görseller
little children 
  
belki ilginizi çeker
  1. · pedofili
  2. · jackie earle haley
  3. · jennifer connelly
  4. · kate winslet
  5. · havuza şnorkel ve palet ile giren insan
  6. · eşi mastürbasyon yaparken yakalamak
  7. · patrick wilson
  8. · iş yeri bilgisayarından porno sitelere girmek
  9. · 79 uncu oscar ödülleri
  10. · new line cinema
gündem
  1. · günün tek şarkılık özeti
  2. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  3. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  4. · aşk ı memnu
  5. · uludağ sözlük
  6. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  7. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  8. · montla sıçmak
  9. · eurovision a alternatif şarkı sözleri

little children  

  1. bu aralar sinemayla çok haşır neşir olmam sebebiyle neredeyse her filme gitme gibi bir alışkanlık kazanıp gittiğim ve benim için bir ilk yaratan film. sinemada izlemeye gittiğim filmler içinde ilk defa bir filme kötü dedim.gerçekten yaş sınırının daha yukarda olması gerekiyor.
    (krissennia, 22.01.2007 18:34)
  2. kate winslet'ın ter attığı film.gayet de kötü oynuyor bu arada.
    (hamurabi, 22.01.2007 20:19)
  3. kate winslet çok başarılı bir oyunculuk sergilemiştir bu filmde. filmin türkçeye tutku oyunları diye çevrilmesinin sebebi, filmde sarah (kate winslet) ve brad (patrick wilson) arasında geçen evlilik dışı ilişki, çocuklara yaptığı sapıklıkların ardından serbest bırakılan ronnie (jackie earle haley) nin kendisini içinde bulduğu sorunlar, sarah ın eşinin porno tutkusu olabilir. filmin sonunda herkesin çeşitli tesadüflerle ya da düşüncelerle varolan yaşamlarına geri dönmektedir. tutkulardan arınmışlık da diyebiliriz.
    (siradisi, 25.01.2007 15:53 ~ 15:53)
  4. üç dalda oscar a aday bir psikolojik gerilimdir. tehlikeli bir biçimde kesişen küçük dünyalar filme konu olmuştur. todd field’ın yönettiği ve kate winslet, jennifer connelly, patrick wilson ile sadie goldstein’in oynadığı ‘tutku oyunları’ (little children) tom perrotta’nın kitabından uyarlanmıştır.
    “tutku oyunları” bir roman uyarlaması olsa da, filmin yönetmeni todd field ve kitabın yazarı ve senaristi tom perrotta kitaptan bağımsız olarak kurgulanmış bir film yaratmışlardır. her ikisinin de yaratıcı fikirleriyle karakterler yeniden şekillendirilmiştir.



    “film, sizi bir mıknatıs gibi etkisi altına alacak.”
    - peter travers, rolling stone

    “dört yıldız - kate winslet büyüleyici. şaşırtıcı derecede komik, keskin gözlemlerle dolu ve ayrıcalıklı bir oyunculuk...”
    - leah rozen, people magazine

    “süper. todd field, amerikan sineması yönetmenleri arasında oldukça edebi bir üsluba sahip olduğunu kanıtlıyor.”
    - a.o.scott, new york times

    “nefis. baştan sona olağanüstü ve zekice kurgulanmış.”
    - rex reed, the new york observer

    “unutamayacağınız, gerçek ve anlaşılır bir film. todd field, az bulunur kabiliyete sahip bir sinemacı.”
    - joe morgenstern, the wall street journal

    “olağanüstü, zekice kurgulanmış ve etkileyici.”
    - david denby, the new yorker

    “bu sene gördüğüm en iyi film. kate winslet ve patrick wilson, karakterlerinin her nüansını ve rengini fevkalade yansıtıyorlar. aralarında kıvılcımlar uçuşuyor.”
    - leonard maltin, et
    (meyvoş, 03.02.2007 13:10 ~ 13:11)
  5. kate winslet oyunculuğuyla her role yakıştığını birkez daha kanıtlamış, çok akıcı , etkileyici bir konusu var filmin..verilen her kuruşu hakeden mükemmel bir yapıt...
    (violets, 02.03.2007 21:46)
  6. kate winslet'in gayet başarılı bir oyunculuk sergilediği, fakat her şeye rağmen çok kötü bir film. zaman kaybı olarak görülebilir. nasıl olsa kate * oynuyor, kaçmaz bu film gibi bir düşünce içine düşülmesin, hakkatten yazık zamana..
    (mor kedi, 27.04.2007 18:26)
  7. filmin adının tutku oyunları diye çevrilmesi gayet yerinde olmuş bence.içinde "tutku" var diye beni cezbetmiştir ancak öyle abartılıcak bir aşk ya da tutku yoktu filmde.
    kate winslet ın çok cesur sahneleri tabi ki var ama sırf bunlar için izlenmemesi gereken bir film.

