üniversitede sağlam dostluk kurulamadığı takdirde yoğun hissedilecek hadise
(felis, 07.11.2004 17:12)
sonrasında üniversitelere gidilir, adresler, cep telefonları değişir, askerlik, iş hayatı derken bir gün hiçbirini bulamaz, aynı şehirde bile karşılaşamaz insan. sanki geçmişi kaybolmuş, hiç gerçek dostu kalmamış hissine kapılır, bir zamanlar sabahlara kadar birlikte uykusuz geçirdikleri gecelerin karanlığında, aynı ayışığının altında farklı yerlerde hatırlanır, hüzünlenir..
üniversitede kurulan çoğu arkadaşlığın(ki istisnalar vardır!) gerçek olmadığını farkedince ,lisedeki sağlam dostlukları özlersin gözlerin dolar...eğer şanslıysan o sırada çok sevdiğin lise arkadaşlrından birini görürsün,ona sarılırsın ve gözyaşlarını tutmak zorunda değilsindir...
üniversitedeki arkadaşlıkların bir çoğunun bir süre sonra sadece çıkara dayalı olduğu anlaşıldığından içine düşülen durum.
mutlaka zor günler bekliyordu herkesi... herkes kopup gelmişti bir yerlerden her şeyi geride bırakarak geldi bugünlere. geride kalanları tamamlamak kaldı aslında. zor olan her şeyin güzel olduğu gibi bu da güzeldi. onu hala yaşatmak, yaşamak, büyütmek, acımak, acıtmak ama bırakmamak...
her zaman önüne bakmalı insan: görmeli diğer güzellikleri
* fakat diğerini unutmadan.
zor bırakıp da gelmek. en azından öyle olmalı. arkamda kimseyi bırakmadım ama geldiğim yerde buldum sağlam dostluğu, hatta dostluktan öte bağların olduğu tek kişiyi. özlem artık "o"nun için.
* lise eskide kaldı ve olmadı sağlam diyebileceğim dostum o zaman.
(skuba, 07.11.2004 19:41)
üniversiteye gelen her gencin yaşadığı bir durumdur.hele ki yıllık çıkarırken yazı yazdırıcak 5 tane düzgün adam bulamayınca lisedeki yıllığa bütün sınıfın yazdığını hatırlatıp iyice hüzünlendiren olaydır.sıkça nerede yanlış yaptım diye düşündürür insana.en iyisi gittiğin yerde de liseden arkadaşlarının bulunmasıdır.
(börtü, 20.04.2006 21:23)
delikanlılığa/genç kızlığa atılan ilk adımlarda yanında olan, bir daha kimseye anlatamayacağın sırlarını paylaştığın, akıllara gelmeyecek okul maceraları yaşadığın, yoklama fişleri çaldığın, yoklama alınamasın diye organize olup tüm sınıf komple okuldan kaçtığın, dersi çalışmış olsan bile sadece kopya çekmek için kopya çektiğin, okul çıkışlarında -ki o zamanlar kimse kimseyi öldürmezdi- sırt sırta kavga ettiğin daha sonra kavga ettiğin insanı bile sevdiğin zamanlar akıllara gelip tebessüm ettiğini farkettiğinde oluşan durum.
(bkz:
ne günlerdi o günler)
(rosie, 23.04.2006 00:14)
bu duyguyu hisseden insan büyük yanılgı içindedir, nitekim sağlam dostluk araya mesafe girse dahi bitmez ve bitmediği için de özlenmez
herkesin daha saf olduğu bir dönemde kurulduğu için herkes herkese kardeşçe yaklaştığı için ve üniversiteye gelip her şeyin çıkar olduğunu gördükten sonra duyulan özlem
(sorunsal, 09.06.2006 08:15 ~ 16.06.2006 20:39)
ileriki yaşlarda bazı gerçekler fark edildiğinden, dünyanın o kadar da masum olmadığı görüldüğünden, o hesapsız, çıkarsız eski günleri özlemek.
