leyla ile mecnun

  güzelinden getir  başlık içinde ara  bakın dur
  1. divan edebiyatının en güçlü lirik şairlerinden olan fuzuli tarafından yazılan aşk hikayesi.

    (, 21.12.2004 01:16)

    @284337

  2. şark edebiyatının en güzel hikayelerindendir...otuzu aşkın türk şairi tarafından yeniden kaleme alınmıştır fakat; ffuzulinin leyla ile mecnunu çok farklıdır... son dönem yazarlarımızdan iskender pala fuzulinin eserini esas alarak yeniden yapılandırmıştır...
    kitabın sunumunda yer alan
    "umarız türk gençleri, bütün zamanların bu en büyük aşkını tanımakla genlerinde hep var olagelen sevgi tohumlarını gönüllerinde yeşertecekler" sözleri herşeyi ifade etmektedir
    "bir başkadır çöl...bambaşkadır çöl...
    bir başka doğar mehtap o akşamlarda;yıldızlar bir başka parlar...yer ile gök kucak kucağadır ışıltılı kumların uçsuz bucaksızlığında..."

    (, 26.07.2005 16:04)

    @455856

  3. (bkz: yusuf ile züleyha)

    (, 01.11.2005 11:04)

    @533713

  4. tamamen tasavvufi bir aşk.

    leyladan geçme faslındayım, mevlayı bulma yollarında...

    (, 01.11.2005 11:28)

    @533754

  5. aşkları en bayık olan ikili...şimdi olsa döverler böylesini...

    (, 01.11.2005 11:35)

    @533769

  6. orhan gencebay'ın progresif bir girişe sahip şarkısı.

    (, 10.04.2006 22:07)

    @765658

  7. aşk'ı yaratanın er kişi olduğunu gösterir hikaye. zira leyla dediğiniz hatun ziyadesiyle çirkindir, ancak mecnun, adı üstünde mecnundur. aşkı gözlerini kör etmiştir ve bu ucubeyi bir afet sanmaktadır. daha da beteri bu ucube için çölleri aşmıştır.

    bize de "te heeeeey allah akıl fikir ihsan eylesin inşallah" demek düşer..

    edit: dağ delmek yazmışım bir de bak cık cık kendisi çöl aşmak olucak. zib olmasa kim bilir kaç sene daha kalırdı o ileti eski haliyle. burdan kendisine teşekkürlerimizi iletiyoruz.

    (, 10.04.2006 23:12 ~ 05.07.2008 13:09)

    @765770

  8. ''ey ecel!...gel şimdi;dünya,gözüme zindandır.alem ne hoş idi,sevgili varken;yok madem ki sevgili,yok olsun var olan alem.ey canım! hasta bedene veda et. ey gamım! susamış ruhuma elveda oku.ey ölüm! seni özlüyorum,gel! vucüduma yokluktan bir haber ver.aynamı pastan temizle, o'nu göreyim! engel ne ise kaldır aradan ki o'na varayım. allah’ım! artık bana cismü can gerekmez!sevgili yokken cihan gerekmez.dünya pazarında malım tükendi.canımı satmaya başka bir pazar ver!
    efsane aşık,gönlünün sırrını böyle açığa vurunca,allah'ın takdiri uygun düştü.ecel sürahisinden aşk meyini içti,sevgilisinin kabrini kucakladı ve canını o kabre adak etti.aşk şehidinin şahadeti ve son kelimesi sevgilisinin adı oldu:leylaaaa!'' (bkz: iskender pala)

    (, 19.01.2007 14:53)

    @1081196

  9. bir kayboluş öyküsüdür.kays leyla'da kaybolmuştur.kendini çöllere bırakmış. mecnun tam olarak deli anlamına gelmez türkçemizde daha çok çılgın anlamına gelmektedir. iskender pala bu öyküyü en iyi bilen ve en iyi anlatan yazarlardan bir tanesidir. ''babilde ölüm istanbul'da aşk'' kitabı son nokta koyar gibidir. her ne kadar biraz batı edebiyatına benzemiş olsa da en beğendiğim eserlerdendir. aşkı anlamak için pişmek gerekir.

    (, 28.02.2007 13:46)

    @1208886

  10. şu sıralar istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatrolarında gösterilen müzikal oyun.