    ben filmde çocuk taciri olan sapığın oskarı hak ettiğini düşünüyorum.bugün en çok aklımda kalan o sapık rolündeki adam ve onun annesi rolündeki yaşlı teyzedir. ikisinin ilişkisi en çok gözümü dolduran şeydir.
    (sophie, 05.07.2007 16:33 ~ 16:37)
  8. flaubert, pedofili sapık ve annesi, her şeyini kaybetmiş sam amca karakterli loser tipli polis, işsiz yakışıklı baba, edebik sancılar içersindeki bıkkın kadın, desperate housewives bazlı komşular, ırak savaşı ve michael moore edasında bir kadın daha ve mini mini iki çocuk. elinize tüm bu karakterler verilse önce nasıl bir hikaye çıkarır ve sonrasında bunu nasıl filme alırdınız? bence bu soruların altından layıkıyla kalkmış bir filmdir beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama sadece ismine bakıp tüm filmi o isim altından değerlendirmek ve yorum yapmak ne denli makuldur bu tartışmaya açılır.
    (pruebelle, 12.09.2007 00:40)
  9. bu akşam atv de yayınlanıcak olan filmdir, vizyonda izlerken tadına doyamıştım, bu gecede çok fazla sansür yememesini umuyorum, zira o filmin sansürlü hali büyüsünü kaybeder.
    (la fragola dolce, 23.06.2008 17:44)
  10. - it's not cheating. it's the hunger of alternatives.

    cümlesiyle sıradan görünen bir ev kadınının iç dünyasını açan filmdir. madame bovary ye göndermeler yapılan bir sahne vardır. bu cümle de oradan çıkar zaten. tutku oyunlarının yanısıra, masumiyet kavramının da sorgulandığı bir filmdir. izlenesi.
    (jenesaispas, 23.06.2008 20:40)
  11. madame bovary yorumları için bile izlenmesi, arşivlenmesi gerekir bu filmin.senaryo mükemmel,konu mükemmel kate winslet hepsinden mükemmel.
    (nyksss, 19.07.2008 10:40)
  12. filmde dikkatimi çeken ve beni oldukça etkileyen bölüm, bayanların oluşturduğu okuma grubunun madam bovary adlı eseri tartıştıkları esnada geçen diyalogtur:

    --- spoiler---

    mary ann: i think i understand your feelings about this book. i used to have some problems with it, myself. when i read it in grad school, madam bovary just seemed like a fool. she marries the wrong man; makes one foolish mistake after another; but when i read it this time, i just fell in love with her. she's trapped! she has a choice: she can either accept a life of misery or she can struggle against it. and she chooses to struggle.

    mary: some struggle. hop into bed with every guy who says hello.

    sarah pierce: she fails in the end, but there's something beautiful and even heroic in her rebellion. my professors would kill me for even thinking this, but in her own strange way, emma bovary is a feminist.

    mary ann: oh, that's nice. so now cheating on your husband makes you a feminist?

    sarah pierce: no, no, it's not the cheating. it's the hunger. the hunger for an alternative, and the refusal to accept a life of unhappiness.

    mary ann: maybe i didn't understand the book!

    --- spoiler ---
    (mytilusedulis, 08.08.2008 18:07)
  13. ----- spoiler -----

    filmin veya romanın kısmen çuvalldığı bir yer var ki o da; bizim aşık oğlanın kaçmadan hemen önce kaykaycı çocukları görüp onlara takılması hatta bizzat kayıp sakatlanması olabilir. tabi burada karakter psikolojisi ve iç dünyasına gönderme yapılıyor. sevgi sorunu yaşayan birinin çocukluğuna duyduğu özlemi yansıtma amaçlı yapılmış ama eser sahibinin kurguda biraz kısır kaldığı izlenimi verdi bana. yani sırılsıklam aşıksınız, çoluğunuz çocuğunuz var ve hayatınızın en önemli kararını verip sevdiceğinizle kaçmaya gidiyorsunuz ama o ne! içinizde bastırdığınız şeyler bir anda ortaya çıkıyor ve planın içine ediyor. yani insan o ruh haliyle başka bir şeye nasıl odaklanabilir ki! en azından ben yapamam.

    ----- spoiler -----

    ama iyi bir filmdi. önyargılar, sapkınlık, aldatmak, cinsellik ve değişken ruh halleri üzerine, diğer hollywood yapımı şeyler ile aynı kefeye koyamayacağınız bir film.

    (bkz: emma bovary)
    (pedesa, 11.09.2008 12:16)
  14. iki saatinizi bir ruh halinden başka birine sürüklenerek geçirmenizi sağlayan en sonunda da kafanıza çiviler çakan bir film.
    abarttım mı?
    evet belki biraz. ama buna çok yakın hislere gark ediyor izleyicisini.

    tom perrotta'nın aynı isimli kitabından uyarlanmış filmde bir dış ses unsuru var ki, ekranda gördüklerinizin "gerçekliğini" biraz baltalıyor ve bir masal dokunuşu yaratıyor. kişileri, olayları, içsesleri bize o dış ses söylüyor yer yer. ancak ses tonu biraz rahatsız edici amcamızın. hoş görüyoruz kendisini..

    genel anlamda filmin beni tatmin ettiğini söyleyeceğim. artı parantez filmler, diziler vb eserlerle ilgili "spoiler" vermekten hiç haz etmeyen bir yazar olarak detaylara ilişmiyorum.

    çağın insanının -ki film, şimdiki zamandan birazcık eskilere götürür bizi- sorunlu evliliklerine, evliliklerinden önce sorunlu kimliklerine çevrilen aynalara bakmak biraz zorluyor seyirciyi. kişisel görüşüm ise o aynalara bakmak yönünde..

    filmin kimi boşlukları da yok değil, tüm bu çerçevenin güzelliğine gölge düşüren noksanlıklar var. kimi çözülemeyen, eksik kalan -belki de eksik bırakılan- ayrıntı var.. ama filmin bıraktığı tadı sevdim.

    son olarak kate winslet'in etini budunu görmekten gına geldiğini söylemeliyim.
    evinin kadını çocuklarının anası olacağı bir kısa metrajlı filmde bile oynasa yeter, sonra canımı yesin!
    (dirtypain, 11.07.2009 17:53 ~ 18:04)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil