liberalizm, ekonomik politika olarak kapitalizmi benimsemiştir.
coğrafi keşiflere erken başlayan polonya ve ispanya, kıta avrupası*nın en erken zengin olan iki ülkesidir. diğer ülkeler keşiflere onlardan yıllar sonra başlıyorlar. üretim olanakları kısıtlıyken elde edilen bu kadar fazla altın, ispanya ve polonya'nın iştahını kabartıyor ve onları bu paralarla ordu kurmaya teşvik ediyor. amaç yıllardır süren avrupa içi çatışmalarda üstün duruma geçmek. yaptıkları hata ise üretime hiçbir yatırım yapmamaları oluyor. üretim sabit kalırken gelir yükselince kaçınılmaz olarak enflasyon artıyor ve bu iki ülke iflasın eşiğine geliyor. ekonomileri tamamen çöküyor.
olanlardan ders çıkaran ingiltere, ada ülkesi olmanın verdiği rahatlıkla parayı orduya yatırmak yerine üretim olanaklarını iyileştirme yoluna gidiyor. liberalizmin bir adım öncesi olan mercentalism bu sıralarda ortaya çıkıyor. zenginleşmek için ihracatın ithalatı geçmesi gerekliliği sistemine dayanıyor. coğrafi keşiflerde ele geçirilen adalarda şeker pancarı üretimine başlanıyor. bu beraberinde köle ticaretini de getiriyor. avrupa'nın, osmanlı tarzı fetihler yerine sömürgelerinde köle çalıştırıp üretim yapmasının amacı, komşuları osmanlı ve rusya'yı yenemeyeceği gerçeğinde yatıyor. diğer tarafında da okyanus olduğu için genişlemesi olanaksız. o yüzden ekonomik olarak güçlenme ihtiyacı duyuyorlar. osmanlı ve rusya ise rahatlıkla fetih yapabildiği için bu tür uğraşlarla vakit kaybetmiyor.
zero-sum game, mercentalismin temel mantığı. yani ben ticaretten +1 kazanırsam komşum -1 kaybeder düşüncesi. bu düşünce yapısı tarımda verimlileşmeyi gerekli kılıyor. serflikten kurtulmuş çiftçiler üreticilere hammaddeyi getirdiklerinde en kısa zamanda son ürünü istiyorlar. darda kalan üreticiler ise teknolojik gelişmelerin kapısını zorluyor. bu dönemi özetleyebilecek ana bir sektör var; dokumacılık.
koyundan elde edilen yün, arpa karşısında değer kazanmaya başlayınca soylular tarım için ayrılmış toprakları çitlerle çevirerek koyun beslemeye başlıyorlar. koyun sayısı ülke genelinde ciddi şekilde artıyor. bu ip eğiriciliği ve dokuma sektörünü genişletiyor. daha fazla ürün isteyen soyluların baskısı, dokumacılardan birinin flying shuttle teknolojisi denen dokuma şeklini bulmasını sağlıyor. bu sayede dokuma hızı iki katına çıkıyor ve kaçınılmaz olarak ipe olan talep artıyor. kısa sayılabilecek bir zaman sonunda iplikçiler spinning machine denen makineyi buluyorlar ve iplik üretimi o kadar hızlı oluyor ki dokumacılar yavaş kalıyor. bu sayede karşılıklı icatların yapılması teşvik ediliyor. bu arada ingiliz madenlerinde sık karşılaşılan su basması sorunu için mükemmel bir makine icat ediliyor; buharlı makine. kömürün çıkarılması kolaylaşınca, demir de daha ucuz elde edilebiliyor çünkü üretiminde kömür kullanılıyor.
dokumacılıkta da hemen kullanılmaya başlanan buharlı makine mucizesi, maliyeti büyük oranda düşürüyor. demir de ucuzlayınca dokuma makineleri demirden imal ediliyor ve bakım onarım azalınca maliyet daha da düşüyor. demiryolları yalnızca maden içinde değil limana kadar döşeniyor ve taşımacılık da ucuzluyor. ingiltere üretim ve taşıma maliyetini hayli düşürdükten sonra pazar arayışına giriyor. gümrük vergilerini düşürmeyi öngören balta limanı anlaşması da bu döneme rastlıyor.(1835)
ingiltere dünyanın dominant gücü haline geliyor. hindistan'dan haşhaş alıp işleyerek rekabet ettiği çin'e esrar olarak satıyor. ülke genelinde esrar kullanımı yaygınlaşınca çin hükümeti esrar ticaretini ve kullanımını yasaklıyor. buna karşı çıkan ingiltere ticaret özgürlüğünü savunuyor ve çin hükümeti'ne nota veriyor. notaya karşılık vermeyen çin hükümeti, ucuza maledilmiş süper kaliteli çelikten yapılmış ingiliz donanmasıyla karşılaşınca kararından vazgeçiyor ve serbest ticaret başlıyor. ingiltere bu şekilde kâh anlaşarak kâh savaşarak serbest ticareti dünyaya yayıyor
klasik liberalizm
- kişiye özgürlük ama kişi dediğimiz mülk sahibi erkekler
- devlet, tam bir başbelası. bize karışmasın, piyasaya karışmasın, biz her şeyin doğrusunu biliriz.
- laissez faire laissez passer
sosyal liberalizm
- pozitif özgürlük / aman devlet o kadar kötü değildir. piyasa yine serbest olsun ama düzenleyici tedbirleri de devlet alsın. piyasayı serbest yapacak önlemleri de alabilir, bizim yüzümüzden fakir olanları koruyabilir.
neo-liberalizm
- negatif özgürlük / olmaz öyle şey, devlet bir urdur, atılmalıdır. herkes eşittir ama bazıları daha eşit değildir, onlar da eşittir. kadınlar da, mülk sahibi olmayan erkekler de piyasadadır, gelsinler.
liberterler
- neredeyse anarşist / devlete hiç ihtiyaç yoktur, her şey piyasaya tarafından halledilebilir. devlet berbat, hemen ölmeli.