|
|
- üniversiteyi istanbulda okumanın tam tersine otobüsleri, format dışı ve acayip renklerde giyim kuşamları olan öğrencileri ile bu adamlar nasıl ders çalışırlar ki dedirten ve yaşamaktan hiç hoşlanmayacağıma kesin inandığım fena durum.
- istanbul'da yaşayan birisi için normal olan şeydir. ne yani gidip ardahan'da mı okusaydık?
(comatose, 27.12.2005 11:40 ~ 01.12.2007 17:33)
- bildik(kaynak kıçım)savını kuvvetlendiren kanıttır.
bildik sav: türkiye'de eğer ankara'daki liseleri göbek seçerseniz istanbul'daki liseler bu göbeğin bacaklarıdır.
bu bildik savdan hareketle oluşturulan tez: türkiye haritasında istanbul-hakkari'yi köşegen olarak kabul edip, hakkari'den başlamak suretiyle istanbul'a doğru gittiğinizde, lisede okuyan kızların etek boylarının alınan mesafe ile ters orantılı olarak değiştiğini görürsünüz.
x.k=1/e.m
x= alınan mesafe
k= mesafe alınırkenki ortam şarları, vasıta,kişinin vücut ağırlığı vs nin hesaplanmasından sonra ortaya çıkan sabit
e= etek boyu(birimi cm/10bin)
m= etek ve bunu giyen lise talebesinin belirli formülasyondan sonra hesaplanan sabiti)
- üniversiteyi okuduğuna daha da pişman olan, şanslı gençlik grubu
- diğer şehirlerden pek farklı olmayan, hatta üniversiteye diğer şehirlerden gelenlerin çektiği dertlere daha önceden alışılmış olma artısınıda eklersek gayet şık ve kazançlı durum.
- cuma cumartesi akşamları nevizade yapmanın şiddetle muhtemel olduğu, kullanmak isteyen için her kaynağın ulaşılabilirliğinin tavan yaptığı, büyük ihtimalle sanat kültür aktiviteleriyle, bilgisayarlarla, iletişim olanaklarıyla daha içiçe bi geçmiş demektir.
çok görülen bi sorunu ise daha büyük bir şehirde küçük bir alanı benimseyip orada tıkılanlar içinse çoğu zaman üniversitede de bu kalıbın dışına pek çıkamamak ve sonradan gelenlerin hevesle keşfe çıktığı istanbulu onlardan daha az tanımaktır. olanakların değerini onlar kadar bilmemek, ayağının dibindeki bi çok yere dünyanın öbür ucuymuş gibi gitmeye üşenmektir. hayatını taksim ev okul arasında geçirme ve dışarısını merak etmeme eğilimidir.
vizyonunuzun ya çok geniş olması, çok değişik insanlar tanımak, çok değişik durumlara şahit olmaktır, ya da her şeyin elinin altında olmasının verdiği rahatlıkla istanbula yetişip büyüdükten sonra gelenlerin duyguğu coşkuyu duymayıp hem anadolu deneyiminden hem de istanbul deneyiminden mahrum kalmaktır.
- çok güzel bir şeydir ulan istanbulda okumak liseyi.
okuldan* çıkıp bir yürümek baltalimanından emirgana, emirganda oturup çay içip tavla atmak. bazen üşenmeden taa yeniköye kadar yürümek baltalimanından. dersaneye gitme saati gelene kadar bir tur yapalım hadi be deyip beyoğluna gitmek. önce birer dürüm yemek mangalda*, sonra kalkıp kafe pi ye gitmek serilmek saatlerce, etütün sınavın saatini kaçırmak. erkeklerle okulu kırıp tophaneye nargileye gitmek, oturup hepsini yenmek tavlada. tophaneden beşiktaşa, eminönünden beyazıta başka biyerden başka bir yere üşenmeden yürümek saatlerce. şamata yapmak yollarda. otobüse binince, hiç susmamak, bütün yol boyunca bütün otobüsü gülmekten kırıp geçirmek. beşiktaşda iskelenin yanında oturup ıhlamur içmek, kabalcıda saatleri tüketmek, can sıkıntısı olunca atlayıp motora bir saatliğine üsküdara geçmek. kız kulesine bakmak, çay içip çekirdek çitlemek salacakta. okuldan çıkıp atlayıp vapura kadıköye, akmara güya kitap almaya gitmek. aşiyana gitmek sonra hep beraber, güzel manzarayı izlemek. fotoğraf çekmek bir sürü, ama hepsinin bu şehir le bir anlam kazanıyor olması.
lise anıları, lise arkadaşları ve istanbulla var olan en güzel yılları hayatımın. bir daha geri gelmiyecek olan, özlenen. bugün bir kere daha hatırladığım, oturup yine o duvarın üstünde, göz yaşlarımı tutamadığım, özlediğim, çok özlediğim yıllar işte. istanbul da liseyi okumak bu işte. her yanında bir hatırayı kendisininmiş gibi saklayan koruyan kollayan, hiç unutturmayan, sürekli hatırlatan bu şehirde okumak. işin aslı şu. aslında istanbul'da liseyi okumak.
- galatasaray lisesi'ndeyseniz lütfen (bkz: liseyi beyoğlu'nda okumak).
- bu kesime ait insalardansanız,lisenin tadını bir daha hiç bi yerde bulamazsınız.cumaları taksime,dersaneye beşiktaşa,her okulun son günü nevizadeye,her okulun ilk günü ortaköye,nargileye tophaneye(sabahlamadan da olmaz hani) gidebilecek kadar şanlı olmaktır istanbulda liseli olmak.
- akbil kullanma kompetanı olmak.. tuzla'dan avcılar'a üç adım atlama yapmak.
- (bkz: yatılı okumak)
- üniversitede başka şehre gidildiği takdirde, mutsuz olmaya sebebiyet veren durum.
- özel okulda okunduğu taktirde servise bağımlı olmak, istanbulu gezememek, tanıyamamak dururumu.
- ailen kararınca eve yakın bir özel okula yazdırılmak,sabah baban tarafından arabayla okula bırakılıp,akşam yine baban tarafından arabayla okuldan alınmak,annenin ve babanın tüm hocaları tanıması,bütün görüşme günlerini bilmesi,okul aile birliğine üye olması,toplantıları,derslerinden kaç aldığını büyük bir dikkatle takip etmesi,'şu lise bi bitsede bende kurtulsam' diye bunalıma girmene neden olan bir durumdur.bu da yetmezmiş gibi,gider bide üniversite tercihlerinin hepsini istanbul üniversitesinden yaparsınki ailenin senin üzerindeki bu otoritesi aynen tam gaz devam etsin.
- liseyi istanbul'da okuduktan sonra üniversitenin denizi olmayan bir şehirde okunması da keşke hep lise okusaydık niye istanbul yazmadık gibi veryansın ederek dize vurmaların yaşanması muhtemeldir.
|