the tube adıyla da bilinen dünyanın sayılı metrolarından biridir.londra'yı yeni tanımaya başlamışken bir yerden bi yere gitmek istiyorsanız harita kullanmanız kaçınılmazdır.harita da belli güzergahlar farklı renklerle çizilmiştir.kullanması çok zor değildir.metro ile şehirde gidemeyeceğiniz yer yok gibi.londra'nın trafik sorunu var olmaya devam etse de metronun yayalar için büyük bir kolaylık olduğu kesindir.
dünyanın en eski metro sistemi olan londra metrosu, 400 kilometrelik 12 hatta işliyor.
• yerin altındaki tünellerinin şekli nedeniyle ''tüp'' diye anılan londra metrosunda, ilk sefer 10 ocak 1863'te yapıldı.
• metroda 274 istasyon ve 400 kilometreden fazla uzunlukta 12 aktif hat bulunuyor.
• her gün 3 milyonu aşkın kişinin ulaşım için kullandığı londra metrosunda platformlar, kameralarla izleniyor.
• metronun king's cross istasyonunda, 18 kasım 1987 tarihinde yanan bir kibritin eski bir yürüyen merdivenin tahtadan basamaklarına düşmesi sonucu çıkan yangında 35 kişi ölmüştü.
konuyla ilgili izlediğim bir belgesel, londra metrosunu sadece metro olarak algılamanın hata olacağını kanıtlamıştır. dünyanın en eski metrolarından olan londra metrosu'nun ilginç ve şaşırtıcı tarihi, londra'yı londrayapan bir önemi vardır. mesela kentin merkezden, dışarı taşınmasını sağlamıştır. sonra ikinci dünya savaşı sırasında büyük bir sığınak olarak görev yapmış, trenler yemek servisinde kullanılmıştır. ayrıca yine ikinci dünya savaşı sırasında bir kaç kez kabine toplantılarına ev sahipliği yapmıştır.
ilk anda insana korkutucu gelir daha sonrasında kolaylığını anlayıp çok mutlu olursunuz çünkü şehri dilediğinizce gezebilirsiniz. ağ gibi bir metrodur.
bir kalem alıp haritada londra'nın üstünü rastgele karaladıktan sonra baktığınızda göreceğiniz londra metrosunun yollları ve ulaştığı yerler olacaktır.
londra'nın yeni belediye başkanı boris johnson'ın getirtiği, metro ve sair toplu taşıma araçlarında alkol tüketimi yasağının yürürlüğe girmesinden önce, alkol sever ingiliz vatandaşlarının veda niyetine circle line hattındaki bir treni cumartesi gecesi içki partisi mekanına çevireceği metro. http://uk.news.yahoo.com/...
edit: en sevilmeyen eser olmuş o kadar hıyarlığımın içinde. ben napayım kardeşim elin ipne britanyalısı yeraltına yaptıysa, zaten ters adamlar trafikleri de soldan akıyo.
aynı zamanda anonsları ile de meşhurdur.
"please mind the gap between the train and the platfom, change here for piccadilly line, central line and national rail services" gibi.
ilk defa klastrofobinin ne olduğunu, bizzat yaşadığım olayla tattığım dünyanın en akıllara ziyan metrosudur. northern line, victoria line, piccadily line, bakerloo line, circle line, district line, metropolitan line, jubilee line, central line, hammersmith & city line bazı hatlarıdır. bunların tamamı central london dan geçer.bunun haricinde diğer hatlarda mevcuttur. bunların bir kısmı overground denilen bildiğimiz tramvay ve trenlerlerdir. underground biletleri günluk, haftalık yada aylık olabilir. bizim akbil mantığıyla çalışan manyetik kartları vardır. bu kartın adı oyster dır. ögrenciler için bu kartlar fotoğraflıdır. kredi kartına benzer manyetiktir. dokunur geçersin. bu günlük haftalık yada aylık bildiğiniz kağıt bilet şeklinde de olabilir yada bu oyster denilen zamazingoya da yüklenebilir.
günlük, aylık, yada haftalık alınan underground biletleriyle artık otobüse ve üst trenlere ekstradan para ödemezsiniz, diğer toplu taşımalarda da kullanabilirsiniz. fiyatlar zone lara göre değişir. kullanılan 6 zone vardır. biletleri 2 den 3 e, 4 ten 6 ya geçerli olacak şekilde alabilirsiniz. kafanıza göre yani.
en uzun hatti emin olmamakla birlikte sanırım piccadiliy line dir. zira heatrow havaalanından oakwood istasyonuna kadar 35 duraktır ve yaklaşık 1.35 dk sürer. sürekli yenileme çalışmaları olur, her hafta sonu kesin hatlardan bir yada birkaçı ya çalışmaz yada belli bir istasyona kadar çalışır. bir rivayete göre zarar ettiği söylenir ki bu söylenen yalanın dik alasıdır.
her istasyonunda beleş gazeteler dağıtılır, metroya bindiğin zaman özellikle sabah ise herkesin elinde bu gazetelerden görnek çok normaldir. genelde metrodaki insanların 10 kişisinden 7-8 i gazete yada kitap okur. o okumayan diger 2-3 kişi ise muhtemelen ya türktür ya asyalı yada orta avrupalıdır. ama bu kitap yada gazete okumayan kişiler de genellikle ya cep telefonuyla oyun oynar ya ipod da müzik dinler yada bu japonların bulduğu tetrise benzeyen cisimlerle vakit geçirirler.
metronun koltukları kumaştandır ve yine kumaştan koltuklara sahip bakerloo line in bir özelliğide; koltuklar her kişinin oturacaği şekilde ayrı ayrı dikilmemiştir. tek parça olmasına rağmen arada dirseklik vardır. eğer yeni gelen yolcu sert bir şekilde koltuğa oturursa ve de ağır bir arkadaşsa, o oturur oturmaz götünüzle koltuk arasındaki irtibat kopar ve hafiften yükselirsiniz. çok eğlencelidir.
ilk birkaç seferinda illa ki içinde kaybolursun. hiç telaşa kapılma. kesinlikle panikleme. "nolur yardım edin bana?!" dediğin polisler de genelde kaybolmuş turistlerden bıktıkları için sana duvarlardan birisinde asılı olan haritayı göstererek "haritadan yolunu bulursun, haydi toz ol" muamelesi çeker.
kesinlikle panikleme, orda kaybolsan dahi sonsuza dek ordan çıkamayacak değilsin. gitmek istediğin ve olduğun noktadaki renkleri dikkatlice takip et yeter.
büyük bir çoğunluk kitap dergi vs mutlaka birseyler okuyordur
isterseniz gelinlikle girin kimse kimseye bakmaz rahatsız olmaz
metro aktarma sırasında durakların kısalığından ziyade tünel içi yürüme yollarının kısalığına bağlı olarak kullanacağınız hat değişir
anonsun "piccadilly line" kısmını çok tatlı söyleyen kadının sesi ve kafur kokulu geçitleriyle aklıma kazınmış olan karmaşa.
"ulan hani bu undergrounddu? ne bu gökyüzü; nereye geldim ben, ama harikataya göre şimdi..." diye diye günlerimi haritaya, insan karmaşasına, insanların sırtlarındaki koyu renk gym baglere, yüzeye çıktığımızda bu çantalardan çıkıp ayağa giyilen klasik ayakkabılara baka baka geçirdiğim ince işlenmiş örümcek ağımsı ulaştırma sistemi.
iyi ki de varmış.zira londra trafiğinin istanbul trafiğinden daha daha beter olabildiğini gördüm ben.