mustafa altıokların yönettiği fekat nasıl yönettiğini ve niçinini anlayamadığımız, mezunlarının
kampüsistan üniversitesine sınavsız giriş yapabildiği pek değerli dizi.
sürekli birilerinin başına bişeyler gelen ve bunlar hep fiziksel olaylar olan,örneğin sakatlık,hamilelik,kaza,hastalık vs vs..,kesinlikle saçma olduğuna inandığım dizi.
yaş ortalaması 30 olan insanların rol aldığı dizi.
(bkz.
ailecek kınıyoruz)
sürekli olarak gazetelerde ilanla oyuncu arayan dizi.
herbiri birbirinden filozof liselileri konu alan dizi. ulen hiç mi liseli olmadık. lisede hayat o şekilde mi sorgulanıyo. maaşallah hepsinde 40 yaşındaki yetişkin bilinci var.
kabataş erkek lisesinde çekilen dizi, hiç derse girmeyip, üniversiteyi kazanan öğrencilerin hikayesi... bir nevi
ipek ongun kitabı gibi
moderatörler tarafından silinmiş giriye benziyor.
kanal d can verdi yine bu güzide dizimize. olmasaydı napardık bizi dye düşünmeden edemiyor insan nedense. tabi dizinin biz türk halkına kazandırdığı şeyler çok fazla. örneğin;
heredotmisali hikayeler anlatan
emre altuğ'u kazandırdı bize. bizide japon anime kahramanı benzeri insanlar ihtiva ettiğimizi öğretti, denze nazır okullarda okuyanların cidden doğuştan şanslı olduğunu, çalışmadan da üniversite sınavını kazanabileceğini öğretti, yürüyemeyen bir insanın bir kızın gazına gelipte canavar gibi yürümye başlayabieceğini öğretti. dah aneler neler öğretti bize bu dizi.
bir de dizi jeneriğini her duyduğumda aklıma nedense 'dişe dokunur işi beraberce yaparız' adlı diş fırçalamayı heveslenirici reklam geliyor.mzik enziyor elimde değil.
gençtiler
hırslıydılar
arkadaştılar......
(troke, 09.08.2006 18:37)
tekrar yayınlanan bölümlerinde farkettiğim bi komik diyalog vardır ki ;
inci(sinem kobal) : kerim beni evlendirmek istiyolar borayla..şirket evliliği yani..
kerim(30 küsür yaşında emre altuğ) : ama inci nasıl böyle bişi yapabiliyorlar..biz daha küçüğüz!
(absinthe, 31.08.2006 03:16 ~ 28.07.2008 14:49)
şimdiki alacalı bulacalı kapaklara sahip defterler çıkmadan önce
harita metot defterleri vardı, bir de üzerinde lise defteri yazan defterler. harita metot defterleri kalın olurdu (takriben 250 sayfa). lise defterleri ise daha ince, 72 sayfalık defterlerdi.
defter üreten firmalar, lise eğitimimizin boş olduğuna kanaat getirmiş olacaklar ki, "bu kadar sayfa bunlara yeter" diye az sayfalı defter üretmişler ve adını "lise defteri" koymuşlardır. tespitlerinin ne kadar doğru olduğu tartışılır lâkin defterlerin çok ince olduğu su götürmez bir gerçektir.
dizide yer alanlar lise hayatını görmek istedikleri gibi ele almışlardır. fakat hayat ne o kadar toz pembedir ne de başa gelen olaylar o kadar somut ve yapaydır. günümüz neslini canlandırmaya çalışmışlardır. fakat canlandırmaya çalışanların yaş itibariyle lise neslinden oldukça uzak oldukları gerçeği diziye tamamıyle yansımıştır.
bazı defterlerin kapağına yazılmış ibare. bu ibarenin varlığı ve kaynağı çeşitli araştırmalara konu olmuştur ve söz konusu olguyu açıklayıcı birçok farklı model (bkz:
kuantum teorisi) bulunmaktadır. bununla birlikte bu modellerin hiçbirisi gerçek olguyu açıklamakta yeterli olmadığından söz konusu ibare halk ve bilhassa da lise gençliği arasında büyük bir merak konusu olarak varlığını sürdürmektedir. (bkz:
harita metod defteri)
sayfaları asla tamamiyle derslere ayrılmayan defterlerdir. bazı sayfalarında derste hissetiğiniz sıkıntıların izini görürsünüz. sayfa kenarına çizilmiş anlamsız şekiller, kareli defterde yaratılmış sayısal oyunlar vs. bulunur bir kenarda. öte tarafta bir arkadaşınızın şiirinin başlangıçları saklıdır ya da size yazılmış ve sadece sizin anlayabileceğiniz bir not... yıllar sonra karıştırılırken, sizi o günlere alıp götürebilecek anılar saklanır o deftere. ilkokuldaki hatıra defterinin şekil değiştirmiş halidir.