    (, 28.02.2007 13:49)

    @1208895

  11. şehir tiyatrolarında gösterilen, iskender pala tarafından yazılmış müzikal oyun.
    oyun genel olarak hoş, ancak şarkılarda bol miktarda eski kelimeleri kullanmış olmaları sözleri bazen anlaşılmaz kılıyor. bazı sahneler ise oldukça bayıyor.
    bunun yanısıra özellikle savaş sahnesi, leyla'nın kocasının öldüğü sahne ve leyla'nın öldüğü sahne oldukça etkileyici bir şekilde aktarılmış.

    (, 26.03.2007 00:00)

    @1289012

  12. ne hoş bir hikayedir sevmesini bilene. nasıl bir aşktır mecnunun yaşadığı. hiç kasmayın bence kendinizi, bu günde kıyaslayacağınız kimseyi bulamazsınız. emin olun.

    (, 26.03.2007 01:22 ~ 01:34)

    @1289351

  13. ilk kez genceli nizamitarafından mesnevi nazım biçimiyle yazılmıştır. daha sonra fuzulinin kaleminde başyapıt niteliği kaznmıştır. eser, maddi aşkan manevi aşka geçişi anlatır.

    (, 26.03.2007 14:32)

    @1290443

  14. yönetmenliğini halit refiğ'in,başrollerini gülşen bubikoğlu ve orhan gencebay'ın paylaştığı,1982 erler film yapımı uzun metrajlı türk filmi.

    (, 04.06.2007 23:51)

    @1526719

  15. " sen yalnız geceleri yanarsın ey mum,

    bense yanarım gündüz gece.

    sen yaş dökerek anlatırsın macerayı,

    bende herşey bir bilmece.

    sen sırrı faş edersin yazık,başın her kesilişte,

    ser veririm ben sır vermem,farkımız budur işte. "


    iskender pala - leyla ile mecnun

    (, 11.06.2007 20:18)

    @1556513

  16. bir bütün idim ben leylâ ile.
    sense leylâ’yım diyorsun.
    sen leylâ isen eğer; beni yakmaya hayalin yeter...

    (, 11.06.2007 20:24)

    @1556536

  17. -ya sen, a pervane!
    bilirim ki sen tastamam âşıksın; hatta belki âşıksın.
    sevgilini bir kerecik görmeye can verirsin:
    bir vuslata iki cihan verirsin.
    sen ki mumun başındaki yalıma âşıksın
    ve onu kucaklamak için
    her daim uğraşırsın.
    senin kavuşman bir yok olmadır.
    müşkül olan da bunu biliyor oluşun...
    sen bir ışığa canını saçarsın; ben candan gamdan ışığını isterim.
    öyleyse de bana, aynı değil miyiz seninle geceler boyu?
    ta seherlere dek birlikte yanmaz mıyız?
    sende alev, bende mecnun sevdası.

    (iskender pala)

    (, 11.06.2007 20:33)

    @1556579

  18. (bkz: sarah ile musa)

    (, 12.08.2007 04:42)

    @1812183

  19. ilk defa izlediğim sıralarda itü sözlük yazarlığım olmadığı için hakkında yorum yazamadığım, ekim ayında pedelerini açacak olan şehir tiyatroları'nın oyun düzenine bakıp da tekrar sahnelendiğini görünce artık hakkında bir iki bişeyler karalayayım dediğim oyun.

    iskender pala'nın yıllardan beri hayalini kurduğu leylâ ile mecnûn'u bir görsel ve sanatsal şölen şeklinde insanlara sunma hayali uzun süren çalışmaların sonunda gerçek oldu ve şehir tiyatrolarının desteği ile ortaya leylâ ile mecnûn müzikal oyunu çıktı.

    öncelikle leylâ ve mecnûn hikâyesi ile ilgili çok bilinen bir yanlış sonu düzeltmek istiyorum: kökeni tamamen doğuya ait olan ve doğudan başka bir yerde işlenmemiş olan bu hikaye iki gencin ölümüne aşkını değil, mecnûn'un leylâ'ya olan aşkının büyüklerce engellenmesi sonucunda çöle düşüp, orada yaşadığı uzun meşakkatli yıllar sonunda ilahi aşka ulaşmasını anlatır. doğu edebiyatını elinin tersiyle itmekte pek mahir olan intelijansiyamız leylâ ile mecnûn hikayesi'nin kısık nefeslerle de olsa yaşamasına bu ilâhî aşk kısmını pek de önemsemeyerek rıza gösterebilmişlerdir. mecnûn hiçbir zaman delirmemiş tam aksine gerçeklere ulaşıp ilâhî aşkı tattığı için kendi kabilesinde deli diye isimlendirilmiştir. o yüzden yıllar sonra leylâ ayaklarına kapandığı halde asıl vuslatı yakaladığı için ona îtibâr edememiştir. leylâ ve mecnûn mesnevîlerinden en meşhûru olan fuzûli'nin “dâstân-ı leylî vü mecnûn” isimli 3100 beyitlik mesnevîsinin başında 600 beyiti allah-ü teâla'yı ve peygamber efendimizi övmeye ayrılmıştır zîrâ. hatta sonunda da bir bölüm var ama kitabı bitiremedim.

