tam 6 yıl önceydi.
40 derece ateşim vardı.herkes başıma dikilmiş yapabilecekleri bir yardım peşin delerdi.bense öğle saatlerinde çoğunu arkadaki cevap anahtarından bakarak çözdüğüm deneme sınavlarının beynimde bana karşı verdiği savaşa karşı elimde beyaz bayrakla direnmeye çalışıyordum. başlarında lider olarak x yer alıyordu. sürekli olarak y ve z ‘lere komutlar yağdırıyordu bana saldırmaları için. biri ağzıma büyük beyaz tadı iğrenç bir hap tıktı ve ardında da su…
x ‘in liderliği yere düşmüştü ama bu seferde eşitliğin diğer tarafına geçerek eksi x olmuştu.yapabileceğim bir şey yoktu. pes ettim. her tarafımı y’ler sardı. sivri uçları canımı yakıyordu. z ler ise çoktan halatlarıyla beni yatağıma bağlamıştı. derken uyumuş uyanmışım. sabahı etmişim. kalktığımda etrafımda hala x ‘ler var mı diye endişe ettim ama endişelenecek daha önemli şeyler vardı galiba… daha beyninin %1 ‘ini bile kullanmaktan aciz , ergenlik döneminde (belki değil bile) bir sürü sivilceli yamuk burunlu 8. sınıf öğrencisinin hayatlarının geri kalanını büyük ölçüden etkileyecek olan 2 saatlik bir soru cümbüşü… evet onun adı lgs.
dünkü durumumdan utanıyordum. o kadar fazla soru çözmüştüm ki beynimi gerçekten zorlamış olmalıydım. bütün bu saçmalıkları önümdeki 2 saatlik sınavın ardından hayatımdan atmayı düşünüyordum. fakat bunun daha ciddi daha karizmatik olan abisi öss’ den henüz haberim yoktu.haberim vardıysa bile benim için çok uzaktaydı.
annem güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. sağdan soldan öğrenip, kafasına kazıdığı bilgi topaklarını kahvaltı tabağıma aktarmıştı. hafif yiyecekler silsilesi… (tabi ya). annemin hafif olduğunu düşündüğü besinler mideme doğru yolculuklarına başlarken bir düğümlenme baş gösterdi kursağımda. ulan! birkaç saat sonra sınava girecektim. işte o andan itibaren bir iki gün kendime gelemedim. her şey çok karamsar görünüyordu gözüme. boku yemiştim. öyle düşünüyordum. asla kendimi hazır hissetmedim. hazır hiç bir şey hissetmezken beni arabaya bindirdiler. ailecek arabaya doluştuk herkes benim için 2 saat beklemeye hazırdı gideceğimiz yerin bahçesinde. gideceğimiz yerde yani sınava gireceğim okulda kazanmayı en çok istediğim, ilk tercihim olan okuldu.
arkaya oturmuştum. babam arabayı kullanıyordu. annem ise benim için endişelenmekle meşguldü. ağzı kıpırdıyordu. dua mı okuyordu yoksa? ben annemim ne yaptığını anlamaya çalışırken kara görünmüştü. vay be! bilmem ne anadolu lisesi! ne kadar büyük ve ihtişamlıydı. kahretsin çok güzeldi. içimdeki heyecan artık tavana vurmuştu 2 nin küpü neydi? allah’ım suyun özkütlesi kaçtı? mitokondri ne işe yarardı? hayır! her şey aklımdan uçup gidiyordu. taa ki kendimi samandan bozma sayfalarla birbirine yapışık bir tomar kağıdın önünde bulana kadar. başka bir kağıt daha vardı . onu daha bi tanıdık geldi gözüme. içinde bir sürü iğrenç yuvarlak. öyle değil böyle işaretleyin uyarısına takılmıştı gözüm. ardından hemen gerekli yerleri doldurdum ve kapaklar açıldı. tüylerim diken diken oldu. yüz binlerce öğrenci gibi bende ilk sorudan başladım koşturmaya. çok kolaydı türkçe güzel geçti çözmeye devam ediyordum yolda gelirken yarısını bitirdiğim yarım litre suyun kalan kısmından bir yudumla almamla beraber izdivacımızın pek yeni olduğu organımda basınç yükselmişti. evet çok kötü tuvaletim gelmişti. konsantre olmak mümkün değildi. baktığım hiçbir soruyu yapamadığımı fark edince ayağa kalktım. etrafa bakındım. etrafta bana bakındı. bazıları çok rahat görünüyordu. bazıları da arkamdaki çocuk gibi masasına ufak bir sofra kurmuştu çikolatalar şekerler türlü türlü abur cubur. sanırsın ki kahvaltıya geldi. bi kaç saniye sonra öğretmenlerden biri yanıma gelip neyim olduğunu iyi olup olmadığımı sordu. sesim heyecandan pek çıkmadığı için tuvalete gitmem gerektiğini hareketlerimle anlatmaya çalıştım.. anladı. bunu yapmamın yasak olduğunu ikimizde biliyorduk. bir an göz göze geldik.zor durumda olduğumu anlayınca beraber sınıftan çıktık. koridora çıktık. ben deli gibi koşuyordum bir saniye bir saniyedir. tuvalete vardım. ve işimi hallettim başımda da hoca bekliyordu.ellerimi yıkayıp pantolonuma sildikten sonra tekrar sınıfa koşmaya başladım. bir çocuk daha gördüm oda koşuyordu. içimden güldüm. yalnız olmadığımı görünce moralim biraz da olsa düzeldi. sorularıma geri dönmüştüm. ama hala zorlanıyordum zaten hiçbir zaman mükemmel olmamıştım. diğer çocuklar gibi cevabı pat diye yapıştıramıyordum.saatime baktım 15 dakika kalmıştı . boş bıraktığım soruları saydım. 20 - 30 kadar boşum vardı . hızlı hızlı boş olan soruların bir kaçını daha kalan sürede doldurdum. ve bitiş düdüğü duyuldu. koca 2 saat bitti. 9 aydır bu 2 saat için hazırlanıyordum ve bitti. peki çalışmam bi boka yarayacak mıydı? bilmiyordum. bir anda duygu boşalması yaşadım. gözümden düşen ilk damla test kitapçığını ıslattı. daha sonrası ise göz yaşları içinde koşturarak ailemin yanına gelmemle son buldu. herkes bize bakmıyordu bir kısmı bakıyordu ama diğer kısmı da kendi ağlayan çocuklarına bakıyordu. arabaya bindik hala ağlıyordum. rüyamda da x’ in cenaze töreninden ağlıyordum. uyandım. babaannemin evindeydik. ağlama isteğim hala devam ediyordu artık üretmeyi bırakmıştı gözlerim. beni yasmışlardı ben yasılmıştım.. ve o gün bitti.
not: sonra yaz tatilinde açıklandı sonuçlar. bilmem ne anadolu lisesini kazanmıştım. evet kazandım. mutluyum. huzurluyum.bir ay sonra da öss’ ye giricem .umarım benzer şeyler yaşamam..
ehe: öss'ye girilir kazanılır üniversteye başanır ohooo çok olmuş.
(bkz:
günlük tutmanın yararları)