sözleri,
geçtiler hırslıydılar arzuluydular
istediler denediler hiç vazgeçmediler
parlayan bir yıldızın ışığını düşlediler
lise defteri gizli bahçem sırdaşım
lise defteri anılarım arkadaşım
lise defteri gizli bahçem sırdaşım
lise defteri anılarım arkadaşım
yanlızdılar kalabalıktılar
aynı yerde buluştular
konuştular bağırdılar kimi zaman sustular
kuyruklu bir yıldızın ardına takıldılar
lise defteri gizli bahçem sırdaşım
lise defteri anılarım arkadaşım
lise defteri gizli bahçem sırdaşım
lise defteri anılarım arkadaşım
aynıydılar farklıydılar, arkadaştılar
uzaktaki yıldızları dünyaya taşıdılar
lise defterinde masallar yarattılar
lise defteri gizli bahçem sırdaşım
lise defteri anılarım arkadaşım
lise defteri gizli bahçem sırdaşım
lise defteri anılarım arkadaşım
şeklinde olan bir parçayı bünyesinde barındıran dizi..
bir bölümde
emre altuğ'un yani dizideki adıyla kerim'in denize düşüp ölümle pençeleştiği zaman bile kendi kendine şiirsel konuşmalar yaptığını görmüştük.bu adam yıldızlara takmıştı dizide. gerçekten de dizinin felsefi boyutu oldukça abartılmıştı.
emre altuğ'un hiç de genç görünmediği, diğer oyuncuların da elbette hepsi liseli gibi görünmese de emre altuğ'un epeyce kart durduğu lise dizisi.
aynı alanda
koçum benimgibi bir örnek vardı, kesinlikle daha iyiydi.
yazık tüm bahtsız 16'lıklar bir araya gelmiş deyip ahlaya vahlaya anneannemin izlediği 3-4 sene önce kanal d'de yayınlanan bir mustafa altıoklar dizisi.
ellerimi havaya kaldırıp izlediğimi itiraf ettiğim dizi. ama hemen bakıyorum geriye ve neden izlediğimi anlamaya çalışıyorum. bu olsa olsa dizidekinin tam aksine, asosyalliğin doruklarında bir lisede
* okuyan bir ergenin "niye bizim lise böyle değil lan, olm bu karılar bizim lisede olcaktı her gün sikerdik, bu dallamaları da döverdik.." bakış açısı olabilir diyorum.
diziyi izleyenlerin bir kısmı "abi harbi öyle mi okuyosunuz siz de?" gibi mantık süzgecinden geçirilmemiş sorular sorabiliyor. dizinin kabataş erkek lisesi öğrencileriyle hiç bir şekilde bağı yoktur. ne bizi anlatıyor ne de bizden birinin ağzından çıkabilecek şeyleri anlatıyor.
60 yaşındaki teyzelerin dizideki olayları gerçek sanmasıyla dalga geçebilen bir güruhun bu tür sorular yöneltmesi ironik.
(coban, 25.11.2007 03:06 ~ 21:22)
bir dizinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen jenerik müziğini unutamadığım dizi.
eski bir gençlik dizisi. gerçek hayatta ilseli gençlerin yaşayamadığı şeyler oluyordu dizide. belkide bana öle geliyo
bunların gözlemsel olarak %70,32'si
harita metod defteridir.
emre altuğ'un sakalsız halinin pek bi tipsiz olduğu gösteren dizi.
lisede hep güzel şeylerin olacağını düşündüren dizi. eğer siz de bir lise öğrencisi adayıysanız ve lise defteri büyüsüne kapıldıysanız sizin için geliyor:
(bkz:
nah)
ortaokul yıllarındayken ilgiyle izlediğim kanal d dizisi fakat nedendir anlamam koca koca insanları liseli rolüyle oynatırlar bu tip gençlik dizilerinde.hayır dışarıdaki lise öğrencileriyle dizidekileri karşılaştırdığında olayın komikliğini anlamak pek de zor değildir aslında.bir örneği de
arka sıradakiler ve
hayat bilgisidir bunun.halbuki alın halktan harbi liseli gençleri en azından görsel olarak daha bi inandırıcı olur sanıyorum
bir tarafında fizik, bir tarafında kimya yazıları bulunan, hiç bir zaman düzene erişemeyen; alındığı zamanlar sene başlarına denk geldiği için bu sefer yapacam, bu sefer çok düzenli not tutacam, diye hevesle alınan, ama daha sonra sağına soluna grafitylerin çizildiği, hocalara küfürlerin veya onların gaflarının yazıldığı, üzerine not hesaplaması karalarken; kaç tane bir gelecek diye kara kara düşündüren, ve yıllar sonra karşılaştığınızda içini açıp bir nevi lise hayatınızın içini açmak istediğiniz, sizi bir süre duygulandıracak defter...