sözlüğün ne kadar mazisi olsa da,
o şimdi geldi kutsal topraklara..
takıntıları var hafifiten bu insanın,
obsesif kompulsif olmasa da,
korkuları kemirir az da olsa..
bazen asabileşir olmadık vukularda,
çatar sağındaki solundaki yazara,
yalnızlıktandır belki bu tavrı,
tartışırken alır bu çakal hazzı..
ben de nefret ediyorum kafiyelerden,
belki de şizofreni belirtisidir..
daha söyleyecek çok lafı var, söyleyecek zamanı da..
bazı düşüncelerini kendinden önce söylemiş insanlardan nefret etmez, sadece kronojik bir hata olarak görür, işte kendisinden önce charles bukowski söyledi bunu onun adına;
"hayatım boyunca arıların, kelebeklerin ilgi gösterdiği bir çiçek olmak istedim; ama hep sineklerin kondugu bok oldum."
peki ne olacağım? *gülücük.
he bir de diyalog yazmaktan çok hoşlanır, kendinde becerir de. mesela;
pikniğe gidecek olan nesildaşım. eskişehir'de piknik için yer arıyorlarmış, afiyet bal şeker olsun kardeşime.
kasap köfte yerseniz vasiyetimi yerine getirmiş olursunuz, bol acılı olsun.