell you something, rose. we were all fine before we had any [raftan bir cips alarak] potato chips. but now we've got these potato chips and everybody's going to want them. so steve gets them, and charlie's pissed -- but he's not pissed at steve, he's pissed at me... and ı'm going to be in the middle of it. and then it's going to be: well, what about us -- why didn't ı get any potato chips? c'mon, help us out, hurley. why did you give kate the shampoo? and why didn't ı get the peanut butter? then, they'll get really mad and start asking: why does hugo have everything -- why should he get to decide? then they'll all hate me. ı don't know what to do. (sana bir şey söyleyim mi rose? patates cipsi olmadan önce iyiydik..fakat şimdi patates cipsimiz var ve herkes onu isteyecek..steve alsa, charlie kızacak..steve'e değil ama bana kızacak..ben tüm kavganın ortasında olacağım..sonra şu olacak: peki, bize ne var? biz neden patates cipsi almadık? hadi hurley, halledersin..neden kate şampuanı aldı? ben neden fındık ezmesini alamadım? sonra daha da çok kızacaklar ve şöyle sormaya başlayacaklar: neden hugo herşeyin sahibi? neden o kadar veriyor? sonra hepsi birden benden nefret edecekler..ben ne yapacağımı bilmiyorum)


    ---


    > sosyalizm (jack)
    "live together, die along" (anca beraber kanca beraber)
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    jack, adaya düştüklerinden beri kaynak yönetimi adına ihtiyacı olana gerekli kaynağı temin ediyordu..insanlar için en yararlı olacak kararı beraber uygulamaya koyuyor, insanları sürekli motive bir şekilde tutmaya çalışıyordur..onun kararları hakkında şüpheye düşenlere ise bu liderlik konusunda hiçbir şekilde mırın kırın etmemeleri gerektiğini söylemektedir ve "siz istediğiniz için lider oldum" mantığına sahiptir..öte yandan; kaynak yönetimi adına yapılan bazı çalışmalar sosyalist düzenin simgeleşmiş versiyonu olarak kabul edilen jack'e uymadığını göstermektedir..shannon'ın ilaçlarını almak için sayid yardımıyla sawyer'a işkence yapan jack'in buradaki teması komünist düzene daha çok benzemekteydi..



    > kapitalizm (sawyer)
    "every man for himself" (herkes kendi derdinde)
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    sahil kampında, en geniş stoğa sahip olan sawyer dizide yarattığı imaj ile kapitalist düzenin ikonu haline gelmiş bir karakterdir..dominant tavrı, kendi iç sesi ile yaptıkları, ettikleri, kaynak paylaşımı konusundaki fikri kapitalist düzenin temasına uygun olarak ilerlemektedir..ayrıca sawyer'ın gerçek adı james ford olarak geçmektedir..ford soyadı, amerikan kapitalistliğinin bir diğer simgeleri olan ford firmasına yapılmış bir gönderme olarak da geçmektedir..sawyer'ın yaratmış olduğu bu monopol düzen, pazarın ve ticaretin oluşabilmesi için karşılıklı ihtiyaçların varlığını şart koşuyor..adada para iş görmediğinden, sawyer'dan bir şey alabilmek için ona bir şey vermeniz gerekiyor..



    > tribal ekonomi (john locke)
    "ıf you'd like to join us, it's a free island... ı'm not jack. the more, the merrier" (katılmak istiyorsan, bu ada hepimize bedava..ben jack değilim..daha fazlasıyım, daha iyiyim)
    (bkz: http://www.lostpedia.com/...)
    her ne kadar kaynak kıtlığı yaşanıyor olacaksa da, adanın genişliği ve insanların özgür iradeleri ile yaşamaları düşüncesi john locke?da adadakilerin uyması için bir kanun veya düzenin getirmesine çalışmaktansa isteyenin istediği şekilde takılabileceği bir ekonomik hayatın yaratılması fikrini canlandırmıştır..avcı avlayacak, ahçı pişirecek, gerekli işler gereken kişiler tarafından yapılacak ve herkes o yemekten yiyecek..basit kabile mantığı, en eski tarz ekonomik sistemi oluşturmaktadır..
    (zeus, 29.04.2007 23:57 ~ 18.07.2007 13:01)
  12. elektromanyetizma

    adadaki pusulaların yanlış yönleri göstermesinden, uçak düşürecek manyetik boşalmalara kadar geniş bir ölçekte konu edilen elektromanyetizma diğer bir lost teması olarak karşımızdadır..

