1975 yapımı. usta yönetmen pier paolo pasolini imzalı film. başrollerde; paolo bonacelli, giorgio cataldi ve aldo valletti var. kitaptan uyarlama, izlemek için geniş mide isteyen bir film.
bildiğiniz en vahşi hayvana izletseniz o bile kendinden utanıp kuzuya döner dedirten pasolini filmi. insan beyninin iğrençlik üretebilme konusunda varabileceği son nokta hakkında da bilgi verir. bir insandan nasıl böyle bir iş çıkar? mümkün olduğu kadar şaşılasıdır.
gerçi kendi rahatları için savaş üretenleri görünce insanın son noktasının bu olmadığını da düşünüyor insan.
ve film diye izlememek lazım. düşününce bile insanın midesini bulandırıyor.
panzehir olarak izlenebilecek film için (bkz:
la marche de l empereur)
sade, sodom'un 120 günü'nde, en hafif ifadesiyle şok edici olan, 'basit'ten başlayıp partnerin ölümünü gerektiren 'cinai'ye kadar varan altı yüz tutku menüsünü sıralar: güçsüzün asılması, boğulması, haşlanması, bağırsaklarının deşilmesi ve başının kesilmesi yoluyla doyuma ulaşılır. sade'ın işkencecileri istisnasız zengindirler ve servetlerini, cezalandırılmadan doğrayabilmek, işkence edebilmek ve öldürmek için kullnırlar: kurbanlarının kurtulma şansı yoktur. bir başka deyişle, cinsel haz güce dayanır. güç, işkencecinin hücresinde, ormandaki bir aslanın avı misali bir nesne haline gelen kurbanı insanlıktan çıkarır. sade’ın en büyük başarısı, 'seksi, müstehcen zulüm ile despot gücün en mükemmel ifadesi' yapmak olmuştur.
david coward/sade: bir vaka
işkencelerden bir hatırladığım, dört heriften birinin küçük kızın kalçasında kızgın yumurtayla omlet yapıp afiyetle yemesidir. güleyim mi, korkayım mı, kusayım mı bilemedim.
marquis de sade'in bastille hapishanesinde kaldığı zaman diliminde (sade, zaten yaşamının kayda değer bir zamanını hapishanelerde geçirdi.) yazdığı, tamamlayamadan sakladığı ve sonrasında bulamadığı romanı. 1926 yılında hapishanenin restarasyonu sırasında bulunan sorman hemen yayınlanıp pek çok dile çevrilmiş. (sade diğer romanlarında sık sık sodom'a atıfta bulunuyormuş.)
dört zengin ve şehvet düşkünü adam, onlara basit tutkulardan ölüme kadar varan 600 farklı tutkuyu anlatan dört öykücü ve bu şehvet oyunlarının araçları olan kadınlar, erkekler, ihtiyarlar... kalabalık roman karakterlerini karıştırmamak elde değil.
ilk 150 tutkunun detaylı olarak anlatılmasına karşın, diğer tutkular -ki daha dehşetengiz olanları- eskizler şeklinde kalmış. herhalde sade romanını hapishanede bulabilseydi onları da ayrıntılandırırdı hiç şüphesiz.
kitap pek çok nefreti, farklı alışkanlıkları dillendirmiş. kadına duyulan nefret, güzele duyulan nefret, iyiye duyulan tahammülsüzlük, fakire duyulan iğrençlik duyguları... ve niceleri.
"şeytanın ta kendisi", "bir canavar" gibi nitelemelerle tanınıyor sade. kitabın sayfaları çevrilirken de şüphesiz bu şeytanla yüzleşiliyor...
(fulya, 07.03.2008 03:52)
bir çok erkeğin penisinden nefret etmesine sebebiyet veren,aşmış...aşmışlığın aşmışı bir yapıt...
filmde müstehcen hikayeler anlatma görevini üstlenen fahişelerin kimi zaman ezra pound'a ait dizeleri dillendirmeleri oldukça manidar. zira mussolini'ye yakınlığıyla bilinen bir şairdi bu zat ı muhterem.