önsöz: bu pırlanta kız benim için çok şey ifade ediyor.
abisinin bir tanecik prensesine...
kendimi en yalnız hissettiğim en en en kötü günlerimde karşıma çıkan ve ışığım olan, hayata dair az çok olumlu fikirlere sahip olmamın yegane sebebi sevgi kelebeğim.. sayende
seni seviyorum sözcüğü hiç olmadığı kadar berrak ve ışıl ışıl bir anlam kazandı.. şimdiye kadar çok zaman oldu gün geldi psikoloğum, gün geldi dostum, gün geldi kardeşim gün geldi sırdaşım oldun, ve ufacık yaşına rağmen tüm bu rolleri tam anlamıyla olgun ve birikimli bir kadın gibi üstlendin, üzerinde de hiç sırıtmadı üstelik..
peki ben tüm bunlara nasıl karşılık verdim? önce şaşırdım, hayret böyle iyi insanlar var mıymış dünya'da, böyle içten ve samimi kızlar kalmış mıydı? diye sordum kendime. sana olan güvensizlik değil yaşadıklarımın gölgesiydi şüphemin nedeni.. ama yok dedim, bu kız bambaşka.. ve o zaman karar verdim senin prenses olduğuna.. kalbinde biriktirdiğin sevginin ve saflığın başka bir açıklaması olamazdı çünkü.. ve seni çok sevdim, öyle çok kiii, hala da çok seviyorum kii.. zaten senin gibi tatlı bi kız sevilmez mi?
doğum günlerini pek önemsemediğimi bilirsin, daha önce çoğu kez söylemişimdir. ancak bu geleneği de bozuyorum senin adına, bu konuda da fikirlerimi yumuşattı o sımsıcak gülüşün çünkü..
bitanecik kardeşim, daha yazılacak ve yaşanacak öyle çok anımız olacak ki gezmekten tozmaktan vakit bulup sözlüğe aktaracak vaktimiz dahi olmayacak.. gireceksin koluma ve ankara şehir turu atacağız beraber.. ki ben ankarayı da sevmezdim hiç, bak bu fikrimi de değiştirmişsin..
sevdiğin şarkı sözüyle bitirelim o zaman bu yazıyı prenses..
nobody knows it but you've got a secret smile
and you use it only for me