|
|
- (bkz: lost'un öğrettikleri)
- (bkz: bana üçün beşin hesabını yapmayın)
- (bkz: klozet kapağı)
(bkz: şarjlı el süpürgesi)
(bkz: sir ağda makinası)
- (bkz: shannon)
(bkz: kate)
(bkz: juliette)
sonra da vereceksin malın gözüne. ulan zaten kurtuluş yok. dharma da yiyecek atıyor. gel keyfim gel.
yahu o değil de, federasyon izin verirse 4. yabancı olarak sun'ı alabilir miyim? he?
edit: ula kate kadrodan çıktı, sun alındı. kate zeus'a ait. unutmuşum. sorry.
edit 2: şimdi bir de şizofren ev kedisi devreye girdi ve diyor ki "juliette bana ait, sen o örümcek ısıran kızı al, fena parça değil" diyor. ulan kadroya o'nu alsam biri de o'nu kapacak. sun'ı başkası alır. bir ara bir teyze vardı (rose) o'nun bile müşterisi çıkar. işi homoluğa vurayım desem sözlüğün kızları "jack benim, sawyer yavuklum" diye atlayacak. ulan hugo'yu bile yerler. bana kala kala o siyah bir tane duman var ya işte o duman kaldı. en son onu sikecem.
tabi eğer kaan tangöze sözlük yazarı değilse ve yanlış anlamazsa.
- ne almam gerektiğini bilmemedim ama neler almayacağımı biliyorum:
mesele traş bıçağına hiç gerek yok zira adanın havasından mıdır suyundan mıdır nedir insanların kılı tüyü uzamamakta. uzamadığı gibi tenleri bebek poposu vaziyetini almakta... sonra tabanca falan da düşlemezdim çünkü adada küçük bir ordu kurmaya yetecek kadar top tüfek, bıçak bulunmakta... ekmek, su, çiğ köfte gibi temel besin maddelerine zaten ihtiyaç yok, ada anaç bir kadın gibi insanlara yiyecek içecek temin ediyor en kralından...
(bkz: hamdolsun)(gakko, 13.08.2007 19:50 ~ 19:51)
- (bkz: recep)
(bkz: tayyip)
(bkz: erdoğan)
kaçar giderim sayesinde.
(bkz: gemicik)
- lost adasına düşmeden önce alıp lost adasına gidince ada sakinlerine dağıttığım üç şeydir. john locke için, micheal için bir de desmond için birşeyler götürmem gerekiyormuş benim, noel baba öyle dedi (at yalanı, zikeyim shannon'ı). neyse ne alayım ne alayım derken birden sinan çetinle film gibi'de buldum kendimi ve perde açıldı: (gül pembe melodisi/ on )
önce bi kadın geldi, medyummuş. "al şu şeffaf küreyi" dedi, "ne bu ya" dedim, "desmond anlar onu" dedi. "yapma ya" dedim. şaşırdı. ben de şaşırdım. koydum küreyi çantaya.
sonra micheal'ın eski karısı geldi, al şu ultra sonik susturucuyu götür dedi. "nedir abla dedim napacaz bunu", "micheal"ı bilirim dedi, evlendiğimiz gün başladı bağırmaya, boşandık hala bağırıyordu, bari ordaki insanlara bi faydam dokunsun" dedi. duygulandım, ağladım. "nasıl çalışıyor bu" dedim, "kıçına sokuyorsun ses şiddeti 122 desibel azalıyor" dedi, masumca güldü, ben ise pis pis güldüm, koydum çantaya.
en son locke'un anası geldi "al oğlum şu çıtıpıtıları, torpilleri, maytapları, çok severdi john oynamayı bunlarla" dedi. hüzünlendim, ağladım, sonra bir anda toparlandım "sus lan alçak karı nerden biliyon sen john'un küçüklüğünü yetimhaneye kim verdi onu ha" dedim en küçük emrah halimle. sustu. ben de sustum, koydum çantaya verdiklerini.
işte götürdüm sonra geçen gün verdim, sevindiler, kimisi çığlık attı, kimisi hani bana dedi, kimisi hungarakomakoaaa dedi, anlamadım, hüzünlendim, daha 6 ay var lan dedim, ağladım.
- zor bir soru. adamlar ıssız adaya düştük ayağına ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyorlar. her gün balık yiyip bira, viski içiyorlar. balık dediğim de deniz balığı, çiftlik değil. hayır o değil yemek bitince gökten paraşütle iniyo, dünyanın hiçbir yerinde yok bu uygulama. rakı olabilir bu durumda. laptopla internet bağlantısı da fena olmaz. batı üçüncü koyda sıçıp üstünü kapamayan terbiyesiz, 4da şeklinde başlıklar açılır. mangal dumanı var bi de ayrı bi olay o, spoiler olmasın.
(eolys, 13.08.2007 21:30)
- abdullah gül
recep tayyip erdoğan
bülent arınç
ps: aldıktan sonra bırakıp kaçın hatta yanınızda yedek bi uçak götürün kaçın.
- (bkz: mazhar)
(bkz: fuat)
(bkz: özkan)
hele o özkan yokmu o özkan! çok neşeli adam vesselam. bütün gün makara kukara yaparız.
- adaya düşüldüğünde çok fazla boş vakit olacağından, bu boş vakitleri değerlendirmek adına;
* dvd player, lcd plazma
* lost; 3 sezonu da
* arta kalan vakitlerde de prison break cd'leri.
- (bkz: jack)*
(bkz: charlie)*
(bkz: boone)*
- (bkz: televizyon)
(bkz: anten) uydu türevi bir alet
(bkz: kumanda). ee sonra nasıl lost izleyebilirim.
- bilmeyenler için lost dvd'leri.
- (bkz: victorinox)
edit: içindekiler de sayılır mı?(osx, 23.08.2008 02:01 ~ 02:03)
- "adada allah' a şükür her şey var. siz düşün yeter"
-benjamin linus-
- nüfus cüzdanı, tarak, malboro paketi
(tabi ki gömlek ön cebinde)
- çamaşır makinası,bol deterjan,ütü
- am, göt, sik. buradan memo'ya selam ederim.
- kesinlikle hakan şükür. elemanda yılma ya da vazgeçme diye bir duygu olmadığı için ortalıkta dolansın moral olsun diye. orada da röportaj verir mi bilmem "adada geçen zaman içinde gençleştiğimi hissediyorum, buradan kurtulur kurtulmaz futbola dönüp 10-15 sene daha futbol oynamak istiyorum"
- sevgili
sevgili
sevgili...
sevgiliyi almak yeter. çünkü söylenenlere göre aşk insanın iştahını kapatıyor, insanı her açıdan doyuruyor.
öyleyse karnımız doydu mu doydu. daha ne olsun. sevgilin yanında olursa seks de var demektir. insan hayatı seks ve yemekten oluşuyorsa kimi düşüncelere göre yaşadık demek.(artı1, 31.08.2008 22:38 ~ 22:38)
- kas
düşük omuz
sarı uzun saç
(bkz: çakma sawyer)
- 3 adet su şisesi.
allah belamı versin ki sadece bunları alırdım. her bi boktan daha makbul. hanasını havradını herkes mundar oluyo bi bunlar sağlam. biri çıkıp havasını bastırıp kapağı patlatsa da çıkan sesten o kalteyi bulsam da götürsem.
- ciddi ciddi düşünelecek olursa bu üç şey kesinlikle şunlar olurdu;
+silah
+zippo
+sevgili
geri kalan herşey orda var zaten.
|