snatch'den daha önce çekilen,kadroyu fazla bozmadan snatch'e taşıdığı,bir grup eleman ve 2 tane tüfeğin inanılmaz komik hikayesini anlatan film..guy ritchie'nin süper kara mizah stili bu filmde gaayet aşikar.izlemeyenler kesin izlemeli.
mafya adamlarını bu kadar komik hallerde göremezsiniz. uzun namlulu tüfekle insanların katledilme sahnesi varki vahşet ancak bu kadar eğlenceli hale getirilebilir. iki tüfekten bu kadar acayip bi film çıkarmayı ancak ingilizler gibi garip insanlar yapabilirdi.
guy ritchie'nin ilk filmi. hatta sting de bir bar sahibi rolünde oynamıştır. snacth bu filmin bi devamı niteliğindedir. benzeri film denemeleri yapılmış ama hiçbiri bu kadar başarılı olmamıştır. snatch'i beğenenlerin izlemekten pişman olmayacakları bi film.
snatch in bu filmden sonra çekildiğini ve daha çok kar amacı güden bir film olduğunu düşünürsek, tek başına baş yapıt olan fakat türkiyemde fazla tutmayan, müthiş repliklerini ezberleten film.
hatchet
you must be eddy. jd's son.
eddy
yup, you must be harry? sorry, i didn't know your father.
hatchet
never mind son, you just might meet him if you carry on like that.
dialoglarıyla izleyiciyi gülmekten kopartan başarılı film.aynı zamanda olayın iki komşu arasında geçmesi ve ot sonrası bitkilerin arasında gezinme muhabbeti de oldukça eğlencelidir.bugün itibarı ile cnbc-e de yayınlanmıştır kendisi.
karakterler birbirlerini katlederlerken kahkahalarla güldüğüm için ev halkının tepkisini toplamama sebep olan film.bence filmin tek kusurlu kısmı kumar sahnesiydi.biraz daha uzun olsaydı binlerce poundla oynanan bir oyunun gerilimi daha fazla hissettirilmiş olurdu.
üç arkadaşın bara girerken dışarıya doğru neden yanan bir adamın fırladığını filmin sonlarına doğru öğrendiğimiz ve barın içinde rory breaker ile geçen diyalog da akla gelince iyice kopartan film. ayrıca barda barmenle şöyle bir diyalog geçmiştir:
bacon : (kokteyli göstererek) bu ne?
barmen : kokteyl.. kokteyl istemiştin..
bacon : hayır ben serinletici bişeyler istemiştim.. s.ktiğimin yağmur ormanını değil.. bunun içinde bir orangutana aşık olabilirim..
snatch den farklı olarak sonu belirsiz kalan ve bu sebeple adamı delirten film. oynayanların kalitesi, müthiş replikleri ve klasik guy ritchie çekim tarzı ile gerçekten izlenmeye değer ingiliz komedisi.
snatch'te bi turkish vardı, bu filmde de greek var. tuhaf bi tesadüf mü, yoksa guy ritchie akdeniz insanını çok mu seviyo diye hislendiren film. jason statham gibi bir karizmanın da dahil olduğu kadrosu
neredeyse snatch'te de var. zaten quentin için tim roth neyse guy ritchie için de jason statham o. yine snatch'teki gibi ilk 15 dakka kimin kim olduğu anlaşılmıyo. bu adamdan asla sıkıcı film çıkmıyo yaw.
müzikleri de pek bir hoş olan, ocean colour scene - hundred mile high city ile açılışı yapan film.ayrıca para kazanma yolu olarak posta çeki ile vibratör satış yöntemi önerisi dahiyanedir.
zorba the greek çaldığı anda beni koparan yerlere yatıran, bir filme bir müzik bu kadarmı iyi gider kardeşim dedirten aşmış film.ayrıca balta henry nin neden o lakabı aldığını öğrendiğimde gülmekten gözlerimde yaş biriktiren film. ayrıca bu filme alternatif olarak bir o kadar güzel
reservoir dogs
mean machine
pulp fiction
usual suspects
müthiş bir zeka ürünü olan diyaloglarıyla reservoir dogs'ı anımsatan bu süper film kurgusu bakımından ayrı bir izlenesidir. özellikle gangsterlerin kim tarafından soyuldularını keşfettikleri sahne ve filmin finali* harikuladedir. sahnelerdeki renk uyumu olsun, buram buram yaşanan ingiltere havası olsun, insanı mest eden britanya ingilizcesi olsun hepsi filmi vazgeçilmez kılar.
kısacası pulp fiction'la beraber kafaya oynayan bir satmaca-çalmaca-kovalamaca* filmidir.
plank: ah! they fucking shot me!
dog: well, fucking shoot 'em back!
----
john: jesus, plank, couldn't you have got smokeless cartridges? ı can't see a bloody thi - ah! shit! ı've been shot!
dog: ı don't fucking believe this! can everyone stop gettin' shot?
alıntısı da yaparım...
kesilikle en güzel ve en eğlenceli filmlerden biri. bir guy ritchie klasiği. ingiliz aksanı mucizesi. hele zorba the greek çalıverirken heyelana kapılıyor insan.
(bkz: arşivlik film)
spoiler--
komşu haydutların silah olarak çekoslovak "zb vz.26" kırması bren isimli makinalı seçimi süperdi. karşı taraftan bir mg42 misillemesi beklerken havalı tüfekle er meydanına çıkmaları ise beni üzdü. daha güzel bir silah seçimi olabilirdi.
spoiler bitti--
bir saniye bile durmayan, bittiğinde ise hayır hayır bu şekilde bitemez diyerek ekrana baka kaldığım, defalarca izlenilesi, arşivimde bir numarayı kimseye kaptırmayacak olan tek film.
eddie'nin kumarda tüm parasını kaybedip dışarı atıldığı sahnede çalmaya başlayan i wanna be your dog adlı nacizane şarkı ile soundtrack sahne ilişkisinin ne kadar yüksek düzeyde olduğunu gördüğümüz film. şarkı sözlerı bir sahneyle bu kadar mı uyumlu olur dedirtmiştir.
sonlarına doğru her sahneye "bu kesin filmin sonu" gözüyle baktığım; filmin gerçek son sahnesinde ise "olamaz" diyip, sahneyle beraber donduğum; soundtrack seçimleri gayet oturmuş olan; komediyle bezenmiş polisiye film.
aynı nitelikte bir benzeri film için:
(bkz: snatch)