ilginç ve bir o kadar da görkemli aktivite...
öss'ye girilmiş, kep töreni olmuş, okulla ilgili son atraksiyonun vakti gelmiştir. evet, o atraksiyon tabi ki mezuniyet balosudur ve bir lise öğrencisinin olmazsa olmazıdır.
eğer erkekseniz işiniz nispeten kolaydır. birkaç hafta öncesinden (eğer zamanınız varsa) güzel bir takım alırsınız. okulda sürekli gömlek ve kumaş pantolonla dolaşsanız bile takım elbise içinde değişik görünürsünüz. kızlar için ise durum daha zor sanırım. onlar "gece elbisesi" bulmak zorundadır, işleri bizlerden hem daha zor hem daha zahmetlidir.
neyse efendim, eğer ebeveynler götürmüyorsa (ki erkeklerde genelde böyle olur) birkaç arkadaşla sözleşilir ve merkezi bir yerde buluşulup -genellikle taksiyle- balonun yapılacağı mekana gidilir. eğer benim gibi çok nadiren şatafatlı atraksiyonlara katılan biriyseniz mekanın güzelliği karşılığında büyülenirsiniz (bizim balonun yeri de güzeldi hani). tanıdık yüzler ararsınız önce. erken geldiyseniz yapacak birşey ararsınız ki bu da genellikle ya mekanla ilgili geyikler olur ya da fotoğraf çekmek (eğer ikincisini yaparsanız ve kendi fotoğrafınızı çok az çekerseniz anneniz kızar, evet ben bunu yaşadım). dakikalar geçer, gelecek olanlar gelir, ortam kalabalıklaşır ve balo denilen olay başlar...
yemek masası... aklınızda hep bunun son geceniz olduğu vardır bir yerlerde. bol bol geyik çevirilir, belki gelmeyenlerden bahsedilir ve okul anılarından söz edilir. asla yalnız olmadığınızı anlarsınız çünkü arkadaşlarınız da bunun son geceniz olduğunun farkındadır. dakikalara geçer, tatlı servisi olur. bu dakikalarda grupta yavaş yavaş kopmalar meydana gelir çünkü insanlar sıkılmaya başlamıştır. mekanı araştırmaya başlanır. büyük ihtimalle bulunacak bir yerlerde küçük bir grup oluşturarak sohbet edilir. garip sohbetlerdir bunlar çünkü hiçbiriniz rahat değilsinizdir: alışık olmadığınız kıyafetler, bu saatlere kadar birlikte takılmaya alışık olmadığınız topluluklar, istemeden gelen bir resmiyet...
bütün bunların sonunda, dj amcalar nihayet hareketli birşeyler çalmaya başlar. yavaşca eğlenme havasına girersiniz. tahmin etmediğiniz insanları göbek atarken, oradan oraya koştururken görürsünüz ve içinizden "vay be!" dersiniz. son geceniz mükemmel gitmektedir. uzun lise yıllarını ve girdiğiniz illet sınavı çatlatırcasına eğlenirsiniz. tek düşündüğünüz budur, son gecenizde mutlu olmak. (ha bu arada eğer dans etmek için müzikten anlayışınız chemical brothers, fatboy slim ya da daft punk'sa, ıı, böyle bir beklenti içine sakın girmeyin. ben de isterim hey boy hey girl çalsınlar ama...)
derken dakikalar ilerler ve son olmazsa olmaza gelinir: tabi ki son dans. bu kısım bazıları için bulanık olabilir (benim gibi) çünkü eğer senelerdir aşık olduğunuz bir kız varsa ve bu kız da onu bilmekte ama karşılık vermemekteyse, büyük bir ikileme girersiniz. dansa kaldırmalı mı, yoksa kaldırmamalı mı? arkadaşlarınızın "sen salaksın oğlum!" cümleleri arasında şarkı biter, elinizdeki fırsat akar gider. geceniz kendini imha butonuna basmak üzeredir. ama ne olursa olsun buna izin vermezsiniz, doğa izin vermez.
gecenin sonunda arkadaşlarla vedalaşılır, herkeste tatlı bir yorgunluk ve hüzün vardır. okul atraksiyonları bitmiştir...
taksiden inip eve doğru yürürken aklınızda
how to disappear completelyvardır, çünkü herşey bitmiştir. istemeye istemeye evinize, annenizin, babanızın, ablanızın yanına dönersiniz. "çok eğlendik ya!" diye savuşturursunuz soruları.
artık liseden mezun olmuşsunuzdur.