bütün gün finallere çalışmak, proje, sunum yetiştirmek gibi sebeplerden ötürü kafayı sıyıran, sersem sersem dolaşan insanlara verilen isim
(bkz. leyla olmak)
aksak gözüken 4-4'lük ritmi ile insanın içini kıpırdatan, sözleri ve gitarları ile ise bunalım denizlerine yelken açtıran rafet el roman şarkısı.
sözleri :
yine mi bela yine mi bela
nedir çektiğimiz
bize bu ceza bize bu ceza
ağır ey tanrım
bize de bir şans bize de bir şans
tanı ey kaderim
fazla yaşayamam fazla yaşayamam
ah şu gençliğim
leyla leyla uyusam dizlerinde dalsam rüyalara
sen gideli leylam karardı dünyam
hiç yaşamadim bir şey anlamadım
sarılsam sana canım dalsam rüyalara
uyusam dizlerinde dalsam rüyalara
sana gelemem seni sevemem
bizi bu yöre bizi bu töre
bir araya getirmez
sana da yazık bana da yazık
yazık herşeye
bu kara bela bu kara ceza
nedir çektiğimiz
arapça'da gece manasına gelen isim. çölde yaşayan ve çöl kültürünü edinmiş insanlar için çok değerlidir. çünkü gece onlar için herşeydir. gündüz yapamadıkları şeyleri gece yaparlar; tefekkür, gezip dolaşmak gibi. o yüzden de leyla mecnun için ölesiye bir öneme sahiptir. zaten kendileri geceyi hatırlatacak şekilde esmer bir hatun kişidir..
mecnun 'un sevgilisi.kadir leyla 'nın aşkından mecnun olmuş, çöllere düşmüştür.bu yüzden leyla 'nın dünyadaki en güzel kadın olduğu düşünülür.ancak denir ki leyla 'yı görenler "mecnun böyle bir kadın için mi çöllere düştü?" diye acırlar mecnun 'a, küçümserlerler leyla 'nın güzelliğini.bilmezler ki aşktır leyla 'yı güzel yapan mecnun 'un gözünde.
leyla, gül bahçelerinden koş gel bana
denizin mavisiyle bak, rüzgarı nefesinle anlat yavaş yavaş
eski bir şiir defterinde kalan bir kaç anı olsun, belki de yalan
renk renk düşünceler hepsi, unutulan
sakın unutma leyla, o sıcak yaz gecesinde
ellerim ellerinde, gözlerim gözlerinin peşinde
taze bademler vardı nefesinde adımı söylediğinde
leyla, fındık bahçelerinden baktım sana
güneşin yanında, solgun, sonsuz hiçliğin koynundasın
uzakta parlayan ışıklar varda, uzayıp giden gölgeler nerde
renk renk düşünceler nerde
bitti leyla
bana hayatımda çok keyifli anlar yaşatan ve umarım yaşatacak olan, sıcacık bir mekan. cihangirde olması ayrı bir artıdır ancak, çalışanlarıyla, menüsüyle, müdavimleri olan keyifli insanlarıyla apayrı bir yer.
televizyonun içinde oturuyorsun ya da televizyon senin içinde hissi veren cihangir mekanı. girilebilir bir yer; luccanın sterilliği yok, fiyatlar makul sayılabilir. bir bira 6 ytl eh fena değil. lakin, şöyle bişi de var; herkesi biryerden tanıyorsun da nereden çıkaramıyorsun. dediğim gibi televizyonun içindesin de bu kimdi yaa ben bunu nerden tanıyordum/hangi film-diziden tanıyorum sorusu yakandan düşmüyor. çerezleri kaliteli vallaha, badem bile var içinde bol miktarda. mönüleri mavi renkli neredeyse kitapçık ebatlarında. bir de kimi salata ve yemeklerin kalorisini yazmışlar ki elinde hesap makinasıyla ya şunu şunu yesem mmm bu kadar kalori olur hesapları yapan insanları aramadı gözüm desem yalan olur. benimki gözlem işte; orada bir bira, burada bir biraz kim nerede kiminle yeni proceler neler, maksat kulak dolsun malumatfuruşçuluk yapayım eh üstüne bir de dedikodu yazarı olmak kolay değil. duyulanları, görülenleri kolaj yapayım yazayım.
... leyla “geceye dair,gece gözlü ,gece saçlı “demekti.sonradan gece bahtlı da olacaktı. kays’ın çığlıkları ,işte bu gece renkli güzel için idi. “güzel” ne kelime !...kays’ın ruhu ve canı...(alıntıdır)