fransızca sarmaşık anlamına gelen bu kelimeyi hayatımın içine sarmaşık misali kök salmış olmasıyla özdeşleştirerek aldığını düşündüğüm 5. nesil yazar adayı*. en kısa sürede aramıza katıl ki seni rahatlıkla eksileyebileyim. *
kaç kişi kaldık ankarada yaz zirvesinde, hypnotica girlün söz verip de doldurmadığı gotik kadrosunu layıkıyla dolduran, gülüşüyle insanın içini aydınlatan bir kardeşimizdir.. elimizde fazladan stephen king olsa, hemen kendisine sunmamıza sebep olacak kadar sevdirdi kendini...*
ve tabii; jassminei ve 8767 tel saçını alsın, yeni zirvelere gelsin isterim.
çok şirin bir yazar arkadaşımız, sohbeti gülümseyişi falan zirvelerden eksik olmaması temenni edilen biridir. her zirveye jassmineyi de alarak gelmesini diliyoruz.
"sözlüğün en akıllı uslu yazarı" diye bir kategori olsa aday göstereceğim beşinci nesil yazar. gerek nesil, gerek yaş açısından kaç kişi kaldık ankarada yaz zirvesi'nin en genç katılımcısı.. iyi ki tanıştık diyor, sevgiler gönderiyoruz kendisine.
doğurana ve büyütene saygımın sonsuz olmasının ötesinde sanalda ve reeldeki varlığıyla yaşamıma renk katmış dünya tatlısı minik kuşum. yaşından olgun sözleriyle bana dumur üstüne dumur yaşatan bazen "ya ne olacak benim bu halim?" sorusuna en uygun cevabı vereceğini bile düşündüğüm* şahsiyet. kızlarımın** ileride ona benzemelerini dilediğim ayrıca.
mayasına kurban olduğum cin arı. evet cin diyorum cin gibi. dikkatli, konuşkan, samimi. zaten; doğuran kişiyi seviyorsanız otomatikman onu da seviyorsunuz. üstelik beni karşılaması da beni çok çok mutlu etti. güzel bir başlangıca da imza attı. bu saatten sonra olsa olsa benim iyilik meleğim olma yolunda emin adımlarla yürür. yüz yüze gelelim en kısa vakitte birkaç küçük öneride de bulunacağım. çünkü; ben artık benim diyerek inceden inceye yol alıyorum. mesajım iletilmiştir herhalde.
edit: elimi de ayağıma dolaştırıyor. kendisini kanka listeme ekleyecekken yanlışlıkla en son yazdığı alakam olmayan giriyi de favorilerime eklememe sebebiyet verdi. çok yaşa lierre.
önsöz: bu pırlanta kız benim için çok şey ifade ediyor.
abisinin bir tanecik prensesine...
kendimi en yalnız hissettiğim en en en kötü günlerimde karşıma çıkan ve ışığım olan, hayata dair az çok olumlu fikirlere sahip olmamın yegane sebebi sevgi kelebeğim.. sayende seni seviyorum sözcüğü hiç olmadığı kadar berrak ve ışıl ışıl bir anlam kazandı.. şimdiye kadar çok zaman oldu gün geldi psikoloğum, gün geldi dostum, gün geldi kardeşim gün geldi sırdaşım oldun, ve ufacık yaşına rağmen tüm bu rolleri tam anlamıyla olgun ve birikimli bir kadın gibi üstlendin, üzerinde de hiç sırıtmadı üstelik..
peki ben tüm bunlara nasıl karşılık verdim? önce şaşırdım, hayret böyle iyi insanlar var mıymış dünya'da, böyle içten ve samimi kızlar kalmış mıydı? diye sordum kendime. sana olan güvensizlik değil yaşadıklarımın gölgesiydi şüphemin nedeni.. ama yok dedim, bu kız bambaşka.. ve o zaman karar verdim senin prenses olduğuna.. kalbinde biriktirdiğin sevginin ve saflığın başka bir açıklaması olamazdı çünkü.. ve seni çok sevdim, öyle çok kiii, hala da çok seviyorum kii.. zaten senin gibi tatlı bi kız sevilmez mi?
doğum günlerini pek önemsemediğimi bilirsin, daha önce çoğu kez söylemişimdir. ancak bu geleneği de bozuyorum senin adına, bu konuda da fikirlerimi yumuşattı o sımsıcak gülüşün çünkü..
bitanecik kardeşim, daha yazılacak ve yaşanacak öyle çok anımız olacak ki gezmekten tozmaktan vakit bulup sözlüğe aktaracak vaktimiz dahi olmayacak.. gireceksin koluma ve ankara şehir turu atacağız beraber.. ki ben ankarayı da sevmezdim hiç, bak bu fikrimi de değiştirmişsin..
sevdiğin şarkı sözüyle bitirelim o zaman bu yazıyı prenses..