    gelelim oyuna veya kendi tanımlamasıyla müzikal oyuna. iskender pala'nın yazdığı kitapların tamamını okumaya tâkatim yetmese de okuduğum kadarıyla kendisine bir ülfetim vardı. bundan dolayı senaryosunu yazdığı bir tiyatro oyununu beğeneceğimi kednime garanti ederek ve oyunu izlemek benim için kitap okumaktan daha kolay olacağı için koyuldum yola.

    oyunun senaryosu temelde fuzûlî'nin mesnevîsi baz alınarak, fakat bunun haricinde aşk için bir çift söz söylemiş olan meşhûr şuarânın hepsinden biraz feyz alınarak beyitler şeklinde yazılmış. diyalogları, meddahların konuşmaları, müzikal oyun olmasından dolayı da koro ve solo yorumların hepsi de beyitler halinde. iskender pala zaten kalitesini ispat ettiği bu alanda birçok şairin, özellikle fuzûli'nin beyitlerini göze batmayacak şekilde günümüz türkçe'sine uyarlamış. günümüz türkçesi derken tamamen de post-modern bir türkçe değil. içinde gerektiği kadar eski türkçe kelime var. bu kelimelerin kimi oğuz türkçesi'nden kimi farsçadan kimi arapça'dan ama hepsi asırlardır kullanılan kelimeler. ancak bu kelimeleri anlayamayanlar olabilir. bu şiirsi anlatım beni sonuna kadar ayakta tutmaya yetti zaten. hele bildiğiniz beyitleri güzel figürler içerisinde canlandırılırken görünce daha bir mest oluyorsunuz.

    kostümleri şıkır şıkır ve güzel ancak dekor yok pek sahnede. hiç dekor kullanmamalarının sebebi oyunun kalabalık oyuncu kadrosuna sahnede yer açabilmek olabilir. çünkü oyunun 87 kişilik bir kadrosu var. bu kadro parça parça diyaloglara sokulmuş oyuna, yani bir nevi meddahlığa. bu kadar çok oyuncunun ansızın değişen diyalogları hiç bozmadan takip edebilmesi de güzel.

    yalçın tura'nın elinden çıkmış müzikleri ise ayrı bir sanat temâşası gibiydi. 42 tane parçayı seslendirmek için ayrı bir orkestra kurulmuş ve bu orkestra doğudan da batıdan da çok başarılı parçalar çalıyor. oyunu gayet bütünlüyor. en güzel sahnelerinden birisi olan hac sahnesinde mistik bir müziği gayet güzel yorumlayan orkestra güzel bir işve, naz sahnesinde romantik bir batı müziğinin hakkını verebiliyor.

    gelelim bale, opera formatında olan kısıma. müzikal oyunlarda genelde tek oyuncu veya bütün oyuncuların birden seslendirdikleri şarkılardan farklı olarak burda yer yer opera ve bale çizgisinde gidiyor oyun. oyunun başlarındaki figürleri pek tutmasam da daha sonra güzel temsiller ve figürler gelince bu açıdan da oyunu beğendim. ancak, dans figürlerini canlandıran, operaları seslendiren ve gerçek manada oyunculuk olarak leylâ ile mecnûn'u oynayan üç çiftten en zayıfı olarak ben opera çiftini gördüm. daha önce bir opera tecrübem yok ama, adamın söylediklerini anlayamadıktan sonra yorum yapmak için tecrübeye ihtiyacım olmadığına kanaat getirdim. bu sözleri anlayamamda biraz da harbiye muhsin ertuğrul sahnesi'nin ses düzeninin sağlam olmayışı da etkili. oyunun da bazı yerlerini ses problemlerinden dolayı kaçırdım. leylâ'yı oynayan opera sanatçısı yine anlaşılıyordu biraz. ticketturk'ün best seat algoritmasına göre seçtiği koltuklarına itibar etmeyip, biraz zahmet ederek tiyatro binasından kendi yerinizi kendiniz seçerseniz iyi olur. ancak arada geçen yaz döneminde belediye şehir tiyatroları biletlerini internetten yer seçerek alamayan bizlerin feryadını duyarak kendi bilet sitesini de kurmuş, çok da iyi etmiş. artık ticketturk'de de yer seçiliyor.