(bkz:
biz büyüdük ve kirlendi dünya)
"liseden kaç kişiyle görüşüyosun lan dallama" şeklindeki sorunun cevabını verirsek ne kadar sağlam dostluklar olduğunu anlarız. ayrıca haftanın 5 günü 8 saat atlarla ahırda kalsam, onlarla da süper dost olurum.
eski eğitim sisteminde 7 sene aynı sınıfı paylaşanların çoğu için geçerlidir.
üniversitede kantine girip, koca binayı taradıktan sonra 1 adet tanıdık yüz göremeyince hissedilen şeydir.
tek başına sıraya girip yemek yenir. ders beklenir. lisedeki kantinler gelir akla. kantincilerle dönen geyikler düşünülüp çorbadan bir kaşık daha alınır. sandviçi otlakçı arkadaşa ısırtmamak için yapılan türlü kaçma yöntemleri hatırlanır. gülümsenir. geçilir.
bi yaştan sonra yaşanmışlığı olan her şeyin heyecanını yitirmesinin sonucudur. ilk aşkı, ilk ayrılığı, ilk dostlukları kocaman şeylermişçesine dolu dolu yaşayan insan, ikinci tura geçip yeni aşklarda, ayrılıklarda, dostluklarda o eski heyecanı duyamayınca 'ah nerde o eski günler' hissine kapılmak işten değildir. halbuki her yaşta kurulan dostlukların derinliği ayrı güzeldir kanımca.
diğer yandan, dostlar gerçekten sağlamsa zaten bıraktığınız yerde durmaktadırlar, özlemle anmak abestir. başını alıp gidenin de vardır elbet bir sebebi.
(bkz:
eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı)
korkma be
itüdostlukları var diyerek bir parça su serpilecek özlemdir. seviyorum onları!
(idiot, 16.04.2009 13:33)
daha samimi dostluklardır.insan lisedeyken daha saf ve tecrübesiz bir ergenken insanlara güvenebilir,kardeş belleyebilir,beraber her yola gelebilir.ama üniversiteye kadar gelinen süreçte hayata dair bişeyler öğrenilmiş,insanın içi giderek insanlara güvensizliğinden orospulaşmış az biraz fesatlaşmıştır.üniversitedeki dostluklarda kendi kabul etmesede bile bir zorunluluk yada çıkar vardır.asla lise dostlukları kadar delikanlıca mertçe olamazlar.
bambaşkadır o dostluklar. daha saf, temiz ve çıkarsızdır. çocukluğun bitip gençliğe atılan adımlarda, en güzel anlar paylaşılır o dostlarla. dostluğun ne demek olduğunu anlarsın hayatta. en zor zamanlarda vardır onlar. eğer sağlam kurulmuşsa bağlar hiç kopmazsınız, kopamazsınız onlardan. ayrı şehirlerde de olsanız onun canın yandığında sizin de yanar, hissedersiniz. aradığınızda da öğrenirsiniz zaten. ama sadece lise değil, hayatın her dönemindeki dostukların yeri ayrıdır. değerini bilmek lazım.
çok özledim lan sizi.
hayatının her dönemi, bir önceki dönemde kurulan dostlukları özletiyor insana. üniversiteye geldiğimde liseyi çok çok özlüyordum, eğlenceleri, samimiyeti, dostluğu. sonra üniversite bitti çalışmaya başlandın, bu seferde üniversiteyi özlemeye başlıyorsun. oradaki eğlencelerini, dostluklarını. yaş ilerledikçe samimiyette, dostluklarda daha az bulunuyor ve daha çok özleniyor.
üniversitedeki çıkar dostluklarına inat hala devam ettirdiğim en güzel şeydir..
lise arkadaşlığının hala devam etmesi sevindirici bir duygu üniversitedeki çıkar dostluklarına inat.....