bir iki gün içinde bitirilmeden durulamayan, akıcı kitap. tarihi olaylar da araya sıkıştırılmış. ermeni bir öğretmen ile osmanlı hanedan soyundan gelen birinin dostluğundan başlayan hikaye fransa'daki direniş olaylarına kadar uzanıyor.burada da bitmiyor. devamını okumanız şiddetle tavsiye edilir.sf.36'dan: "her milletten insanın doğu'nun limanlarında yan yana yaşadığı, dillerin birbirine karıştığı o çağ, eski zamanların bulanık bir anısı mıdır?yoksa geleceğin bir belirtisi midir? bu rüyaya sıkı sıkı sarılmış olanlar geçmişten kopamayanlar mıdır, yoksa gönül gözüyle geleceği görenler mi?buna cevap vermeye gücüm yetmez. ama babam, işte buna inanıyordu. bir türk ile bir ermeni'nin gene kardeş olabileceği, sepya rengi bir dünyaya."
amin maalouf'un lübnanda çıkan bir isyanı ve bu isyanda rol alan kahramanı anlattığı enfes kitap.
kitabın etrafında döndüğü iki olay da isyan. biri lübnanda çıkan isyan diğeride bu isyana katılan isyan adlı kahraman.
kitap iki isyanı öyle bir anlatılıyor ki iki isyanin da ruh durumu birbirine paralel bir sekilde ilerliyor. ve iki isyanın kaderide aynı şekilde son buluyor.
görmeden bir fransiz şehrini size bu kadar güzel bir sekilde hayal ettirecek az sayıdaki yazardan biri olan amin maalouf, bu eserinde yine döktürüyor.
kendi adıma bir kitap için kısa bile olmuş diyorsam kitap benim için olmuştur.
gereksiz detay yok anlamı boğan tasvirler yok, çıtır çıtır bir hikaye
yine bir dönem kitabı, bambaşka bir gözlükten anlatılan bir devir, hayaller ve gerçeklerin tezatında sünepe sayılabilecek bir gencin devrim lideri olma hikayesi, aşk hikayesi, baba olmanın hikayesi, sevgili olmanın hikayesi, osmanlının son zaman hikayesi, yeni dünyanın başlangıç sesi semerkanttan sonra en beğendiğim amin maalouf kitabı,
iyi okunur..
tek cümle adet yerini bulsun
"çoğu var olduğumu unutmuştu, beni törensiz duasız çoktan gömmüşlerdi."