    ilk başlarda hem dans edecek, hem opera icrâ edecek hem de rol kesecek tek bir tane leylâ ve mecnûn çifti bulunamaz mıydı gibi düşünsem de daha sonralar çiftlerin beraber rol aldıkları sahneler ve sonlara doğru gayet hoş olan "üç leylâ üç mecnûn sahnesi" ile fikrim değişti.

    sonuç olarak şehir tiyatroları gibi özel tiyatrolara nazaran maddi imkanları daha iyi olan bir tiyatro gerçekten büyük bir yapıma imza atmış ve bunun da altından kalkmış. ancak oyundan sonra bu imkanlarla daha iyisi de yapılabilirdi diye düşünmedim değil. bir daha böyle bir efsaneyi anlatan tiyatro ya da müzikal oyun zor bulunabilir, o yüzden bu eldeki fırsatı değerlendirip mutlaka oyunu izleyin derim. hem kendi hayallerini gerçekleştien hem de bize yeni hayaller kurduran iskender pala'dan ve projeye hayet veren şehir tiyatroları'ndan bunun gibi güzel çalışmalar bekliyoruz.

    (, 26.09.2007 00:34)

    @1958648

  20. leyla adı anılınca

    bir hac kervanı mecnun'un yurdu olan çöllerden geçiyordu. mecnun'u görünce saygıyla durdular ve birisi sordu:

    - a yok, yoksul âşık, a dillere destan deli, leyla hakkında ne biliyorsun?

    adamın sorusu biter bitmez mecnun yere yığılıp kaldı. neden sonra onu gül sularıyla ayıltabildiler. gözlerini açınca soru sorana dedi ki:

    - haydi, bir kere daha leyla de!.. leyla hem soru, hem cevaptır. her soruya leyla cevabı elvermez mi? ne kadar mânâ incisi delinse yine de leyla'nın adı kadar değerli değildir. leyla'nın adını andın mı, cihan içinde cihanlarca sır söyledin demektir. her an "leyla" deme imkânım varken başka bir adı anmam küfürdür bana.

    27 kasım 2007 salı, iskender pala

    (, 28.11.2007 14:55 ~ 14:55)

    @2105156

  21. an itibarıyla winamp da o muhteşem introsu ile çalan orhan gencebay eseri. bir intro bu kadar damardan mı olur ? iki dakika otuzyedi saniye süren intronun ilk iki dakikası bağlama solo şovudur. hatta üstat bir ara bağlamasından öyle sesler çıkarmakta öyle gamlarda dolaşmaktadır ki; satriani gelse, eric clapton gitse, ve hatta gary moore uğrasa bir sustain verse bu kadar olur dedirtir, dinlettirir. bağlama sapında basmadık nota bırakmayan bu intro öyle pinhani minhani dinlemez, beni al gibi sündürmez, delikanlı duruşunu eser boyunca muhafaza eder... sözleri ve bestesi ile gerçek bir sanat eseridir.

    sözler copy/paste olup alın teri değildir.

    bir feryat yıllarca cevapsız kaldı
    öyle bir feryat ki bu duyan ağladı
    hasret dolu çile dolu sevgi dolu dert dolu
    böyle aşk dünyada hiç yaşanmadı
    hasret dolu çile dolu sevgi dolu dert dolu
    böyle ask bir daha hiç yaşanmadı
    aşkımın gözyaşları tek ümidim hala
    döktüğüm kanlı yaş yalnızlık ne fena
    mahşerde seni seni leylaa leylaaaaaa leylaaaaaaaaaa....
    leylaeaeaaa...(leyleaeae..)
    ölmek bir sonm değil bize seven ölümsüzdür leyla
    dünya döndükçe biz varız sevdikçe leyla
    biz varız leyla

