"onun adını aklıma öylesine çok yazdım ki, işte burada şu anda hiçbir şeyi tamamlayamıyorum"
*
soğuk bir atmosferde çekilmesine rağmen, sıcacık bir aşk filmi. hatta 21 yıllık yaşamımda izlediğim en güzel film diyebilirim.
bu filmde olanlar tesadüf değil de
tevafuk silsilesiydi.ana ve otto’nun isimlerinin soldan sağa,sağdan sağa aynı şekilde okunuyor oluşundan tutun da, ana’nın mektuplarının otto’nun taşıması, filmin başında uçuşan kağıttan uçaklara kadar her şey analitik ve geometrik çerçeve içindeydi. ve bazen biz buna döngü diyorduk.
ana kutup dairesindeki ilk anını anımsar;
otto ve ana ders çalışmaktadır.otto ana’ya utangaç ve derin gözlerle bakar.o sırada ana da başını eğer ve otto’nun dudaklarını öper ve sonra otto’nun kalbini dinler. bu sırada arka planda ana’nın; "aşık olmak kolay değildir, arzu etmenin yanında onu duymalısın.kimsenin ottonun gibi kalbi yoktur ve benim gibi de" sözleri yer almaktadır.
kızlar neden koşar? erkekler onları neden kovalar?bir "cesur ol cümlesi" her şeyi değiştirir mi? suçluluk duygusu her şeyi yıkar mı?
çember hiçbir zaman tamamlanamaz, tamamlansaydı aşk olmazdı. tıpkı
aşık veysel 'in "kavuşamazsın aşk olur "demesi gibi.
hep böyle çıplak mı uyursun?
*