akşam vakti, bilmem kaç bin yazar içinde bi girimden alınmayı başarıp, hatta bununla kalmayıp utanmadan mesaj atmış yazar. allah razı olsun, espriden anlayan biriyle daha tanışmak gerçekten mutluluk verdi. beraber çok gülcez gibi, du bakalım...
aşk acısı ile avunan , ev içerisinde avare turlar , düşünce idmanları, bira saydırmacalar, ıkınmalar , yakarışlar , karalamalar gibi eylemlerin ardından loş bir ışık eşliğinde komidini gözüne kestirip usulca yanına yaklaşma ve onu önce kişiselleştirmek sonra sırnaşmak eylemlerinin vuku bulmuş hali....
kaliteli girileri olan, her gördüğü başlığa bir şey yazmalıyım diye atlayan yazarlardan olmayan, orjinal bir yorumu/fikri varsa yazan takip edilesi yazar. komik (harbici komik ama "ay bizim oğlan da pek nükdeci" diye nitelendirilenlerden değil) ve romantik girileri dikkat çekmekte, örn. @2336106 . siz gene de yaradan allahın adıylaaa... okuyun.
sözlüğe yeni adım atmış tazecik bir yazarken, bir sorusu üzerine uzun uzun mesajlar attırıp beni oyalamaya ve girilerime engel olmaya çalışan nesildaş.yine işin düşer bana o zaman ödeşiriz.*
-evimi nasıl bulabildin?
-sen benim yuvamı yıktın. ben de seninkini yıkacağım! bilirsin ki ekmeğiyle oynanan insan tehlikeli olur.
-sorunun ne olduğunu anlayamadım.
-nick altıma çirkin olduğumu yazmışsın. niçin böyle bir şeye kalkıştın?
duvara sertçe çarpıldığından olsa gerek hemen yanıt veremedi. kalkmak üzereyken yanına yaklaştım.boynundan sıkıca tutarak yüzünü yüzüme doğru çektim. ayakları havayı döverken bir kez daha sordum:
-sence ben çirkin biri miyim?
-ne münasebet abi? bence çok yakışıklı bi’ adamsın. etkileyici bakışların, kiraz gibi dudakların var. biraz daha yaklaşırsan dayanamayıp onlara yapışabilirim. o kadar düzgün yüz hatlarına sahipsin...
sözlerini duyduktan sonra ellerimi gevşettim ve adamı yavaşça yere bıraktım.bir süreliğine ikimiz de sustuk.
derin bir nefes aldıktan sonra doğruldu. parmaklarını boynundaki kızarıklığın üzerinde gezdirirken tane tane anlatmaya başladı:
- hani sen çok yakışıklı birisin ya. hoş bir ironi olur diye düşündüm.
-ironi yapılacak yer var, yapılmayacak yer var arkadaşım. o giri yazıldı yazılalı mesaj alamaz oldum. izmir’den kadın getirttirecektim. gelmekten vazgeçti.hoş birlikteliklerin önüne geçtin belki de. kaderimle oynadın. ellerimden tutacak ellere , omzuma konacak başlara mani oldun.
-abi omuz dedin de omuzlar da şahaneymiş bu arada. bel de incecik. yanlış anlama ama iki yandan kavramamak için kendimi zor tutuyorum şu anda. kız olsam evinden çıkmam abi.
-sözümü kesmezsen her ikimiz de daha mutlu oluruz.
-özür dilerim abi. devam et lütfen.
-bir söz vardır bin sözü yıkar. bak o kadar giri yazmışım. statü almış yürümüş. yeri gelmiş fantastik öğelerden beslenmişim. yeri gelmiş sinematik kurgu kullamışım. sen geldin, bunların hepsini tek bir kelimenle bitirdin.
-abi çok sinirlisin. geç odaya biraz oturalım. sakinleş. hem dolapta şeftali olacaktı. yeriz.
-sert değilse yemem ama. suları akıyor hep. ellerim yapış yapış oluyor sonra.
- sana sertinden seçip getiririm.
şeftaliler geldiğinde biraz sakinleşir gibi oldum. “isim neydi” diye sordum. “yiğit” dedi. meyva bıçağını elime aldıktan sonra “bak yiğitçiğim” dedim. “bıçağı buraya saplayıp şeftaliyi kendine doğru yavaşça çekersen çekirdek ortadan ikiye ayrılmaz. bu da benden sana bir abi tavsiyesi.”
teşekkür etti. ben de kafamı alçak gönüllülükle salladıktan sonra bilgisayarını kurcalamaya başladım. “remi kaç lan bunun” diye sordum. elindeki peçeteye eğilip şeftali sularını akıtırken peltek bir şekilde iki gigabyte olduğunu söyledi. “iyiymiş” dedim. internet explorer’e tıkladıktan sonra açılış sayfasının ikea olduğunu fark ettim. gürültülü bir şekilde güldüm. “ne adamsın lan” diye haykırdım. “abi ben de senin gibi hırdavata, mobilyaya meraklıyım” dedi. adres çubuğunu kontrol ettiğimde girilen sitelerin istikbal, kilim, çilek gibi kurumsallaşmış mobilya şirketlerine ait olduğunu gördüm.
-ne yapmışsın sen lan? haha...siteleri siteler’e çevirmişsin. hani, ankara’da siteler var ya. oradan bahsediyorum.haha…çok güldüm. gözümden yaş geldi.
-mobilyaya meraklıyım abi.
-yuh…p2p ‘den de zürih mobilya fuarının videosu iniyor.
-özel ilgi alanımdır . gerek satın alması, gerekse bakımı ,tamiri; bunlar benim zevklerimdir abi.
-ikincisini pek beceremiyorsun ama galiba. gardrobun ayaklarından birisi dengesiz bak. ters vidalamışsın. komodin de rezalet halde. ağaç tutkalını her tarafa bulaştırmışsın, gördün mü?. insan orayı bi’ kazır. zaten mobilya ahşap renginde. kazıyıp verniği vurdun muydu yeni gibi olur. ver ordan tornavidayı.
-ben sonra hallederim abi. sen misafirsin. otur.
-lan ver işte!
-ben tutkallı seviyorum .
ayağa kalkıp tornavidayı zorla elinden aldım. sonra da komodine eğilip tutkalı kazımaya koyuldum. tornavidanın ucunu değdirdiğim anda tutkal bir bütün halinde sıyrıldı. mobilyayı çevirip suntasını gördüğümde her tarafının tutkalla kaplı olduğunu fark ettim. üzerlerine tornavidamla bastırmaya başladım. tam da tahmin ettiğim gibiydi. bunlardan hiçbiri ağaç tutkalı değildi.
tüm gücümle koşmaya başladım.
öpüp koklamaktan fazlasını yaptığı çok belliydi. koştum. karanlık sokaktan bir kez daha gelmemek üzere geçtim.