öğrendik di mi ne olduğu?! artık burada, madem ukteci direk olarak bana seslenmiş; arka plandaki yer alan, içimi kemiren bazı gerçekleri açıklamak gerekecektir..
bir gün ağzımdan çıkıvermişti, 2005'in sonlarıydı..ee, haliyle; konusu hikayesi hakkında böyle hararetli tartışmalara mütemadiyen yelken açan, gözüne iki gram uyku girmeyip teorem kasan, lost'u düşünmeyi bırakmadan uyayamayan, çarşambayı perşembeye bağlayan gecelerde torrentleri ilk ben indireyim diye alarm kuran, lostpedia'yı ana sayfası yapan manyaklar falan yoktu..çılgınlığa ulaşmamıştı..evet yine herkes izliyordu ama daha adam akıllı bir şekilde, heyecan yapmadan..
arkadaşın tavsiyesine gayr-i ihtiyari bir şekilde "lost ne lan?!" demiştim..
demez olaydım..akabinde lost'u tüm dünya insanlarına yayma amaçlı deli manyak arkadaşım* bana, dinledikten sonra doğal olarak herkesin "ne klişe konusu var lan!" diye çemkirdiği dizinin ilk bölümlerini anlattı..yok uçak var, yok düşüyor, yok mistik birşeyler var, yok acaip birşeyler dönüyor, bok küsür..bak, bak abim de bir aralar öyleymiş, onu hatırladım; (bkz: @1314028) (o zamanlar tabi şeyhlikten çoktan emekli olmuşuz)
neyse, efendim, dile getiren olarak o zamanlar tek dük karşımıza çıkan lost muhabbetlerinde kaçar oldum..benden uzak, allaha yakın olsun dedim..hatırlıyorum, birinci sezon finalini bana söylemekle beni tehdit eden bir manyak vardı..söyle lan ne olacak, hay allahım ya?!?!
gel zaman git zaman, dizileri dc++'dan indirmek için tıkladığım an tarikattan ayrılmış oldum..kurucu üyesi aralarında olduğumdan (lost ne lan diyen ilk 10 kişi!) bir süre daha benden sonra gelen enerji dolu, safkan lost karşıtlarının başkanlıklarına yardımcı oldum, akıl hocalığı yaptım..
ve gün geldi, bir yaz akşamı, ilk bölümünü tıkladım..açıldı, izledim..ne oldu anlamadım..bir daha lost ne lan?! dedim..nedir yani dertleri diye sorgulu gözler ile etrafa baktım..others ne ki?! mahalleden adamları alıp dövdürtürüm onları ben dedim..deli etmesinler beni..dharmaymış, yok efendim monstermış, amanın da amanın claire'miş, kime vereceğini bilemeyen kate'miş, andaval sawyer, keltoş locke'mış..
gizli bir tarikattır. karanlık işler çevirirler. başlaca amaçları dünyayı lost'un şeytani etkilerinden arındırıp tsol'ün arındırıcı ruhunu aşılamaktır.
lost ne lan tarikati kurucu üyesi olarak belirlediğim "tarikat üyesinin alışkanlık haline getirmesi gereken davranışlar"ı sıralayabilirim.
1) lost konusu her hangi bir toplulukta konuşulurken, eller kulaklara sıkıca kapanmalı, bağırarak lalalalalala denmeli ki; ne siz duyunuz konuşulanları ne de milletin konuşmasına izin veriniz.
2) bakırköy sahilde cd satıcılarının "lost var heroes vaar" diye simit satar gibi sattığı dizi cdlerinin, artık ayağa düştüğünü, "ayh çok banel" ana fikri çerçevesinde, lost hayranı arkadaşlarınıza empoze edin.
3) kesinlikle lost'un bir bölümünü dahi izlemeyin.. çok zehirlidir panzehiri yoktur aman diyeyim..
4) bunun yanında yerli lost kayıp dizisi de yukardaki maddelere dahildir.. yerlisi yabancısı hepsi aynı bunların..
bunları harfiyen yerine getiren üyelerin tarikatimizde yolu açık olacak, terfi üzerine terfi alacak, sırtları sıvazlanıp "aferin iyi iş çıkardın evlat" denilecektir.
şayet zeus kurduysa stop-a-bus'takini yadettiren muazzam kelime cambazlığı kabiliyetine, malum tarikat isminde bir kez daha şahit olmuşuz dedirten kurum/kuruluş. fahri üyesiyim.
şeyh zeus'un çikita muzları sponsorluğunda hayata geçirdiği, özünde extreme şeyleri benimsemiş projesi. dergahını her an polis basabilir. giri tarihine dikkat.
bir teknik gezide tespit için arazide geziyorduk. arkadaşlar dizilerden bahsetmeye başladılar hani şu efsane olanlardan. prison breakmış, lostmuş. ben de öyle kendi halimde takılıyorum ikisinden de bihaber olmamdan dolayı. anlatıyolar anlatıyolar öyle şahaneymiş ki bu diziler, öve öve bitiremiyolar tartışıyolar bişeylerle ilgili. neyse sonra ben de bi ara prison break e rastladım cnbc-e de izledim bikaç bölümünü. tamam fena diil ama öyle deli takip edemedim, senaryo sonuçta. lostla da hiç alakam yok.
neyse efendim sonra şu lost ne lan tarikatını gördüm, kendimce dalga geçtim hatta ne abarttılar filan diyorum, hala izliyolar mı ne bitmek bilmez diziymiş diye düşündüm. ta ki bugün deli manyak bi kızın bağıra çağıra lostu anlatıp, diziden çıkardığı sosyolojik piskolojik yorumlara maruz kalana kadar. öyle bir coşkuyla ve heycanla anlatıyordu ki midem bulandı. sanki hayatın anlamı bu dizide gizli, nedir lan yeter git bi kitap oku, doğaya çık boğaza filan hava al kendine gel demek istedim.
evet efendim ben de müritlerinizden biriyim eğer bi şeyh kaldıysa. hatta tarikat olarak toplanıp ayin yapalım derim. arınalım dizilerden lost, prison break nedir yahu.
manevi önderliğini peder zickler yapmaktadır. arada bir dergahına gidip bi çayını içmek lazım. şehiriçi otobüs maceraları için çok ısrar etmemek iyi olacaktır.