hatunun erkekğinin kendisi için neler yapabileceğini görmek için götürebileceği mekan. eğer burada hesabı ödeyebiliyorsa ok verilir...
kendine özgü limonatası denenmeli. seven de var sevmeyen de. ben sevmedim
(mavio, 14.09.2004 04:31)
her ne kadar pahalı olduğu söylensede gidilmeye değer hoş bir yerdir.galatasaray lisesinin yanındaki sokaktan kendinizi salıverdiğiniz mi bulursunuz hemen.bahçesinde içilen çayın keyfi de pek hoştur...
yemekleri veya fiyatı boşverip sevgiliyi götürmek gereken mekan.
sevgilisi olmayanlar da ortamdaki şımarık kedileri sevebilir pekala.
(excalibur, 29.01.2005 23:58 ~ 08.02.2005 01:38)
güzel havalarda kahvaltıya gidilesi, gayet huzurlu mekan. ancak fiyatları gereksiz pahalıdır. bir de boş zamanlarında gidilmesi daha bir makbuldür. piyasa içinde oturmak pek bir huzur vermez kişiye.
istiklalin karmaşasından sonra sığınabileceğiniz güzel bir mekan.pahada ağır ama napalım.
(bkz:
swh)
adını duyunca insan gerçekten bir dolu limon ağacı beklemektedir. fakat limonla olan ilişkisi (kanımca) girişinde şöyle bir hissettiğiniz limon kokusundan öteye gidemez. yaklaşık üç sene önce limonatasına ödemek zorunda kaldığım dört
* milyon lira ile de beni benden almışlığı vardır.
bahçesinde bir kaç tane limon ağacı vardır. adı da buradan gelir
(mavio, 04.08.2005 15:31)
yazın olduğu kadar kışın da güzel ve oturulası olduğuna inandığım mekan. sevgili ile gidilmeden önce sevgiliye mutlaka yemek yedirilmelidir. aksi halde mekandan çıkış çok zor olacaktır. bir bardak çayın bile çok pahalı olduğu, "neden bu kadar pahalı burası?" sorusuna garsonlarının sadece aptal aptal gülerek "o da bizim farkımız" gibi zevzek bir yanıt verdikleri ve çift olmayan kimsenin görülmediği, deri koltuklu ve aşırı rahat, uyusanız kimsenin dokunmayacağı mekan. kedi sevmiyorsanız uzak durun.
(bkz:
parasıyla değil mi kardeşim)
limonatasının en son 6 milyon olduğu, çok sakin çok şirin ama cidden aşırı pahalı mekan.
en son
frozenların 8,5 ytl olduğunu gördüğüm mekan
minderlerinde oturmanın keyif olduğu lakin fiyatları görünce insanı kitleyen, ısmarladığım kolanın içine gül yaprağı koyarak hesap öderken gülün parasını aldığını düşünmeme sebep olan hoş ama boş mekan.
cennet gibi geliyor. limon ağaçlarından geçtim. ama manolya ağacı bitirdi beni. çok tatlı. gidilesi yer kesinlikle.
geçen gün ilk defa gittiğim ve menüyü açtığım da üçbuçuk attığım ve öğrenci adamın eknomisiyle uzaktan yakından alakası olmayan mekan ;ama diğer yandan da adeta alice harikalar dünyasına girer bir edayla hazırlanmış nezih taksim mekanlarından.
onsekiz yaş sınırı getirildikten sonra daha bir kendine gelen güzel bahçedir. dövmeli bir abimiz vardır orda pek bir iyidir. bahçenin kaplumbağalarıda ona aittir. ama bahçesinde oturduğumda hala limon kokusu alamadığım bir mekandır gözümde.
limonlu cheesecake'i muhteşem olan, huzur dolu mekan..
rumeli hisarı'ndaki
arka bahçe'den esinlenmiş yer. fiyatlardan şikayetçidir herkes burada. haklılar da. new york'tan gelmiş jazz müzisyenleri mi sahne alıyor? hayır. canlı müzik de yok fiyatları yukarı çeksinler. bir tabak patates kızartmasının fiyatını bile abartıp üst tabaka olmak değildir kalite anlayışı.
boğaz'ı görmediğim bir yere de o parayı ödemem. boğaz görmüyorsa da o fiyatlar uygulanmaz istanbul'da.
insan boyunda kazıkların hesap defteri ile birlikte geldiği mekandır. aynı paraya lacivert'de yemek bile yenebilir. kısaca yeni yetme zengin tiki mekanı.
doğru düzgün bi yere oturmak için, ki o da içeri girenlerle burun buruna gelmeyeceğiniz herhangi bi masa, en az yarım saat beklenen yer.
gözlerimizde sakladığımız ''7 liraya limonata mı olur lan'' bakışlarıyla kaçarak terk ettiğimiz mekan. tamam öyle rahat huzurlu filan da madem kalabalık yerlerden hoşlanmıyorsun, huzur arıyorsun taksimde ne işin var ki diye düşünmeden de edemiyorum.
güzel harika gözükür ama hesapları kol gibidir adamın götüne girer. ilk gidildiği zaman ulan burası ne süper yermiş bir daha gelirim diye düşünülürken, hesap geldiğinde ulan ne sikik yermiş çüş hesaba bak girdi bana bir daha gelirsem moduna girilir. zaten gidenlerin çoğu bir bardak birşey içerler. ikinci bardağı istemeden hesabı ödeyip bir daha gelmemek üzere kaçanlar çoktur. kız arkadaşıyla giden erkekler sadece kız arkadaşına bir bardak içecek ısmarlar kendisi içmez. malum hesabın fazla gireceğini bildiği için kız arkadaşı ne içiyorsa direk bitirdiği gibi topuklarlar. haaa parası olanlar hesabı siklemeden yer içer. tabii parası olana koymaz.
içerisi uyuşuk kedilerle dolu (rahatsız olduğnuzu anladıklarında anında elinize bir adet kedisavar spreyi verirler onun için kasılmayın)
ayrıca giriş kapısını her defasında güçlükle bulabildiğim mekan
kapısında komik bir adamın 7/24 durduğu kafe.bu komik adam sabit değil sürekli değişiyor.görevli falan değil.komik derken güldürdüğü için değil,şaşkın bakışlarından...belki de şaşkın şaşkın bakması için bi 5-6 kişi görevlendirilmiştir.
limonatası çok güzeldir harikadır lafımız yoktur ona. yeri de pek güzeldir sakindir.
lakin eskiden daha iyi bir servisi vardı, menüsü daha bir güzeldi sanki.
artık isim yapmış, tanınmış olmanın getirdiği rahatlıktan mıdır nedir bilinmez, kendini salmış bir mekan olmuş.
ne bir hoşgeldiniz ne bir gülen yüz hiçbiriden eser kalmamış sanki hadi yiyin de gidin der gibi bakışlar arasında yemek yedik, sonra da zaten uçarcasına mekandan uzaklaştık. bir daha gider miyim bi düşünmem gerek..
eskiden daha bir havalı olan, müşteri potansiyeli daha bir farklı olan galatasaray lisesinin arkasında, eski bir binanın bahçesinde yer alan mekan.