izmir'de kıbrıs şehitleri'nde kilise sokağında olan kafe.tuvaleti yıllardır temizlenmemiştir ve çimlerde içenlerin işeme mekanıdır.çok pistir falan ama ortam iyidir muhabbet güzeldir.anathema da çalarlar insanın hoşuna gider.
kelam ve felsefededeki ilk akıl tartışmalarının bir başka boyutunu oluşturan ve literatürde "kelime" diye de geçen olgu. bu kavramın anlamının oldukça kapalı hale gelmesinin sebebi, değişik medeniyetlerin farklı asırlarda "kelime" kavramına farklı anlamlar yüklemesidir.
eski yunan'da özellikle herakleitos, anaxagoras ve stoacıların düşüncelerinde "kelime", varlığın bütün yönlerine yayılan düşünme kuvveti; ilahi akıl; alemi idare eden faal akıl ya da cüzi akıllara düşünce ve bilgilerini veren külli akıl'dır. özellikle stoacıların bilkuvve akıl - bilfiil akıl ayrımlarında ortaya çıkan 'bilfiil akıl, yaratılmış şeylerde gözüken ve tecellî eden akıldır' görüşleri daha sonradan yahudilere ve onlar aracılığıyla hıristiyan, düşüncesine ve oradan da müslümanlara ulaşmıştır.
yahudilerin bu kavramı "allah'ın kelimesi" şeklinde değiştirdikleri ve ona, kainatı muhafaza eden, onu idare eden şey, vahyin, nübüvvetin ve şeriatların kaynağı gibi anlamlar yüklediklerini görmekteyiz. philon judaeus (ö.50), yahudi düşüncesindeki "kelime" ile stoacıların anladığı "kelime"yi uzlaştırmaya çalışmıştır. bu çabasının sonunda elde ettiği ve zaman zaman "kelime" yerine kullandığı berzah, ilahi sûret, meleklerin ilki, ilk insan, halife gibi kavramları muhyiddin ibn arabi de kullanmıştır.
hıristiyan düşüncesinde "kelime", "allah'ın oğlu" ve "sûreti"dir. ya da varlığa yayılan "ruh", mesih suretinde müşahhaslaşan âlemin yaratılmasındaki "vasıta"dır. yuhanna incili'ni incelediğimiz zaman "kelime" kavramının neredeyse philon’un düşüncesindekiyle örtüştüğü görülür. bir farkla ki philon, "kelime" ile müşahhas bir varlığı kastetmezken yuhanna "kelime" ile mesih'i kasteder.
görülüyor ki "kelime" kavramı islam felsefesinden önceki felsefelerde çok büyük değişimler geçirmiş ve ilk sözlük anlamıyla neredeyse ilgisiz bir terime dönüşmüştür. söz konusu düşünce sistemleri hem yahudilikte hem de hıristiyanlıkta çok büyük etkilere sahiptir. şurası önemlidir ki bu düşünceler islam felsefesini de etkilemiştir fakat etki hıristiyanlardaki kadar büyük olmamıştır. çünkü bu tesirler müslümanların inançlarıyla ilgili olmadığı gibi, onların rableriyle ilişkilerini de sınırlamamıştır. bu teorilerin tesirleri sadece mensupları arasında kalmıştır ki onlar da felsefî araştırmalara kendilerini vermiş olan sınırlı sayıdaki düşünürlerimizdir.
1999 yılında ankara'da emre ebetürk ve özgür demirtaş tarafından eudaimonia ismiyle kurulmuş, 2004 yılında fields of ınsane adlı 7 şarkıdan oluşan bir demo-albüm yapmış ve 2006 itibariyle logos ismiyle yoluna devam eden, gerekli ilgiyi çekemediğini düşündüğüm gruptur.
call of insanity en dinlenesi şarkılarıdır kanaatimce.