    önce bir fan-art olarak yapılmış, dizide geçen fenomenleşmiş manyetik olayların bütününe bakalım:

    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    bildiğiniz üzere manyetik alanların bir görüntüsü, bir sesi, bir tadı olmadığı için insanlar tarafından bir yardımcı aygıt olmaksızın hissedilmesi güçtür..dizide geçen temalar arasında en yoğun şekilde bulunan bu manyetizma durumuna yapılmış en çarpıcı yorum kelvin ınman tarafından gelmişti; "geologically unique!". yani, jeolojik açıdan eşsiz..

    ---

    > adada geçen manyetizma temalı olaylar silsilesi

    > kuzey yönünün sapması
    swan yakınlarındayken sayid'in jack'e gösterdiği, jack'in de muhtemelen bozulmuştur dediği izci pusulası kuzeyi yanlış gösteriyordu..bu durum swan'ın yakınındayken olması olağandı..o denli bir elektromagnetik alan pusulaların yanlış yönü göstemesine neden olabilirdi..ben'in adadan ayrılmasına izin verdiği michael'ın ise 325 nolu rotayı takip etmesi gerektiğini üstüne basa basa belirtmesi ise bu hatadan kaynaklı bir çeşit önlem olarak algılanabilir..
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    > oceanic flight 815'in düşüşü
    bunu da 3. sezonun başında görüyoruz ki numaraların girilmemesi, sistemin hata vermesi ve deşarj edilmemesi manyetik bir boşalmaya, bu da koskoca uçağın üç yerinden kırılmasına ve düşmesine neden olmuştur..ama deniyor ki; bir uçağın böyle bir kaza geçirmesi için anormal boyutlarda bir elektromagnetik alana maruz kalması gerekmektedir..öte yandan jack'in kaza sonrası yaptığı açıklamalarda kazanın 40000 feet yüksekllikte olduğu tahmini bulunmakta..ama izlediğimiz görüntüler uçağın yaklaşık 5000 feet yükseklikte parçalandığıdır..ama yine de böyle bir kazanın olabilmesi için gerekli elektromagnetic gücün swan'da meydana gelen boşalmanın yüzlerce katı bir değerde oluşması gerekmektedir..
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    > adadan yapılan yayınların bloke edilmesi
    böylesine bir sistemin yüksek frekans, uzun dalga yayın yapan bir kulenin yayınını nasıl engellemeyi başardığı dizide açıklanmıyor..

    > adanın görünmezliği
    ben'in çok bilmiş tavrı ile, 2. sezon sonunda söylediği "tanrı bile bu adayı göremez!" lafı elektromanyetizma sayesinde gerçekleşmesi mümkün olan, şu an savaş sanayisi de dahil olmak üzere kullanılan bir teknolojiyi refere etmektedi..hayalet uçaktaki gibi radarda görünmeme yöntemini bir şekilde bu adaya da uygulamış olabilirler ama böylesine büyük bir adanın tamamen haritadan silinmesi için dünyanın jeolojik dengelerini altüst edecek düzeyde, baya büyük bir elektromagnetik alana ihtiyaç duyulmaktadır..

    > kara duman
    uçan yazar-kasamız, biricik siyah dumanımızın, ferro-manyetik özelliğe sahip nano maddelerden oluşmuş bir oluşum olduğu ön görülmektedir..fakat diziden de izleyebileceğimiz gibi modern bilim çok da net bir açıklama yapamamaktadır bu siyah gizem hakkında..yapımcılar yapabileceklerini söylediler, heyecanla bekliyoruz..
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    > iyileşmeler
    manyetizma sayesinde modern tıpta izlenen iyileşmelere benzer iyileşmeler bu adaya düşmüş bazı kimselerde de görülmüştür..eğer ilginç bir mucize değilse şayet, bazıları ayaklanmış, bazıları kanseri yenmiş, bazılarının kısırlığını bile gidermiştir..