    bir efsane olduk dertle çilede
    hep sordular mecnun leylan nerede?
    dedim ki leyla bende gündüzümde hem gecemde
    kaderimde feryadımda son nefesimde
    dedim ki leyla benim gündüzümde hem gecemde
    kaderimde kederimde her nefesimde
    aşkımın göz yaşları tek ümidim hala
    döktüğüm kanlı yaş yalnızlık ne bela
    mahşerde seni senii leylaaa leylaaaa leylaaaaa...
    leyleaea leylaea leylaea
    ölmek bir son değil seven ölümsüzdür leyla
    dünya durdukça biz varız sevdikçe leyla
    sevdikçe leyla
    leylaaa
    mecnuuuuun
    leylaaaaaa
    mecnuuuuun
    leylaaaaaaaa
    mecnuuuuun......

    http://www.youtube.com/...
    http://www.youtube.com/...

    (, 07.12.2007 16:16)

    @2123279

  22. leyla’nın uğruna deliren mecnun’a, (adın ne) diye sorarlar. o da, leyla der.

    (leyla ölmedi mi) derler.
    (hayır ölmedi. kalbimde... ben leyla’yım) der.
    (leyla’nın evine doğru bak) derler. o da,

    (leyla’nın evini gören yıldıza bakmak bana yeter) diyerek ağlar.

    (, 13.03.2008 02:46)

    @2268902

  23. yanıklığıyla ve ceylanlarıyla kendini aşka çağıran çöldedir mecnun. dolaşır bir baştan bir başa. yüreğinden aşka ırmaklar akar çöl kumlarında. gönlünü avutur.dolaştığı günlerden bir gün...fark edemez namaz kılan bir dervişin önünden geçtiğini . leyla'dan başkasını görmeye yasaklı gözleriyle göremez, namaz kılan dervişi. namaz biter. kırk yıllık bekleyiş yükünü bilen derviş kızar mecnun'a. özür kuşanmış kelimelerin ardından, paslı vicdanlara bir hançer gibi saplanan sözler dökülür leyla kitabı okuyan dudaklardan : " kusura bakma derviş baba, ben leyla'nın aşkından seni göremedim. ya sen, huzurunda bulunduğun mevla'nın aşkından beni nasıl gördün?"

    (, 13.03.2008 20:46)

    @2269794

  24. mecnun'un zamanında görünüşte leyla'dan daha güzelleri de vardı.fakat mecnun'un aklı fikri hep leyla'daydı.onu hepsinden daha güzel daha alımlı görüyordu.mecnun'a geldiler ve ona ;"leyla'dan daha güzelleri var. sana bunları getirelim." dediler.mecnun onlara şöyle cevap verdi :"hayır ben leyla'yı dış görünüşü ve güzelliği için sevmiyorum.çünkü o sadece görünüşten ibaret değildir.leyla benim elimde bir kadeh gibidir.ben o kadehten şarap içiyorum.sizin gözünüz hep kadehte kalmış."

    (, 12.05.2008 13:25)

    @2406049

  25. iskender pala'dan bir alıntıyı da ben aktarayım leyla ile mecnun adına.

    mecnun, leyla ile sohbette

    mecnun bir gün fırsat buldu, leyla ile oturmaya muvaffak oldu. leyla, onu sınamak için bir dilekte bulundu:

    - ey âşık! neyin varsa getir.

    - a ay yüzlü, dedi mecnun, aşkınla ne suyum kaldı, ne kuyum. ne ciğerimde azıcık kan, ne gözümde bir nebze yaş. aklımı yağma ettin, uykumu çaldın. artık bir canım var, emreyle onu vereyim.

    - ben onu senden ne vakit istesem alırım, başka neyin var, sen ondan bahset.

    mecnun o vakit arandı, yakasında sakladığı bir iğnesi vardı, onu çıkarıp sevgiliye sundu.

    - işte varlık aleminde sahip olduğum tek şey bu iğnedir. bunu da neden taşıyorum bilmek istersen, çölde, ovada seni izlerken çok düşüyorum, kendimden geçiyorum; oralarda ayağıma, bedenime dikenler batıyor; bu iğneyle o dikenleri çıkarıyorum.

    - işte bunu istiyordum ben senden. eğer aşkında gerçek isen bu iğne nasıl layık oluyor sana? dikeni çıkarırsan buna vefa mı derler?!..

    (, 28.06.2008 23:18)

    @2512107

  1. 1
  2. 2
  3. 3
  4. 4
  5. 5
  6. 6
  7. 7
  8. 8
  9. 147