nobody knows it but you've got a secret smile
and you use it only for me
olası bir organizasyonda hayko cepkin'i getirirsek, havaalanında kırmızı halı serip kılıç kalkan ekibiyle karşılama töreni yapacağını belirtmiştir. fakat ne yazık ki ben lierre'e uçağın iniş zamanını 2 saat geç söylemiş olup, çoktan hayko'yu bodyguardlarla hummerlarla karşılayıp oteline götürmüş olacağımdır...*
şaka bi yana keşke kız kardeşim olsa dediğim güzeller güzeli gotik hatundur. buradan kendisine meyve tabağı yolluyorum pls tşk...
hadi topla yüzünü prenses
üzülme katla hüznünü
kaldır çekmecene bir yerlere sakla
daha ömrünü tüketecek
nice yaraların olacak
kabukları düşecek
yeniden kanayacak
en sevdiğin yanlızlığını al geçir sırtına
eserse hafiften hüzün üşümezsin..
belki elmacıkların ıslanır
fenamı yanakların allanır
ağla,durma ağla
biraz ruhun cilalanır
kırmak istiyor bırak gitsin
gitmek istiyor bırak gitsin
bir daha dönmesin
ister yen ister yenil
daha gençsin öğreneceksin
ister sev ister sevil
daha neler göreceksin
ister yen ister yenil
daha gençsin öğreneceksin
ister sev ister sevil
gençsin...güzelsin...
bu şarkıyı ilk duyduğumda sözlerini torontonian'ın yazıp benim için gripine gönderdiğini düşünmüştüm. beni gerçekten mutlu edebilen ve duyduğumda yüzümün gülmesini sağlayabilen parçalardan biri olduğu için böyle güzel sözleri ancak benim adını her duyduğumda yüzümü güldüren biri yazmış olabilir demiştim. ama değilmiş tabii* gripine teşekkür ediyorum. bu kadar güzel bir şarkı olamazdı. dinlemek isteyenler için: (bkz: gripin)
(bkz: daha gençsin)
çok sevdim, çok şeker, neşe küpü. ayrıca çok sıcakkanlı. okey attı ben de alamadım gerçi, beraber başımızı duvarlara vurcaz. insanı gülümsetme özelliğine sahip, benden neşeli. daha nice zirvelerde görmeyi diliyorum bu şeker kızı, bide saçlarının rengi çok güzel. bi o, bi splendid zaten
bahar ankara'da da güzeldir zirvelerinden birinde (hangisiydi be? unuttum bak) artı 1 olarak tanıştığım sevimli insan. mor rengi sevdiğimi söyleyince gözlerini fal taşı gibi açıp "moooooooooooooooooooooor!!! ben de çok severiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim!.." diye üstüme üstüme gelmesini hatırlıyorum bir tek. korkmuştum lan.
dün artık kocaman olmuş sözlük kişisi*. doğum günü kutlu olan, tüm ömrü hep mutlu, başarılı,sağlıklı ve güzel geçirmesi dilenen. ha bir de kıskandığım çokca. burdan sevgili kankalarıma duyurulur. benimde doğum günüm yakın. bende istiyorum parti. süpriz falan olmasına gerek yok çok kasmayın. ben haberim yokmuş gibi davranırım valla*.
nice mutlu yıllara kişisi. kendini yetiştirenlere fazla zorluk çıkartmadan yaşayan ve onlara yardımcı olan bir yapısı var. ailesinin şansı bu. kendiside şanslı zira üzerine titreyen ,onu anlayabilen bir ailesi var güzel olan da bu.bütün ömrünün güzel ve mutlu geçmesi dileğiyle.
joyeux anniversaire
sürpriz bir doğum günü zirvesiyle** 17 yaşını geride bırakan, canımın istanbul köşesi bir güzel insandır. ve artık daha bir yetişkindir. uzun bir ömrü olmasını ve yaşamaktan hiç bıkmamasını diliyorum.
“yüksek sesle konuşan, asık suratlı bir kalabalık içinde bir sessizliği onarmaya çalışmaktan sindi üstüme, bu ezilmiş gül rengi acemilik. bir kirlenmeden korunmak için susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim. benim, kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı.
insanın acısını insan alır.
herkesin gövdesiyle varolduğu yerde yüreğini öne süren "bir beyazdım, zenciler arasında" kimsenin başkasının gözünün içine bakamadığı, herkesin çoğalmak için aynasını yanında taşıdığı yankısız bir zamanda, insanları sulara bakmaya çağıran meczup, bir beşinci mevsim simyacısıydım, yanlışını sevip yenilgisini kutsayan... bir solgunluktan geliyorum evet... kıyılarındayım işte tüm kirlenmişliğim, tüm arınmışlığımla.
sonsuz bir enerjisi var. etrafa da yayıyor bu enerjiyi.
bitmez tükenmez enerjisiyle tanıştığımda daha yazar değildi. yazar olmalı demiştim içimden. haksız çıkmadım. zira cevherdir kendisi. zaman denizinde uzun yollar katetmesine gerek yok diyeceğim neredeyse. o kadar mantıklı makul ayrıca. sevgi pıtırcığı desem kırılır mı bilmem ama benim gözümde öyle bi insan. kızmaz bence(?)