"lüküs hayat yan gel keyfine bak" zihniyetini savunan siyasi görüş..eh yan gel yat..nasıl olsa "yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz zengin olucaz" değil mi.."para gelsin de nerden gelirse gelsin,olmazsa anamı satarım"..değil mi..
adam smith'in kişi kendi çıkarına çalışırsa toplum çıkarında da iş yapmış olur görüşünden beslenen serbest piyasa ekonomisi desteklecisidir. ama biliyoruz ki akıl oyunlarında nash adam smith'in haksız olduğunu ispatladı. kişi kendi çıkarına çalışıyorsa her zaman toplum kar edecek diye bişi yok ki türkiye bunun yaşayan örneği.. bu sebeptendir ki devletçilik ilkesine sahibiz ve büyük devletimiz toplumun iyiliği için piyasa yönlendirmelerinde bulunabiliyor(du).*
son dönem türkiyesinde adı hiç geçmemektedir, laf söylenmemektedir. zira sağcısı da solcusu da liberalleşmiştir. milletçe tek ortak paydamız haline gelmiştir. maaşallah!
yahu bir sosyal devlet vardı, ona ne oldu?
tüm dinci ve ırkçı akımların, kendisinin arkasına sığındığı ideoloji.
bu düşünceyi benimseyen insanlara göre; onlar düşüncelerini belirtirken haklılardır, özgürlük olmalıdır. düşünceleri kutsaldır. karşıt görüşe gelince; sosyal baskı yapılır, o kişi kötülenir, "vatanına, milletine, dinine saygısızlık yapıyor, deyyusa bak!" denilir. hatta abartılıp vatan haini ilan edilir o kişi.
ne de olsa çoğunluk liberallerden yana. (bkz: ey özgürlük)
ingiliz, alman, belçikalı işçileri ülkemizde tatil yaparken görebilirken, çinli veya rus işçileri göremememize neden olan ekonomik doktrin.
tam anlamıyla uygulanmaz; zaten tam anlamıyla uygulamak aptallıktır. ince ayarlar çekilmelidir, tüm büyük ülkeler de çekmektedirler... fakat diğer devletlerden bu sistemi tam olarak uygulamasını talep ederiz.
globalizmi, kolonizmi desteklediği söylenir. doğrudur. zengin olmak isteyen tüm ülke ve sistemler gibi liberalizm de diğerlerinin mallarını alalım biz kullanalım der.
efendim? komizim almayalım mı diyor? evet diyebilir. ama merak ediyorum afganistanda ne işi vardı büyük rus kominist imparatorluğunun. pardon sovyet sosyalist cumhuriyetler birliğinin. tabi canım. rusya'nın veya çinin emperyalizm yaptığı, (kelimenin tam anlamıyla) globalist takıldığı, diğer ülkelerin zenginliklerinde gözü olduğunu da kim çıkarmış?ü
edit: rus işçilerini artık yavaş yavaş görmeye başladık galiba. allah allah...
locke: birey her türlü otoriteden kurtularak özgür olmalıdır ve kendi hayatını kendi kurmalıdır. herkes kendinin yargıcıdır.
tocqueville: devlet zorunun ve müdahalesinin olmadığı, her şeyin serbest olduğu bir toplumsal düzen hiç kimsenin önüne
geçemeyeceği evrensel bir yoldur ve bu evrensel yolda bireyler kendi iradelerini sınırlandıracak, ona müdahale edecek her şeyi despotizm olarak görecektir.
her siyasi akım gibi daha sonra çarptırılmıştır, yamultulmuştur.
insanların hayattan talep ve beklentilerinin en iyi kendilerince bilinebileceği, imkan ve özel şartlarının en iyi kendilerince gözlenebileceği şeklindeki epistemolojik varsayımlara dayanan, buradan da mutlu olabilmelerinin ancak ve ancak seçimlerinde özgür kalmalarıyla mümkün olacağı mantıksal sonucuna varan bireyci sosyal teori. liberal siyaset teorisine göre insanın her davranışının altında evrensel bireysel motivasyonlar yatar. bunlar dokunulamaz, karışılamaz, diğer insanlarınkiyle karşılaştırılamaz ve ölçülemez niteliktedir. tüm siyasi çatışmalar, insanlararası iktidar mücadelelerinden ortaya çıkar ve çatışmaları çözümlemenin tek yolu insanların birbirleri üzerinde egemenlik kurma imkanlarını tamamen ortadan kaldırmaktır. bu da ancak etkin yan sınırlamalar koymakla mümkündür, böyle bir yan sınırlama yoksa da oluşturulmalıdır. böylece insanlar başka insanlardan kurtulurlar, kendi hayat amaçları doğrultusunda yaşayabilmek ve hazırlık yapabilmek için gerekli alanı bulurlar. herkes kendi iyiliğini en iyi bilen kişi olduğu için de kendi hayatı üzerinde ne kadar çok söz sahibi olursa o derece mutlu olacaktır. başkalarıyla işbirliği yapmak veya yapmamak kişinin kendi elinde olduğu için hiç kimse kötülüğüne olacak bir anlaşmayı yapmayacaktır, bunun sonucunda da tüm işbirlikleri taraflardan en az birinin daha iyi duruma gelmesiyle sonuçlanacaktır.
liberalizm ilk modern sosyal bilim teorisidir. sadece siyasi değil aynı zamanda iktisadi bir doktrindir. temel yaklaşımı insana ilişkin olarak evrensel ve hayvanlardan ayırdedici niteliklerinden hareket etmektir. bu anlamda liberalizm insanı, özgür iradeli ve merkezi bir varlık olarak alır, tercihlerinde kişisel bilincin etkili ve nihai olduğunu söyler, diğer etkenler olan çevrel koşulların, ailevi-kültürel şartların vs etkisini tali olarak alır, yani insan bunları önemseyebilir, fakat kendi istediği için, yoksa zorunlu olduğu için değil. bundan ötürü de insan, eylemlerinin tam ve eksiksiz sorumlusudur, doğru şekilde davranmakla yükümlü, yaptığı her iyi şeyin karşılığını alma hakkına sahiptir.
aristo, john locke, david hume, immanuel kant ve adam smith önemli liberal filozoflar arasında sayılabilir. 20. yy'da da liberalizm, karl popper, friedrich a. von hayek, john rawls ve robert nozick gibi isimlerce temsil edilmiştir.
aslında bir felsefi akım olarak başlamıştır, ekonomiyle de pek arası yoktur ilk zamanlar. ancak sonradan bu felsefi yapının üzerine bir iktisadi liberalizm kavramı bindirilerek, siyasi bir ideoloji olarak günümüz liberalizmi çıkmıştır.
geniş kanatları boşlukta simsiyah açılır,
arkasında güneş doğmayan büyük bir kapı vardır.
ama fırsat eşitliği olduğu söylencesiyle hayallerimizi parayla süsleyen vahşi bir kavramdır. koşullarda eşitlik olmadan fırsat eşitliği kandırmacası barındırır.
şimdilerde trend bu galiba.
facebookta herkesin siyasi görüşü.
takım tutar gibi siyasi görüş belirliyor insanlar.neden desteklediğini bilmese dahi-ki babanın takımı seçilir çoğu kez-, ölümüne holigan.
hem özgürlükçüyüz,hem demokrat.
tutmayın bizi!!