devlet liselerinde gelenek olmuş hoca derse geldiğinde ayağa kalkmak ve
-günaydın çocuklar
-günaydın öğretmenim
laflarını formalite icabı söylemekten ibarettir.fakat özel liselerde görmediğim, ohh be dediğim üniversitede ise hoca geldiğinde istersen sallama dediğim olay.
(siege, 03.04.2004 21:16)
almanların böyle bir hırsı yoktu
*, ama almanca
hocam olmadığından uzun uzun
* herr wisskirchendiye seslenmek gerekirdi
birkaç türü olan eylem;
sınıfta, sessiz ve ayakta;
sınıfta, ayakta, sıranın üstünde;
koridorda, bağırarak, ayakta;
ayakta, hiçbirşey demeden sınıftan çıkarak;
...
..
.
etkileri üniversitede de sürüp giden, bazen hocanın sınıfa girmesiyle kendinizi ayakta bulmanız bir olduğunda "ne yapıyorum ben yaaaa?" diye kendinize kızmanıza neden olan durum.
ne salak olaydır. hoca da kendini tatmin eder oh oh bana saygı duyuyolar diye.. çoğu saygı duyulamayacak kadar şeydir.. ee.. şeydir işte.. neyse.. itü de olsa yapar mıyım yaparım bi çoğuna. ya da şöyle olabilir: oo hocam gelmiş, açın hocama yer açın. ki gaza gelir meslek adına kaparız bikaç bişi daha. geçenlerde diş doktoru bi tanıdığım okulunun kıymetini bil dedi.. bu duygular içerisinde for example
faik mergen hocama amuda (veya amuta bilmiyorum) bile kalkarım.. budur.
lisenin son yıllarında pek yapılmayan eylem. ilk yıllarda orta okul disiplini ile birlikte gelen bu alışkanlık sonralarda yerini lise disiplinsizliğine bırakmasıyla yavaş yavaş azalıp bırakılıyor. üniversite yıllarında ise sınıfta pis yedili oynarken gelen hoca dahi tınlanmıyor. peki bu iyi birşey mi? tabii ki hayır. hocalar tarafından bize gösterilen iyi niyetin kötü kullanılmasından başka bir şey değil. yaş ilerledikçe ayakta karşılamak saçma geliyor, hiç tınlamamak da öyle saçma. kanımca en azından kendini bilen biri olarak, normal bir şekilde gerektiği saygıyı da göstererek abartmadan karşılamak.
türk eğitim sisteminin saçmalıklarından bir tanesi daha. o da insan biz de insanız. öğrenciye karşı bir saygı hareketi mevcut değil ama.
üniversitede neden yapılmadığını sorduğum hiçkimseden mantıklı yanıt alamadığım eylem. tıpkı lisede neden yaptığımızı sorduğum zaman aldığım cevapların da doyurucu olmaması gibi. yani hiçkimse neden yaptığımızı ve neden yapmadığımızı bilmiyor. biz böyle bir milletiz.
üniversitede aynen devam ettirilmesi gereken eylem. türkiyedeki üniversiteler lisenin devamı değil midir?
üniversitenin ilk günlerinde sınıfa giren öğretim görevlisini boş bulunup ayakta karşılayan ve millete taşak malzemesi olan insanların türemesini sağlayan alışkanlık.
çoğu hocanın çenesini yormaya tenezzül etmeyerek, belirsiz bir el hareketiyle cevap verdiği saygı gösterisi. gerekli mi? hayır!
eğimticilere hakkettiği saygıyı vermek.
ironik sonuçları olan hadise. lisede öğrenci hocayı ayakta karşılar, kimi hocalar da öğrenciyi (afedersiniz) ayakta sikerdi.
evet; ironik, hatta
trajiktir.
pek çok kanunu ve tüzüğü ismet paşa döneminde faşist devletlerden ithal edilen bir ülke için pek de şaşırtıcı olmayan bir durum. eğitimciye saygı onu ayakta karşılamakta mıdır, ya da devlette kadrolu öğretmen olmak saygı görmeye yeter mi, asıl düşünülmesi gereken bunlardır.
her zaman şiddetle karşı çıktığım, salt bu yüzden her ayağa kalkıp öğretmeni karşılama esnasında "bir gün öğretmen olacağım ve öğrenciklerimi ayağa kaldırmayacağım" diye içimden basbas bağırmama neden olan davranış.
ilerlemiş şekli milli güvenlik hocasını esas duruşta karşılamak şeklinde tezahür eden eylem
(öğrenciler ayakta)
-günaydın çocuklar.
-ooooo günaydın günaydın.
-nasılsınız?
-iyiyiz elhamdülillah, biz de çıkıyoduk şimdi... kapıda karşılaştık... misafir misafiri de sevmezmiş;) hadi bize müsade.
-yemedim. geçin lan yerinize!
-hoca geliyor. hazır olun!!
(hep beraber) bismillah allahu ekbeer (kurban kesimi öncesi)
(zurna ve davul eşliğinde çayda çıra oynayan kızlar...)
-hocaaaaam!!! sınıf mümessili olaraktan sınıfımız adına sınıfımıza hoş geldiniz diyoruz. (kurbanın kanına bandırılmış parmak hocanın alnına.)
--alkış alkış alkış--
-hocam beeeaaah!!
(hep beraber) bu sınıf seninle gurur duyuyor!!
görünürde çok gereksiz bir hareket gibi gelen aktivitedir. fakat o dönemdeki kişilerin yaş grubunu ve davranışlarını dikkatle incelediğimizde ihtiyaç duyulan, sınıf dışından zilin çalmasıyla derse gelen öğrencilerin sınıf içi zili gibidir aslında. eğitimde çok basit gibi görünen her hareketin altında birçok anlam yatmaktadır. öğrencilerin sıralarında otururken bile hepberaber ayağa kalkması öğrenme adına motivasyonun başlangıcıdır. ortaokul ve lisenin aynı binada olduğu bir gerçektir ve çocuk tamamiyle çocuksu hareketlerinden kurtulamaz. çoğu zaman bu yaş grubu hareketlidir, yerinde duramaz. orada somut bir kontrole ihtiyaç vardır.
üniversitede hoca derse girdiğinde ayağa kalkmaya gerek duyulmaz çünkü evlilik ve ehliyet gibi sınır konulan yaşa gelmiştir kişiler. 13 yaşındaki kişiye evlenme izni verilmemesi ya da 16 yaşında ehliyet alınamaması da de bu gelişimin boyutunu açıklamaktadır.
bir hocamın "bunu bana olan saygınızdan dolayı değil uğraştığım ve uğraştığınız bilime olan saygınızdan dolayı yaparsınız" dediği aktivite. haklı olabilir ama o zaman neden müdür geldiğinde kalkıyoruz ki ayağa? hayvanlık bilimine yaptığı ve yapacağı katkılardan dolayı mı?
sınıfta hoca varken başka hocanın girmesi halinde ayağa kalkılmaması gereken hadise. kalkıldığında ise sınıfta zaten var olan hocanın göt olması durumunu doğurur. bide müfettiş vardır ki sınıfa girdiğinde hocanın bile ayağa kalkması enteresandır.
(wormy, 08.04.2008 11:28)