    ---

    > dharma ınitiative ve elektromanyetizma
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    swan'da bulunan oryantasyon videosunda da görebileceğimiz gibi dharma bu konuyla birebir ilgilenmektedir..kurulan swan'ın ise direk bu amaçla kurulmuş bir istasyon olduğu tahmin edilmektedir..swan'ın maketinde de görebileceğimiz gibi bir kafes edasıyla yapılmış mimari akla direk faraday kafesi'ni de getirtmektedir..bu tarz izolasyon sayesinde, kafesin içinde bir elektriksel alan (elektromangetik alan) bulunmamaktadır..

    bu sistem dahilinde meydana gelen 3 büyük olay bizim elektromagnetizm temamızı güçlendirmeye yetmektedir;
    • the ıncident
    • desmond'un sayıları girememesi ve bundan dolayı oluşan sistem hatası
    • elektromagnetik boşalma

    > swan'daki kapı üzerinde yazan denklemler
    blast door'un üzerinde görülen denklemlerde ise 10^4 t, 10^6 t gibi değerler bulunmaktaydı..bu denklemlerin tam olarak neyin çözümü olabileceği hakkında kimsenin bir bilgisi yok ama t, tesla biriminin kısaltması olarak o denklemlerde bulunmaktadır..tesla, manyetik alan yoğunluğunu ölçmekte kullanılan bir birimdir..eğer bunlar swan'ın ya da adanın elektromagnetik miktarını gösteren sayılar ise akıl almayacak bir düzeyde elektromagnetik alanın bu ada üzerinde hakim olduğunu söyleyebiliriz..
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    > incident
    halen tam olarak bilinmeyen ve büyük bir kazaya neden olmuş bu "incident" yine elektromanyetizma temalı bir sorundan ortaya çıkmış olabilir..adanın bilinmeyen diğer manyetik özellikleri bu incident'a neden olmuş olabilir..swan'da meydana gelen beton duvar eklentisi ise insanları swan'dan uzak tutmam amaçlı değil de elektromagnetik sistemlerden insanları korumak için bu hatadan sonra inşa edilmiş olabilir..

    > sistem hatası
    desmond, kelvin ile kavga edeceğim, 3 yılın acısını çıkaracağım derken swan'da sayıları girmeyi unutmuş, 108 dakikalık gerisayım sona ermiş ve bilgisayar "system failure" mesajı vermişti..bu manyetik sorun, büyük bir boşalmayı peşinde getirmiş ve deşarj adanın sallanması ile gerçekleşmişti..uçağı düşüren manyetik alanın da bu sistem hatası sonucu doğduğu bilinmektedir..swan'da büyük bir değişiklik meydana gelmemiştir, en azından hala yerinde duruyordur..
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)

    > manyetik boşalma
    locke'un bilgisayarı kırması üzerine sayılar girilememişti ve desmond çözümü en sonunda kasayı anahtar yardımıyla açmakta bulmuştu..tam bu anda büyük bir manyetik boşalma meydana gelmiş, gök morlaşmış, nükleer patlama havasına bürünmüş, kulaklara zarar bir ses açığa çıkmıştır..bu, kutuplarda bulunan dinleme istasyonlarında bile duyulmuştu..dizinin bu en can alıcı sahnesi yüzünden bir çok teori çürümüş, bir çoğu ise tekrardan yazılmıştı..anahtarın kullanımı, swan'ın da yok olmasına neden olmuştur..
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    (bkz: http://en.lostpedia.com/...)
    (zeus, 29.04.2007 23:58 ~ 16.07.2007 21:51)
  13. göz

    lost'un bazı bölümlerinin giriş sahneleri, karakterlerin gözlerini çeken bir açıdan başlıyor..lost için ayrı bir temayı teşkil etmesine neden oluyor bu başlangıçlar..

    önce hangi bölüm, kimin gözüyle, nasıl açılıyor bakalım:


    > sezon 1
    pilot, bölüm 1; jack; sağ göz
    walkabout; locke; sağ göz
    white rabbit; genç jack; iki göz birden
    house of the rising sun; sun; sol göz
    raised by another; claire; sağ göz
    hearts and minds; boone; sol göz
    special;