çok güzel bir şeydir ulan istanbulda okumak liseyi.
okuldan
* çıkıp bir yürümek baltalimanından emirgana, emirganda oturup çay içip tavla atmak. bazen üşenmeden taa yeniköye kadar yürümek baltalimanından. dersaneye gitme saati gelene kadar bir tur yapalım hadi be deyip beyoğluna gitmek. önce birer dürüm yemek mangalda
*, sonra kalkıp kafe pi ye gitmek serilmek saatlerce, etütün sınavın saatini kaçırmak. erkeklerle okulu kırıp tophaneye nargileye gitmek, oturup hepsini yenmek tavlada. tophaneden beşiktaşa, eminönünden beyazıta başka biyerden başka bir yere üşenmeden yürümek saatlerce. şamata yapmak yollarda. otobüse binince, hiç susmamak, bütün yol boyunca bütün otobüsü gülmekten kırıp geçirmek. beşiktaşda iskelenin yanında oturup ıhlamur içmek, kabalcıda saatleri tüketmek, can sıkıntısı olunca atlayıp motora bir saatliğine üsküdara geçmek. kız kulesine bakmak, çay içip çekirdek çitlemek salacakta. okuldan çıkıp atlayıp vapura kadıköye, akmara güya kitap almaya gitmek. aşiyana gitmek sonra hep beraber, güzel manzarayı izlemek. fotoğraf çekmek bir sürü, ama hepsinin bu şehir le bir anlam kazanıyor olması.
lise anıları, lise arkadaşları ve istanbulla var olan en güzel yılları hayatımın. bir daha geri gelmiyecek olan, özlenen. bugün bir kere daha hatırladığım, oturup yine o duvarın üstünde, göz yaşlarımı tutamadığım, özlediğim, çok özlediğim yıllar işte. istanbul da liseyi okumak bu işte. her yanında bir hatırayı kendisininmiş gibi saklayan koruyan kollayan, hiç unutturmayan, sürekli hatırlatan bu şehirde okumak. işin aslı şu. aslında
istanbul'da liseyi okumak.