londra öle roma , prag , venedik vs gibi ilk gördüğünüzde sizi kendine hayran bırakmaz...zamanla içten içe sevdirir kendini size hemde hiç hissettirmeden. ayrılık vakti geldiğinde anlarsınız siz bu şehirle bütünleşmişsiniz meğer ne çok seviyormuşsunuz...
underground la istediğiniz heryere rahatlıkla ulaşabilirsiniz o derece de gelişmiş.
bugün ki gök gürlemesi, şimşek çakması ve şırıl şırıl yağan yağmurla beni üni ye hapsetmiş olan şehir..ama yinede seviyorum bu şehri...
iki hafta içinde yaşadığı bombalı saldırılardan sonra polisinin sapıttığı şehirdir. yaz günü kalın giyiniyor diye şüphelendikleri bi güney asyalıyı metroda vurmuşlar. adam temiz çıkmış.
kaynak: ap
hüznün kare kökünü alan, depresyona tuz biber ekleyen her daim göz yaşı döken insanıyla renkli kendi gri şehir. arsız bir sevgili gibi bağlar sizi kendine, aklınızda hep gitmek vardır ama eyleme dönüştürmenize izin vermez. tiyatroları, binbir çeşit insanı, festivalleri, renkli sokakları, alışveriş merkezleri, eğlence mekanları vs. ile herkese hitap eden cömert şehir…
göçler ve sosyal dengesizlik sonucu gitgide evsiz, göçmen, mülteci, hırsız, terörist dolmuş buna rağmen kalburüstü semtleri ihtişamını koruyan şehr-i abide. sosyal yapısıyla emsallerini andırır. ****
notting hill filmini izlediğimden beri parklarını çok merak ettiğim şehir. neden bu kadar uzak diye isyan ettiğim, elimde olsa hiç düşünmeden koşa koşa gideceğim şehir. fakat şu da var ki easyjetin gelmesi sayesinde sabiha gökçen havalimanından oldukça ekonomik bi şekilde gidilebilecek şehir.
ilk gidildiğinde kasvetli havası ile insanı boğan, uzun süre alışamayacağınız güzel bir şehir. özellikle mimarisi ile dikkat çeken, siktin senedir metroya sahip, kendini beğenmiş insanlar şehri. adım başı meydan ve parklarla karşılaşacağınız 24 saat canlı, avrupa'nın kilometreye düşen insan sayısı en yüksek şehri. satılık kalpler şehri.
ayın 23 ünde gideceğim ve sözlüğe sokak sokak londra adlı bi programla canlı yayın yapacağım şehir.*
hatta mülakat yapılacak bankayı otelimden google earthle bulma deliliği yapacağım şehirdir. gidemezsem götümde patlayacağını hissettiğim şehirdir ayrıca.
hüzünlensem mi, mutlu mu olsam diye kararsızlığa düşüren, bir insana gün içinde devamlı mod değişikliği yaşatan, herşeye rağmen yaşayan güzel bir şehir...
ingiltere'nin başkenti olan, bir çok milletten insanı bir arada görebileceğiniz büyük ve kalabalık şehir. özellikle yağmuruyla ve karanlık havasıyla meşhurdur ama orda bulunduğum süre boyunca pek yağmura yakalanmadığım özlenesi şehir.
merkeze underground (metro) kullanarak gidip saatlerce pahalı mağazalarla dolu caddelerde boş boş gezinip eski binaların şehvetini izlemekle bütün bir gün geçirilebilir. üstelik geceleri bar ve club larda saatlerce zencilerin garip danslarını seyredip sarhoş tiplerin sadece oraya özgü sarhoşluklarına hayret edebilirsiniz.
gidilip görülmesi gereken ve belki de hep orada kalınması gereken sistemli şehir...